Hoşgeldiniz; Bugün 26 Mart 2017 Pazar
Rusya Slav Araştırmaları Merkezi|10 Temmuz 2016 Pazar

Türk-Rus İşbirliğinin Moskova İçin Önemi

Sabir Askeroğlu tarafından yazıldı.

Rus uçağının düşürülmesiyle bozulan Türk-Rus ilişkileri, Türkiye’nin girişimleriyle tekrar düzelme sürecine girmiş görünüyor. Bazı bölgesel konularda Ankara ile Moskova arasındaki ciddi yaklaşım farkları hala devam ediyor olsa da, Türkiye ile olan ilişkilerinin düzeltilmesi Rusya’nın uzun vadeli stratejik çıkarları için büyük öneme sahiptir.

Güç Dengesi

Rusya’nın Türkiye ile ilişkilerini düzeltme çabasının arkasındaki en önemli neden Rusya’nın batı sınırlarında, Kuzey Atlantik İttifakı’nın Rusya sınırlarına kadar genişlemesiyle Moskova aleyhine değişen güç dengesidir. Ancak Kremlin’in Türkiye’ye yönelik bu politikası uzun vadeli bir niteliğe sahiptir. Rusya’nın dış politika stratejisinin en önemli ayağı, komşularla stratejik ilişkiler üzerine inşa edilmektedir. Rusya öncelikli olarak çevresindeki tarafsız ve karşı ittifaka girmemiş ülkelerle ittifak ilişkisi kurmak istemektedir. Bu politika özellikle Baltık ülkelerinin dışındaki eski Sovyetler Birliği ülkelerine ve batı ve güneyindeki diğer komşularına yöneliktir. Rusya NATO’nun daha fazla genişlemesini engellemek için komşularına karşı güç kullanmayı dahi göze almaktadır. 2008’de Gürcistan ve 2014’de Ukrayna’ya yapılan müdahaleler bir örnek teşkil edebilir.

Rusya, komşularıyla müttefiklik ilişkisi kurulamaması durumunda ise, söz konusu ülkelerin en azından tarafsız ülke statüsüyle kalmasını sağlamaya çalışmaktadır. Örneğin Rusya Kırım’ı ilhakından evvel Ukrayna’nın daha önce kabul ettiği tarafsızlık yasasının korunmasını istiyordu. Benzeri örnek Azerbaycan için de geçerlidir. Azerbaycan Türkiye ve Batı’lı ülkelerle ilişkisini geliştirmekle birlikte Batı ittifakına katılmayı gündemine almamış ve Rusya’yla ilişkilerini hiç koparmamıştır. Rusya, tarafsız statüde, NATO ile Rusya arasında tampon bölge niteliği taşıyan ülkelerle işbirliğini geliştirmesinin daha kolay olabileceğini düşünmektedir.

Rusya’nın bir diğer stratejisi ise, komşusu olan, fakat aynı zamanda karşı ittifakta yer alan ülkelere yöneliktir. Rusya karşı ittifakta yer alan komşu ülkelerle dostane ilişkiler kurarak, bu yolla kendisinin güçlü olduğu ortak alanlarda işbirliğinin artırılmasını hedeflemektedir. Uçak krizinden önce Rusya Türkiye’ye karşı böyle bir politika izlemekteydi. Ukrayna krizinden önce ise benzeri bir politikayı Almanya’ya karşı uygulamaya çalışmaktaydı. Rusya’nın bu stratejisinin başarılı olması durumunda karşı ittifakın, yani NATO’nun dayanışmasının zayıflayacağı umulmaktaydı. Böylelikle Rusya karşı ittifaktaki ortak ülkeler üzerinden ittifakın kararlarını etkilemeyi hedeflemektedir. En azından kendisine yönelik tehdidin azalmasını sağlayabilecektir.

Türk-Rus işbirliğinin artması bölgesel konuları da etkileyecektir. Suriye konusunda Türkiye kadar Rusya da Suriye iç savaşının bitmesini istemektedir. Ancak Rusya ile Türkiye arasında farklı görüşler devam etmektedir. Rusya Esad’ın ve Şam kontrolündeki kurumları korunmasından yana bir barış arzu ederken, Türkiye Esad rejiminin bundan sonra Suriye barışına hiçbir şekilde katkısı olmayacağına inanmaktadır. Durum böyle olmasına rağmen Kremlin, Ankara’nın tutumunun değişebileceği ihtimalini de göze almaktadırlar. Yani Suriye’de barışın sağlanmasını kendi beklentileri çerçevesinde yapılmasını ummaktadırlar.

Aksi takdirde Suriye savaşının Rusya için ne gibi sorunlara yol açacağı belirsizdir. Rusya’nın Suriye’deki etkisinin devam edebilmesi için IŞİD gibi radikal örgütlerin zayıflatılması ve ortadan kaldırılması gerekir. Bunun yapılabilmesi için ise bölgesel güçlerle işbirliğine ihtiyaç vardır. Bu anlamda Türkiye ile terörle mücadele konusunda ortak hareket edilmesi Rusya için büyük fırsat olacaktır.

Enerji Stratejisi

Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesi, uçak krizinden önce ortaya atılan enerji projelerinin tekrar gündeme gelmesine neden olmuştur. Rusya için Avrupa enerji pazarı hayati öneme sahiptir. Rusya enerji kaynaklarının ihracatının %90’a yakınını Avrupa’ya gerçekleştirmektedir. Rusya Avrupa’nın en güvenilir enerji tedarikçisi olmak için çaba harcarken, Türkiye en güvenilir enerji transit merkezi olmak için uzun vadeli stratejiler takip etmektedir. Dolayısıyla Türk Akımı’nın hayata geçirilmesi hem Rusya, hem de Türkiye’nin çıkarına olacaktır.

Ancak Türk Akımı’nın hayata geçirilmesini en çok Rusya istemektedir. Bunun nedeni Avrupa enerji pazarında İran’ın muhtemel bir rakip olarak ortaya çıkmasıdır. İran üzerinden yaptırımların kaldırılması İran’ın tekrar uluslararası enerji piyasalarına dönüşünün önünü açmıştır. Yetersiz altyapı ve Batı ile İran arasında güven eksikliği nedeniyle şimdilik bu durum Rusya için bir ekonomik tehdit olarak görülmese de, ilerleyen yıllarda Avrupa-İran işbirliğinin yaşanmayacağının garantisini kimse veremez.

Rusya’nın doğalgaz bağımlılığından kurtulmak isteyen Avrupa için İran enerji kaynakları bir fırsat olabilir. İran üzerindeki yaptırımların kaldırılmasının bir başka nedeni bu olabilir? Bu anlamda da İran Rusya için potansiyel bir rakip olarak görülebilir. 2019’da Rusya’nın Ukrayna’yla enerji kaynaklarının transiti konusundaki anlaşma sona ediyor. Rusya bu anlaşmayı tekrar uzatmak istemiyor. Ukrayna anlaşmasına karşın, Almanya’yla yürütülen Kuzey Akım-2 ve askıya alınmış Türk Akımı projesi var. Rusya Kuzey Akım-2 üzerinden Almanya’ya olan bağımlılığını daha da artırmak istemiyor. Ancak Ukrayna’yla olan anlaşmanın sona ermesinden önce Avrupa’ya doğalgaz boru hattı projesinin inşasının en kısa zamanda başlatılması hedefleniyor. Almanya, Kuzey Akım-2 projesinin kendi şartları çerçevesinde inşasına başlanmasının pazarlığını yürütürken, Avrupa Birliği Almanya’ya baskı yaparak bu projeden vazgeçmesini ve Ukrayna üzerinden tekrar anlaşma sağlanmasını talep etmektedir. Türk Akımı projesinin hayata geçirilmesi, hem Ukrayna’yla olan anlaşmanın sona erdirilmesi için bir fırsat doğuracak, hem Kuzey Akım-2 projesine bir alternatif oluşturarak Almanya’yla yürütülen pazarlığı kolaylaştıracaktır. Bunun yanında İran’ın Avrupa pazarına girmesinin önüne geçilmiş olacaktır. Bu anlamda da Türk Akımı projesi, dolayısıyla da Türkiye’yle işbirliği Rusya için büyük öneme sahiptir.

Sonuç

Türk-Rus işbirliğinin, iki taraf için ticaretten inşaata, turizmden enerji projelerine kadar değişik alanların geliştirilmesinin önünü açacaktır. Ancak bu işbirliği Batı tarafından siyasi ve ekonomik çevrelenmeye maruz kalan Rusya için jeopolitik öneme de sahiptir. Türkiye’yle geliştirilen işbirliği uzun vadede Batı ittifakının Rusya’ya karşı katı tutumunun yumuşaması ve Avrupa enerji pazarının korunması için fırsatlar sağlayacaktır. Rusya’nın bu beklentisinin gerçekleşmesi Türkiye’nin tutumuna bağlı olacaktır. Diğer bir deyişle her iki tarafın da söz konusu işbirliğini ne derece geliştirmek istediklerine göre belirlenecektir.

 

Bu yazı 2236 defa okundu.
google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı