Hoşgeldiniz; Bugün 24 Kasım 2017 Cuma
Politik-Sosyal-Kültürel Araştırmalar Merkezi|16 Şubat 2011 Çarşamba

Dersim Nasıl Sevilir?

Ali Rıza Özdemir tarafından yazıldı.

BASKIN ORAN'IN TUNCELİ İZLENİMLERİ

Baskın Oran, 17 Kasım ile 21 Kasım tarihleri arasında Radikal Gazetesi'nde Tunceli hakkında bir yazı dizisi kaleme aldı. Temelde zevkli ve kolay okunan bir yazı dizisi olsa da, birçok bilgi yanlışlığını ve çarpıtmayı da barındırıyordu. Yüz bine yakın insanın, bilhassa Tuncelilerin okuduğu bu yanlışlıkları ve çarpıtmaları deşifre etmek maksadıyla kaleme alınan bu yazının kapsamı, sadece bu yazı dizisindeki önemli bilgi yanlışları ile çarpıtmaların tashihi ile sınırlı tutulmuştur.

1- Yazı Dizisinin Zaafı

Baskın Oran'ın kaleme aldığı bu yazı dizisinin en büyük zaafı, 1938 yılında meydana gelen olaylara geniş yer ayırması ve bu konu üzerinde birçok çarpıtmalarda bulunmasıdır. Dersimle ilgili bir yazıda elbette 1938 olayları anılabilir ama gerçek sorumluları ortaya çıkararak ve yaraları deşmeden; yıkıcı değil yapıcı davranarak…

2- Asayiş Sorunu Yok muydu?

Oran, 18 Kasım tarihli yazısında 1938 olaylarının öncesinde Dersim'de asayiş sorunu olmadığını yazıyor. Üstelik 1936 tarihli Umumi Müfettişler Toplantı Tutanakları'na dayandırdığı[1] bu bilgiyi o günkü yazının başlığı yapıyor.

Doğrusu, Umumi müfettişler "asayiş"ten ne anlamışlar, yahut Baskın Oran bu raporun özünden ne kadarını aktarmış, bilemem, ama Dersim'de Osmanlı'dan itibaren bir asayiş sorunu olduğu bilinen bir şeydir. Bu durum, Osmanlı belgelerine dahi geçmiştir. Belgelerden anlaşıldığı kadarıyla Dersim'de faaliyet gösteren ve bazı aşiretlere bağlı olan eşkıyalar, hırsızlık, yağma, soygun, çocuk kaçırma ve ırza geçme de dahil olmak üzere bir çok kötülüğü yapıyorlardı[2].

Millî Mücadele sırasında Koçgiri, Cumhuriyetin ilanından sonra da Koçuşağı isyanları çıkmıştı ve Türk milleti varlık kavgası verdiği bir dönemde Koçgiri İsyanı ile büyük yara almıştı. Çünkü Yunan ordusu, Polatlı önlerine kadar gelmiş, bu cephede savaşması gereken askeri birliklerden bir kısmı bölgeye sevk edilmişti.

Geçmişten gelen ve Dersim'in iç işleyişi ile ilgili birçok asayiş sorunu da vardı bölgede. Dersim'deki birçok aşiret, birbiri ile hasım idiler ve bunlar arasında ölümlü çatışmalar da oluyordu[3].

Eğer Umumi müfettişlerin "asayiş"ten kasıtları, aşiret ağalarının askerle çatışmaması ve devlet kurumlarına saldırmamasıysa; bu başka şey! Koçgiri'de ve Koçuşağı'nda aldıkları iki önemli mağlubiyetin hatıraları hala tazeyken neden askerle çatışsınlar ki? Ağalar zaten Dersim'de her şeye hakim, halk maraba! Devlet, aşiret ağalarının halkı sömürmesine, keçi çobanlığına mahkum etmesine, cahil bırakmasına karışmayacaksa asayiş neden sorun olsun?

2- Baskın Oran Neden Şaşırıyor?

Baskın Oran'ın yazı dizisinden şimdi de Tunceli'de asayişi PKK'nın sağladığını (!) itiraf ediyor. Aktardığına göre, Tunceli'de birahanelerde çalışan (9 tane) kaçak konsomatris, PKK bildiri dağıttıktan sonra gözükmez olmuşlar[4].

Baskın Oran belli ki şaşırıyor ve"Çok ilginç" diye tepki veriyor. İlginç olan ne, doğrusu anlamak mümkün değil. Hani yazdıklarını okuyunca, "Bu adamlar, nerede yaşıyorlar?" diye insanın sorası geliyor? Acaba bu adamlar, güneydoğu ve doğu illerimizin bir kısmında PKK'nın halk üzerinde baskı kurduğunu bilmiyorlar mı? Yoksa biliyorlar da, teğet mi geçiyorlar bunu "çok ilginç" ünlemleriyle!

Sorumuz net ve cevabı da kesin: Ciddi bir devlet, bir terör örgütüne yaşam sahası açar mı?

İkinci sorumuz da aynı netlikte ve cevabı da aynı kesinlikte: Modern bir devlet, feodalizme geçit verip, vatandaşlarını aşiret ağalarının insafına terk eder mi?

3- Feodalizm'in Bumerangı

Baskın Oran ve benzer fikir dünyasına sahip olanların anlamak istemedikleri şey, 1938 Dersim olaylarının Feodalizm ile Cumhuriyet arasında bir mücadele olduğudur. Neden feodalizm ile cumhuriyet arasındaki mücadele? Bunun cevabını da Baskın Oran'ın yazısında buluyoruz. Baskın Oran'ın Süleyman Kırmızıtaş'tan aktardıklarına göre, 1938 olaylarında "Alan aşiretinin ağalarını, 3 kardeş 32 nüfus, Mazgirt'te çukur bir yerde birkaç gün tutup sonunda kırdılar. Onlardan zürriyet kurtulmadı. Elazığ'da lise okuyan 2 çocuklarını da neslini kesmek isteyen köylüler öldürdü[5]."

Neden köylüler geride kalan 2 çocuğu da öldürdüler?

Baskın Oran'ın cevabı çok basit: "İnsan, insanın kurdudur."

Bu cevap olayın sebebini izah etmekte elbette yeterli değildir! Yapılan yanlış bile olsa, şüphesiz bu olayda feodal bağları yıkmak isteyen Dersimlilerin tepkisini görmek gerekmektedir.

3- "Dersim" Kışkırtıcılığı

Baskın Oran yazı dizisinin bir çok yerinde açık bir Dersim şakşakçılığı yapmakta, sık sık mazlumluğundan dem vurmakta ve nihayet Tuncelilileri, Atatürk'e ve Türk ulus-devletine karşı kışkırtmaktadır. Çünkü bir çok yerde kırım, tecrit, fetih … gibi kelimeleri fütursuzca kullanabilmekte, "Ulus-devlet kuruluyor, farklılığa hiç tahammülü yok, orayı fethedecek, düşman lazım" gibi cümleleri kolaylıkla kurabilmektedir. Ne yapılsaydı yani, "fetih" olmasaydı da, Dersimliler aşiret ağalarının hukukuna mı terk edilseydi?

Baskın Oran, daha da ileri cümleler kurmaktadır. Bakın bir yerde ne diyor:

"Dersim kırımı, 70 küsur yıl sonra gündeme geldiğinde, yörenin içinde ve dışında üç şey tartışıldı:

1) Dersim'i Bayar yaptı, hasta Atatürk'ün haberi yoktu;

2) İsyan çıkınca devlet tabii ki bastırır;

3) Dersim eşkıyalığı bir türlü önlenemiyordu.

Üçü de külliyen yanlış olan bunların birincisi, tuhaftır ki Dersimlilerin. Kendilerini kırmış olan Tek Parti'ye hâlâ laf söylemiyorlar; bunun sebeplerini araştırmak lazım. Çünkü 4 aşamalı Dersim'i 'fetih' planı 1926, hatta 25'te yapılmaya başlandı:

1) Asker taşıyacak demir yollarıyla Dersim'i kuşatmak ("Demir Ağlarla Ördük Ana Yurdu Dört Baştan"; sadece Dersim örüldü aslında);

2) 1927 ve 34 iskan yasalarıyla etrafını boşaltmak;

3) 1935 Tunceli Kanunu'yla apayrı bir "askerî hukuk" tesis etmek;

4) 1937 Sadabat Paktı'yla tecridin uluslararası ayağını tamamlamak.

İkinci cümle yanlıştı, çünkü Dersim katiyen isyan falan etmedi. 4 aşamalı planın 37'de tamamlanmasıyla 'fetih' başlayınca, asırlar boyu zulüm görmüş Dersim kendini savunma refleksine girişti ve kırıma uğradı. Hepsi bu.

Üçüncünün yanlışlığı, yeni çıkan Umumi Müfettişler Toplantı Tutanakları-1936'da belgeli. Umumi müfettişler Tunceli'de asayiş sorunu diye bir şey kalmadığını yemin billah ederek defalarca söylüyorlar (s. 29, 71, 180). [6]"

Baskın Oran'ın yazdıklarında doğru ile yanlış içiçedir.

Mesela Dersim harekatının Atatürk'ün bilgisi dahilinde yapıldığı doğrudur. Dersim'i ıslah kararının Koçgiri ve Koçuşağı isyanlarından sonra karar verildiği de doğrudur.

4- Dersim '38 Neden Oldu?

Ancak doğru olan bir şey daha vardır: Atatürk, Dersimlileri aşiret ağalarının etkisinden kurtararak onları eşit haklara sahip yurttaşlar yapmak arzusundaydı.

Baskın Oran'ın 38 olaylarının neden meydana geldiği hakkında Dersimlilerden aktardığı 3 görüşün yanlış olduğunu ifade ediyor. Ona göre, "'fetih' başlayınca, asırlar boyu zulüm görmüş Dersim kendini savunma refleksine girişti ve kırıma uğradı. Hepsi bu."

Hepsi bu değil, doğru olan da bu değil! Ama Baskın Oran, devam ediyor; yanlışa ve çarpıtmaya doymuyor. Diyor ki; "(Dersimli) Elazığ Valisi Cemal Bardakçı'nın "Okul ve hastane götürelim, ziraatı ıslah edelim, eşkıyalık yapmazlar, Dersimliyi kazanalım" tezinin yalnız kaldığını, askerî fütuhat tezlerinin uygulandığını bilmiyor veya bilmek istemiyor."

Baskın Oran doğruyu söylemiyor; çünkü Cemal Bardakçı'nın bu görüşü Atatürk tarafından da kabul görmüş, Atatürk'ün emri ile Cemal Bardakçı, Dersim'deki aşiret ağaları ile Munzur vadisinde görüşmüş ve tezinin Atatürk tarafından desteklendiğini ifade etmiştir. Bu toplantıda Cemal Bardakçı, topraksız köylüye toprak dağıtılacağı, okullar, yollar, köprüler, kurulacağı sözünü de vermiştir[7].

Sonuçta Dersimli aşiret ağaları bunları reddettiler ve okuduğunuzda sizlerin de tebessüm edeceği istekler ileri sürdüler. Genç Cumhuriyet ise, ağaları aşarak o güne kadar kapalı bir kutu gibi Dersim'in korunaklı dağlarında yaşayan halka ulaşamadı. Öncelikle aşiret ağalarını aşması gerekiyordu ama aşiret ağaları, Dersimlileri kendilerine kalkan ettiler! İşte olayın özeti böyledir.

Görünen o ki, olaylar hakkında 3 görüş ileri süren Dersimliler, koca akademisyenlerden daha feraset sahibidirler! Evet; isyan çıkınca, her ciddi devlet isyanı bastırır ve Dersim'de aşiret ağaları eliyle yaratılan eşkıyalık, Osmanlı'dan itibaren bir türlü bitmiyordu. Dersimliler doğru söylüyor; Baskın Oran külliyen yanlış!!!

5- Demir Ağlar Nereyi Ördü?

Yazdıklarını okuyunca zihniyet haritası bakımından Baskın Oran'ın nerede durduğu da açığa kavuşmuş oluyor. Mesela Oran'ın"Asker taşıyacak demir yollarıyla Dersim'i kuşatmak ("Demir Ağlarla Ördük Ana Yurdu Dört Baştan"; sadece Dersim örüldü aslında)" cümlesini okuyunca aklıma Dersim'in isyancı aşiret ağaları geldi. Çünkü onlar da, Ankara hükûmetine çektiği notada:

1- İçimize karakollar yapmayacaksınız,

2- Köprü kurmayacaksınız,

3- Yeniden kaza ve nahiye merkezleri ihdas etmeyeceksiniz[8], diyorlardı.

Diğer taraftan bütün yurdun değil de sadece Tunceli'nin demir ağlarla kuşatıldığı iddiası da düpedüz bir çarpıtmadan ibarettir. Atatürk dönemindeki demiryolları haritasını açıp bakan herkes, demir ağların memleketin bir ucundan diğer ucuna nasıl bütün yurdu sardığını görecektir. Tıpkı, Onuncu Yıl Marşı'nda dediği gibi…

6- "Pazarlık Usulü Vergi"

Aşiret ağaları Ankara hükûmetine verdikleri notaya şöyle devam ediyorlar:

"4- Silahlarımıza dokunmayacaksınız.

5- Biz her zamanki gibi pazarlık usulü ile vergilerimizi vereceğiz[9]."

Dersim'e sahte gözyaşlarıyla ağıtlar yakan ve Dersim şakşakçılığını meslek edinen geniş çevrelere sormak gerekiyor: devlet bu şartları kabul mü etseydi? Silahlı aşiretleri bir kapalı coğrafyada başına buyruk bırakmalı ve vergileri pazarlık usulüyle mi almalıydı? Nedense, Dersim üzerine yazılanlarda bu hususlar hiç söz konusu edilmiyor. Dersim olaylarına, feodal ağaların sebep olduğu yazılmıyorlar. Tek satır, hatta tek ima bile yok.

Nedeni basit! Çünkü dün olduğu gibi, bugün de Dersimliler, kahramanlık hikayeleri ve mazlumluk edebiyatıyla dolduruşa getirilmek, Atatürk ve Cumhuriyet karşıtı bir cephenin ön saflarına çekilmek istenmektedir.

7- Sadabat Paktı Neden Kuruldu?

Baskın Oran'ın Sadabat Paktı ile ilgili yazdıkları da zihniyet haritasının devamı niteliğindedir. Oran'a göre, Sadabat Paktı, Atatürk tarafından Dersim'i tecrit etmek için kurulmuştur. Bu iddiaya sadece gülünür; ama acı acı gülünür…

Peki, Sadabat Paktı'nı Atatürk, Dersim için kurduysa, Balkan Atlantı'nı neden kurdu?

Şüphesiz Atatürk'ün Sadabat Paktı ile Balkan Atlantı'nı kurmasındaki temel neden savaşlardan yeni çıkan bir devletin sınırlarını bu paktlar ile garantiye almak ve bir barış iklimi oluşturarak ülke kalkınmasına yönelmek istemesiydi. Atatürk'ün hayatı ve icraatları incelendiğinde bu durum, açık şekilde görülmektedir.

Kaldı ki Dersim, ağalar vasıtasıyla zaten kendisini tecrit etmişti. Cumhuriyet, tecrit edilen Dersim'i ağaların elinden alıp, Feodalizm'den kurtarmak istiyordu.

Bundan sonrası öküz altında buzağı aramaktan başka bir şey değildir.

8- Dersim Nasıl Sevilir?

Baskın Oran pek çok yerde Dersim ile ilgili olarak sempatik cümleler kurmayı ve Dersimlilerin ruhunu okşamayı ihmal etmiyor! Mesela yazı dizisinin son başlığında "Dersim çok güzel ve çok talihsiz bir yer, Dersimli çok onurlu ve çok talihsiz bir halk. Çünkü fazla kendine özgü. Soyuyla, diliyle, diniyle çok çok özel" diyor. Yazı dizisini "Yiğit Dersim, güzelim Dersim, bir süre daha uğraşacak. Biz Türkiyeliler yanında olacağız" şeklinde bitiyor.

Acaba Baskın Oran ve onun zihniyet haritasını taşıyanlar Dersim'in yanında nasıl olacaktır? Onların acıları üzerinden kışkırtarak ve Dersim şakşakçılığı yaparak mı? Gerçekleri Dersimlilerden saklayarak ve tersyüz ederek mi? Aşiret ağalarının kabahatini hasır altı edip, Atatürk'ü ve Cumhuriyet'i hedefe oturtarak mı?

1938 olaylarından öncesinde ve sonrasında Dersimlilerin çekilen resimlerine bir bakın. Ne halde olduklarını bir görün. Yoksulluk, sefalet, geri kalmışlıktan başka bir şey yok. Ağaların ve feodal ilişkilerin dişlilileri arasında heder olan bir halk!

Bir de bugünün Tunceli'sine bir bakın! Baskın Oran bile insanlarının son derece modern olduğunu ifade ediyor. Bugün, Tunceli Türkiye'nin en eğitimli illeri arasında en önlerdedir. Bugün Cumhuriyetin sayesindedir ki, Tuncelililer devletin birçok kurumunda en önemli yerlerde görev almışlardır.

Dersim, Dersim şakşakçılığı yaparak, onları feodal ağaların insafına terk ederek ve kışkırtılarak değil, Dersimlileri Türkiye Cumhuriyeti'nin eşit yurttaşları yapmakla ve ülke ile kaynaşmalarına katkı sunmakla sevilir.

Bütün "Türkiyeli"ler gibi, Baskın Oran da Dersim'i böyle sevmelidir!


[1] Baskın Oran, "Değil İsyan Asayiş Sorunu Bile Yoktu", Radikal, 18/11/2010

[2] Cemal Şener-Ahmet Hazerfen, Osmanlı Belgelerinde Dersim Tarihi, (Osmanlıca-Türkçe 50 Adet Orijinal Belge), Etik Yayınları, İstanbul, 2003, s. 28 vd.

[3] Bu aşiretlerin tam listesi için bkz.: Rıza Zelyut, Dersim İsyanları ve Seyit Rıza Gerçeği, Kripto Yayınları, Ankara, 2010, s. 19-20

[4] Baskın Oran, "Eyvah, üniversite çok hızlı büyüyor", Radikal, 21/11/2010

[5] Baskın Oran, "Dersim'de hafıza ve bugün: 5 istek", Radikal, 19/11/2010

[6] Baskın Oran, "Değil İsyan Asayiş Sorunu Bile Yoktu", Radikal, 18/11/2010

[7] Rıza Zelyut, Dersim İsyanları ve Seyit Rıza Gerçeği, Kripto Yayınları, Ankara, 2010, s. 286

[8] Suat Akgül, Yakın Tarihimizde Dersim İsyanları ve Gerçekler, s.125

[9] Suat Akgül, Yakın Tarihimizde Dersim İsyanları ve Gerçekler, s.125

Bu yazı 3364 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı