Hoşgeldiniz; Bugün 28 Haziran 2017 Çarşamba
Suriye|23 Kasım 2016 Çarşamba

El Bab Düğümü; Türkiye’nin Güvenli Bölgesi, ABD/PKK’nın Koridoru, Suriye’nin Tampon Bölgesi, Rusya?

Cahit Armağan Dilek tarafından yazıldı.

Daha önceki yazılarımızda, katıldığımız TV programlarında eğer savaş uçaklarımız Suriye hava sahasında uçamazsa ve Fırat Kalkanı Harekatı (FKH) birliklerini desteklemek üzere hava operasyonu yapamazsa ÖSO’nun karadan ilerlemesi zorlaşır, harekat tıkanır, yerinde sayar demiştik. Aslında FKH kapsamında Dabık bölgesi IŞİD’ten temizleninceye kadar hava operasyonu bağlamında sıkıntımız olmadı. Hatta sınırlı da olsa koalisyon uçakları da zaman zaman destek verdi.

IŞİD’in en kuvvetli olduğu yer denilen Dabık 2 günde temizlendi. Ve ne olduysa ondan sonra yani 16 Ekim’den sonra oldu. Dabık’ın IŞİD’ten temizlenmesinden sonra yaklaşık bir ay kadar zaman geçti ve FKH birlikleri El Bab’ın hemen kuzeyine ancak ulaşabildi. Çünkü Türkiye 19 Ekim’de Afrin’den doğuya El Bab’a doğru hareketlenen PYD/YPG’yi vurunca hem Suriye hem de Rusya tepki göstermiş, operasyonda ölenlerin siviller olduğunu iddia ederek Türk savaş uçaklarının Suriye hava sahasını kullanmalarını engellemek üzere füze sistemlerini aktif hale getirmişti. Bu nedenle FKH kapsamında üç hafta kadar hava operasyonu yapılamadı. Bu süreçte FKH birlikleri El Bab’ın 9 km kadar kuzeyinde adeta patinaj yapmaya başladı, belirgin ilerleme yapamadı.

Ancak muhtemelen Genelkurmay Başkanının 1 Kasım’daki Rusya ziyaretinde bir mutabakata varıldı ve Türk savaş uçaklarına belli şartlarda (muhtemelen YPG’nin vurulmaması ve uçuşlar için ön bildirimde bulunulması gibi) izin verildi. Nitekim 11 Kasım ve 13 Kasım’da iki ayrı hava operasyonu yapıldı ve bundan hemen sonra FKH birlikleri El Bab’ın 1-2 km kuzeyine kadar ilerledi. Bu yaşananlar özellikle sınırlarımızdan uzaklaştıkça hava desteğinin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu da göstermiş oldu. Ancak tam bu sırada Menbic’teki YPG batıya yani El Bab’a doğru ilerlemeye başladı, zaman zaman ÖSO ile çatıştı. YPG, El Bab’a ilerlerken bir taraftan da ÖSO’nun güneye doğru ilerleme hattını kesecek şekilde ilerliyordu. Bu duruma karşı Türk savaş uçaklarının herhangi bir operasyon yapamaması operasyonun El Bab’ın içine ilerlemesini engelledi. Çünkü özellikle Kabaşin bölgesinde ÖSO’nun hem IŞİD hem de YPG ile yaşanan çatışmalar FKH birliklerini oyalamakta.

Tabi bu arada Suriye’nin de El Bab’a yönelik bir operasyon planladığı ve hazırlık içinde olduğu haberleri de gelmeye başladı. Çünkü Suriye kendisine karşı yani Esad rejimini yıkmak amacıyla savaşan ÖSO ile halen kontrolü tam sağlayamadığı Halep kuzey doğusunda sınırdaş olmak istemiyor. Dolayısıyla Şam yönetimi Suriye ordusuyla ÖSO’nun arasına YPG’yi yerleştirmek yani arada bir tampon bölge oluşturmak istiyor. Bu da Menbic ile Afrin kantonlarının El Bab üzerinden (duruma göre sahadaki taktik gelişmelere bağlı olarak kuzeyi veya güneyinden de olabilir) birleşmesi anlamına gelir. Afrin ile Menbic’in dar bir koridor ile de olsa El Bab üzerinden veya güneyinden birleşmesi Rusya’nın Kürtleri Şam şemsiyesi altında tutmak için bir havuç olarak kullanacağı unutulmamalıdır.

Ancak 6 günlük bir aradan sonra 19 Kasım’da TSK yeni bir hava harekatı yaptı El Bab civarındaki IŞİD hedeflerini vurdu. TSK 20 Kasım’da yine bir hava harekatı oldu hem IŞİD hedefleri hem de Menbic batısında ilerleyen YPG hedefinin vurulduğu bildirildi. Eğer TSK sadece IŞİD hedeflerini vuracağız diye Rusya/Suriye’ye bildirim yapıp YPG’yi vurduysa sert tepki gelebilir ve hava sahası yine kapanabilir. Nitekim Suriye resmi haber ajansı SANA TSK’nın Menbic’teki hava saldırısında sivillerin öldürüldüğüne dair bir haber yaptı bile. Bu haberi yeni bir uyarı olarak görmek lazım. Nitekim FKH ile ilgili 22 Kasım gününe ait bildirimlerde TSK’nın yine hava operasyonu yaptığını ancak bunların IŞİD ile sınırlı olduğu görülmektedir. Bu arada pentagon’dan Menbic’te kontrol ettikleri alanları IŞİD’e karşı savunanların yerel güçler olduğu, YPG lider kadrosunun Menbic’i terk ettiği ifade edildi. Bu açıklamalar da ABD’nin Menbic’tekiler yerel güçlerdir, YPG yok, dolayısıyla FKH birliklerinin Menbic’e gitmesine gerek yok söylemini öne çıkaracağını ve Türkiye’nin Menbic’e yönelmesini engellemeye çalışacağını söyleyebiliriz. Bunda sonuç alamazsa daha sert tepkilere başvurmasını bekleyebiliriz.

Diğer taraftan Suriye/Rusya, Menbic’teki YPG’liler doğrudan ABD kontrolünde deyip bilerek izin verdiyse (ABD ile Türkiye arasında kriz yaratmak üzere) esas tepki ABD’den gelir. Çünkü Rakka operasyonuna katılan YPG daha operasyona katılmadan ABD’den geri emniyet ve kontrol ettiği bölgelerde TSK’nın saldırı yapmayacağı garantisi istediği biliniyor. İşte YPG’nin Menbic’te vurulmasından sonra ABD’ye eğer tedbir alınmazsa operasyondan vazgeçeriz şantajı ve Rakka bölgesinden Menbic’e bazı unsurlarını çağırdığı haberleri gelmeye başladı bile. Ancak diğer bir ihtimal de ABD açıktan tepki vermemesidir. TSK’nın operasyonlarını gözlemleyerek TSK’nın YPG’ye yönelik sınırlı operasyonlarına göz yumup Türkiye’nin gazını almak isteyebilir. Bunu yıllarca Irak’taki TSK’nın sınır ötesi hava operasyonları bağlamında yaptı, Wikileaks belgelerindeki yazışmalarında bu durum anlatılmaktadır. Ama ABD, Türkiye’nin YPG’ye yönelik operasyonlarının arttığını görürse Türkiye’nin önüne “başka şeyler” koyarak durdurma yolunu mutlaka deneyecektir.

Yukarıda ifade edilenlere bakıldığında ABD ile Rusya/Suriye karşı ittifaklarda gözükmekte ama gerçek şu ki ABD, Rusya ve Suriye el birliğiyle Türkiye’nin El Bab’a yönelmesini ve öngördüğü güvenli bölgeyi oluşturmasını engellediği görülüyor. El Bab’a girmekte zorlanan ve belki de giremeyecek FKH birliklerinin, rahatça istedikleri anda anlık hedeflere hava operasyonunu yapamadığı bir ortamda Menbic’e girmesi de düşük olasılık gözükmektedir. ABD, oluşan momentum nedeniyle FKH’nın El Bab’ı kontrol etmesi engelleyemeyebilecektir. Ama bu durum ABD tarafından tolere edilebilecekken Menbic’e yönelmesi bütün Amerikan planlarını bozacağından ABD’nin daha sert tepki ve tehditle karşılık vereceği dikkate alınmalıdır.

Bugün itibariyle Suriye kuzeyinde Fırat’ın batısında ilgili aktörlerin nihai hedeflerine ulaşabilmesinde El Bab düğüm noktası haline gelmiştir. El Bab’ı alamayacak ya da alıp Menbic’e yönelemeyecek bir Türkiye çin FHK nihai hedefine ulaşamamış olacaktır. Diğer taraftan FKH birliklerinin Menbic’i alması 2 yıldan fazladır sahada fiilen yatırım yapan, uğraşan, yıllardır belki de bunun planlarını yapan ABD için çabalarının boşa çıkması anlamına gelecektir. El Bab ve Menbic’i TSK destekli ÖSO’nun kontrol etmesi Şam yönetimi için kendisine yönelik tehdidin büyümesi, Halep’in kontrolünün zorlaşması anlamına gelecektir. Menbic cebini kaybedecek PKK/PYD-YPG’nin büyük hayallerinin sönmesi demektir.

Dolayısıyla her aktörün El Bab’ı da içine alacak şekilde Menbic cebini kontrol etmek için güçlü motivasyonları ve gerekçeleri var. Bu da mücadeleyi çetin hale getirmektedir. Bütün oluşumların ((1)Türkiye/ÖSO, (2)ABD/PKK-YPG, (3)Rusya/Suriye) belli kuvvetli-zayıflı yönleri olduğu da aşikar. Bu durumda tek bir oluşumun tek başına başarılı olması mümkün gözükmemektedir. Bu da üç ana oluşumun ikili bir ittifak ya da işbirliğine gitmesini daha makul bir hal tarzı olarak dayatmaktadır. Türkiye’nin, ifade edilen açık hedefler ve liderlerin söylemleri bağlamında ABD/PKK-YPG tarafıyla işbirliği yapması mümkün gözükmemektedir.

Kürtler (PYD-YPG) üzerinde bölgedeki planlarını uygulatmak isteyen ABD’nin açık, ancak Rusya’nın açık edilmemiş niyetleri dikkate alındığında ABD ile Rusya’nın ortak bir planda anlaşması ihtimali daha yüksektir. Ancak süper güç de olsalar bölge dışından gelen bu aktörlerin planlarını bozabilmek için Türkiye’nin acil olarak, açıktan ve doğrudan Şam yönetimiyle işbirliğine girmesi gerekecektir. ÖSO’yu Şam yönetimine müzahir bir milis güç haline getirecek Türkiye ile PYD/YPG’ye terör örgütü muamelesi yapacak Şam yönetimi arasındaki Suriye topraklarında (İran’ı da dikkate alan) terörle ortak mücadeleye yönelik kuvvetli mutabakat Suriye üzerindeki yabancı planları da bozacaktır. Çünkü bu işbirliğinin Rusya tarafından da desteklenmesi büyük ihtimaldir. Türk hükümeti, ABD’nin yeni başkanı Trump’ın Suriye yaklaşımlarını dikkate alarak, bu politika üzerine yoğunlaşmalı, acilen uygulamaya geçirmelidir.

Rus savaş uçağının düşürülmesinin birinci yılının dolacağı (24 Kasım) bugünlerde sahada yerde ve havada diğer aktör ve oluşumlardan tek taraflı veya ortak şekilde Türkiye’ye karşı yapılabilecek  hamlelere karşı uyanık olmakta da fayda var.

Bu çerçevede TSK kendisine verilen her türlü görevi yapacak askeri imkan ve kabiliyettedir. Ancak konu sınır ötesi operasyonlar olduğunda uluslararası ortamın hazırlanması, ilgili tarafların desteğinin alınarak askerlerin önünü açılması öncelik almaktadır ve siyasetin görevidir. Siyaset bu anlamda diplomatik alanda görevini yapamazsa askerin sahada siyasetin yapamadığını yapması çok zordur.

Bu yazı 2200 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı