Hoşgeldiniz; Bugün 22 Temmuz 2017 Cumartesi
Politik-Sosyal-Kültürel Araştırmalar Merkezi|07 Şubat 2017 Salı

Güvensizlik Unsuru-1: Sabırsızlık

Ergun Mengi tarafından yazıldı.

Herhalde dünyanın en sabırsız toplumlarından birisi Türklerdir. Hep acelesi vardır, hep yetişilecek bir yer, hep yapılacak bir iş. Bu özelliğimizi, Can Dündar’ın “ödünç hayatlar” yazısından Erel Bleda tarafından şiirleştirilen  Sarı Lira Gibidir Ömrümüz[1] adlı şiiri ve Özdemir Asaf’ın “Yaşamak değil, bizi bu telaş öldürecek” dizeleri çok güzel anlatmaktadır.

Yaşamak değil, bizi bu telaş öldürecek (Özdemir Asaf)

Bırakın Paris’te ılık rüzgârlarla

Taratmayı saçlarımızı,

Sevgilimizle doyasıya sohbet bile edemedik biz,

 

Gözümüz saatte söyleştik hep,

Koşuşur gibi seviştik, yarışır gibi çalıştık,

Hep yetişilecek bir yerler vardı,

Aranacak adamlar, yapılacak işler.

 

Dünyada güvenlik deyince asker-polis veya güvensizlik deyince savaş akla gelmemelidir. İnsanlar, güncel yaşamda askeri olmayan güvensizlikler içindedir. İnsanoğlu, bu güvensizliklerin ürettiği yapısal bir şiddet altındadır. Dolayısıyla, artık güvenliği savaş-barış seçenekleri içinde anlamlandıramayız; bugün bu yapısal şiddet temel bir güvensizlik biçimidir[2]. İnsana en çok tehdit ve şiddet yine insandan gelmektedir. Bunların temel noktası insanda doğuştan itibaren var olan üretim hatalarıdır.Bunlar; kendini küçük görme, intihar-tükenmişlik sendromu, acı çekme-çektirme, inatçılık, açgözlülük-kıskançlık, kibirlilik-kendini beğenmişlik ve sabırsızlıktır. Bu yedi hatadan birisi olan sabırsızlık[3] her insanda mevcuttur. Ancak insandaki korku veya bir fırsatı kaçırma v.b kaygılar varsa, sabırsızlık çok daha fazla baskın bir karakter olarak ortaya çıkar[4].Asansör bekleyen, çağrı düğmesine defalarca basan; giriş kuyruğunda veya trafikte olan kişilerin sabırsızlığı çok bilinen davranışlardır. Her şeyin kolay ulaşılabildiği internet çağında diğer işlerin de çok çabuk olmasını isteriz. İnternette sayfanın geç açılmasına veya bilgisayarımız açılması için geçen zamana tahammül edemiyoruz. İnsanlar, anında sonuç almak istiyorlar ve sabır/bekleme yeteneklerini giderek kaybediyorlar. Hızlı konuşuyor, hızlı yemek yiyor, hızlı araba kullanıyor ve en kötüsü hızlı para harcıyor/tüketiyoruz.

Sabırsızlık, maalesef  tembelliği, dikkatsizliği, sinirlenmeyi ve kızmayı da beraberinde getirir.

Sabırsız insanlar, kendilerini her şeyin en iyisini bilen, pratik zekâya sahip insanlar olarak görür ve karşıdakileri küçük görürler. Karşısındaki insanı beğenmez tepki gösterir, bazen de tepkiyle yetinmez saldırgan bir hal alırlar. Kişiler, sabırsızlık gösterdiklerinde, aslında karşıdaki herkimse; sürücü, garson ve/veya yöneticiyi beceriksizlikle suçlarlar, “Ben olsam şöyle/böyle yapardım” cümlesi kulaklarımıza yabancı değildir. 

İnsanlar aceleciliği, sabırsızlığı genel olarak “pratik ve zeki” olmakla taçlandırmaya çalışır. Ancak, özel, meslek ve kamu yaşamında bunun doğru olmadığı, hiçbir pratik çözümün aslında çözüm olmadığı önünde-sonunda ortaya çıkmaktadır. Devletin en ciddi vazifesi olan kanunlar dahi çıkarılırken Türk insanı sabırsız davranmaktadır. Taslak kanunlar hedef kitleyle/sektörle koordine edilmeden hazırlandığından çok büyük bir bölümü uygulamaya konulmadan ya yürütmeyi durdurma kararı çıkar veya kanun uygulanamaz şekilde tozlu raflarda yerini alır[5].

Sabırsız insanlar; okumadan, düşünmeden pratik zekâsıyla her şeyi şıp diye çözdüğünü zanneder. En doğruyu o bilir. Biraz düşünelim diyenleri de ahmaklıkla suçlayabilir. Sabırlı olmak, önce düşünmeyi, sonra araştırmayı, diğer örneklerle/ülkelerle karşılaştırma yapmayı, çalışmayı ve emek ve zaman harcamayı gerektirir. Hâlbuki sabırsız, zeki ve pratik Türk insanı, bunları yapmaya gerek görmez ve hemen kararını verir..

Ama Türklerin sabırsız yapısını çok iyi bilen Büyük Atatürk, karar vermeden önce iyice düşünülmesi gerektiğini en güzel şekilde “TÜRK, ÖĞÜN, ÇALIŞ, GÜVEN” özdeyişinde açıklamıştır. Buradaki “öğün” kelimesi öz Türkçede “düşün” anlamına gelmektedir.[6]

Sabırsızlık, biraz da insanın tembelliğinden gelmektedir. Sabırlı kişinin çalışması, araştırması, incelemesi düşünmesi gerekir. Bunlar da doğal olarak çok zaman ve emek ister. Sabırsız kişi çalışmayı sevmez. Yapalım gitsin “Kervan yolda düzülür” der. Ama sonucunda kervan yolda kaybolur. “Hiçbir şey yapamamaktansa bir şey yapmak iyidir” diyenlere ise söyleyecek cevap;  “Alelade bir şey yapmak, daha iyi bir şey yapmanın önündeki en temel engeldir.”[7]Alelade işler yapan kişi, yap-bozusever, düzeltmeyi sevmez, beğenmediklerinin yeniden yapılmasını ister, olanı düzeltmek için oturup çalışmak gerekir. Ama “yenisini yapalım” der, işi öteler çıkar işin içinden. Yani tembeldir.

Niçin diğer insanlara kızıyoruz, hiç düşündünüz mü? Karşıdaki hata yapıyor onun için. Çünkü siz her şeyin en iyisini biliyorsunuz, sizin doğrularınıza uygun yapılmayan  işler hatadır ve siz kızmakta yerden göğe kadar haklısınız. Böyle düşünüyorsunuz. Kimsenin bir başkasına kızmaya, bağırmaya, sinirlenmeye hakkı yoktur. Bu kişi çalışanınız, öğrenciniz, oğlunuz dahi olsa bu geçerlidir. Hep kızarız, ama onların da kendi doğruları olabileceğini asla düşünmeyiz. Biraz duygudaşlık yapsak iyi olur ama sabırsızız, ona da zamanımız yok.

Çalışanlarınıza Neyi Nasıl Yapacağını Değil, Sadece NE Yapacağını Söyleyin, Onlar Hünerleriyle Sizleri Şaşırtacaklardır. General PATTON.


Devletin aldığı her türlü karar halkı yakından ilgilendirir. Bu kararlar sabırla verilmelidir. Devletin pratik ve zeki insanlaraihtiyacı yoktur. Devletin işi hiçbir zamanacil değildir.  Devlet, düşünen, çalışan, koordine eden, empati yapan, ileriyi gören çalışanlara ihtiyaç duyar.

Sabırsızlığın getirdiği önemli güvensizliklerden birisi de dikkatsizliktir. Dikkatsiz olmak hata yaptırır. Bu nedenle trafik kazaları had safhadadır. Ülkede trafik kazalarında en önemli kayıp oranlarından birisi yayalara çarpmaktan kaynaklanmaktadır[8]. Türkiye’de her üç dakikada bir ölümlü/yaralanmalı trafik kazası olmaktadır. Her üç dakikada yaklaşık iki kişi trafik kazalarında hayatını kaybetmekte veya yaralanmaktadır.[9]Sabırsız sürücü yaptığı zorlamalarla, makas atarak yaptığı manevralarla bir-iki araç ileriye gitmektedir. Aslında kazancı iki (2) araç yani dokuz (9) m.dir. Otuz (30) araç sollarsa 150 m. kazanır ki, bu mesafenin 60 km/saat yasal şehir içi hızında dahi ona sağladığı kazanç sadece sekiz (8) saniyedir. Ama sürücü, üretim hatası kötü özelliklerinden dolayı bu 9 metreyi, sanki muhteşem bir kazanç olarak görmekte ve bununla gurur duymaktadır.

Tanrı Zamanı Yarattı, İnsanlar ise Telaşı[10]


Ölü Ozanlar Derneği filminde Öğretmen (Robin Williams) “Hiçbir şey aslında göründüğü gibi değildir. Her şeye değişik açılardan bakacaksınız” der.Yani göründüğü şekilde karar vermeyin düşünün demektedir. Diğer taraftan“Vakit varken tomurcukları topla. Zaman uçup gidiyor ve bugün gülümseyen bu çiçek, yarın ölüyor olabilir” diyerek, günü yaşamanın önemine vurgu yapmaktadır.Dr. Jennifer Hartstein da aynı yaklaşımla, “insanlar biraz yavaşlamayı ve o anın mutluluğunu yaşama isteğini kaybetti” demektedir.[11]

Yapılan araştırmalarda; sabırsız insanların, çoğu kez yüzeysel kararlar aldıkları ve seçimlerini genellikle yanlış yaptıkları ortaya çıkmıştır[12]. Bunun yanı  sıra,  sabırsız insanlar bu davranışları ve kararlarıyla arkadaşlarını, makamlarını ve servetlerini kaybedebilirler.[13] Sabırsızlık, iletişim kurma yeteneğimize zarar vermektedir. Karşısındakiyle anlamlı sohbetler yapacak kadar sabrı olmayan kişi, düşünmeden konuşmaya eğilimlidir. Dinlemeye tahammülü yoktur. Bu nedenle, ya lafı karşıdakinin ağzına tıkmaya çalışır veya iki de bir lafını keserek kendi anlatmak istediği konuya gelmek ister. Çünkü sabırsız insanlar, karşıdakini anlamak için değil, cevap vermek için dinler[14]. Bu yaklaşım biraz önce bahsettiğimiz gibi arkadaşlıkların kaybolmasına neden olabilir.

21. Yüzyılda, ekonomi piyasası da aynı sonucu yansıtmaktadır. İnsanlar, sabırsız ve açgözlü olmaları nedeniyle, maddi imkânlarının çok üzerinde, borçlanarak hızlı tüketmektedir.[15] Aşırı tüketim, aslında hayatın eksilen bir parçadır, zamandır, emektir, doğanın bozulmasıdır. Ama insanoğlu bunun farkında olmak (aslında farkındadır, ama kıskançlık, kendini beğenmişlik gibi kötü huyları nedeniyle) istememektedir.

Sonuç olarak; hayatta başarılı ve mutlu olabilmek için; Yaşantı basitleştirmeli, sakin kalmalı, hayattan zevk almak için fırsat yaratılmalı, iş ve özel yaşamın zamansal ve mekânsal sınırlarını ayrılmalı; yeri geldiğinde “Hayır” diyebilmeli ve gerçekçi olunmalıdır.

Hayatta, planlanan işler genellikle planlandığı gibi gitmez, bazen gecikir. Zaman beklenen hızda değil, kendi hızında ilerler.[16] Hiç kimse geçen zaman için kaygılanarak ömrünü bir parça uzatamaz.

Aceleci ve sabırsız insanlar her şeyi, hatta sevgiyi/aşkı bile, üst üste koyar. Üst üste konulan şeyler çabuk yıkılır, yan yana koymak gerekir. 

Tanrım bana yapabileceklerim için GÜÇ, yapamayacaklarım için SABIR, bu ikisini birbirinden ayırt etmek için de AKIL ver”.


Bir ülke ve devletin bekası için, eğitimden güvenliğe, adaletten spora sabırlık olmak gerekir. Sabırsızlığın yarattığı güvensizlik ortamından süratle kurtulmak gerekir. Sabırlı olmayı öğrenen toplumlar, kararlarını doğru verir, iletişimi ve koordinasyonu iyidir; eğitimde, sanatta, sporda, edebiyatta başarılıdır. Toplumun bu kazanımlarına özet olarak sosyal sermaye adını veririz. Zengin ülkeler, zengin olduklarından dolayı sosyal sermayeye sahip değiller; sosyal sermayeleriolduğu için zengindir. [17]

 


[1]Sarı Lira Gibidir Ömrümüz, http://www.antoloji.com/sari-lira-gibi-omrumuz-sairlerden-secmeler-siiri/, 28 Aralık 2016.

[2]Özlem Kaygusuz, Küreselleşme ve Ulusal Güvenlik Devleti:Geri Dönüş Mümkün Mü?, Mülkiye Dergisi, Cilt, 31, Sayı 255 ( 2007), http://mulkiyedergi.org/issue/view/5000001489, 04 Şubat 2017.

[3]Character flaws: The seven chief features of ego, http://personalityspirituality.net/articles/the-michael-teachings/chief-features/, 02 Şubat 2017.

[5]AB Türkiye İlerleme Raporu-2015, s.8, “Kilit yasalar genellikle, paydaşlarla yeterli istişarelerde bulunulmadan ve TBMM'de yeterince görüşülmeden hazırlanmakta ve kabul edilmektedir.”.

[6]Ali Ercan, Dil ve Mantık,  http://www.seydisehiradd.org/anasayfa/1828/, 04 Şubat 2017.

[7]Ahmet Hakan, Yılbaşı Kıtlamak Harammış, Hürriyet Gazetesi, 25 Aralık 2016, http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/yilbasi-kutlamak-harammis-40032127, 02 Şubat ‘2017.

[8]Karayolları genel Müdürlüğü, Trafik Kazaları Özeti, 2015,  http://www.kgm.gov.tr/SiteCollectionDocuments/KGMdocuments/Trafik/TrafikKazalariOzeti2015.pdf, 03 Şubat 2017

[9]Emniyet Genel MüdürlüğüKarayolu Trafik Kaza İstatistikleri, 2015,Türkiye’de 183 bin 11 adet ölümlü yaralanmalı trafik kazası meydana geldi, http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=21611, 03 Şubat 2017

[10]İrlanda Atasözü

[11]Whatever Happened to Patience?, 03 Ekim 2012,  https://www.chess.com/blog/EETech/whatever-happened-to-patience, 02 Şubat 2017.

[12]http://www.pewresearch.org/fact-tank/2016/09/21/the-state-of-privacy-in-america/

[13]Ilango Ponnuswam,  Patience is a Virtue, Impatience a Vice, 25 Aralık 2010, http://www.thehindu.com/opinion/open-page/Patience-is-a-virtue-impatience-a-vice/article13742865.ece, 02 Şubat 2017.

[14]Bu özdeyiş, Stephen R. Covey’e atfedilmektedir.

[15]Davis Reisman, The Institutional Economy: Demand and Supply, Edward Elgar Publishing, 2002, Northampton, s.58.

Bu yazı 1794 defa okundu.
  • Yorumlar1
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı