Hoşgeldiniz; Bugün 20 Ağustos 2018 Pazartesi
Terörizm ve Terörizmle Mücadele|11 Mart 2011 Cuma

Devlete Şantajın Yeni Adı: “İleri Demokrasi”

Kenan Ertürk tarafından yazıldı.

Açılım süreci, “ileri demokrasi” hayalinden daha çok ülkenin üniter yapısını ve Cumhuriyetimizin temel değerlerini tehdit eder hale gelmiştir.

Hakkari/Yüksekova'da daha önce aranmakta olan bir suçluyu yakalayan polis ekiplerinin önü bir grup tarafından kesilmiş, araçtaki üç polis kaçmayı başarmıştır. Kaçmayı başaramayan bir polisimiz öldürülesiye dövülmüştür.[1] Polisimiz şu anda yoğun bakımda olup, suçlu ise aranmaktadır. Yüksekova'ya bir terörist cenazesi geldiğinde belediye hoparlöründen "gerilla marşı", şehit cenazesi geldiğinde ise oyun havaları çaldığını bölgede görev yapanlar anlatıyor. Hakkari Valisi'nin açıklamaları da bütün bu olanları teyit eder niteliktedir. "Bölgede kontrolün tamamen sağlanamadığını"[2] belirtmiştir. Yüksekova'da KCK'nın mahalle, sokak sorumlularının "güvenliği" sağladığı, oluşturulan mahkemelerde davaların görüldüğü iddia edilmektedir. Öcalan ise Yüksekova'yı bir model olarak örnek göstermiştir.

Bölgedeki diğer illerde de benzer durumlar yaşanmaktadır. Terör örgütünün tazminat paraları için kurduğu çark da bir ihbar sonucu ortaya çıkmıştır. PKK avukatlarının, tespit ettiği mağdurlara haklarınızı arayacağız diyerek yaklaştığı, dava sonuçlandıktan sonra ailenin kazandığı terör tazminatınınyüzde 40'ının örgüt adına aldığı, verilmezse teröristlerin mağdur aileleri ölümle tehdit ederek parayı tahsil ettikleri öğrenilmiştir,[3] Bu yolla PKK, bu güne kadar ödenen 2 milyar 600 milyon TL'lik terör tazminatından bu yolla milyonlarca lirayı gasp etmiştir.

Terör örgütü kırsal da yapamadığını, şehirlerde yapmaya çalışmaktadır. Bunun için siyasi ortam uygun hale getirilmiştir. İmralı ile yapılan pazarlıkların ardından seçimlere kadar ilan edilen 'eylemsizlik' süreci, vaat edilenlerin gerçekleşmediği iddia edilerek terör örgütü tarafından iptal edilmiştir. Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Eş Genel Başkanı Gülten Kışanak, Şırnak'ın Silopi ilçesinde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlaması nedeniyle yaptığı konuşmada "KCK'nın eylemsizlik kararına son verdiğini, bundan sonra dökülen her damla kanın sorumlusunun AKP Hükümeti olacağını"[4] ileri sürerek adeta şantaj yapmıştır.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in açıklamalarına cevap veren Kışanak, "Cemil Çiçek diyor ki 'biz pazarlık yapmıyoruz'. Hadi oradan, hadi oradan…. Sen kimsin bizimle pazarlık yapacaksın? Bir halkın dili, kimliği, kültürü zaten pazarlık konusu olamaz. Sen kimsin bunları pazarlık edeceksin bizimle? Biz işte meydanlarda direne direne, mücadele ede ede bu haklarımızı kazanacağız, özgürlüğe yürüyeceğiz, demokratik özerk Kürdistan'ı inşa edeceğiz. Sen kim oluyorsun da bizi durduracaksın? Kim oluyorsun Cemil Çiçek….?" İmralı ile görüşen hükümet değil de devlet ise devlet bakanına söylenenleri, bu defa da hükümete söylenmiş olarak mı kabul etmek gerekecek?

İmralı ve Kandil'le yapılan pazarlıkların içeriği bilinmemekle beraber daha önce de basına yansıdığı gibi seçime kadar kamuoyunu fazla rahatsız etmeyecek bazı "açılımların", seçimlerden sonra ise esas değişikliklerin gerçekleştirileceği anlaşılmaktadır. Bir iyi niyet göstergesi olarak Öcalan'ın tecrit koşullarının iyileştirmesi de bu taleplerin arasında yer almaktadır. Barış ve Demokrasi Partisinden (BDP) Emine Ayna "Kürt sorununun çözümünde Öcalan'ın bir örgüt lideri aynı zamanda bir halk lideri olduğunu kabulle tıpkı Mandela'ya yaklaşıldığı gibi önce ev hapsi olur daha sonra çözüm süreci adım adım belirlenir. Ev hapsinin önündeki tek engel hükümetin siyasi iradesizliğidir, başka bir engel yoktur."[5] ifadesi hükümetten beklenen ilk adımın ne olduğunu ortaya çıkarmıştır. BDP'den gelen bu talep KCK'nın başındaki Murat Karayılan tarafından yapılan tehditle desteklenmiştir, Karayılan "hükümetin Kürt siyasetçilere yönelik politikalarını değiştirmemesi durumunda AKP'li siyasetçileri kaçırma, yargılama ve tutuklama"[6] tehdidinde bulunmuştur.

Yukarıda bazı örneklerini gördüğümüz gelişmeler göstermektedir ki kamuoyu ile paylaşıldığı günden bugüne kadar "açılım" sürecinde inisiyatif maalesef terör örgütü ve onun siyasi uzantılarının eline geçmiştir. Hükümetin iyi niyetle düşündüğü ancak çok iyi planlamadığı anlaşılan bu süreç "ileri demokrasi" hayalinden daha çok ülkenin üniter yapısını ve Cumhuriyetimizin temel değerlerini tehdit eder hale gelmiştir.

Asıl görevleri vatandaşımızın can güvenliğini sağlamak olan güvenlik güçlerimizin yasal görevlerini dahi yapamaz hale geldiği, terör örgütünün şehirlerde kendi yargı organlarını oluşturduğu, BDP'li milletvekillerinin maaşlarını aldıkları devlete hakaret ettiği, şantaj ve tehditlerin havada uçuştuğu bu ortama, seçim sürecinin dar, göreceli ve sonu belirsiz siyasi ihtiraslarını bir tarafa bırakarak "dur" demek, Cumhuriyet ve onun değerleri için canını feda eden şehitlerimize karşı bir sorumluluktur.

[1] "Yüksekova'da polise linç girişimi", Doğan Haber Ajansı (DHA), 02 Mart 2011, http://www.dha.com.tr /haberdetay. asp?Newsid=145576

[2] Serbest Özden, "Gündemi sarsacak açıklama", Bugün, 06 Ekim 2010, http://www.bugun.com.tr/haber-detay/121447-gundemi-sarsacak-aciklama-haberi.aspx

[3]"PKK, köylülerin tazminatını gasp ediyor", Yeni Şafak, 22 Şubat 2011, http://yenisafak.com.tr/ Gundem /?t=22.02.2011&i=304594

[4] "BDP'li vekilden Erdoğan'a çirkin söz", Milliyet, 02 Mart 2011, http://www.milliyet.com.tr/bdp-li-vekilden-erdogan-a-cirkin-soz/siyaset/sondakika/02.03.2011/1358890/default.htm

[5]"BDP'li Ayna Öcalan'a Mandela örneğini istedi", Milliyet, 04 Mart 2011, http://www.milliyet.com.tr/bdp-li-ayna-ocalan-a-mandela-ornegini-istedi/siyaset/sondakika/04.03.2011/1359982/default.htm

[6] "Eğer AKP hükümeti Kürt siyasi temsilcilerine karşı politikasını değiştirmez ve bu biçimde tutuklamaya devam ederse o zaman biz de Kürdistan'da topluma karşı suç işlemek konumunda olan çeşitli partiler veya AKP'de bulunup da suç işleyen kişileri tutuklamak durumunda kalacağız. Onlar tutukluyorsa o zaman Kürdistan savunma güçleri de suç işleyenleri tutuklama hakkına sahip olacaktır. Eğer AKP hükümeti bu politikasından vazgeçmez ve bunu devam ettirirse o zaman savunma güçleri de mahkemenin hakkında tutuklama kararı çıkardığı kişileri bu biçimde tutuklamak suretiyle gereken hukuki işlemleri yapacaktır. Bizim de yasalarımız vardır. Hukukumuz vardır. Herkes kendi hukukunu işletecekse bu karşılıklı gelişmek durumundadır. Şimdilik örgütün kararlarını idari olarak durdurduk. Yoksa birçok yerde adam tutuklamaya çalışılacak. Durumun netleşmesiyle birlikte Mart ayından sonra bu konudaki politikamız da netleşecektir." PKK'dan tehdit: AKP'li siyasetçileri kaçırıp yargılar...,Vatan, 08 Mart 2011, http://haber.gazetevatan.com/pkkdan-tehdit-akpli-siyasetcileri-kacirip-yargilar/364000/1/Gundem

Bu yazı 3254 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı