Hoşgeldiniz; Bugün 20 Ağustos 2018 Pazartesi
Suriye|01 Temmuz 2016 Cuma

Suriye Türkmen Meclisi’nin 3. Genel Kurulu

Meşküre Yılmaz tarafından yazıldı.

Suriye Türkmen Meclisi (STM), Suriye Türkmen Platformu’nun[1] girişimleri ile 2013 yılında, Suriye’nin her bölgesinden gelen 400 delegenin katılımıyla oluşturulmuştur. Amaç, Suriye Türkmenlerinin meşru temsilcisi olacak ve onlar adına her türlü müzakereyi yürütecek bir temsili bir meclis kurmaktır. Delegeler uzun yıllardır Türkiye’de yaşayan, siyasi ve ekonomik yaşamda yer edinmiş Suriye Türkmenleridir. STM henüz uluslararası arenada tanınmış değildir.

Kuruluşundan bu yana geçen üç yılda Suriye Türkmen Meclisi kendisinden beklenen fonksiyonları başarıyla yerine getirmiştir. Suriye Türkmen Meclisi genel kurullarının ilki 2013’de, ikincisi de 2014’de Ankara’da toplanmıştı. Üçüncüsü de yine Ankara’da 26-27 Mayıs ve 4 Haziran 2016’da gerçekleştirilmiştir. Meclisler, esasen meclis olarak toplanırlar. Ancak STM ‘Genel Kurul’ olarak toplanıyor. Bunun temel nedeni de ortada bir Türkmen devletinin olmamasıdır. Bu nedenle zihinlerde bir yer edinmek amacıyla böyle bir isimlendirmeye gidildiği STM yetkilileri tarafından dile getirilmektedir.

Suriye Türkmenleri koruyucuları olarak Türkiye Cumhuriyetini görmektedirler ve Türkiye’nin takip ettiği politika ile gündeme gelmektedirler. STM birçok alanda faaliyette bulunmasına ve başarılı sonuçlar almasına rağmen bazısorunları henüz çözüme kavuşturulamamıştır. Bu durumun temel nedenleri; organizasyon eksikliği, deneyimsizlik, Suriye’deki savaşın kendi içinde geçirdiği değişim ve dönüşümlerdir.

STM ile Irak Türkmen Cephesi (ITC) irtibat halindedir, ancak bu irtibatın sahaya yansıması sadece psikolojiktir, askeri veya siyasi fiili bir işbirliği mevcut değildir.

Birleşmiş Milletler, STM’ni Suriye Hükümeti ve Suriyeli muhalif gruplar arasında yapılan barış görüşmeleri için düzenlenen III. Cenevre Barış Konferansı’na davet etmemiştir. Fakat STM Başkanı Abdurrahman Mustafa, Cenevre’de muhalifleri temsil eden ve bünyesinde 34 grubu barındıran Yüksek Müzakere Konseyi tarafından görüşmelere katılması için davet edilmiş ve Cenevre’ye gitmiştir.[2]

STM 3. Genel Kuruluna Halep, Lazkiye, Hama-Humus ve Şam bölgelerinden, üç siyasi partinin üyelerinden oluşan 400 Türkmen delege katılmıştır. Ayrıca Suriye Muhalefeti’nden temsilciler, çok sayıda siyasetçi, bürokrat, akademisyen, STK temsilcisi ve diplomatik misyon temsilcisi de bulunmuştur. Türkiye’deki üniversitelerde eğitim gören Suriyeli Türkmen öğrencilerin gönüllü olarak organizasyonda görev aldığı Genel Kurul’a Türk ve dünya basını da yoğun ilgi gösterdi.

Genel Kurul, Dr. Esat Arber’in başkanlığında Divan’ın seçilmesi, Kuran-ı Kerim Tilaveti, Türk İstiklal Marşı ve Suriye Devrim Marşı’nın okunması sonrasında Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa'nın açılış konuşması ile başladı. Divanda; Suriye Türkmen Kalkınma Partisi (Nahda), Türkmen Milli Hareket Partisi, Suriye Türkmen Kitlesi ve bağımsızların temsilcileri yer aldılar.[3]

Abdurrahman Mustafa, konuşmasında, "Bugün Suriye’nin bütün Türkmen yurtları yerle bir olmuş durumdadır. Tek çaremiz onurumuz ve özgürlüğümüz için sonuna kadar mücadele etmektir. Bu mücadelede kılavuzumuz Türk İstiklal Savaşı, ilham kaynağımız Kuvayı Milliye ruhudur. Bize bu azmi, bu imanı, bu ruhu nasib eden Allah’a şükürler olsun!” ifadelerini kullandı.

Mustafa, konuşmasının sonunda ise Suriye Türkmen Davası’na verdikleri destek için Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun şahsında Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’na ve tüm Türk Milleti’ne Suriye Türkmenleri adına şükranlarını sundu.

Açılış konuşmasının ardından Türkmen delegelere hitaben bir konuşma yapan Mevlüt Çavuşoğlu ise konuşmasına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Başbakan Binali Yıldırım’ın Suriye Türkmenlerine başarı dileklerini ileterek başladı. Konuşmasında “Hedefimiz Suriye’nin vazgeçilmez bir unsuru olan Türkmen kardeşlerimizin ülkenin yönetiminde söz sahibi olmasıdır” ifadesini kullanan Çavuşoğlu konuşmasının devamında “Suriye halkının demokratik, çoğulcu ve özgürlükçü devlet yapısına kavuşması arzusunu her platformda destekledik ve yanlarında olduk. Bundan sonra da her platformda bunu savunmaya devam edeceğiz. Türkmen kardeşlerimizin bizim gönlümüzdeki yeri başkadır. Bundan daha doğal bir şey de olamaz” ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’ndan sonra kürsüye gelen Suriye Türkmen Meclisi Onursal Başkanı Mehmet Şandır ise konuşmasında ‘’Son beş yıl içinde yaşananların kıyamete dönüştüğünü” ifade etti. Şandır Türkmenlere moral ve cesaret veren bir konuşma yaptı:

2011 Mart ayında Türkmenlerin özgürlük, değişim, adalet, ekmek talebiyle başlattıkları hareket rejim tarafından bastırılarak katliama dönüştürülmüştür. Suriye bir arada olursa Türkmenler daha huzurlu olacaktır. Bu olaylardaki en büyük mağdur ve mazlum Türklerdir. Bugün Türkiye’de sığınmacı olarak yaşayan Türkmenlerin ihtiyaçları karşılanıyor, fakat köylerimizdeki fakirliği Türkiye’deki hayata tercih ederiz. Humus’un durumu çok perişan, koruyamadık. 2011’den önce komşularımızla barışık yaşıyorduk. Ama şimdi her grup Türkmenlere saldırıyor. Toprağından atılan, saldırıya uğrayanlar Türkmenlerdir.. Yemen, Tunus, Cezayir birçok ülkede olaylar sona erdi, Suriye’de beş yıldır devam ediyor. Alt yapı tahrip edildi. Bu savaş bir an önce bitmeli, Suriye’yi terk edenler ülkelerine dönmeli. Yüz yıl önce gerçekleştirilemeyen projeler şimdi uygulanmak isteniyor. Kurduğunuz meclisin kıymetini bilin bu meclis bölgenin de geleceğini tanzim edecektir. Mesele Suriye’nin birliğidir. Türkmenler olarak biz, kendi kimliğimizle ama Suriye devletinin vatandaşı olarak eşit ve onurlu, özgür bir toplum olmaya, bu devletin kurucu unsuru olmaya talibiz. Bunu da bu meclis başaracak. Biz başardığımız takdirde, hem Suriye hem Irak hem de Türkiye küresel güçlerin bu saldırısından kurtulacaktır. Önümüzde örnek var. Türkiye Cumhuriyetinin verdiği mücadele Milli Mücadeledir. Bu meclis kurucu meclise dönüşecektir. Hatta milli meclise dönüşmesi lazım. Türkmenlerin geleceğini kuracağız. Hakkını, hukukunu koruyacağız. Kendinizi sahipsiz, çaresiz görmeyin. Haklısınız, Allah yanınızda, Türkiye Cumhuriyeti yanınızda, Türk milleti sizinle beraberdir..

Mehmet Şandır’ın ardından Kerkük Vakfı Sözcüsü, Çankaya Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mahir Nakip de yaptığı konuşmada; “Biz topraklarımızda kalmak istiyoruz. Suriyeli gençler eğitilmeyi bekliyor. Osmanlı gibi Türkmenler de Orta Doğu’ya barış getirmek istiyor. Orta Doğu’da barış aranıyorsa Türkmenlere rol verilmelidir. Türkmenler bugüne kadar silahlanmamıştır. Türkmenlerin uluslararası konsensüsle silahlanması gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti de üç yerde menfez açmalıdır: Telafer, Fırat’ın batısı ve Bayır-Bucak” dedi.

Türk Ocakları Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, Suriye Geçici Hükümeti Başbakanı Cevad Ebu Hatab, Çağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Esat Arslan, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Dr. Bahadır Bumin Özarslan, Atatürk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Cemil Doğaç İpek ve Tarihçi-Yazar Ali Bademci de birer konuşma yaptılar. Daha önceki toplantılara Suriye Geçici Hükümeti üst düzeyde katılırken bu toplantıya Geçici Hükümetin Başkanı Cevad Ebu Hatab katıldı. Bir konuşma yapan Hatab; “Uluslararası toplumun Suriye sorununa ilgisiz kaldığını, Birleşmiş Milletlerin bir şey yapmadığını, ancak Türkiye ve iki-üç Arap ülkesinin kendilerine yardımcı olduğunu” ifade etti.

Konuşmacıların dışında toplantıya katılanlar arasında şunlar da vardı: Veysel Dalmaz (Merkez valisi, eski koordinatör vali), Dr. Habib Hürmüzlü (ORSAM Danışmanı, Irak Türkmeni), Doç. Dr. Şaban Kardaş (ORSAM Bşk.), Hüseyin Raşit Yılmaz (TEPAV Uzmanı), Doç. Dr. Serdar Eryılmaz (TÜRKSAM Bşk. Yrd.), Şahin Çokyaman (Türk Dünyası Koordinasyon Vakfı Genel Başkanı), Saniye Kalkan (Türk Dünyası Koordinasyon Vakfı Genel Sekreteri), Dr. Bahadır Bumin Özarslan (Hacettepe Üni.), Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yılmaz (Selçuk Üni.), Yrd. Doç. Dr. Meşkure Yılmaz (Gazi Üni.), Fatih Türkcan (Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı Başkanı), Eser Türkistanlı Saka (Doğu Türkistan Vakfı Başkanı), Selahattin Baysal (Dünya Türkmenleri İnsanperver Birleşiği Başkanı), Veysel Erdem Bozdoğangil (Adana Aydınlar Ocağı Bşk. Yrd.), Doç. Dr. Erdinç Yazıcı (Gazi Üni.), Omar Koach (Gazeteci), Mehmet Emin Ethem (MEMURSEN), Dr. Fatih Mehmet Güleç, Prof. Dr. Ensar Gül (TÜRKSAT Gen. Md.), Halil Yeşilçimen (TÜRKSAT Gen. Md. Yrd.), Kenan Bozgeyik (PTT Gen. Md.), Yunus Emre Aksu (Türk Dünyası Vakfı), Hanefi Uzunçam (Türkmeneli TV), Prof. Dr. Celalettin Yavuz (TÜRKSAM Bşk. Yrd.), Hakan Sükun, Hakan Burak Us (MGK Gen. Sek. Danışmanı), Jose Luis Santos (İspanya Büyükelçiliği), Kristijan Miksche ve Elizabeth Jaklitsch (Avusturya Büyükelçiliği). Az sayıda da olsa Batılı büyükelçilik temsilcisine karşılık görüldüğü gibi Müslüman ülkelerin ve Türk Cumhuriyetlerinin büyükelçiliklerinden katılım olmamıştır. STM yetkilileri daha önceki toplantılara da davetli oldukları halde, bugüne kadar mazeret dahi bildirmeden katılmadıklarını ifade etmişlerdir. Bu durum sadece üzücü değil, düşündürücüdür..

Genel Kurul’un basına kapalı olarak yürütülen ikinci bölümünde ise adaylık başvuruları ve seçim sürecinden önce tüm Türkmen bölgelerinden gelen delegeler, Türkmen misafirler ve sahadan gelen komutanlar kürsüde görüş, öneri ve temennilerini bildirdi. Konuşmaların ardından aday başvuruları alınarak 42 kişiden oluşan Meclis üyeleri seçimi yapıldı.

Genel Kurul’un 2. günü yeni seçilen Meclis üyelerinin Anıtkabir ziyareti ile başladı. Cuma namazı sonrasında Genel Kurul çalışmalarına devam edildi. Suriye Türkmen Meclisi 3. Dönem Meclis Üyeleri’nin gerçekleştirdiği toplantı basın açıklamasının yapılması ile son buldu. Basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

Suriye Türkmen Meclisi’nin 26-27 Mayıs 2016 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirdiği 3. Genel Kurulu’nda Suriye’nin tüm Türkmen bölgelerini temsilen, Türkiye’nin çeşitli illerinden, kamplardan ve Halep, Humus, Rakka’dan gelen 400 delegemiz, 42 kişilik Meclis üyelerini demokratik ve şeffaf bir işleyişle seçmiştir. Genel Kurul'un 2. gününde yapılan ilk meclis toplantısında Suriye Türkmenlerinin ‘Onur ve Özgürlük’ mücadelesi’ne yönelik önemli kararlar alınmıştır. Meclis olarak yeni bir safhaya geçmeye hazırlandığımız bu süreçte amacımız Suriye Türkmen Davası’nı daha ileriye taşımaktır. Bu bağlamda, Meclis Yürütme Kurulu'nun daha etkili ve yetkin olması için görev ve sorumluluk alanlarının belirleneceği, yönetim-organizasyon sisteminin oluşturulacağı bir haftalık istişare sürecinin gerekliliğine kanaat getirilmiştir. Bu çerçevede, Suriye Türkmen Meclisi yürütme kurulunun ve başkanlık seçimlerinin, istişare süreci sonunda 4 Haziran 2016 tarihinde yapılmasına karar verilmiştir.

Toplantıya ilişkin kişisel gözlemlerim ise şöyledir:

Toplantıya katılan değişik profildeki kişilerle görüştüm. Gerçi bazılarıyla ben Arapça onlar da Türkçe bilmediği için konuşamadım. Türk dizileri sayesinde birçok ülkede Türkçe öğrenilirken soydaşlarımızın dillerini konuşamaması beni son derece üzdü. Halktan bir kadın “Bu kadar uzun süreceğini ve bu kadar sıkıntı çekeceğimizi hiç düşünmemiştik. Biz özgürlük, adalet ve ekmek için hakkımızı aramak istemiştik, ama ülkemizi terk etmek zorunda kaldık. Savaş biter bitmez dönmek istiyoruz” dedi.

Başka bazı aileler de farklı düşünüyorlar, özellikle çocukları çalışabilecek yaşta olan çok çocuklu aileler çocuklarını işe sokarak geçimlerini sağladıkları için dönmeyi düşünmüyorlar. Ayrıca Türkiye’nin yükselen bir sağlık turizmine sahip olması sayesinde, Arapça bilenler Arap ülkelerinden gelenlere tercümanlık yaparak ciddi gelir sağlamaktadırlar. Kendi işlerini kuranlar da ülkelerine dönmek istemiyorlar--daha önemlisi ülkeleri için savaşmak istemiyorlar. Türkmenlerin bir kısmı Türkiye’nin Suriye’deki savaşın seyrine bağlı olarak eğit-donatı gerçekleştiremediğini, zaman zaman silahların yanlış ellere de verildiğini düşünüyor. Edindiğim bilgilere göre şu anda eğit-donat işini sadece ABD gerçekleştiriyor. Ayrıca zaman ilerledikçe temsil sorunu ortaya çıkıyor. Gerçekten mücadele edecek insanı bulmak zorlaşıyor. Ortak buluşulan nokta ise şu: “Sizin için kimse kan dökmez, kimse sizin için ölmez”. Beş yıldır gelip Türkiye’ye yerleşen iş kuranların ülkeleri için savaşmayacakları kanaati maalesef yaygın bir görüş. Halkın yerinde kalması sağlanamadığı için birçok yeri kaybettik. “154 Türkmen köyü var, sahip çıkmazsak buralara PYD yerleşecek” endişesi taşıyan Türkmenler de var, ama kimsenin somut çözüm önerisi yok.

Evet, 3. STM Genel Kurulu yapıldı, bitti. Ama, asıl önemli olan şimdiye kadar ne yapıldığı? Bundan sonra ne yapılacağı? Daha önce de belirttiğim gibi Türkiye, Suriye’deki Türkmenlerin koruyucusu olarak görülüyor. Bu nedenle Türkiye’nin bu konuda takip ettiği politika ile Türkmen hareketi şekilleniyor. Toplantıda yapılan konuşmalarda da görüldüğü gibi Türkiye’nin rol model alındığı vebeklentilerin yüksek olduğu anlaşılıyor. Peki, Türkiye nasıl bir politika takip etti?

Türk hükümeti, Türkiye’nin çok eskiden gelen ‘Komşularının iç işlerine karışmama’ dış politika prensibini terk ederek bu savaşa taraf oldu. Türkiye Güneydoğu’da PKK ile uzun ve kanlı bir çatışmaya girerken, yaklaşık 3 milyon Suriye vatandaşı mülteci olarak Türkiye’ye geldi ve Türk hükümeti bu krizde söz söyleme ve etkileme imkânlarını tamamen kaybetti. Bu koşullar altında, yeniden düzenlenmiş kapsamlı bir bölge politikası çerçevesinde, Suriye politikasının gözden geçirilmesi, Türk hükümeti tarafından çok daha önce yapılmış olması gereken bir zorunluluk olarak görünüyor. Türkiye şimdi tümüyle ‘hasım’ ülke ve gruplarla çevrilidir ve ciddi güçlüklerle karşı karşıyadır; son gelişmeler ışığında yeni bir Suriye politikası belirlemek zorundadır. Önce İran’la, sonra da Rusya’yla ilişkiler ve işbirliği geliştirilmelidir. Türkiye müttefikleri ve dostları için güvenilir ve öngörülebilir bir partner olmalıdır. ‘Kürt’ ayrılıkçı emelleri ve IŞİD’in radikal dinci altyapısından kaynaklanan tehditlerin üstesinden, ancak milli mutabakata dayalı bir milli seferberlikle gelinebilir. Bu maksatla, Türkiye’nin, yani Türk hükümetinin, yeni bir politik düşünce tarzı ve genel anlamda bölgesel krize yeni bir yaklaşım benimsemeye ihtiyacı vardır. Öncelikle de, Türkiye’nin ‘milli’ menfaatlerinin en iyi nasıl geliştirilebileceğine ve sonuçta bölgede hangi rolü oynamak istediğine karar vermesi gerekmektedir.[4]

 

SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ BASIN VE KAMUOYU DUYURUSU

4 Haziran 2016

Suriye Türkmen Meclisi’nin 26-27 Mayıs 2016 tarihlerinde gerçekleştirilen 3. Genel Kurulu sonucunda, 400 Türkmen delege tarafından demokratik bir seçimle göreve gelen 42 kişilik Suriye Türmen Meclisi üyelerimizin takdiri ile 4 Haziran 2016 tarihinde, Ankara’da gerçekleştirilen Başkanlık ve Yürütme Kurulu seçiminde, Suriye Türkmen Meclisi 3. Dönem Yürütme Kurulu Dr. Emin Bozoğlan’ın başkanlığında aşağıdaki gibi oluşmuştur:

Suriye Türkmen Meclisi 3. Dönem Yürütme Kurulu Üyeleri

1- Nidal ÖZTÜRK
2- Zeki Mustafa TÜRKMEN 
3- Halid Alhaj ABDULGANİ 
4- Mehmet TÜRKHAN
5- Emin BOZOĞLAN 
6- İbrahim ALOMER 
7- Muhammed ALŞEMALİ 
8- Halit MUSTAFA 
9- Ziyad ALALİ 
10-Ziyad HASSAN 
11- Bassem BARRAK 
12- Yusuf MOLLA 
12- Muhammed HAYDAR 
14- Omar İSA

Seçim sonuçlarının, Suriye Türkmenlerinin haklı davası ve “Onur ve Özgürlük Mücadelesi” için hayırlara vesile olmasını temenni ederiz.

Saygılarımızla

Suriye Türkmen Meclisi


[1]Suriye Türkmen Platformu, 2012 yılında Suriye Türkmenlerini bir araya getirmek üzere oluşturulmuştur.

[2]Hürriyet, 2 Şubat 2016.

[3]Divan Üyeleri: Esat Arber (Başkan), Akif Öztürk (Başkan Yrd.), İzzet Kordi, Hüseyin Mulla Veli, Servet Muharrem.

[4]http://www.21yyte.org/tr/arastirma/is-gelistirme-ve-stratejik-yonetim-arastirmalari-merkezi/2016/04/25/8439/incek-tartismalarinda-turkiyenin-suriye-politikasi-ele-alindi

Bu yazı 968 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı