Hoşgeldiniz; Bugün 20 Temmuz 2018 Cuma
Terörizm ve Terörizmle Mücadele|03 Kasım 2010 Çarşamba

KCK Operasyonları Sürerken PKK ile Müzakere

Kenan Ertürk tarafından yazıldı.

KCK operasyonu gerekli sertlik unsurunu içerdiği için olumludur. Ama, İmralı’nın Kandil üzerinde mutlak hakim olduğu, PKK’nın içerisinde ayrı hareket eden bir grup olmadığı, KCK’nın PKK’dan ayrı bir unsur olduğu türünden sorunlu varsayımlar üzerine b

PKK terör örgütünün 16-22 Mayıs 2007'de Kandil'de gerçekleştirilen 5. Genel Kurulu'nda Koma Komalen Kurdistan (KKK)'nin ismi Koma Civaken Kurdistan (KCK) (Kürdistan Topluluklar Birliği) olarak değiştirildi. Zübeyir Aydar Kongra-Gel Başkanlığı'na yeniden seçilirken, KCK Başkanı ise Murat Karayılan oldu[1].

Öcalan 2008 yılında KCK'yı "demokratik örgütlenme", 2010 yılında ise "silahlı örgütlenme" olarak tanımladı. KCK teşkilatlanmasını yasama, yürütme ve yargı olarak üçe böldü; PKK terör örgütünün "askeri kanadı" yürütmenin altında ve Halk Savunma birimin içerisinde yer aldı. Sabri Ok'un KCK'nın Türkiye Meclisi yapılanmasının genel sorumlusu olduğu, kapatılan DTP'den sonra yerine BDP'nin kurulması talimatının Ok tarafından verildiği ve genel başkanını da kendisinin belirlediği KCK iddianamelerinde yer aldı.

Kamuoyuna sanki PKK terör örgütü ayrı, KCK ayrı gibi yansıtılmaktadır. Açılım sürecinde İmralı ve BDP ile yapılan görüşmelerde PKK terör örgütünün ve/veya KCK'nın devre dışı bırakılmaya çalışıldığı izlenimi uyandırılmaya çalışılmıştır. Oysa bu iki örgüt arasında fark yoktur.

PKK terör örgütü, İmralı ve Kandil ile BDP aracılığı ile görüşmeler sürerken bir yandan da KCK operasyonu ve mahkemelerde duruşmalar devam edilmektedir.

Öcalan devam eden görüşmelerle ilgili olarak avukatları aracılığı ile yaptığı açıklamada, "31 Ekim'e 15 gün kaldı. Bu ayın sonuna kadar bekleyeceğim. Ben 31 Ekim'in sonuna kadar eğer çözüm amaçlı gelmezlerse kellem de gitse bundan sonra karışmayacağım. Bu oyuna gelmeyeceğim, bana çözüm temelinde gelmezlerse hiçbir açıklama da yapmayacağım. Eğer bana çözüm amaçlı gelirlerse de ben o zaman kendi görüşümü belirtirim. Ama özet olarak şunları söyleyeyim: Daha önce de belirttiğim gibi "iki protokol" görüşümü tekrarlayacağım. Birincisi güvenlik protokolü, ikincisi demokratik haklar protokolü, anayasa bunun içindedir. Ben daha önce yazdığım mektupta da bu iki protokol hususunu belirtmiştim. Devlete ve Kandil'e yazdığım mektupların cevabını da henüz alamadım. 31 Ekim'e kadar bekleyeceğiz ondan sonra ben yokum, aradan çekileceğim ve artık süreci KCK götürecektir, KCK kendi kararını kendisi verecektir"[2] diye ifade etti. Terör örgütünün eylemsizliği Haziran 2011 seçimlerine kadar uzatması, mektubun hükümete, Kandil'e ulaştığını ve değerlendirmeye alındığını göstermektedir.

Kandil'deki PKK yöneticilerinden KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan, 13 Ağustos'ta ilan edilen ateşkes öncesi BDP aracılığı ile AKP ile 6 konuda anlaşmaya vardıklarını, kendilerine düşeni yerine getirdiklerini ancak AKP'nin taahhütlerini yerine getirmediğini ifade etmiştir. Duran Kalkan'ın açıklamasına göre AKP'nin 6 taahhüdü şunlardır[3]:

1- Askeri operasyonların durdurulması.

2- Yeni bir anayasa için çalışmaların derhal başlatılması.

3- PKK ve KCK ile olası bir çözümde "güvenlik" sorununun nasıl halledileceği meselesi.

4- Abdullah Öcalan tarafından gündeme getirilen "Hakikatleri Araştırma Komisyonu".

5- Öcalan'ın daha aktif rol alabilmesi için koşullarının gözden geçirilmesi.

6- KCK operasyonlarının sonlandırılması, yargılamalarda tahliyelerin olması.

İfadelere bakılırsa taahhüt edilen konular içerisinde KCK operasyonlarının sonlandırılması ve yargılananların tahliye edilmesi de vardır. 1 Kasım 2010'da PKK terör örgütü yaptığı açıklama ile "eylemsizliği" Haziran 2011'de yapılacak seçimlere kadar uzatma kararı aldı. Şimdi yargıyı zor bir süreç beklemektedir. "Yargının siyasallaştığı" iddialarının fazlaca gündeme geldiği bir ortamda KCK duruşmalarının akıbeti merakla beklenmektedir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan 7 bin 578 sayfalık iddianamede, 104'ü tutuklu 152 sanık hakkında "devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma", "terör örgütü üyesi ve yöneticisi olma", "terör örgütüne yardım ve yataklık etme" suçlarından 15 yıl ile ağırlaştırılmış müebbet arasında değişen hapis cezaları isteniyor.[4] İddianamede yer alan suçlamaların bazıları şöyledir:

PKK tarafından kurulan vergilendirme komisyonlarının, belediyelerin bütün ihalelerinden PKK adına para aldığı; belediyelerin yıllık vergiye tabi tutulduğu; belediyelerden ihale alanlardan para alındığı; para vermeyenlerin de hak edişlerine el konulduğu; örgüt mensuplarının giderlerini belediye bütçesinden karşılandığı, belediyeye personel alımı, işçilerin çıkarılması konularına müdahil olunduğu, uymayan belediye başkanları hakkında soruşturma açıldığı; belediyelerin düzenlediği fuarlara katılanlardan para alındığı; bölgedeki iş adamlarından "yol vergisi" adı altında ve esnaftan para toplanması için belediye başkanlarına talimatlar verildiği; belediyelerde çalışan ve partili olduğu düşünülen kişilerden yarım maaş destek alarak Avrupa'daki PKK'ya yardım sisteminin Türkiye'de kurmaya çalışıldığı; iş yerlerine ve evlerine ruhsat almak isteyenlerin önce KCK'ya daha sonra belediyeye başvurdukları; ayrıca DTP/BDP'den TBMM'de Kürtçe konuşmaları yönünde talimat verildiği iddianamede yer almıştır.

30 Ekim'de Taksim meydanında yapılan intihar saldırısının failinin hangi örgütten olduğu kesin olarak belli olmasa da, şüpheler PKK üzerinde yoğunlaşmaktadır. Hakkari/Geçitli'deki eylem sonrasında hemen devleti/derin devletin suçlandığı ancak daha sonra olaydan PKK içerisinde "söz dinlemeyen" bir grubun sorumlu olduğunun ortaya çıktığı hatırlanmalıdır. Sonuç olarak İmralı ile nelerin konuşulduğu, BDP aracılığında PKK'ya hangi konularda taahhütlerde bulunulduğu bilinmemektedir. Ancak görüşmeleri yürütenlerin, İmralı'nın Kandil üzerinde mutlak hakim olduğu, PKK'nın içerisinde ayrı hareket eden bir grup olmadığı, KCK'nın PKK'dan ayrı bir unsur olduğu türünden en azından sorunlu varsayımlardan hareket ettikleri intibaı oluşmaktadır. Haziran 2011'den sonra, söz verilen taahhütlerin yeni Anayasa'da yer alıp almayacağı BDP'nin ve PKK'nın tavrını belirleyecektir. Bu süre içerisinde başka sansasyonel eylemlerin olmayacağının ise garantisi yoktur.




[1] "Kongra-Gel: KCK ve Kongra-Gel'in yeni yönetimi belirlendi", Rojacivan, http://www.rojaciwan.com/haber-25165.html, 1 Haziran 2007.

[2] "Öcalan: Yeşil komplo dönemi başladı", Fırat News Agency, 15 Ekim 2010

[3]"AKP Bize Taahhütlerde Bulundu", OdaTV, http://www.odatv.com/n.php?n=akp-bize , 24 Ekim 2010.

[4] "Savcı; Kck Terör Örgütü Pkk'ya Para Aktarmak İçin Rüşvet Ekibi Kurdu", Zaman, http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1045298&title=savci-kck-teror-orgutu-pkkya-para-aktarmak-icin-rusvet-ekibi-kurdu&haberSayfa=1

Bu yazı 3716 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı