Hoşgeldiniz; Bugün 25 Şubat 2018 Pazar
Terörizm ve Terörizmle Mücadele|01 Ekim 2010 Cuma

Açılımda Trafik Hızlanırken Sorular ve Uyarılar

Kenan Ertürk tarafından yazıldı.

Türkiye kamuoyu geçtiğimiz 15 gün içerisinde üst düzey bürokratların ABD-Irak- K.Irak ziyaretlerine kilitlendi ve basının ilk sayfasında PKK’nın “düz ovaya indirilmesi” ilgili senaryolar yer aldı.

MİT Müsteşarı ABD'de, Aysel Tuğluk İmralı'da, İçişleri Bakanı Irak'ta, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) heyetinin bir kısmı K.Irak'ta, bir kısmı da Başbakanlık'ta görüşmeler yaptılar. Bir yandan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) üyeleri, diğer yandan Leyla Zana liderliğindeki Kürt Kadın Girişim Grubu Kuzey Irak'ta Barzani ve diğer Kürt Bölgesel Yönetimi liderleri ile görüştüler. ABD'nin Genelkurmay Başkanı ve Irak'taki birliklerden sorumlu komutanı Ankara'da görüşmelerde bulundu. Görüşmelerin içeriği konusunda detaylı bilgilere ulaşılamasa da, katılanların kimlikleri ve toplantılardan sonra yaptıkları basın açıklamaları bize bazı ipuçları vermektedir. Bu görüşmeleri doğru gözlemleyen birisi mutlaka şu sonuçlara ulaşacaktır;

Görüşmelerde taraflar şunlardır,

· Bağdat yönetimi,

· Kürt Bölgesel Yönetimi

· ABD,

· Türkiye,

· DTP,

· İmralı ve

· Kandil

Görüşmelere katılanların her birinin diğerinden farklı beklentileri olmakla birlikte ortak bir çözüm alanı yaratılmaya çalışılmaktadır.

Bu görüşmelerin referandumdan hemen sonra hızlanması (daha önce de görüşmelerin olduğu hükümet tarafından açıklanmıştı), hükümetin seçime kadar (Haziran 2011) bu sorunun çözülmesi için kararlı olduğunu göstermektedir.

ABD'nin Irak'tan çekiliyor olması, Kürt Bölgesel Yönetiminin, bölge gerçeklerini yeniden, daha gerçekçi değerlendirmesine yol açmıştır. Bu durum Kürtlerin Türkiye'nin taleplerine daha açık hale gelmelerini sağlayabilir. Irak'ın istikrar ve güvenliğinin sağlanması Irak'ın kuzeyinde istikrar ve güvenliğinin sağlanması ile de doğrudan ilgilidir (İçişleri Bakanı Irak'a komşu ülkeler toplantısına katılırken ana argümanı buydu) ve Irak'ta Türkiye'nin de desteğini alan yeni bir hükümetin kurulması, Kürtlerin politikalarını mutlaka etkileyecektir.

ABD bölgeden tamamen çekilirse, bölgenin istikrar ve güvenliğini sağlamada en "emin müttefik" olarak Türkiye'yi görmektedir. Eğer ABD PKK terör örgütünün bir şekilde tasfiye edilmesine ciddi katkı yapar ise, Türk kamuoyu da ABD'ye daha sıcak bakabilecek ve Hükümet'in Washington'un bazı taleplerine daha açık olması mümkün olabilecektir.

BDP süreçte arabulucu rolünü üstlenmiş görünmektedir. Görüşmelerin onlar üzerinden yürümesi, BDP'nin İmralı-Hükümet-Kandil arasında bir mutabakat ortamı yaratmaya çalıştığını göstermektedir. Ancak, anlaşılıyor ki İmralı ile Kandil arasında bir ikna sorunu yaşanmaktadır. Kandil'de silahlı mücadeleye devam etmek isteyen ayrı bir grup olduğu düşünülmektedir. Bahoz kod adlı Fehman Hüseyin'in Başkanlık Konseyi talimatları dışında hareket ettiği ve bu grubun Hakkari'deki minibüsün bombalanması, Dörtyol saldırıları gibi bazı eylemlerinin PKK terör örgütü içerisinde çalkalanma yarattığı görülmektedir. Bahoz kod adlı Fehman Hüseyin Suriye uyrukludur. Terör örgütü Başkanlık Konseyi içerisinde kendisine yer verilmesinde bunun etkisi olmuştur. Öcalan'ın PKK'nın içinde bazı dış güçlerin desteğini alan "derin PKK"dan söz etmesi de bu ihtimali güçlendirmektedir. PKK terör örgütünün İran kanadı olan PJAK'ı bir dönem İsrail ve ABD'nin yönlendirdiği de dikkate alındığında, eylemsizlik kararına PKK terör örgütünün tamamının uymasını beklemek iyimser bir yaklaşım olur.

Ayrıca bu görüşme trafiği sonucunda Öcalan'ın liderliğinin şekil ve derecesinin değişmesi de mümkün olabilir. BDP'nin Türk Hükümeti tarafından Öcalan'ın muhatap alınmasına yönelik açıklamaları, her ne kadar söylemlerine yansımasa da, terör örgütü içerisinde liderliğe oynayan Murat Karayılan ve Cemil Bayık'ı rahatsız ediyor olabilir.

PKK terör örgütünün sınır ötesine çekileceğine dair iddialar basında terör örgütünün bir iyi niyet gösterisi gibi yansıtılmaktadır. Ama zaten terör örgütü yılın bu zamanında "kış üsleri"ne çekilir ve bu durum görüşmeler sonucunda ortaya çıkmış değildir. Medya bilerek/bilmeyerek terör örgütünün bu anlamda yaptığı propagandalara alet oluyor olabilir.

PKK terör örgütünün neyin karşılığında eylemsizliğini sürdüreceği, silah bırakacağı, Türkiye'yi terk edeceği çok açık değildir. Sözler verilmiş ise bile bunlara uyulacağının garantisi nedir? Silah teslim edilecekse, kime teslim edilecektir? BDP'nin dillendirdiği, terör örgütünün talep ettiği "demokratik hakların" kapsamı nedir? İleride terör örgütünün aldığı karardan vazgeçmeyeceğinden ne kadar emin olunabilir? Örgütün bir kısmı silah bıraksa bile içinden ayrılan bir grup şiddeti araç olarak kullanmaya devam ederse, geri alınamayacak bazı ödünleri "boşu boşuna" vermiş duruma düşebilir miyiz? Bu sürece, örgütün askeri olarak inisiyatif sahibi olduğu, kendini güçlü ve güvenli hissettiği bir zamanda mı, yoksa kendini zayıf hissettiği ve zamanın aleyhine ilerlediğini düşündüğü bir ortamda mı girilmeliydi? Habur'da da görüldüğü gibi, hesapsız, kontrolsüz ve güçsüz girilen "pazarlık"ların hüsranla sonuçlanması ihtimalinin yüksek olduğu unutulmamalıdır.

Bu yazı 2599 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı