Hoşgeldiniz; Bugün 20 Kasım 2017 Pazartesi
Orta Doğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi|13 Eylül 2017 Çarşamba

Irak’ta Kürt Devletinin Sınırları Mı Çiziliyor?

Serhat Erkmen tarafından yazıldı.

Irak’ta hızlı bir siyasi dönüşüm ve güç dengesi değişimi yaşanıyor. Irak hükümeti, IŞİD’in elinde kalan son bölgeleri tekrar kontrol altına alırken, Kuzey Irak’ta ise referandum sürecinde son düzlüğe girildi. Bu iki gelişme birbirine paralel gidiyormuş gibi görünebilir. Fakat tersine işgal sonrası Irak’ta ortaya çıkan Erbil-Bağdat güç dengesinin en önemli dönemeçlerinden birisi yaşanıyor.

Irak ordusu ve Haşdi Şahabi, Musul merkezini hayli çetin bir savaştan sonra epey kayıp vererek IŞİD’den geri aldı. Bu süreçte çatışma öylesine sert geçti ki, benzerinin daha dar bir alanda dahi olsa Telafer’de de yaşanması bekleniyordu. Fakat sürpriz bir biçimde Telafer beklendiğinden daha kolay geri alındı. Tam da bu süreçte Kuzey Irak’taki referanduma dair çok ilginç bir çıkış geldi. Musul’un kuzeyinde, Irak ordusunun operasyonları başlamadan önce Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ne (IKBY) bağlı peşmergeler tarafından IŞİD’den kurtarılan bölgelerin 25 Eylül’de yapılması beklenen referanduma dahil edilmesi istendiği açıklandı.

Buna benzer açıklamalar daha önce cılız biçimde yapılsa da Musul’daki çatışmalar nedeniyle dikkat çekmiyordu. Üstelik geçmişte Iraklı Kürt siyasetçiler IKBY'nin sınırlarının "peşmergenin kurtardığı yerler” olacağını defalarca açıklamıştı. Fakat bu açıklamalar dönemin şartları nedeniyle önemsenmemişti. Şimdi Musul’un kuzeyinde kalan ve peşmergenin denetiminde bulunan ilçeler ve kasabalara referandum sandığının konulacağının ileri sürülmesi yeni bir siyasi tartışmayı körükleyecek gibi.

Kerkük Vilayet Meclisi’nin referandum kararı

Kerkük Vilayet Meclisi, 2017’de üçüncü kez kritik bir kararla gündeme geliyor. İlk karar Kürtçe’nin Kerkük’te resmi zorunlu dil olmasıydı. Buna ilişkin tartışmalar sona ermeden, ikinci bir kararla Kerkük’e IKBY'nin bayrağının çekilmesi kararı çıktı. Şimdi de Vilayet Meclisi’nde referanduma katılma kararı alındı. Bu kararların her biri Bağdat tarafından tepkiyle karşılansa da sonuncusu kadar tepki çeken bir girişim olmamıştı.

Kerkük’te Vilayet Meclisi 2005’ten bu yana Iraklı Kürtlerin denetiminde. O tarihten beri de bir seçim yapılmadı. Anayasada varılan uzlaşıya göre Kerkük’te normalleşmenin sağlanması, nüfus sayımı gerçekleştirilmesi ve sonunda da seçim yapılması gerekiyordu. Ancak şehirdeki uzlaşmazlıklar ve hassas dengeler nedeniyle bu aşamalar bir türlü gerçekleşmedi. Gelinen aşamada alınan karar şehirdeki Türkmenlerin tamamının ve Arapları bir kısmının karşı çıkışıyla alındı. Üstelik bugün hala Kerkük’ün en önemli ilçelerinden birisi olan Havice IŞİD’in kontrolü altında. Havice, IŞİD öncesi Kerkük’te Arap nüfusun en yoğun yaşadığı yerdi. Yani Kerkük’te sadece Türkmenlerin değil Arapların da talepleri dikkate alınmadan ve fitili ateşleyeceği düşünülen bir karar alınmış gibi görünüyor.

Musul ve Kerkük’ün IKBY açısından ortak yanları

Musul ve Kerkük’teki gelişmeleri aslında bir bütün olarak ele almak gerekir. Iraklı Kürtler merkezi hükümetin tepkisini çekeceğini bilmesine rağmen bu adımları neden atıyor?

İlk neden, çizilen sınırların sadece vilayetlerin idari sınırları olmadığı. Referandum sandığının konulacağı yerler muhtemelen Irak'ta Kürtler devlet ilan ederlerse o devletin hak iddia ettiği sınırlar olacak. Dolayısıyla bugün Musul ve Kerkük’te, kısa süre içinde Selahaddin ve Diyala’nın bazı ilçelerinde sandıkların konulduğu yerlerin, olası bir Kürt devletinin sınırları olması planlanıyor.

İkinci neden büyük ölçüde ekonomik. Kerkük’ün ne kadar önemli bir petrol kaynağı olduğunu anlatmaya gerek yok. Musul’un kuzeyindeki ilçelerin önemli bir kısmında ise büyük petrol rezervleri olduğu düşünülüyor. Referandum sandığı konulması planlanan yerlerden bazılarında IŞİD öncesinde dev petrol şirketi Exxon-Mobil’in arama çalışmalarını başlattığı unutulmamalı. İlginç bir biçimde Selahaddin Vilayeti'ndeki en tartışmalı bölge olan Tuzhurmatu da yakınındaki Pelkane (Pulkana) rezervleriyle biliniyor. Dolayısıyla bu sınırların gözetilmesindeki en önemli nedenlerden birisi açık bir biçimde petrolle ilişkili.

Üçüncü neden, IKBY’nin iç siyasi dinamikleriyle ilişkili. Uzun bir süredir IKBY’de yapılan bütün seçimler KDP’nin sayısal üstünlüğünü ortaya koyuyor. Oysa, Kerkük büyük ölçüde KYB’nin denetiminde. Kerküksüz bir Kürt Bölgesi (kurulursa gelecekte de Kürt devleti) sadece ekonomik kaynakları açısından zayıf kalmaz, aynı zamanda KDP’nin tekelinde bir siyasi yapı üretmeye devam eder. Bu nedenle, Kerkük'ün referanduma eklenmesi KYB için hayati önem taşıyor. Ortadoğu’daki bölgesel şartların Kürtlerin devlet ilanına ne zaman olanak tanıyacağı bilinmez. Ancak, referandumda Kerkük’e sandık konulursa, Kasım 2017’de yapılacak başkanlık ve parlamento seçiminde de sandık konulmasını engelleyecek pratik bir güç yok. Dolayısıyla Bağdat ile Erbil arasındaki sorunlar daha çözülmeden alınan bu karar IKBY’nin kendi içindeki siyasal dengeleri de alt üst edebilir. İşte bu nokta da KDP de Musul kozunu oynuyor. Çünkü bu bölgede KDP diğer partilere göre daha üstün. Kerkük’ün iç dengelerde yaratacağı etkiyi kısmen de olsa dengeleyebilir.

Son olarak, Irak hükümetinin tutumları hala belirsiz. Şii partiler bir dönüşüm geçiriyor. Ammar El Hekim, Irak İslami Yüksek Konseyi’nden ayrıldı ve orta çizgide yeni bir parti kurma arayışında. Sadr Hareketi de başta Suudi Arabistanla ilişkiler olmak üzere bölgesel denklemde ilginç adımlar atıyor. Başbakan Ibadi, kendi partisinin başında seçime gidebilecek mi henüz belli değil. Buna karşılık milis liderlerinin tutumları daha sert. Hele ki Kerkük konusunda tutumları iyice sertleşti. Sünni Araplar ise tamamen dağınık. Bağdat’taki bu belirsizlik, Iraklı Kürtlerin işini kolaylaştırıyor.

Türkiye ve İran

Musul ve Kerkük’teki gelişmeleri en yakından izleyen ülkeler Türkiye ve İran. Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu geçen hafta Irak’ı ziyaret etti. Erbil ve Bağdat’taki görüşmelerde Türkiye’nin referanduma karşı olduğunu açıkça belirtti. İki ülke de referandumun Irak’ı yeni bir krize sürükleyeceğini düşünüyor. Fakat engellemek için somut adımlar atmaktan ziyade diplomatik uyarılar yapmakla yetiniyorlar. Referandum gününe kadar temaslar sürecek gibi. Ancak sonrası şimdilik belirsizliğini koruyor.

 

 

Not: 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi Başkanı Doç. Dr. Serhat Erkmen’in bu analizi ilk olarak DW Türkçe’de yayımlanmıştır.

Bu yazı 1275 defa okundu.
google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı