Hoşgeldiniz; Bugün 21 Mayıs 2018 Pazartesi
Rusya Slav Araştırmaları Merkezi|16 Aralık 2015 Çarşamba

Biden’ın Ziyareti veya Ukrayna’ya ABD Eliyle Gelen İstikrar

Deniz Berktay tarafından yazıldı.

Ukrayna’da son zamanlarda gündemin başında gelen konu, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Kiev ziyareti oldu. Biden’ın 7-8 Aralık tarihlerinde gerçekleştirdiği iki günlük ziyaret, bir taraftan Rusya’ya mesaj niteliği taşırken diğer taraftan da Ukrayna’daki Batı yanlısı yöneticiler arasındaki iç çatışmaları yatıştırmayı amaçlıyordu.

Ukrayna’da Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko ve Başbakan Arseniy Yatsenyuk’un yanısıra Ukrayna Parlamentosu’dnaki Batı yanlısı milletvekilleriyle de bir araya gelen Biden, ayrıca, Ukrayna Parlamentosu’nun kürsüsünden milletvekillerine seslendi. Bu konuşmanın içeriğinden ötede, ABD’li bir devlet adamının Ukrayna Parlamentosu kürsüsünden konuşma yapması bile başlıbaşına önem taşıyordu. Biden, ABD Başkanı George Bush’tan (1989-93 yılları arasında cumhurbaşkanlığı yapan “Baba Bush”) sonra Ukrayna Parlamentosu’nda konuşma yapan ABD’liikinci devlet adamı oldu. Konuşmasının içeriği ise, Bush’unkinden epey farklıydı. Zira, Kiev’e 1991 yılının Temmuz ayında, yani Sovyetler Birliği’nin dağılma sinyalleri verdiği dönemde gelen George Bush, o zamanki Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin parlamentosunun kürsüsünden yaptığı konuşmada, Ukrayna milliyetçiliğini eleştirmiş ve Ukraynalılar’ı, Sovyetler Birliği’ne bağlı olmaya çağırmıştı (O dönem, ABD’nin Sovyetler Birliği’ni dağıtmadan komünizmi yıkmaya çalıştığı bir dönemdi ve Sovyetler Birliği’nin dağılması halinde ortaya nasıl bir sonuç çıkacağını kestiremeyen ABD yönetimi, Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılmasından sonra da, 1996 yılına kadar, Eski Sovyet coğrafyasında kendi istediği türden dönüşümleri Moskova yönetimiyle koordinasyonlu olarak gerçekleştirmeye çalışacaktı. Fakat Bush’un bu konuşması, hem Ukrayna milliyetçileri, hem de ABD’li muhafazakarla tarafından sertçe eleştirilecek ve “Kiev usulü tavuk konuşması” olarak adlandırılacaktı. Biden ise, Bush’un aksine, Ukraynalı milliyetçilerin nabzını tutan bir konuşma yaptı).

Biden: Poroşenko’ya Eşimden Çok Vakit Ayırıyorum

Bu son ziyaret, Biden’ın Rusya’nın Kırım’ı ilhak ettiği Mart 2014’ten bu yana Kiev’e gerçekleştirdiği dördüncü ziyaret oldu. Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko’yla bu zaman zarfında toplamdca bin saati geçen telefon konuşması yaptığını belirten Biden, “Poroşenko’ya, eşimden daha çok zaman ayırıyorum”, diye konuştu (1).

Ziyarette ele alınan konuları ve ziyaretin önemini şu şekilde özetleyebiliriz:

Bu ziyaretin görünürdeki amacı, Rusya’ya gözdağı verip Ukrayna yönetimine morak vermekti. Zira, Paris’teki terör eylemi ve Suriye’deki çatışmaların şiddetlenmesiyle birlikte Ukrayna’daki Batı yanlısı yönetim, Ukrayna’nın Batılı ülkkelerin gündeminde geri plana kaydığını düşünüyor ve Rusya’yla Batılı ülkeler arasında Suriye konusunda görülen yakınlaşmanın, Batılı ülkelerin Rusya’ya Ukrayna Sorunu nedeniyle uyguladığı yaptırımları gevşetmesine yol açacağından çekiniyordu. Bu noktada Biden, ABD’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlardan vazgeçmeye niyetinin olmadığını kesin bir dille açıkladı ve Suriye Sorusu’nun Ukrayna’yı unutturmadığı mesajını verdi.

ABD ve Kırım Sorunu  

Biden’ın, Poroşenko’yla görüşmesinde Rusya’nın geçen yıl ilhak ettiği Kırım Yarımadası konusu da gündeme geldi. Biden, Kırım konusunun son zamanlarda fazla telaffuz edilmemesinin ABD yönetiminin Kırım’ı unuttuğu anlamına gelmediğini söyleyerek, ABD’nin Rusya’nın Kırım’ı ilhakını asla tanımayacağını söyledi. Ancak bu noktada bir hatırlatmada bulunalım: Dünyada, uluslararası toplumun çoğunluğu tarafından tanınmamış olan pek çok sınır değişikliği var. ABD yönetimi, Kırım’ın Rusya tarafından ilhakını tanımayacaklarını söylese de, Kırım’ın Ukrayna’ya dönüşü konusunda hiç bir somut açıklama yapmıyor. Ukrayna milliyetçileri, dünya kamuoyunun Rusya’nın Kırım’ı ilhakını resmen olmasa da fiilen kabulllenmeye başladığını söylüyor ve Ukrayna yönetimini, Kırım konusunda gerekenleri yapmamakla suçluyor.

Doğu Ukrayna’da Rusya yanlısı ayrılıkçılarla devam eden çatışmalar konusundaysa Biden, Ukrayna Parlamentosu’nun ülke yönetimini ademimerkezileştimeye yöneltecek değişiklikleri bir an önce gerçekleştirmesi gerektiğini söyledi. Ukrayna Ordusu’nun Rusya destekli ayrılıkçılar karşısında başarılar elde ettiğine değinen Biden, Kongre’de Ukrayna’nın güvenliğine yönelik 300 milyon dolarlık ek yardım konusunun görüşülmekte olduğunu belirtti (2).

Biden’in ziyaretindeki en önemli konulardan biri, Ukrayna’daki yolsuzluklardı. Ukrayna Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada “dünyada yolsuzlukların bu kadar çok olduğu başka bir demokrasi yoktur” diyen Biden, Ukrayna’nın yolsuzluklarla mücadelede geçen yıldan bu yana yol katettiğini, buna karşılık, daha atılması gereken çok adımın olduğunu söyledi. Ukrayna’da geçen yıl Batı yanlısı kesimlerin düzenlediği ve dönemin cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç’in Rusya’ya kaçmasına neden olan ihtilalde ölenlerin yolsuzluklardan arınmış bir ülkeyi arzuladıklarını ifade eden Biden, Ukraynalı siyasetçileri, bu ihtilalde ölenlerin anısına saygılı olmaya çağırdı ve özellikle önümüzdeki yılın Ukrayna açısından hayati öneme sahip olduğunu ifade etti. Biden, yolsuzluklarla mücadele konusunda ABD yönetiminin Ukrayna’ya son iki yılda yaptığı 760 milyon dolarlık hibeye ek olarak, 190 milyon dolar daha yardım kararı aldığını açıkladı.

Hükümetin Dağılmasına Biden Engel Oldu

Bu ziyarette Biden’ın doğrudan olmasa da dolaylı yoldan değindiği bir konu, aslında ziyaretin en önemli nedenlerinden birini ortaya koyuyordu. Biden, hem Ukraynalı milletvekilleriyle görüşmesinde, hem de Ukrayna Parlamentosu’ndan yaptığı konuşmada, Ukrayna’da siyasi istikrara vurgu yaptı ve 2004 yılındaki Turuncu Devrim’den ders alınması gerektiğini söyledi. Bilindiği üzere, Ukrayna’da Batı yanlısı kesimlerin yaptığı iki ihtilalden ilki olan ve tarihe Turuncu Devrim olarak geçen olaylarda, cumhurbaşkanlığı seçimlerine hile karıştırıldığını ileri süren Batı yanlısı kesimler, ülkedeki yolsuzluklara tepkili olan geniş kitleleri de saflarına katarak, seçimlerin yeniden yapılmasını sağlamış ve yeniden düzenlenen seçimleri, Batı yanlısı aday Viktor Yuşçenko kazanmıştı. Ancak, kısa bir süre sonra “devrim”in liderleri olan Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko ile Başbakan Yuliya Timoşenko arasında patlak veren iç mücadeleler, hem Batı yanlısı kesimi zayıflatmış, hem de Ukrayna’yı, Avrupa’nın en istikrarsız ülkelerinden biri haline getirmişti. Buna, 2008 yılı sonunda başlayan küresel ekonomik krizin etkileri de eklenince, 2010 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerini, Turuncu Devrim’in devirdiği ve Rusya’ya daha yakın tavrıyla bilinen Viktor Yanukoviç kazanmıştı. İhtilal sonrasındaki iç mücadeleler, Batı yanlısı siyasetçilerin toplumsal desteklerini de kaybetmelerine neden olmuştu. Biden’ın bu konuşmada Turuncu Devrim’den ders alınması gerektiğini söylerken vermeye çalıştığı iki mesaj var: 1- Yeni düzenin kuruluşu hızla ve taviz verilmeden sürdürülmeli. 2- Batı yanlısı siyasetçiler, birbirleriyle mücadeleden vazgeçmeli. Belirtmek gerekiyor ki, Biden’ın bu ziyareti, Ukrayna’da başbakanın görevden alınıp alınmayacağı tartışmalarının yapıldığı döneme denk geldi. Ukrayna siyasetinde ABD’ye en yakın isim olarak bilinen Başbakan Arseniy Yatsenyuk, geçen yılki parlamento seçimlerinden başarıyla çıkmış, seçimden sonra ise, 2014 yılındaki ihtilale destek veren beş parti, koalisyon hükümeti kurmuştu. Ancak, bu partilerden biri olan Oleg Lyaşko’nun başkanı olduğu Radikal Parti, Eylül ayında koalisyon hükümetinden çekildi. Hükümet kurulurken payına düşeni alamadığını düşünen eski başbakanlardan Yuliya Timoşenko da, koalisyondan çekileceği yönünde açıklamalar yapıyordu. Bunun dışında, geçen yılki seçimlerde büyük bir başarı elde etmiş olan Arseniy Yatsenyuk’un kamuoyu desteği, bu yılın sonbaharında, yüzde 1’e düştü. Hükümet, geçen yıl 11 Aralık’ta kurulurken varılan anlaşma gereğince hükümete bir yıllık dokunulmazlık sağlanmıştı. Bu sürenin bitimi olan bu yılın 11 Aralık tarihinden sonra Cumhurbaşkanı Poroşenko’nun, Yatsenyuk’un kamuoyu desteğinin yüzde 1’e düşmesinden yararlanıp onu görevden alacağı konuşuluyordu. (Yatsneyuk’un karşıtları, onun dış görünümünü tavşana benzeterek, başkent Kiev’de çeşitli panolara, “11 Aralık – Kaç tavşan kaç” yazılı afişler asmışlardı). Bu çerçevede, Biden’ın ziyareti öncesinde en çok konuşulan konu, Biden’ın Başbakan Arseniy Yatsenyuk’a destek verip vermeyeceği idi. Ukrayna’da 15 Aralık günü Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko, Başbakan Arseniy Yatsenyuk ve Parlamento Başkanı Volodimir Groysman’ın ortak bir açıklama yaparak hükümet değişikliğinin gündemde olmadığını bildirmeleri, Biden’ın Kiev ziyaretinin Başbakan Yatsenyuk’u kurtardığını gösteriyor (3).

Sonuç

Biden’ın iki günlük Kiev ziyareti, ABD’nin kararlılığı konusunda bir gösteri niteliğini taşımasının yanısıra, ABD’nin 2004 sonrası gelişmelerden kendisi için ders çıkardığını ve siyasi çalkantıların eksik olmadığı Ukrayna’yı “kendi haline bırakmaya” niyetinin olmadığını ortaya koydu.

(1)    http://www.avrasya-haber.com/2015/12/07/biden-porosenkoya-karimdan-daha-cok-zaman-ayirdim/

(2)    http://www.avrasya-haber.com/2015/12/09/abd-baskan-yardimcisi-biden-rusya-daha-agir-bedel-oder/

(3)    http://www.avrasya-haber.com/2015/12/16/ukrayna-hukumetinin-istifasi-iddialarina-ortak-yanit/

 

 

Bu yazı 1390 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı