Hoşgeldiniz; Bugün 25 Şubat 2018 Pazar
Terörizm ve Terörizmle Mücadele|20 Kasım 2010 Cumartesi

AB’nin “Kürt Konferansı” Merakı

Kenan Ertürk tarafından yazıldı.

PKK terör örgütü, siyasi uzanımları ve dış destekçileri niyetlerini geçmişe göre daha açık dile getirmektedir

Avrupa Parlamentosunda Kürt Konferansı Avrupa Parlamentosunda (AP) Aşırı Sol Grubun (Gue/NGL) Düzenlediği 7. Kürt Konferansı 17 Kasım 2010'da başladı. Konferansın iki gün sürmesi bekleniyor. Bu yılki konferansı değerlendirmeden önce konferansın geçmişini hatırlamak doğru olabilir.

Konferansların başlaması

Kürt Konferansları Danielle Mitterrand'ın "Kürt sorununa" olan özel ilgisi nedeniyle uluslararası platformlarda yapılır hale gelmişti. Mitterand'ın Ermenilere karşı da özel bir ilgisi olduğu hatırlanabilir.

1989 yılında Paris'te yapılan Kürt Konferansı'na DEP'li milletvekilleri ile SHP'li yedi Milletvekili de katılmış ve sonradan SHP'liler partilerinden ihraç edilmişlerdi. Partiden İhraç edilenlerin kurduğu Sosyalist Birlik Partisi'nin (SBP) tüzüğünde de anadilde eğitim, kültürel açılımlar vb. ibareler yer almıştı. SBP`nin 1992`de yapılan kongresinde "Kürtler`in bağımsız devlet hakkı" da savunulmuştu.[1] 1990 ile 2005 yılları arasında da Kürt Konferansları yapıldı ancak bunların birçoğu uluslararası nitelikte değildi ve AB parlamentosu çatısı altında gerçekleşmemişti.

2005 yılında Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari`nin Fransa`ya yaptığı 3 günlük ziyareti esnasında, Fransa Ulusal Meclisi`nde, 2 ayrı Kürt konferansı düzenlendi. Türkiye`den konuşmacıların da katıldığı, "Ortadoğu`nun Demokratikleşmesi ve Kürt Halkının Sorunları" konulu ilk konferansta,[2] Kürtlerin yaşadığı bütün ülkelerde demokrasinin gelişmesinin, Kürt sorununun çözümünden geçtiğini vurgulanarak daha çok Suriye Kürtlerinin sorunları tartışılmıştı.

19-20 Eylül 2005'de Avrupa Parlamentosu`nda, "AB, Türkiye ve Kürtler" konulu 2. Uluslararası Konferans yapıldı. Konferansta Avrupa Parlamentosu Başkanı Josep Borrell ve Avrupa Komisyonu Üyesi Olli Rehn`ın yanı sıra, Leyla Zana, Orhan Pamuk, Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, Danielle Mitterrand gibi kişiler katıldılar. Konferansa katılanlar arasında Avrupa Kürt Dernekleri Konfererasyonu (Kon-Kurd) Başkanı Ali Yiğit'de bulunuyordu.[3] Konferansta "Üyelik Müzakerelerinin Prosedürü ve Şartları", "AB ve Türkiye için Perspektifler", "İnsan Hakları", "Demokrasi ve Barış" başlıkları altında sunumlar yapıldı.

Helsinki Yurttaşlar Derneği ve Empati Grubu tarafından "Demokratik Çözüm Arayışları - Türkiye`nin Kürt Meselesi` başlıklı konferans İstanbul Bilgi Üniversitesi`nde 11-12 Mart 2006'da yapıldı.[4] Osmanlı Ermenileri` konulu konferansta Bilgi Üniversitesi`nde yapılmış ve birçok protesto gösterilerine neden olmuştu. Söz konusu konferansta "Sözde Ermeni soykırım" iddiaları da dolaylı olarak gündeme gelmişti. `

29 Eylül 2007'de dördüncüsü düzenlenen "Türkiye`de Kürtler: Barış Süreci İçin Temel Gereksinimler" başlıklı konferans, Diyarbakır Belediyesi'ne ait tiyatro salonunda düzenlenmiş, organizasyonu Alman Heinrich Böll Vakfı ile Diyarbakır Barosu yapmıştı.[5] Bu konferansa çok sayıda yabancı "araştırmacı" ve AB parlamentosundan milletvekili de katılmıştı.

Aralık 2007 de Avrupa Parlamentosu'nda yapılan ve iki gün süren "AB, Türkiye ve Kürtler" Konferansı'nda ise AB`nin terör örgütü ilan ettiği PKK propagandası yapıldı. "Öcalansız olmaz", "Öcalan`ın Kürt soruna çözüm teklifleri" gibi kitapçıklar dağıtıldı. Konferansın sonunda yayınlanan nihai bildiride de tartışmalı tekliflere yer verildi. Bildiride PKK`nın terör örgütleri listesine konulması kararının gözden geçirilmesi, Kürt halkının "anayasal" olarak tanınması, anadilde eğitimin sağlanması, PKK ile müzakerelere girilmesi gibi talepler dile getirildi. Nihai bildiride öne çıkan unsurlar şunlardı:[6]

· İmralı`daki hapishane acilen kapatılmalıdır. "Sayın Öcalan`ın" mahkumiyet şartları ve özellikle de sağlığına ilişkin Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi`nin tavsiyeleri dikkate alınmalıdır.

· Avrupa hükümetleri, Avrupa`da faaliyet gösteren ve Türkiye`yi barışçıl çerçevede eleştiren örgütleri soruşturmamalıdır. Özellikle bazı Kürt örgütlerinin tanımlanmasını gözden geçirmelidir.

· Türk hükümeti, Türkiye`de Kürt halkının mevcudiyetinin anayasada tanınması için geniş katılımlı bir tartışma başlatmalıdır.

· Türkiye ve Avrupa Birliği, anadilde eğitimin sağlanması için bir plan geliştirmelidir.

Kasım 2008'de yapılan Konferansa bu defa Avrupalı parlamenterler katılmazken, Avrupa`nın çeşitli yerlerinden gelen Kürt kökenli göçmenler katıldılar. Terör örgütü PKK`nın destekçisi Roj TV tüm konferansı canlı yayınladı. Konferansta bir konuşma yapan Belge Yayınları`nın sahibi İnsan Hakları Aktivisti Ragip Zarakolu "Bu de fakto bir savaş olduğu için bu hareketin önderi de de fakto savaş esiri gibi tutuluyor. Eğer Öcalan bir terör suçlusuysa hapishanede tutulması gerekir, ama askeri bir garnizonda tek başına tutuluyor ki bu bir savaş esiri statüsü değil midir ? "diye sordu.[7]

Nisan 2009'da Erbil'de yapılması planlanan konferansın belirsiz bir zamana ertelenmesinde ise Ankara`nın Kürt açılımının etkili olduğu öğrenilmişti, Türkiye'nin, Konferans hazırlıkları sırasında Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi'ne, "Bu platform PKK`nın propagandasına dönüşürse, aramızda kurulmaya başlayan tüm köprüleri atarız" mesajını vermiş ve daha sonra da konferans önce Nisan`dan Mayıs`a, sonra da Ağustos`a ertelenmişti. Bu kararda Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi`in Türkiye`nin adımlarını beklemesinin etkili olduğu, Demokratik açılıma paralel pişmanlıkla ilgili TCK`daki maddenin esnetilmesi, Abdullah Öcalan`ın tecridinin son bulması gibi adımlar atılmasının beklendiği[8] bilgileri basına yansımıştı.

Şubat 2010'da "Türkiye ve Kürt sorunu: Siyasi diyalog ve barış inşası" konulu Brüksel`deki 6. Kürt konferansının gündemini "demokratik açılım süreci" oluşturdu. Kürtçe başladığı konuşmasına tercüme sorunu nedeniyle Türkçe devam eden Leyla Zana, Avrupa Birliği ve Washington`un terör örgütleri listesinde yer alan PKK`nın dışlanmamasını istedi. Barış ve Demokrasi Partisi milletvekili Emine Ayna "Diyalog söz konusuysa, PKK`ya terör örgütü diyemeyiz" ifadesini kullandı. Avrupa Birliği Komisyonu ise diyalog önerisini reddetti.[9]

17-18 Kasım 2010 Konferansı ve ilk basına yansıyanlar

Avrupa Parlamentosunda Aşırı Sol Grubun (Gue/NGL) Düzenlediği "Türkiye ve Kürtler: Barışa giden yolda zorluklarla yüzleşmek" gündemiyle 17 Kasım 2010'da başlayan 7. Kürt Konferansı'nın açılış konuşmasını yapan AP'nin sol grup üyesi Jurgen Klute, "Türkiye'de 12 Eylülde yapılan halk oylamasında oldukça yüksek katılım oranının Türk toplumunun değişiklik isteğini yansıttığını belirtti ve Türk makamlarının bu süreci ileriye götürmesini istedi". Klute, "terör örgütü PKK'nın eylemsizlik kararına Türk hükümetince de karşılık verilmesi ve barışçıl çözüm için siyasi irade gösterilmesi gerektiğini"[10] ifade etti. Konferansta konuşan Demirtaş, "Eşit durumda olan ve birbirini yenememiş iki gücün barış sürecinin çok zor olacağını, gelinen aşamada Öcalan'la görüşülmesinin normal olduğunu, Hükümet'in varsa elindeki açılımı bir an önce açıklamasını, Hükümetin, Kürt hareketinin terörist olmadığını ve önderliğinin terörist olmadığını kabul etmesi gerektiğini"[11] ifade etmiştir. Eski DEP milletvekili Leyla Zana'da "PKK'nın, 2011 seçimlerine kadar uzattığı eylemsizlik sürecinin fırsat olarak değerlendirilmesini, ilk etapta atılabilecek adımları da ifade ve toplanma özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması, Kürtçenin kamusal alanlarda kullanılmasının önünün açılması ve seçim barajının düşürülmesi olduğunu, bütün takvimlerin seçim sonrasına ertelenmesinin sadece güven bunalımına yol açmayacağını, provokatif eylemlere de yol açabileceğini, Öcalan'ın toplumla buluşturulmasının artık engellenemeyeceğini"[12] ifade etmiştir. Aynı konferansa katılan gazeteci Cengiz Çandar ise "KCK davasının bir utanç olduğunu, PKK'nin terör örgütü olduğuna hiç inanmadığını, PKK lideri Abdullah Öcalan ile diyalog sürecinin de son derece önemli olduğunu, Öcalan ile görüşmelerin başladığını, Başbakan tarafından da bunun doğrulandığını ve meşruiyet kazandırıldığını, anadilde eğitim konusunun sivil itaatsizlik eylemine doğru yol aldığını, bunun çok faydalı bir durum olduğunu, sivil itaatsizliğin ve bir anlamda sivil direnme olduğunu, yol almaya başladığı zaman, silahlı mücadelenin en anlamlı alternatifi haline geleceğini, AKP'nin yola çıkmaya gönüllü bir parti olduğunu, niyet boyutunda Kürt sorunu çözmek istediğini"[13] ifade etmiştir.

Bütün bu konferanslar incelendiğinde ortak özellikleri görmek hiç de zor değildir.

· Hepsinin sonucunda ortaya çıkan hususlar değişik ifadelerle Türkiye'nin ilerleme raporlarında yer almıştır.

· Hepsinde Öcalan'a tecridin kaldırılması ya da cezaevi koşullarının iyileştirilmesi, ana dilde eğitim, anayasanın değiştirilmesi gibi hususlar ifade edilmiştir.

· Hepsinin ya organizasyonunda ya da AB parlamentosunda gerçekleştirilmesinde, AB parlamentosunda ki aşırı sol partiler ve/veya amaçlarına her zaman şüphe ile yaklaşılan vakıflar yer almıştır.

· Konferanslar, Kürt dilinin yaratılması/geliştirilmesi/kullanılmasında araç ya da amaç olmuşlardır.

· PKK terör örgütü AB'de terör örgütü olarak gösterilmesine rağmen bu konferanslarda örgüt ve elebaşı övülmüş, savunulmuş Interpol tarafından aranan örgüt mensupları zaman zaman bu konferanslara katılmışlardır. ROJ TV naklen yayınlamıştır.

· PKK terör örgütü ve güvenlik güçlerinin eşit statüde olduğu izlenimi yaratılmaya çalışılmıştır. ("taraflar silah bıraksın", "Eşit durumda olan ve birbirini yenememiş iki güç")

· Bazı konferansların içeriği, düzenleyenler ve/veya katılanlar aynı zamanda "Ermeni Soykırım" iddialarını da gündeme getiren kişi ya da gruplardır.

· Konferanslar özellikle 2005 yılından itibaren gelenekselleşmiş, daha düzenli ve organize yapılmaktadır.

17/18 Kasım'da yapılan konferansta konuşmacıların gündeme getirdiği hususlar da dikkate alındığında, Türkiye'nin bir yol ayrımına doğru süratle itildiği görülebilir. "Olumlu iklimin oluştuğu düşünülen politik ortamda" kuvvetli beklentilerin de geliştiği görülmektedir. PKK terör örgütü, siyasi uzanımları ve/veya dış destekçileri niyetlerini geçmişe göre daha açık dille getirmektedir. Fakat kamuoyu özellikle AB'nin gerçek niyetini, Hükümetin ise "müzakere" kapsamında ki taahhütlerini merak etmektedir.



[1] "89 model` Anadol daha demokratmış", Star Gazetesi, 13 Ağustos 2009.

[2] "Fransa meclisi`nde Kürt konferansı", Ortadoğu Gazetesi, 03 Aralık 2005.

[3] "Avrupa Parlamentosu`nda Kürt Konferansı rezaleti", Ortadoğu Gazetesi, 01 Ağustos 2005.

[4] Sabah Gazetesi, 12 Mart 2006.

[5] Zaman, http://www.zaman.com.tr, 29 Eylül 2007

[6] "Kürt Konferansı: İmralı'yı kapatın, Öcalan'ın sıhhatine dikkat edin", Zaman, 6 Aralık 2007 .http://www.zaman.com.tr/ haber.do?haberno=621683.

[7] "Öcalan `suçlu değil savaş esiri", Yeni Şafak, 14 Kasım 2008.

[8] "Kürt konferansı askıda" , Sabah, 22 Mayıs 2009.

[9] "AB`den Ayna ve Zana`ya ret", Zaman, http://www.zaman.com.tr, 04 Şubat 2010

[10] "Avrupa Parlamentosunda Kurt Konferansı", http://www.sondakika.com/haber- avrupa-parlamentosunda-kurt-konferansi-2370950/, 18 Kasım 2010

[11]"Eşit durumdaki güçlerin barış süreci zor olacaktır", Milliyet, http://www.milliyet.com.tr/esit-durumdaki-guclerin-baris-sureci-zor-olacaktir/siyaset/haberdetay/18.11.2010/1315544/default.htm, 18 Kasım 2010.

[12] "Eşit durumdaki güçlerin barış süreci zor olacaktır", Milliyet, http://www.milliyet.com.tr/esit-durumdaki-guclerin-baris-sureci-zor-olacaktir/siyaset/haberdetay/18.11.2010/1315544/default.htm, 18 Kasım 2010

[13] "Çandar: PKK terörist örgüt değil, Delil Fırat", Fırat news agency, http://www.firatnews.com/index .php? rupel=nuce nuceID =3 6178, 17 Kasım 2010

Bu yazı 4313 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı