Hoşgeldiniz; Bugün 21 Ekim 2018 Pazar
Rusya|16 Ekim 2012 Salı

Rusya’nın Türkistan’a Geri Dönüş Hamleleri

Turgay Düğen tarafından yazıldı.

21 Eylül’de Putin’in gerçekleştirdiği Kırgızistan ziyareti ile Türkistan’da Rus nüfuzunun giderek artacağı görülmüştür.

 

Rusya’nın Türkistan’a Geri Dönüş Hamleleri

Turgay DÜĞEN*

21 Eylül 2012’de Putin’in gerçekleştirdiği Kırgızistan ziyareti ile Türkistan’da Rus nüfuzunun giderek artacağı görülmüştür. Putin’in Kırgızistan ziyareti ile ekonomi, ticaret, kültür, hidroelektrik santral yapımı alanlarında bir dizi anlaşma imzalayan iki ülke, askeri üs konusunda da mutabakata varmıştır.[1] Türkistan’da Rus nüfuzu, 16. Yüzyılda Türkistan’daki Rus işgaliyle başlayan ve farklı yönetimler altında 20. Yüzyıla kadar devam ederken, Sovyetlerin çöküşü ile sona ermiş ve 10 yıl gibi kısa bir süre içinde Rusya’nın tekrar Türkistan’daki etkisini artırmasıyla kendini göstermiştir. Avrasya Birliği süreciyle başlayan dönüş süreci, Kazakistan’dan sonra Kırgızistan ve Tacikistan ile devam etmektedir. Özbekistan ve Türkmenistan ise bu süreçte, Rusya için aşılması zor engeller olarak durmaktadır. Bu durumun da tarihsel ve jeopolitik sebepleri vardır. Bundan dolayı Rusya’nın Türkistan’a dönüş sürecinde, tarihsel arka plan ile günümüzün jeopolitik koşulları bir arada değerlendirilmelidir.

 

Türkistan’da Rus Devri

1552’de Kazan Hanlığı’nın Rus hâkimiyetine girmesiyle Rus Tarihinde yeni bir dönem başladığı gibi Türkistan tarihinin de yenilgi ve işgallerle uzayan bölümü başlamıştır.[2] Ruslar Kazan engelini aştıktan sonra Türk İlleri üzerine ilerlemeye başlamış ve böylece Rusya yalnızca Ruslardan oluşan bir devlet olmaktan çıkıp, çeşitli milletlere hâkim olan bir imparatorluk haline gelmiştir.[3] 18. Yüzyıl Kazaklar başta olmak üzere Türkistan’ın tamamıyla Rus hâkimiyetine girdiği bir dönem olmuştur. Ruslar Avrupa’nın beşte biri büyüklüğündeki Türkistan’ı işgal ederken kayıpları 1000 ölü ve 3000 yaralıyı geçmemiştir.[4]

 

Rusya-Kazakistan: Mecburi Aşk

Ruslar ilk olarak Kazak steplerinde hâkimiyet sağlamıştır. Sovyetler Birliği’nin dağılmasına kadar da Kazak topraklarındaki hâkimiyet siyasi, ekonomik ve sosyolojik olarak pekiştirilmiştir. Fakat bu süreç SSCB’nin dağılmasının hemen ardından başlamamıştır. Kazakistan ekonomik, sosyal ve askeri boyutta Rusya’nın etki alanında olmasına rağmen doksanlı yılların başında dış politikasında Rusya’ya ayrıcalık tanımamıştır.[5] Bu durum Rusya’nın doksanlı yıllarda yaşadığı ekonomik sıkıntılardan kaynaklanmıştır. Bu dönemde Rusya, Orta Asya bölgesine yardım ve yatırım yapamamış, hatta kiralık olarak kullandığı üslerin ödemelerinde de sorunlar oluşmuştur. Kazakistan’daki Uzay üssü olan Baykonur üssünün dört yıl boyunca kirasının ödenmemesi üzerine, Nazarbayev konuyla ilgili rahatsızlığını dile getirmiştir.[6] Bu mesafeli ilişki fazla uzun sürmemiştir. Türk Cumhuriyetleri arasında Rusya ile sınıra sahip tek ülke olan Kazakistan, Sovyetler döneminde oluşturulan boru hatlarından dolayı enerji alanında da Rusya ile kopmaz bağlara sahip olmuştur. Rusya için ise Kazakistan, Orta Asya’ya açılmasının tek yolu olmuştur.[7] Yeltsin Döneminde askeri ve ekonomik nüfuz özelliği neredeyse ortadan kalkmış olan Rusya, Putin Dönemi ile birlikte yeniden etki alanı oluşturmaya başlamıştır. Bu dönemde Avrasya Birliği’nin hızlı adımlarla yol alması bu sürecin önemli bir göstergesidir. Rusya’nın etkisini artırmasıyla birlikte ilişkilerini güçlendirdiği ilk ülke Kazakistan olmuştur. Kazakistan’ı Rusya ile ortak hareket etmeye zorlayan üç önemli sebep vardır.

1.       Kazakistan’ın etnik yapısı: Kazakistan nüfusunun yüzde 25’i Ruslardan oluşmaktadır.[8]

2.      Sovyetler Birliği’nden ayrılan ülkeler arasında Rusya ile en uzun sınıra sahip olan ülke de Kazakistan’dır.

3.      Tarih içinde Rusların egemenliğine en erken giren topraklar Kazakistan topraklarıdır ve bundan dolayı Ruslar ile Kazaklar arasındaki tarihi bağlar daha güçlüdür.

Kazakistan’a özgü olan bu gerekçeler Kazakistan’ın dış politikasının oluşmasında da belirleyici olmuştur.

 

Tacikistan ve Kırgızistan’daki Rus Hamleleri

Kırgızistan ve Tacikistan’da yaşanan süreç şimdilik Avrasya Birliği sürecinin dışında ilerlemektedir fakat bu iki ülkenin de Birliğe dâhil olma ihtimalleri yüksektir. 8 Ekim’de Rus Dışişleri Bakanı ile Kırgız Dışişleri Bakanının yaptıkları görüşmede Rusya’nın Kırgızistan’ı gümrük birliğine davet etmesi üzerine Kırgızistan’da birliğe katılmak istediğini beyan etmiştir. Bu da göstermektedir ki Kırgızistan’ın Avrasya Birliği’ne katılma süreci hızlandırılmıştır.[9] Kırgızistan ve Tacikistan’ın Rusya ile ilişkilerinde iki konu öne çıkmaktadır. Bunlar; Türkistan’daki su sorunu bağlamında Tacikistan ve Kırgızistan’daki barajların yapım süreci ve bu iki ülkedeki Rusların askeri varlığıdır.

Rusya, Kırgızistan’da 4 farklı askeri tesise sahiptir. Bunlardan en önemlisi Bişkek yakınlarındaki Kant Askeri üssüdür. Bunun dışında Rusya, Issık Gölde deniz askeri eğitim merkezi ve Sismik gözlemevine, Celalabat’ta ise bir nükleer test gözlemevine sahiptir.[10] Daha önce yapılan anlaşmalara göre bu Kant askeri üssünün kullanım süresi 2017’de sona eriyordu. Fakat Putin’in ziyareti sırasında imzalanan anlaşmaya göre, bu tesislerin kullanım süresi 2017 sonrasında 15 yıl daha uzatılacaktır. Taraflardan herhangi birinin itirazı olmaması durumda da bu süre 5’er yıl daha otomatik olarak uzatılacaktır. Bu anlaşma karşılığında ise Kırgızistan’ın Rusya’ya olan 189 milyon dolarlık borcu da silinmiştir.[11] Rusya askeri olarak Kırgızistan’daki varlığını korumak istemektedir çünkü Kırgızistan’ın Rusya’nın güvenliği açısından dört farklı başlıkta önem arz etmektedir.

1.       Kırgızistan, Rusya’nın Türkistan’da rekabet içinde olduğu Çin’in Doğu Türkistan sınırında yer almaktadır.

2.      Kırgızistan, bölgedeki Özbek İslam Hareketi, El Kaide ve Hizb-ut Tahrir gibi terör örgütlerinin geçiş güzergâhı üzerindedir.[12]

3.      Bölgede gerilimi artıran konuların başında gelen su sorununda da Kırgızistan stratejik bir öneme sahiptir.

4.      Afganistan merkezli uyuşturucu trafiğinin geçiş noktaları Fergana bölgesi üzerinde bulunmakta ve Kırgızistan sınır güvenliğini sağlamakta yetersiz kalmaktadır.

Bu gerekçelerle Kırgızistan, Rusya için Orta Asya’da stratejik bir tutunma noktası olarak görülmektedir.[13]

Kırgızistan’daki Kant üssünün kullanım süresinin uzatılmasının ardından, Putin’in 6 Ekim’de Tacikistan’a gerçekleştirdiği ziyarette imzalanan anlaşma ile Tacikistan’daki askeri üssünün kullanım süresi de 2042’ye kadar uzatılmıştır. Bunun karşılığında Rusya, Tacikistan Ordusunun modernizasyonunu gerçekleştirecek, uyuşturucu ve terörle mücadelede Tacikistan ile birlikte hareket edecektir.[14]

Rusya’nın Türkistan’daki askeri üslerinin kullanım sürelerini uzatması yalnızca bölgedeki askeri anlamda bir güçlenme ve genişleme değildir. Aynı zamanda Özbekistan-ABD ve Özbekistan Avrupa Birliği şeklinde oluşan müttefikliğe stratejik bir cevaptır.[15] Batı’nın müttefiklik ilişkisi kurduğu Özbekistan; siyasi, ekonomik ve askeri açıdan bölgenin en güçlü devletidir. Fakat Rusya’nın seçtiği müttefikler olarak Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan da Rusya ile birlikte hareket etmeleri durumunda Özbekistan-Batı ittifakına karşı jeopolitik olarak üstünlük sağlayabilir.

 

Suyun Başındakiler: Tacikistan ile Kırgızistan

Rusya, Fergana Vadisi’nin kuzeyinde ve güneyinde bulunan iki üssünün kullanım sürelerini uzatmasının yanında, Türkistan’daki devletlerarasında ihtilaflı olan su meselesine de doğrudan taraf olmuştur.

Orta Asya’da dünyanın en kötü çizilmiş sınırlarına sahip olan Fergana Vadisi’nde Özbekistan, Tacikistan ve Kırgızistan sınırları iç içe girmiş durumdadır. Bölgede dağlık arazilere Tacikistan ve Kırgızistan sahipken, vadinin verimli tarım arazileri Özbekistan sınırlar içinde yer almaktadır. Bunun yanında tarım arazilerini sulayan nehirlerin kaynakları Kırgızistan ve Tacikistan sınırları içindedir. Kırgızistan’dan çıkan Seyhun Nehri; Kazakistan, Tacikistan ve Özbekistan’dan geçerken, Tacikistan’dan çıkan Ceyhun Nehri; Afganistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Türkmenistan geçmektedir. Türkistan’daki diğer Türk Cumhuriyetleri’nin aksine hiçbir enerji kaynağına sahip olmayan Tacikistan ve Kırgızistan ülkelerindeki su kaynaklarını enerjiye çevirmek istemektedir fakat bu nehirler üzerine kurulan barajlar nehirlerin geçtiği ülkelerdeki tarımı olumsuz etkilemektedir. Seyhun Nehri’nin yüzde 80’ini kontrol altında tutan Tacikistan, bu nehir üzerine 1976’da inşa edilmeye başlanan Rogun Barajı’nın tamamlanması ile birlikte su üzerindeki kontrolünü artıracak ve Özbekistan’ın su sıkıntısı çeken Sukhanderya ve Kaşkanderya bölgelerine giden suyun tamamını kontrol altına almış olacaktır.[16] ABD barajın inşasının Dünya Bankası tarafından yapılacak olan kontrollere kadar durdurulmasını istemiştir. Rusya ise 6-7 Ekim 2012 tarihlerinde Tacikistan ile imzaladığı anlaşmalar arasında Rogun Barajı konusuna yer vermeyerek bu konuda çekimser bir tavır ortaya koymuştur.[17]

Özbekistan ve Tacikistan arasındaki Rogun Barajı’nın inşasından kaynaklanan sorun iki ülke arasındaki gerilimi artırmaktadır. Rogun Barajı’nın yapımına karşı olan Özbekistan 30 Temmuz 2012 tarihli bir habere göre Tacikistan’ın gizlice Rogun Barajı’nı yapmaya devam ettiğini iddia etmiştir. Özbekistan Dışişleri Bakanlığı da Tacikistan’ın Rogun barajı inşaatının tekrar başlatılmasının Özbekistan ile yapılan anlaşmanın ihlali anlamın geldiğini belirtmiştir. Tacik yetkililerin Rogun tasarım çalışmaları için Rusya, Ukrayna gibi ülkelerden yabancı yükleniciler ile anlaşmaya vardığını kaydeden Özbekistan, santralin başlatılması için gerekli ekipman, bileşen ve malzemelerin temini için sözleşmelerin bile yapıldığını öne sürmüştür.[18]

Kırgızistan’da milli proje olarak görülen Kambar Ata 1-2 barajlarının yapımı da bölgedeki stratejik dengeler açısından önem arz etmektedir. 1986’da planlanan bu barajlar, Kırgızistan’ın bağımsızlığının ardından da gündemde kalmıştır. Kambar Ata 2 Barajı, diğerine nazaran daha küçük bir barajdır. Bu baraj, Rusya’nın finansmanı sağlaması üzerine bir Rus şirketi tarafından Ağustos 2010’da tamamlanmıştır. Kambar Ata-2, bölgesel sorunlara neden olmaması adına Özbek yetkililerin de onayları alınarak gerçekleştirilmiştir.[19] Kambar Ata-1 Barajı’nın inşaatına ise hala başlanmamıştır. 2009’da Kırgız Parlamento sözcüsü Kubanıçbek İsabekov’un yaptığı açıklamaya göre, bu barajın bitmesi halinde, Kırgızistan’ın stratejik önemi artacak ve ülke bölgesel bir güç haline gelecektir.[20] Her ne kadar Kırgızistan, barajların yapım sürecinde Özbekistan ile olan ilişkilerini gözeterek hareket etmeye çalışsa da bölgedeki stratejik dengelerin değişmesi Özbekistan tarafından kolay kabul edilebilecek bir durum değildir. Putin’in 21 Eylül’deki Kırgızistan ziyaretinde hidroelektrik santrallerinin inşalarına destek vereceğini belirtmesi, Kambar Ata-1’in hızlandırılacağı şeklide okunabilir. Rusya’nın Kırgızistan’daki Hidroelektrik santrallerinin inşası için Kırgızistan’a 5 milyar dolar vereceği tahmin edilmektedir.[21] Rusya’nın Avrasya Birliği’ne dâhil etmek istediği Kırgızistan’ın ekonomik olarak güçlendirilmesi, birliğin geleceği açısından da önemlidir. Aksi takdirde siyasi ve ekonomik olarak istikrarsız ve zayıf bir Kırgızistan, Avrasya Birliği için bir yük olacaktır.     

 

Türkistan’da Rus Nüfuzunun Engelleri: Türkmenistan ile Özbekistan

Rusya’nın Türkistan’da nüfuzunu artırırken Özbekistan ve Türkmenistan birer engel olarak durmaktadır. Çünkü bu iki devletin Rusya algıları ve buna bağlı olarak oluşturdukları dış politika yaklaşımları Kazakistan ve Kırgızistan’a göre farklılık göstermektedir.

Özbekistan Rusya’yı, hakimiyetinden kurtulduğu bir düşman olarak görmekte ve bundan dolayı Rusya ile hiçbir entegrasyon sürecine yakın durmamaktadır.[22] İşbirliği süreçlerine girmekte ancak bunun iki eşit devlet statüsünde gerçekleştiği vurgusunu yapmaktadır. Kerimov’a göre Rusya hala yayılmacıdır[23] ve BDT de dahil olmak üzere Rusya’nın öncülüğündeki entegrasyon süreçleri Rusya’nın eskiye dönme arzusundan kaynaklanmaktadır.[24]  Kerimov Rusya’nın bölgeye yakınlaşma projelerine, “Biz Boris Yeltsin’in eski birliği yeniden kurmaya kalkışmak bir faciaya dönüşecektir düşüncesine katılıyoruz” diyerek görüşlerini açıkça beyan etmektedir.[25] Kerimov Avrasya Birliği projesini de eskiye giden bir yol olarak görmekte,[26] Türkistan bütünleşmesine karşı bir entrika olarak yorumlamaktadır.[27] 28 Haziran 2012’de Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’ndeki üyeliğini askıya alan Özbekistan,[28] 8-14 Haziran 2012’de Tacikistan’da “Barış Görevi 2012” adlı tatbikata katılmamış, hatta tatbikat için Tacikistan’a giden Kazakistan’ın askeri konvoyunun Özbekistan’dan geçişine izin vermemiştir.[29]

Türkmenistan1995’te aldığı BM tarafsızlık statüsünü dış politikasının merkezine oturtarak güvenliğini sağlamış ve ne Rusya ile ne de Türkistan Devletleri ile entegrasyon süreçlerine girmemiştir. 1881’de Göktepe Kalesinde Ruslara karşı son direnişlerini gerçekleştirirken yaklaşık 14 bin şehit veren Türkmenlerin[30] Rus algısı da çok olumlu değildir. Türkmenistan’ın bu yaklaşımında da tarafsızlık statüsünden kaynaklanan güven yatmaktadır. Türkmenistan’ın Rus algısı, Avrasya Birliği’ne karşı Özbekistan ile benzer tepkileri vermesinden de okunmaktadır. Türkmenistan’ın kurucu Cumhurbaşkanı Niyazov, Avrasya Birliği’ni “Prematüre, gereksiz ve ayrılıkçı” olarak nitelendirmiştir.[31] Avrasya Birliği’deki kurumsallaşma yönündeki adımlara rağmen Türkmenistan, tarafsızlık statüsü üzerindeki hassas tavrından dolayı bu entegrasyon sürecine de dahil olmayacaktır.

Sonuç

Rusya Türkistan coğrafyasına askeri, ekonomik ve siyasi bir dönüş yapmaktadır. Askeri üslerin sürelerini uzatması ve yapılan tatbikatlar bu dönüşün askeri yönünü yansıtmaktadır. Öyle ki Kırgızistan ve Tacikistan ile üs anlaşmalarının uzatılması Kremlin için jeopolitik bir zafer olarak adlandırılmaktadır.[32]  Avrasya Birliği ise Türkistan’daki Rus nüfuzunun ekonomik ve siyasi ayağını oluşturmaktadır. Avrasya Birliği kapsamında ayrıca Sovyet sonrası bağımsız olan ülkeler arasında ortak bir kimlik ve medeniyet oluşturma kaygısı da vardır. Bunun yanında Rusya’nın Tacikistan ve Kırgızistan’daki barajların inşasına verdiği destek ile bölgedeki ihtilaflı konularda kesin taraf olduğu ve kendisi ile birlikte olmayanın karşısında olacağını göstermektedir. Rusya, Tacikistan ve Kırgızistan’daki baraj inşası süreçlerine destek vererek, bölgedeki suyu kontrolünde tutacak ve böylece Özbekistan ve Türkmenistan’a karşı bir koz daha kazanmış olacaktır. ABD ise bu süreçte, Rusya’nın Türkistan’da etkisini artırmasına müsaade edebilir. Çin’in ekonomik yükselişinin yanında ŞİÖ içindeki etkinliği ile askeri ve siyasi bir yükselişe geçme ihtimaline karşılık, ABD Türkistan’daki rekabete doğrudan katılmak yerine Rusya ile Çin rekabetinde, Avrasya’da güç dengesini gözetebilir.

Rusya Türkistan’daki son hamleleriyle ABD müsaade etsin ya da etmesin askeri, ekonomik ve jeopolitik üstünlükler yakalamıştır. Bu üstünlüğü Türkistan’daki tarihi Rus nüfuzu ile birlikte değerlendirdiğinde, Türkistan’daki etkisini, dönemin koşullarına uygun bir hakimiyet modeline dönüştürebilir. Türkistan’da Rusya’nın elde ettiği her üstünlük, Türk dış politikası açısından, Türk Cumhuriyetleri siyaseti için kaçan bir fırsattır.

 


[2] Mehmet Saray, “The Russian Conquest of Central Asia”, Central Asian Survey, Cilt:1, Sayı:2/3, Kasım 1982, s.1.

[3] Akdes Nimet Kurat, Rusya Tarihi Başlangıçtan 1917’ye,  TTK, 5. Baskı, Ankara, 2010, s.153.

[4] Kurat, Rusya Tarihi…, s.352.

[5] İlyas Kamalov, Rusya’nın Orta Asya Politikaları, Ahmet Yesevi Üniversitesi, Ankara, 2011, s.24.

[6] Kamalov, Rusya’nın…, s.24.

[7] Mehmet Dikkaya, Orta Asya ve Kafkasya Dönüşüm Süreci ve Uluslararası Ekonomi Politik, Beta Yayınları, İstanbul, 2009, s.239.

[9] “Russia welcomes Kyrgyzstan’s accession to Customs Union”, http://www.itar-tass.com/c154/539912.html, (09.10.2012).

[10]“Putin Kırgız Liderle 15 Yıllık Askeri Üs Anlaşması İmzaladı”, http://haberrus.com/politics/2012/09/20/putin-kirgiz-liderle-15-yillik-askeri-us-anlasmasi-imzaladi.html, (22.09.2012).

[11] Kyrgyz President Calls Cooperation With Russia Crucial”, http://www.rferl.org/content/russia-kyrgyzstan-putin-atambaev/24714151.html, (22.09.2012).

[12] Thomas Sanderson, Daniel Kimmage, David A. Gordon, From The Ferghana Valley to South Vaziristan: The Evolving Threat of Central Asian Jihadist, CSIS Rapor, Mart 2010, s.3.

[13] “Kyrgyzstan's Place in Russia's Strategy (Dispatch)”, http://www.stratfor.com/video/kyrgyzstans-place-russias-strategy-dispatch, (25.09.2012). 

[14] “Russia Signs Deal To Prolong Troop Presence At Tajik Military Base”, http://www.rferl.org/content/russia-signs-deal-troop-presence-tajikistan-military-base/24730251.html, (09.10.2012).

[15] Stephen Blank, “Is Russia Forging A New CIS Strategy?”, http://www.cacianalyst.org/?q=node/4916, (10.10.2012).

[16] Dursun Yıldız, Orta Asya’daki Saatli Bomba Su Sorunu, Truva Yayınları, İstanbul, 2012, s.40-44.

[17] "E.Rahmon Ne Ugovoril V.Putina Dostraivat Rogunskuyu GES."Oseçka", Odnako", http://neftegaz.ru/news/view/104667/, 06.10.2012.

[18]“Özbekistan: Tacikler gizlice HES inşa ediyor”, http://www.dunyabulteni.net/?aType=haber&ArticleID=220886, (9.10.2012).

[19] Yıldız, Orta Asya’daki …, s.59.

[20] Yıldız, Orta Asya’daki …, s.60.

[21] Fozil Mashrab, “Bishkek Hands Putin Kyrgyz Independent”, http://www.atimes.com/atimes/Central_Asia/NI21Ag01.html, (28.09.2012).

[22] Nazım Cafersoy, “Bağımsızlık ve Güvenlik Gölgesinde Rusya-Özbekistan İlişkileri (1991-2001)”, Avrasya Dosyası, Cilt:7, Sayı:3, Sonbahar 2001, s.181.

[23] İslam Kerimov, Özbekistan 21. Yüzyılın Eşiğinde, Bilig, Ankara, 1997, s.58.

[24] Kerimov, Özbekistan…, s.59-60.

[25] Kerimov, Özbekistan…, s.64.

[26] Hasan Ali Karasar, Sanat Kuşkumbayev, Türkistan Bütünleşmesi Merkezi Asya’da Birlik Arayışları 1991-2001, Ötüken, İstanbul, 2009, s.53.

[27] Karasar, Kuşumbayev, Türkistan Bütünleşmesi…, s.59.

[28] “Uzbekistan without CSTO: expected but risky”, http://english.ruvr.ru/2012_06_28/79653212/, (09.10.2012)

[29]“Uzbekistan Blocks Kazakhstan's Military From SCO Exercises”, http://www.eurasianet.org/node/65552, (15.06.2012).

[30]Hugh Pope, Evlad-ı Fatihan Türki Dünyanın Yükselişi, Özkaracan Matbaacılık, İstanbul, 2005, s.197.

[31]Karasar, Kuşumbayev, Türkistan Bütünleşmesi…, s.56.

[32]Fozil Mashrab, “Bishkek Hands Putin Kyrgyz Independent”, http://www.atimes.com/atimes/Central_Asia/NI21Ag01.html, (28.09.2012).

 

 

Bu yazı 7630 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı