Hoşgeldiniz; Bugün 20 Ocak 2017 Cuma
Rusya|08 Mayıs 2013 Çarşamba

ABD’nin Acil Moskova Çıkartması

Tuğçe Varol tarafından yazıldı.

 

Yeni ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, şubat ayında dışişleri bakanlığına atandığı tarihten itibaren Rusya’ya ilk resmi ziyaretini dün gerçekleştirerek hem Rusya Devlet Başkanı Putin hem de Rus Dışişleri Bakanı Lavrov ile görüşmelerde bulunmuştur. ABD Dışişleri Bakanı Kerry ile Lavrov arasında geçen görüşmelerin Suriye konusu üzerinde yoğunlaştığı tahmin edilirken esasen Kerry’e refakat eden bir başka ABD’li üst düzey yetkili de dikkat çekmektedir. Moskova’ya giden ABD heyetinde bulunan ABD FBI Direktörü Robert Muller’de Rus meslektaşları ile görüşmelerde bulunmuştur.

Kerry’den önceki ABD Dışişleri Bakan olan Hillary Clinton döneminin “Arap Baharı” ve “Suriye Krizi”ne rast gelmesi ile birlikte ABD ve Rus ilişkileri yeniden soğuk bir döneme girmişti. “Arap Baharı” döneminde çekinceli ve dengeli hareket eden Kremlin, olayların Suriye’ye sıçraması ile birlikte başından itibaren dış müdahaleye karşı bir politika izlemiştir. 2010 yılından itibaren Suriye konusunda ABD ile ters politikalar izleyen Kremlin ayrıca Rusya içerisinde çalışan USAID çalışanlarının da ülkeyi terk etmelerini istemiştir. Üstelik Moskova’da USAID hakkında bu karar alınırken Valivostok’taki APEC zirvesinde Vladimir Putin ile görüşmelerde bulunan Hilary Clinton konu kendisine iletildiğinde şaşkınlığını gizleyememiştir.

2000’ler de Rusya’nın aleyhinde kullanılan YUKOS davasından sonra bir kez ABD tarafından “Magnitsky” davasının ortaya çıkarılması ve bazı Rus görevlilerin ABD’ye girememesi üzerine kara listeye alınması Rusya tarafından “ABD’nin emperyalist politikaları” olarak adlandırılmış ve karşılık vermesine yol açmıştır. ABD’nin “Magnitsky Yasası’nın hemen ardından Rusya’da ABD vatandaşlarının Rusya’dan çocuk evlat edinmelerini engelleyecek yasaları çıkartmıştır. Buna ilave olarak da Rusya içerisinde faaliyet gösteren bütün sivil toplum kuruluşlarının yurt dışından para alması yasaklanmıştır.

Clinton dönemini gerginlikle geçiren Rus-ABD ilişkileri geçtiğimiz haftalarda Boston’da “iki Çeçen” kardeşin gerçekleştirdiği iddia edilen bombalama olayı nedeniyle aniden bir yakınlaşma dönemine girmiştir. Öncelikle Kerry’nin Moskova ziyareti sırasında Suriye konusunda iki ülkenin ortaklaşa uluslararası bir konferans düzenleme kararı aldığı ilan edilmiştir. Buna ek olarak iki dışişleri bakanı da ülkelerinin geçtiğimiz sene Cenevre’de kabul edilen “Suriye Yol Haritası”nı desteklediklerini belirtmişlerdir. Suriye Krizi’nin başladığı tarihten itibaren konunun diplomasi ile çözülmesi gerektiğini savunan Rusya tarafı bulunduğu noktadan taviz vermeden hareket ederken ABD tarafı ise acaba bir çıkmaz içinde olduğundan mı Rusya ile yeni bir diplomatik süreç başlatıyor? Bu sorunun cevabını kısa sürede vermek kolay olmadığı gibi görüşmelerin gerçekleştiği sırada İsrail’in Suriye’de bazı hedefleri vurduğunu da hatırlatmakta fayda vardır. Dolayısıyla bu samimi bir ABD geri adımı ve buna İsrail’in tepkisi midir yoksa zaten İsrail tarafından vurulacağı bilinen Suriye hedefleri için sıcak bir ortamın oluşturulması mıdır sorusu da akla gelmektedir.

Suriye meselesinin yanı sıra Moskova’ya giden heyetin diğer bir önemli başlığı ise Boston olayları ve istihbarat meselesi olmuştur. Çünkü olaylardan sonra ortaya çıkmıştır ki Rusya 2011 yılında ABD istihbaratını zanlılardan birisinin aşırı İslamcı olduğu şeklinde uyarmış fakat ABD istihbaratı bu uyarıyı fazla dikkate almamıştır. ABD basınına göre ise olayların yaşanmasının ardından Başkan Obama ve Başkan Putin’in bu konu hakkında beraber çalışma kararı almalarının ardından Rusya tarafı ABD istihbaratına ek bilgiler sunmuştur. Böylelikle uzun yıllar Rusya içerisindeki Çeçen hareketini destekleyen ABD, yıllar sonra kendisinin vurulması üzerine Rus tarafına müracaat etmek zorunda kalmıştır.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından dünyanın pek çok yerinden çekilmesini fırsat bilen ABD “Yeni Dünya Düzeni” tek başına sağlayabileceği iddiasında bulunmuştur. Fakat oradan geçen 22 yılın ardından Rusya Federasyonu ardılı olduğu Sovyetler Birliği kadar büyük bir güç elemanı oluşturamasa da halen hatırı sayılır bir “Dünya” aktörü olmaya devam etmektedir. 1990’larda Kafkasları kaybetmenin eşiğine gelen Moskova, bugün izlediği politikalar neticesinde sorunlu bölgesindeki ayrılıkçı ya da aşırıcıları başkaları için de tehdit algılaması haline getirmeyi başarmıştır. Rusya açısından Suriye’de izlediği politikadan taviz vermemek ve ABD’nin kendi iç istihbaratının Rusya’dan yardım alabilmek için Moskova’ya gelmesi Kremlin açısından başarılı bir politikadır.  

 

Bu yazı 3386 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı