Hoşgeldiniz; Bugün 19 Eylül 2018 Çarşamba
Pakistan|01 Eylül 2018 Cumartesi

Keşmir Sorunundan Su Savaşına: “Kan ve Su Birlikte Akamaz”

Doç. Dr. Dilek Yiğit tarafından yazıldı.

Hindistan ve Pakistan denildiğinde akla “iki komşu devlet” gelmez; “birbirlerine düşman iki devlet” gelir.  Bu durumun nedeni ise bu iki devletin bağımsızlıklarını kazandıkları tarihten itibaren çözemedikleri bir sorunun, Keşmir sorununun gölgesinde yaşıyor olmalarıdır.

Hindistan Bağımsızlık Yasası Keşmir’e, Hindistan ya da Pakistan’a katılma yönünde tercih yapma hakkı tanımıştı. Keşmir’de dönemin yöneticisi Maharaja Hari Singh tercihini Hindistan yönünde kullandı. 26 Ekim 1947 tarihinde imzalanan Katılım Anlaşması ile Cemmu ve Keşmir resmen Hindistan’ın parçası haline geldi. Maharaja Hari Singh’nin Hindu olduğunu düşünürsek, Hindistan’a katılma kararının başlıca nedenini tahmin etmiş oluruz; ancak bölge nüfusunun çoğunluğunun Müslüman olduğunu düşünürsek, bu kararın Keşmir halkının tamamı tarafından memnuniyetle karşılanmadığına ve Katılım Anlaşmasını müteakip yaşanan çatışmalara da şaşırmamak gerekir. Üstelik Singh’nin bu kararı Keşmir içinde çatışma ve gerginliklere neden olmakla kalmamış, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olduğu için Keşmir’in Pakistan’a katılacağını düşünen Pakistan için de kabul edilemez bir karar olmuştur.  Neticede Hindistan ve Pakistan 1947, 1965, 1971 ve 1999 tarihlerinde Keşmir için defalarca savaşa tutuşmuştur.

Hâlihazırda durum nedir?

Keşmir’in güney ve doğu bölgelerini içeren bölümü Cemmu ve Keşmir adıyla Hindistan’a bağlı bir federe birimdir.

Keşmir’in kuzey ve batı bölgelerini içeren bölümü ise (Azad edilmiş Keşmir-Gilgit Baltistan) Pakistan’ın kontrolü altındadır.

1972 Simla Anlaşması ile oluşturulan Kontrol Hattı, Keşmir’de Hindistan ve Pakistan’ın kontrolü altındaki bölgeleri birbirinden ayırmaktadır. Ancak taraflar sık sık hattın diğer tarafından saldırılara uğradıklarını, sınır hattından geçişler olduğunu ileri sürmektedir.

Keşmir, Hindistan ve Pakistan arasındaki büyük sorun olma özelliğini sürdürürken, ayrıca radikal dinci terör örgütlerinin yerleştiği bölge olarak da küresel kamuoyunun dikkatini çekmektedir.

Tarafların iddiaları nelerdir?

Hindistan Keşmir’in Katılım Anlaşması ile hukuken Hindistan’a ait olduğunu, bu karara saygı duyması gereken Pakistan’ın bilakis  bölgede  Hindistan karşıtlığı oluşturma ve besleme politikası güttüğünü, bölgedeki silahlı örgütlere destek vererek vekalet savaşı yürüttüğünü iddia etmektedir.

Pakistan ise Keşmir halkının çoğunluğunun Müslüman olması nedeniyle Keşmir’in Pakistan’a katılması gerektiğini, Maharaja Hari Singh’in Hindistan’a katılma kararının baskı altında alındığını, dolayısıyla meşru olmadığını ileri sürmektedir.  Pakistan Keşmir halkının çoğunluğunun Müslüman olması nedeniyle Pakistan’a katılmak istediklerinden emin bir şekilde Keşmir’de referandum yapılmasını istemektedir.

Pakistan’ın Keşmir’de referandum yapılması yönündeki ısrarlı isteği Hindistan tarafından kulak ardı edilmektedir. Hindistan’ın tavrı nettir; “Keşmir Hindistan’ındır ve Hindistan’da kalacaktır.” Yani Hindistan’ın ne şimdi ne de öngörülebilir gelecekte Keşmir’de bir referanduma gitmesi söz konusu değildir. Hatta Hindistanlı bir Bakan Pakistan’ın Keşmir’de referandum yapılması yönündeki talebi konusunda “aslında Pakistan’da bir referandum yapılmalı, bakalım Pakistanlılar Pakistan’da mı kalmak istiyorlar yoksa Hindistan ile mi birleşmek istiyorlar[1] diyerek,  tabir yerindeyse, küçümseyerek yanıt vermiştir.

Hindistan açısından iki devlet arasında iyi ilişkiler tesis edilmesinin önündeki asıl engel Pakistan’ın referandum konusundaki ısrarıdır.

Ancak bölge uzmanlarının altını çizdiği üzere Hindistan ve Pakistan’ın Keşmir üzerinde anlaştıkları tek bir konu vardır; her iki devlet bağımsız bir Keşmir istememektedir.

Su Savaşları

Hindistan ve Pakistan arasındaki bir diğer mesele de, Keşmir sorununun gölgesinde kalıyor izlenimi veriyor olsa da, su paylaşımı meselesidir.  İki devlet arasında su paylaşımı 1960 tarihli Indus Suları Anlaşması ile düzenlenmiştir. İndus Suları Anlaşması, İndus, Jhelum, Chenab, Ravi, Beas ve Sutlej nehirlerinin kullanımı da dair kurallar içermektedir. 

İndus Suları Anlaşması herhangi iki devlet arasında su paylaşımı hususunda nasıl anlaşmaya varılabileceği konusunda önemli bir örnek olmasına rağmen,  Hindistan’ın İndus nehrinin kolları üzerinde başlattığı hidroelektrik santral projeleri gerginlik kaynağı olmaktadır. Pakistan Hindistan’ın hidroelektrik santral projelerinin İndus Suları Anlaşması hükümlerine aykırı olduğunu belirtmekte ve bu girişimlerin Pakistan’ın su kaynaklarını azaltmaya yönelik olduğunu ileri sürmektedir. ABD’li uzmanlar da Hindistan’ın projelerinin Hindistan’a Pakistan’ın su kaynaklarını kontrol etme gücü vereceğine dikkat çekmektedir.  ABD’de yayınlanan bir raporda, hidroelektrik santral projeleri ile Hindistan’ın Pakistan’a su akışını engellemek için yeteri kadar su depolayabileceği belirtilmektedir.[2]

Geçtiğimiz yıllarda iki ülke arasında, konuya dair görüşmeler, üstelik Dünya Bankası’nın iki ülke arasındaki su sorununun barışçıl yollarla çözümü için yardımını esirgemeyeceğini açıklamasına rağmen, sonuç vermemiştir.

Bölge uzmanlarının altını çizdiği üzere Hindistan ve Pakistan arasında su paylaşımı sorunu teknik bir sorun olmayı aşmıştır; zira Hindistan’da Modi Hükümeti Keşmir sorunu ve su paylaşımı meselesini birbirlerine ilintilemiştir

Bölge basınında, Modi Hükümetinin hidroelektrik santrallerini, İndus Suları Anlaşmasının gözden geçireceğine yönelik söylemlerine ilaveten, Pakistan’ın Keşmir sorunundaki tutumundan vazgeçirmek için baskı unsuru haline getirmeye çalıştığının altı çizilmekte; Hindistan’ın nehirleri, Keşmir’de terörizme destek verdiğini iddia ettiği Pakistan’a karşı misilleme aracı olarak kullandığı belirtilmektedir. Hindistan Başbakanı Modi de tek bir cümlesi ile bu tür yorumlara hem kaynak hem de destek olmaktadır; zira Modi açık açık “kan ve su birlikte akamaz” demiştir. [3]

İki ülke arasındaki su paylaşımı sorununa dair atılan son adım geçtiğimiz Salı günü (28 Ağustos 2018) Hindistan heyetinin meseleyi görüşmek üzere oluşturulan Pakistan’a gitmiş olmasıdır. Bu görüşmelerden kimse somut sonuç beklemiyor; bu görüşmeyi önemli kılan sadece su meselesine dair taraflar için gelecek görüşmelerin takviminin oluşturulacak olmasıdır.

Neticede Hindistan-Pakistan arasındaki su sorununun kısa vadede çözümünü beklemek, bu sorun Modi’nin yaptığı gibi Keşmir sorunu ile ilişkilendirildiği müddetçe mümkün görünmüyor.

 

[1] http://paktribune.com/news/Referendum-to--be-conducted-to-check-whether-Pakistan-want-to-merge-with-India-Indian-Home-Minister-278170.html, Şubat 2017

[2] https://in.reuters.com/article/india-pakistan-water-idINKBN16N0XE, Mart 20187

[3] https://economictimes.indiatimes.com/news/defence/modi-government-lays-groundwork-for-water-war-in-battle-with-rival-pakistan/articleshow/54936280.cms, Temmuz 2018

Bu yazı 998 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı