Hoşgeldiniz; Bugün 23 Temmuz 2018 Pazartesi
Politik-Sosyal-Kültürel Araştırmalar Merkezi|19 Eylül 2013 Perşembe

Kesintisiz uçuş olimpiyat organizasyonu kazandıramadı!

Erhan Canikoğlu tarafından yazıldı.

Türkiye 2020 Olimpiyat Oyunları'nı düzenleme hakkı elde etseydi başarı 16 saat kesintisiz uçuş yapan  THY’den yolcularına kadar pek çok kesime mal edilecekti. Başarısızlık ise neredeyse muhalefete kesiliyor. Türk halkına, çağdaş dünyaya ve spora bakış açımızda bir sorun olup olmadığı irdelenmiyor. Haksız suçlamalar ve hamasi nutuklarla konunun aslından uzaklaşılıyor.

Halbuki İstanbul’un diğer adaylara nazaran pek şanslı olmadığı çok daha önceden belliymiş. Ancak birileri halkın asla gerçekleşmeyecek umutlarını son ana kadar canlı tutmak istemiş. Bu kime fayda sağlayacaksa…

Bir gazetecinin haberine göre, Olimpiyat Çalışma Grubu’nun yaklaşık 1,5 yıl önce 14 başlıkta değerlendirdiği İstanbul, diğer iki aday ülke olan Tokyo ve Madrid’in gerisinde kalmış. İşin asıl üzücü tarafı İstanbul 14 başlıktan sadece 2’sinden geçer not almış.[1] Spor tesisleri, olimpiyat köyü, medya merkezi, organizasyon tecrübesi, çevre ve meteoroloji, konaklama, ulaşım, tıbbi hizmetler-doping kontrolü, güvenlik-emniyet, telekomünikasyon, enerji ve finans alanları İstanbul’un geçer not alamadığı alanlar olarak sıralanmış.[2] Yani gelişmiş bir ülkede çoktan halledilmesi gereken alanlar.Türkiye’nin geçer not aldığı iki başlık ise “gümrük-vize” ve “halk-hükümet desteği” başlıkları.

Son yıllarda spor alanındaki gelişmelere  baktığımızda giderek gerilediğimiz zaten belliydi.

Doping, şike, yolsuzluk, yoksulluk, güvenlik vs. gibi sorunların yanısıra spora bakış açımızın son derece yüzeysel olduğu, protesto gösterilerini destekleyen bir basketçinin milli takıma çağrılmadığı, karşıt görüşteki bir güreşçiye ise Akdeniz Oyunları bayrağı taşıtıldığı, kimi üniversite havuzlarının amatör yüzme takımlarının antremanlarına kapatıldığı, başkentteki bazı belediyelerin  kız ve erkek sporculara aynı anda yüzme izni verilmediğinden havuzlarını  takımların antremanlarına açmadığı,   kapalı yüzme havuzu olmayan şehirlerin bulunduğu bir ülkede yaşıyoruz. Spora futbol, futbola stad inşaası ve taraftarlardan oy devşirme vasıtası olarak bakıyoruz.

Kuşkusuz sadece olimpiyat çalışma grubunun puanlaması bu sonuçta belirleyici olmuyor. Batı basınında,  Türkiye’de giderek otoriterleşen yönetim anlayışı ve siyasi istikrarsızlığın olimpiyatların İstanbul’a verilmemesinde önemli etken olduğuna işaret ediliyor.[3]  Bunun dışında sporda yasadışı bahis, teşvik, şike olayları, atletlerimizin, haltercilerimizin, basketçilerimizin karıştığı doping vakaları ülkemize  menfi bakışın bir yönünü oluşturuyor.

Bu yaz Mersin’de düzenlenen Akdeniz oyunları öncesinde bayan milli halter takımından alınan örneklerde yedi sporcumuzda yasaklı maddeye rastlandı. Sporcuların müsabakalara katılmalarına izin verilmedi.[4] Ardından Türkiye Atletizm Federasyonu yaz aylarında doping yaptıkları belirlenen 31 atlete ceza verdi.[5]  Türk sporunda doping hikayesi elbette bunlarla sınırlı değil. 1998 yılı Avrupa şampiyonu bayan haltercimizin  2004 Atina Olimpiyatları’nda doping kullandığı gerekçesiyle diskalifiye edilmesiyle  başlayıp, futbol, basketbol gibi pek çok alana yayılmıştı.[6]

Öte yandan tesis eksikliğimizin yanında bir de mevcut tesislerden yararlanamama sorunu yaşıyoruz.  Örneğin Ankara’nın en köklü üniversitelerinden birinin  havuzu yüzme takımlarına kapatılıyor. Okulun adıyla müsabakalara giren yüzme takımı da lağvediliyor.  Havuz bugünlerde sadece aylık yüzme kurslarına ve bireysel  kullanıma açık durumda.   Buradan milli sporcu çıkarılamayacağını konuyla yakından uzaktan alakalı herkes bilir. Zira bu kurslar daha çok yaz tatillerinde stilli yüzme öğrenmek isteyen çocuklar için uygun.

Bir başka örnek Ankara’nın en büyük iki belediyesine ait havuzlarla ilgili.  Sözkonusu belediye havuzları da yüzme takımlarına kapatılmış durumda. Nedeni ise takımlarda kız ve erkek çocukların birlikte yüzmeleri.  Kurallar ise erkek ve bayanların aynı anda istifade etmelerine izin vermiyor. Sporcular  henüz 8-9 yaşında çocuklardan oluşsa dahi..  Yani olimpiyatlar için yüzücü yetiştirilmesi beklenen havuzlar hamam ya da serinleme niyetiyle kullanılıyor.

Maalesef söylemlerimiz ve eylemlerimiz birbirlerine uymuyor. Yine de yetkililerin “Artık ağırlığı sporcularımızı yetiştirmeye vereceğiz” ifadelerinden  ümitlenmek ve  Atatürk’ün “Ben  sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim” sözünün  her alanda ilke kabul edilmesini istiyor, bir sonraki oyunlara favori olarak hazırlanmayı diliyoruz.

 

 


[1]“İstanbul’u Olimpiyatlarda bu notlar yaktı”,  http://www.radikal.com.tr/turkiye/istanbulu_olimpiyatlarda_bu_notlar_yakti-1150610

[2] Ibid

[3] “İşte New York Times’a göre Olimpiyatları’ı kaybetmemizin iki nedeni”, 09 Eylül 2013, http://www.hurriyet.com.tr/planet/24669102.asp

[4] “Halterci 7 bayanda doping çıktı”, 05 Haziran 2013, http://www.zaman.com.tr/spor_halterci-7-bayanda-doping-cikti_2097242.html

[5] “31 Türk atlete 2 yıl doping cezası”, 6 Ağustos 2013, http://www.zaman.com.tr/spor_31-turk-atlete-2-yil-doping-cezasi_2117466.html

[6] Emin Genç, Türk sporcuların doping geçmişi, 14 Şubat 2013, http://www.iha.com.tr/spor/turk-sporcularin-doping-gecmisi/263485

Bu yazı 3346 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı