Hoşgeldiniz; Bugün 20 Temmuz 2018 Cuma
Terörizm ve Terörizmle Mücadele|02 Aralık 2010 Perşembe

Ankara’nın Irak’taki Hükümet Krizindeki Politikası: “Üç Yanlış, Bir Doğruyu Götürür mü ?”

Kenan Ertürk tarafından yazıldı.

“Müttefiklerimiz yenildiği için biz de yenilmiş mi sayıldık?”

Ankara, Irak'ta hükümet kurulması çalışmalarını yakından takip etti ve ilgili taraflarla yoğun bir görüşme trafiğinin içine girdi. Bu kapsamda Dışişleri Bakanı, son olarak Irak İslam Partisi Genel Sekreter Yardımcısı İyad Samarrai ile görüşmüştü. Ankara, geçtiğimiz ay da hükümet için kilit roldeki Kürt İttifakı'ndan bölgesel Kürt yönetiminin eski Başbakanı ve Irak Kürdistan Demokratik Partisi Başkan Yardımcısı Neçirvan Barzani'yi ağırlamıştı. Ankara, Yerel Yönetim Başkanı Mesud Barzani'nin tüm grupları Erbil'de buluşturma çağrısına destek vermişti. Barzani'den önce ise koltuğunu koruyacak formüller arayan Başbakan Nuri el Maliki'yi ağırlamıştı. Türk tarafı Maliki'ye tüm grupların dahil olduğu ulusal hükümetin Irak'ın istikrarı için en uygun seçenek olduğu mesajı vermişti.[1]

Seçimde İyad Allavi'nin liderliğindeki El Irakiye 91, Maliki'nin Kanun Devleti İttifakı 89, Mukteda el Sadr'ın Irak Ulusal İttifakı 70, Kürt İttifakı ise 40 vekil çıkarmıştı. Başbakan Maliki, Şii liderlerden Mukteda el Sadr'ın desteğini alarak avantajlı duruma geçti. Kürt İttifakı'nın destek vermesi durumunda hükümeti kurabilecek. Türkiye ise Sünnilerin dışlanmadığı, ulusal bir hükümet telkininde bulunmuştu.


Ankara, PKK terör örgütü, Kerkük/Türkmenler, bölgenin güvenliği ve ekonomik sorunların çözümü için Irak'ta istikrarın sağlanmasının önemli olduğunu düşünüyor ve güçlü bir hükümetin kurulmasını istiyordu. Bunun için de "tarafsız kalmaya çalışarak" Irak'taki tüm kesimlerle eşit diyalog süreci yürütmeye çalıştı. Ancak, Irak'taki hükümet krizinin çözülmesinde Türkiye'nin istediği olmadı. Ankara İyad Allavi'nin de içinde olduğu bir hükümeti ve Sünni bir Cumhurbaşkanı istiyordu. Bakanlıkların paylaşılması henüz yapılmamışsa da Meclis Başkanlığı ve bazı önemsiz bakanlıklar dışında Allavi'nin hükümetin dışında kaldığı söylenebilir. Talabani ise Cumhurbaşkanı oldu. Ankara'nın hükümet kurulması sürecindeki yaklaşımını değerlendiren Talabani "Türkiye'nin yanlış ata oynadığını" söyledi.


Yanlışlar

1. Ankara eski Baasçılardan, İslamcı Sunni guruplardan ve laik Şiilerden oluşan İyad Allavi'nin Irakiyye listesini destekledi. İran'ın Irak'taki etkisine karşı "Sünnilerin sistem içerisinde yer almasını sağlamaya" yönelik bu listenin oluşmasında Türk Dışişleri'nin etkili bir rol oynadığı düşünülebilir. Irakiyye'nin geçerli oyların yüzde 24.72'sini alarak parlamentoda 91 sandalye kazanması ve birinci parti olması Türkiye'nin bir başarısı olarak görülebilir. Ancak, bu sonuç Sünnilerin aldıkları oy nispetinde hükümet içerisinde yer almalarını sağlamadı. Irak'ta iktidar, savaş sonrasında olduğu gibi yine Şii-Kürt omurgasına dayanmak mecburiyetinde kaldı[2]. Irakiyye listesinden önemli bir grup bu omurgayı destekledi. Ayrıca Irakiyye listesi içinde barındırdığı unsurların özellikleri nedeniyle, Kürtleri istemiyordu. Hükümetin kurulmasında kilit konumda olan Kürtlerin İyad Allavi'yi desteklemesi mümkün değildi. Kürtler hükümet kurulması çalışmalarında devamlı Nuri El- Maliki'yi desteklediler ve "19 maddelik taleplerini" kabul ettirerek kendilerine en yakın duran Nuri el-Maliki'nin başbakan olması üzerinde anlaşmaya vardılar. Ancak yeni Maliki hükümeti ilki kadar güçlü olmayabilir. Maliki'nin Sünnilerin desteğini elde edememesi halinde, El Kaide'nin tabanı daha da güçlenebilir.

2. Ankara hükümet kurulması süresince, "Irak'ta bir 'Sünni Arap cumhurbaşkanı,' mümkünse Tarık el-Haşimi- üzerinde odaklandı. Kürtlere Meclis Başkanlığı verilmesi için ısrarcı olundu. Bunun basit Türkçesi, Celal Talabani'nin cumhurbaşkanlığının, Nuri el-Maliki'nin ise başbakanlığının engellenmesi idi. Türkiye'nin öncelikli Başbakan adayı İyad Allavi olamayınca, Ankara, Şii liderlerden Adil Abdülmehdi'nin adı üzerinde yoğunlaştı. Davutoğlu diplomasisinin en güçlü kozu, bir bakıma en büyük 'zaaf noktası'nı oluşturduğu için, Türkiye'nin tercihleri yürümedi, gerçekleşmedi."[3] Talabani'nin IKYB ile Barzani'nin IKDP'si arasında yaşanan sorunlar/çatışmalar, Irak Anayasasının kabul edilmesi, 2005 yılında Irak Hükümetinin ve Kürt Bölgesel Hükümetinin kurulması, pazarlıklar, yeni güç dengelerinin oluşması ile rafa kalkmışken, Ankara Talabani-Barzani çekişmesinden yola çıkarak Talabani'nin Cumhurbaşkanı olmasını engellemeye çalıştı. Ancak bu karşılıklı çıkar ilişkisi eskisine göre sağlamdı ve Barzani Talabani'yi destekledi.

3. "İyad Allavi'nin siyasi gücünü abartması, buna karşılık Maliki'nin gerek Irak içinde gerek dışında kartlarını doğru oynaması" hükümet kurulması sürecinde etkili oldu. "Allavi, uzlaşma önerilerini reddederek Maliki'yi İran ve Sadr'ın kucağına itti. Allavi'nin bu tavrı grubunu da parçalamaya aday görünüyor. Zira kendisine bağlı 91 milletvekilinden 40'ı Maliki'nin başbakanlığına karşı olmadığı anlaşıldı."[4] İran'nın Irak üzerindeki etkisi hafife alındı. Önce Allavi'yi destekleyen Sadr'ın İran ile görüşmesinden sonra Nuri El-Maliki'yi destekleyebileceği, ABD'nin de desteklediği İyad Allavi'ye karşı Sadr grubunun İran'ın yanında yer alabileceği düşünülemedi. Allavi'yi destekleyen S. Arabistan, Ürdün ve Suriye'nin de İran'ın etkisini göz ardı ettiği anlaşıldı.

Tek doğru


Türkiye jeopolitik konumunun kendisine sağlayabileceği avantajları, Irak'ta istikrarın sağlanmasının, bölgenin ve Türkiye'nin özellikle güvenliğine etkilerini göz önüne alarak bölge ülkeleri ve Irak'ın iç dinamikleri ile görüşmeler yürüterek hükümet krizinin çözümünü konusunda ortak politikalar oluşturmaya çalışması doğru bir hal tarzıydı.

"Müttefiklerimiz yenildiği için biz de yenilmiş sayıldık"


Gelinen aşamada Kürtler, Sadr, İran ve Suriye bu süreçten en kazançlı çıkanlar olurken, Sünniler, Irak'taki nüfuzu giderek azalan ABD ve Suudi Arabistan ise kaybedenler safında yer aldı. Türkiye ise doğru politikalara rağmen yaptığı yanlış tercihler sonucunda istediğini elde edemedi. Ancak bu durum her şeye rağmen Türkiye'nin bölgede uyguladığı politikaları sürdürmesine engel olmamalıdır. Türkiye elindeki jeopolitik kartını muhafaza ettiği sürece masaya sürebileceği kozlar her zaman olabilecektir. Kürtlerin stratejik çıkarları nedeniyle, Irak Merkezi Hükümeti'nin ise en azından Batı ile irtibatı devam ettirmek maksadıyla Türkiye'ye ihtiyaç duymaya devam edecekleri öngörülebilir.


[1] Celil Sağır,"Erbil ve Bağdat'a Sürpriz Ziyaret", Zaman, 7 Kasım 2010, http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1049789&title=erbil-ve-bagdata-surpriz-ziyaret

[2] Cengiz Çandar, "Davutoğlu, Irak'ta doğru hesap yapmadı", Radikal, 9 Kasım 2010, http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1028142&Yazar=CENG%C4%B0Z%20%C3%87ANDAR&Date=09.11.2010&CategoryID=98

[3] Çandar,a.g.e

[4] "Irak'ta ibre Maliki'den yana", NTV, 9 Kasım 2010, http://www.ntvmsnbc.com/id/25149642/

Bu yazı 3835 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı