Hoşgeldiniz; Bugün 25 Şubat 2018 Pazar
Politik-Sosyal-Kültürel Araştırmalar Merkezi|05 Şubat 2018 Pazartesi

Uluslararası İlişkiler ve Lidersizlik (Yönetimsizlik) Modeli

Mehmet Alkanalka tarafından yazıldı.

Aslan itlere baş olursa,

 itlerin her biri karşısındakine aslan kesilir.

            Eğer aslanlara it baş olursa,

                 o aslanların hepsi it gibi olur.”[1]

 

Strateji ve liderlik morfolojiktir, yani canlıdır. Liderlik, canlıları etkilemek ve bir hedefe doğru yöneltmektir aslında. Canlılar ve insanlar olmazsa anılan kavramlar, sadece kâğıt üstünde kalır. Kanın vücuttaki dolaşımı gibi, bütün hücrelere temiz kanı götürmek ve kirli kanı temizlemektir liderin görevi... Siz, bütün astlarınızla, çalışma arkadaşlarınızla ve tüm vatandaşlarınızla karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı bir etkileşim içine girmezseniz, liderliğiniz kadük kalır. Hücreler ve uzuvlar olmazsa, kan da olmaz, canlılık da olmaz.

Liderlik; liderlerle beraber bir ekip ruhu içinde çalışmaktır. Farklılıkları bir aşure tatlısı gibi, dengeli ve adil bir şekilde tek kazanda toplamaktır. Bizim kaybettiğimiz noktalardan birisi de; rütbeleri ve insanları hafife alma ve liyakatten ziyade sadakate verilen aşırı önemdir. Aslında; sözde ‘büyükler’in elindeki raporları hazırlayan ve konuyu ayrıntılı bilen aslında yine sözde‘küçükler’dir.

Liderlik aslında planlama ve tasarım yönü ağır basan bir sanattır. Örneğin bir uçağın lideri kim olduğu sorusuna ilk akla gelen cevap pilot olsa da, aslında uçağın gerçek lideri onutasarlayandır. Somut bir örnekle açıklamak gerekirse; uçağın azami hızı saatte 800 km olarak tasarlanmışsa, pilot, ne kadar maharetli olursa olsun söz konusu tasarlanmış hızı aşamaz… Demek ki önce hızı düşük bir uçak/sistem tasarlayacaksınız. Başına da yeteneksiz şahısları getirip, bir de onlara yüksek payeler verdiniz mi eyvah ki ne eyvah!.. Yunus Emre’nin dediği gibi ;

“Kara taşa su koyarsan, elli sene ıslatır isen,

Hemen taş yine baya, hünerli taş olur değil.” 

O halde lidersizlik diğer bir ifadeyle yönetimsizlik nedir? Konuya bilimsel bir yaklaşım modeli getirmesi bakımından yöneylem araştırması disiplininden faydalanılmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir. Yöneylem araştırması doğrusal programlama maksimizasyon/minimizasyonu problemlerinde; karar denklemindeki eşitliğin büyük/küçük işaretlerinin kaldırılması için mevcut değişkenler bölümüne bir ‘dummy’ (sahte,suni) değişken eklenir. Problem çözüldükten sonra suni değişken saf dışı bırakılır... Örneğin; a ve b’den oluşan iki değişkenli bir karar değişkeninde tahdit denklemi 2a+3b>= 70 olsun. Başlangıç çözümünü elde etmek için denklemden suni(dummy) bir değişken olarak s yapay değişkenini çıkardığımızda denklem; 2a+3b-s=70 olur. Problem çözüldükten sonra katma değeri sıfır olan s değişkeni denklemden çıkarılır. Lidersizlik modelinde sözde liderler aslında bu modeldeki suni değişkenler gibidirler. Bu sözde liderler, toplumları şekillendirirken görevleri bulundukları konumu işgal ederek tamamlarlar ve işleri bittiği zaman onlara ihtiyaç kalmaz.

Toplumların seviyesine liderlerin seviyesine bağlıdır. ‘Tasarımcılar’ tarafından toplumun algı seviyesinin 10 üzerinden 3 olarak belirlendiğini varsayalım. O halde kapasitesi gerçekte daha yüksek olan bir toplumun denklemdeki konumuna düşürülmesi için suni bir yöneticiye ihtiyaç duyulmaktadır. Toplumun seviyesinin; medya, eğitim, insan yapımı din, siyaset, v.b. kurumlar ile temel değerlerinin istismar edilerek oluşturulan suni değişkenlerle şekillendirilerek aşağı çekildiğini tahayyül edelim. Dolayısıyla; tasarlanmış liderin seviyesi 10 üzerinden 3 olduğu takdirde, toplumun da maksimum seviyesi en fazla 2 olabilecektir.

Yaşadığımız Samanyolu galaksisiyle aynı büyüklüğe sahip Dragonfly 44 Galaksisi, yıldızlarının bizim galaksideki yıldızlardan 100 kat küçük olması nedeniyle, yüzde 99,99 karanlıkta imiş[2]… Yol gösteren ve karanlıkları aydınlatan yıldızların büyüklükleri, sistemlerin aydınlık derecelerini belirlemektir. Gerçek liderlik ise yıldızları ve liderleri yönetebilmektir.

Modern Roma İmparatorluğu: ABD

Dönemin Amerikalı orgenerali Ray ODIERNO 2012 yılında yapmış olduğu bir açıklamada; Amerikan Silahlı Kuvvetleri'nin rolünün, ‘Fight and Win- Savaş ve Kazan’'den ‘Prevent-Shape-Win ; Önle-Şekillendir-Kazan’[3] şeklinde değiştiğini vurgulamıştır. Yani; özet olarak, savaşmadan daha da doğrusu başkalarını savaştırarak kazanmak denilebilir.

Konvansiyonel olarak operasyon/harekât alanı; genel anlamda etki ve ilgi alanı olarak ikiye ayrılmaktadır. Etki alanı; bir komutanın elindeki yetenekler ve/veya silahlar ile operasyona etki edebileceği alanın sınırlarını belirlemektedir. Özet olarak; birliğin elindeki silahların azami menzili o birliğin etki alanını belirlemektedir. İlgi alanı; ise devam eden bir operasyonun sonucuna etki edebilecek kadar yakın ve fakat etki alanının dışında ve bitişiğindeki bir alanı belirlemek için kullanılan bir tabirdir.

            Kaynak: Wikipedia, Unified Combatant Command

ABD dünyayı bölge komutanlıklarına ayırmıştır. ABD Silahlı Kuvvetleri; ABD Avrupa Komutanlığı, ABD Merkez Komutanlığı, ABD Afrika Komutanlığı, ABD Pasifik Komutanlığı, ABD Kuzey Komutanlığı ve ABD Güney Komutanlığı olmak üzere altı ana komutanlıktan oluşmaktadır.

ABD, İkinci Dünya Savaşı ve sonrasında askerlerinin gittiği hiçbir yerden çekilmediği gibi; terörle mücadele maskesi altında Orta Doğu’ya ve burnumuzun dibine yerleşmiştir. Ayrıca; internet ve modern iletişim araçları ile nefesimizi dâhi kontrol altına almıştır. Yani; ABD'nin etki alanı ile ilgi alanı aynıdır ve de bütün dünyadır.

‘Roman commanders used violence in a targeted and politically calculated way, however, to support broader objectiıves, and the peaceful inclusion of conquered peoples into the Empire, wherever possible was a key objective.’[4] Yani; Romalı Komutanlar, şiddeti (sert gücü) bilinçli ve politik olarak hesap edilerek uygulamıştır. Bununla birlikte; daha büyük hedefleri desteklemek için, fethedilen halkların İmparatorluğa mümkün olduğunca barışçıl eklenmesi kritik bir hedef olmuştur. ‘Broader Objectives’ tamlaması ‘Broader Middle East’ ile ilgili sizde bir çağrışım yaptı mı acaba? ABD’nin şu anda tam olarak yaptığı budur. Stratejik caydırıcılığı olan, nükleer ve teknolojik bir dev olan ABD, dünyayı adeta termostat ayarlı bir kontrol sistemiyle elleri arkasında ve bir elinde saklı bir sopayla yönetmektedir. Belli sınırlar dâhilinde; ABD’nin menfaatlerine dokunmadığınız müddetçe atış serbest. Ve ‘koca koca' insanlar sahte de olsa; adeta kralcılık, prensçilik oyunu oynamaktadır. Unutmayın; her şey bir oyundan ibarettir ve kendinizi fazla üzüp, başkalarının saltanat kayıklarına geçici menfaatler uğruna binmeyin…

Bilimsel olarak örnek bir çözüm hal tarzının yine yöneylem araştırması formülasyonu ile açıklamak isterim. Formülasyon için amaç fonksiyonu ve tehditleri tanımlamamız gerekir. Amacımız ‘Z’ olsun. Z’yi toplumun refahı, ilim ve eğitim seviyesi, adil yaşam hakkı vb. temsil etsin.  Z’nin büyümesini aşağıdaki denklemle sağlayabiliriz.

Max Z >= Yıldızlar (Doğal Liderler) + Vicdan Sahipleri + Kadınlar + Gençler + Öğrenciler + Aydınlar + Köylüler + İşçiler + Teknoloji ve Sanayi Üreticileri + Silahlı Kuvvetler + Silahsız Kuvvetler + Ünsüzler +  İktidar Partisi ­­+ Muhalefet Partileri  +  Sivil Toplum Örgütleri  +…+.

Buradaki en önemli işaret toplama (+) sembolüdür. Amaç; toplumu oluşturan her bireyin maddi ve manevi gelişimine katkı sağlamak ve gelişimi kolaylaştırmaktır. Anayasa ve evrensel insan hakları belgelerinde yazılı bu husus; adil olmayan, yönetilemeyen toplumlarda maalesef yüzde 99,99 oranında uygulanmamaktadır. Yani morfolojik ve somut değildir.

Denklemimizde bulunan tehditler ise aşağıdaki gibidir.

  • Değişkenlerin tamamı=1, yani, herkese tahammül ve hoşgörülü davranmak zorundasınız. Hiç kimse yok edilemez ve yok kabul de edilemez.
  • Kimse kimsenin yaşam hakkına, yaşam tarzına ve onuruna karışamaz.
  • Hiçbir zümre, kişi, v.b. diğerinden üstün değildir.

 

Max Z için bu tahditlerin sağlanması önemlidir. Futbol maçı/seçimler sahada/sandıkta oynanır ve biter. Seyircilerin/vatandaşların kavga etmesi ve müsabakayı aşırı içselleştirmesi anlamsız ve gereksizdir.

Sonuç

Nikel katmiyum pilleri şarj ederken tamamını şarj etmeden prizden çekilmemesi tavsiye edilir. Eğer pilleri % 40 doldurup kullanırsanız, müteakip şarjlarda en fazla %40 kapasiteyi kullanabilirsiniz. Diğer kalan % 60'lık bölüm atıl kapasite olarak tembel olarak vasıflandırılır. Toplum ve devlet yönetiminde de benzer durum geçerlidir. Mesela bir seçimde yüzde 45 oy alarak iktidara gelen bir siyasal parti, yönetici kadrolarını anılan yüzde 45 üzerinden doldurursa, anılan ülkedeki yüzde 55 kapasite atıl kapasite olarak kalır. Yani seçimlerde oy almak daha yüksek yeteneklere sahip olunduğu ve dolayısıyla diğer atıl kapasitenin daha düşük olduğu anlamına kesinlikle gelmemektedir.

Liyakatli insanları sistem dışında bıraktığınızda, yetersiz ve ehliyetsiz insanları da yeteneklerinin üzerindeki yönetici ve sorumsuz sorumlu kadrolara yerleştirdiğinizde bunun adı çifte kavrulmuş zulüm olur. Gizli yapılar tarafından halkın arasına katılıp, bir kanser gibi vücudu çürüten yapı ortadan tamamen kaldırılmadıkça; hiçbir çözüm, başarılı olamaz. Herkesin fikrini açıkça söyleyebileceği, düşünebileceği ortamlar açıkça sağlandıktan sonra çözüm kendiliğinden gelir.[5]

Pilotların ezbere bildikleri el kitabı mahiyetindeki uçaklarda bulunan bir kılavuzda; pilotun kaybolduğunda yapması gereken ilk şeyin kaybolduğunu kabul etmesi gerektiği hayati öneme sahip olduğu değerlendirilmektedir. Böylece pilot; hatırladığı ve bildiği en yakın bölgeye doğru uçağı yönlendirerek yolunu bulmaya çalışırmış. Maalesef, ilk yapmamız gereken şey, kaybolduğumuzu kabul etmektir. Bu nedenle fikri, zikri ne olursa olsun birbirimize karşı kılıçlarımızı kınına koyup, birbirimizi anlamaya çalışmak, içinde bir balık misali bulunduğumuz suları berrak hale getirmemiz bir numaralı önceliğimiz olmalıdır. Unutmayın; okyanuslarda balinalar da yüzmekte, küçük balıklar da yüzmekte. Ancak, sular kirli olduğunda balinalar bile intihar etmek için kendilerini karaya vururlar. Yani intihara neden olan şartları ortadan kaldırmadan, kirli ortamda konuşulan ve yapılan her hareket, ortamın daha da kirlenmesine neden olmaktadır.


[1]Hacib, Yusuf Has, Kutadgu Bilig, Kabalcı Yayınevi, İstanbul, 2006. s.415.

[3]Erişim tarihi: 13 Ekim 2016, http://ausarweb01.inetu.net/publications/ausanews/specialreports/2012/03/Pages/OdiernoArmyhasthreeprincipleroles%E2%80%93%E2%80%98Prevent,Shape,Win%E2%80%99.aspx

[4]Counterinsurgency, David Kilcullen.

[5]Modern Warfare, A French View of Counterinsurgency, Robert Trinquier.

Bu yazı 1057 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı