Hoşgeldiniz; Bugün 25 Şubat 2018 Pazar
Terörizm ve Terörizmle Mücadele|29 Mart 2011 Salı

Başbakan’ın Irak “Açılımı”

Kenan Ertürk tarafından yazıldı.

Barzani’nin Kürt açılımına verdiği desteği bir kenara koyarsak, PKK konusunda somut hiçbir adım atmamışken Ankara’nın ona karşı yaklaşımı ciddi derecede yumuşamıştır.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yanında Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ve Dış Ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan ile birlikte 28 Mart'ta iki günlük Irak gezisine çıktı. Heyete bakıldığında görüşmelerin ekonomi ağırlıklı olacağı söylenebilir. Ayrıca Başbakan'ın Bağdat'ta "İş Forumu"nda konuşma yapacak olması bu düşünceyi desteklemektedir.

Türkiye'nin 2010 yılında toplam ihracatı yaklaşık 113,5 milyar $'dır. Irak; yapılan ihracat bakımından 6,042 milyar $ ile dördüncü sırada yer almıştır. (Almanya 11,4 milyar $, İngiltere 7,2 milyar $, İtalya 6,5 milyar $). TPO Anonim ortaklığı 2010 yılında üç büyük petrol ve doğalgaz ihalesi almıştır. Sadece Erbil'de iş yapan 1200'e yakın Türk şirketi bulunmaktadır. Irak'la olan bu ekonomik tabloya bakıldığında, görüşmelerin bu yönde yoğunlaşması normaldir. Libya'da ekonomik anlamda Türkiye'nin önemli iş alanlarında biriydi yaklaşık 25 bin işçimiz burada çalışıyordu. Libya örneğinden yola çıkarak Irak'ta da siyasi istikrarın devamının, ekonomik çıkarların muhafazası için çok önemli olduğunu söylemek mümkündür.

Tunus, Mısır ve Libya'dan sonra Irak'ın çeşitli bölgelerinde kötü yaşam koşulları, yolsuzluk, yetersiz gıda yardımı ve elektrik kesintilerin protesto etmek üzere binlerce kişi alanlara çıkarak Maliki yönetiminin politikalarını protesto etmiş, iş ve daha iyi kamu hizmeti istemiştir. Ülkedeki Şiiler arasında büyük saygınlığı bulunan Sistani ve Mukteda Sadr yayımladıkları bildiri ve yaptıkları açıklamalar ile göstericilerin taleplerinin haklı olduğunu dile getirmişlerdir.

Tayyip Erdoğan'ın, Bahreyn'den Lübnan'a kadar önemli etkisi olan Şii dini lider Sistani ile Necef'te görüşmesi, Türkiye'nin Irak politikasını çeşitlendirmesi açısından önemlidir.

Başkanın, Kürt Bölgesel Yönetimi (KBY) ile Erbil'de yapacağı görüşmeler ayrı bir önem taşımaktadır. Günümüze kadar KBY ile görüşmeler daha alt düzeyde ve terörle mücadele kapsamında yapılmıştır. Bu görüşmelerin de terörle mücadele ağırlıklı olacağı tespiti yanlış olmaz. KBY, daha önce terörle mücadele kapsamında Türkiye-ABD-Irak arasında oluşturulan üçlü mekanizmanın dördüncü ayağını oluşturmaktan kaçınmış ve PKK terör örgütüne yönelik somut adımlar atmamıştı. İmralı ve Kandil'in talimatı doğrultusunda hareket eden bazı BDP ve Demokratik Toplum Kongresi (DTK) üyeleri "demokratik açılım" kapsamında KBY'ni ziyaret etmiş, Talabani ve Necirvan Barzani'de Türkiye'ye geldiklerinde açılım kapsamındaki hususlarla ilgili açıklamalar yapmışlardı. Bu durum Barzani'nin PKK-BDP ve AKP arasında "koordinatör" rolünü üstlendiği izlenimini yaratmaktadır. Türkiye'de tansiyonu giderek yükselten "sivil itaatsizlik" eylemlerinin bu kapsamda Erbil'de de gündeme gelmesi olasıdır.

Barzani'nin Kürt açılımına verdiği desteği bir kenara koyarsak, PKK konusunda somut hiçbir adım atmamışken Ankara'nın ona karşı yaklaşımı ciddi derecede yumuşamıştır. AKP'nin Barzani'ye olumlu yaklaşımının Türk iç siyaseti ile ilgili kaynakları vardır.

Başbakan Erdoğan'ın dört Kürt Peşmerge Alayı'nın Şubat ayı sonundan beri Kerkük'te konuşlanmaya başlamış olmasına karşı Kürt liderlerle görüşeceği Erbil'de kameraların önünde konuyu eleştirel bir dille gündeme getirmekten kaçınması Ankara'nın bu konuyu kabullendiği şeklinde tehlikeli bir algının oluşmasına neden olabilir. Kürtlerin bu adımı ABD ülkeden çekilmeden bir oldu-bitti olarak görülebileceği gibi, bölgedeki Amerikan askeri varlığının "gerekliliğinin" altını çizmek, ona meşruiyet kazandırmak ve dolayısıyla onun varlığını uzatmak yönünde ABD'li bazı askeri ve sivil yetkililerle danışıklı olarak değerlendirmek de mümkündür.

Irak Kuzeyi ve geneli ile Türkiye için bugün ve gelecekte önemli bir ortak olma adayıdır. Ancak ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi, siyasi ve güvenlik çıkarları göz ardı edilerek yürütülmemelidir.

Ortadoğu'daki dalga Kürtleri teğet geçmeyecektir. Bu Kuzey Irak'ta Kürt otoriteyi yolsuzluk, ekonomik paylaşım ve iki büyük partinin (IKDP-IKYB) siyasi tekelini protesto şeklinde gerçekleşmektedir. Suriye de ise rejime yönelik daha genel memnuniyetsizliğin yanında Kuzey doğudaki Kamışlı bölgesinde yoğunlaşmış Kürtlerin siyasi ve hukuki taleplerle harekete geçtiği görülmektedir. Bu gelişmelerin Türkiye'deki radikal Kürtleri etkileyecek dinamikler yaratması sürpriz olmaz.

Ankara kuzeyi dahil Irak'ta muhalif siyasi unsurlar, sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderleriyle kontaklarını sıklaştırarak toplumun nabzını daha derin ve sağlıklı şekilde tutmalıdır.

Bu yazı 2947 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı