Hoşgeldiniz; Bugün 21 Temmuz 2017 Cuma
Orta Doğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi|02 Ağustos 2014 Cumartesi

Irak'ta Cumhurbaşkanı Seçimi, Kürtler Arasındaki Dengeler ve Bağdat'la İlişkiler

Serhat Erkmen tarafından yazıldı.

24 Temmuz 2014 tarihinde Fuat Masum'un Irak cumhurbaşkanlığına seçilmesi hem Bağdat'taki hem de Iraklı Kürtler arasındaki dengeler açısından kritik ipuçları içermektedir. Bu nedenle Fuat Masum'un seçim sürecini ve seçim sonrası üstlenebileceği roller

Kürtler Arası Dengeler

İşgal sonrası Irak'ta Kürtler uzun süre hem KBY'de hem de Bağdat'ta ortak hareket ettiler. Bunun arkasında yatan temel faktör Irak Kürt siyasetinin iki temel aktörü KDP ve KYB arasındaki "stratejik ittifak"tı. Bu ittifak sayesinde Kürt siyasetinin iki kudretli partisi 2003'ten itibaren pratikte yürüttükleri işbirliğini 2006'da stratejik bir birlikteliğe taşıdı. Fakat bu birliktelik çok uzun sürmedi. 2007 sonlarından itibaren KYB içinde baş gösteren huzursuzlukların ayrılığa dönüşmesi, 2008'den itibaren yeni bir hareketin işaretlerinin gelmesine neden oldu. Bu huzursuzluk KYB'nin içinden kopan daha önceki grupların da etkisiyle 2009 KBY Parlamento seçiminde Gorran Hareketi'ne dönüştü. (Gorran'ın lideri Neşirvan Mustafa 2006'da KYB'den ayrılmıştı) İşte bu noktadan itibaren KDP içinde KYB'ye karşı artık eşit değiliz sesleri yükselmeye başlamıştı. Fakat Mesut Barzani ve Celal Talabani'nin ağırlıkları ve 2010'da Irak'ta yapılacak olan seçim stratejik ittifakın bozulmasını engelledi. 2012'de süresi dolacak olan ittifakın kaderi çoktan belliydi. Fakat 2013 KBY seçimine kadar kimse bu ittifakın bozulduğundan bahsetmiyordu. Oysa bölge siyasetini yakından tanıyanlar aslında KDP-KYB ayrılığının 2013'te seçime ayrı ayrı gitmenin çok öncesinde başladığını gözlemleyebiliyorlardı. 1990lı yıllarda Iraklı Kürtler arasındaki siyasi dengeler denilince akla gelen KDP, KYB ve "İslamcı Partiler"di. Üçüncü güç olan "İslamcı Partiler" ile iki büyük parti arasında bir uçurum olduğu düşünülüyordu. Fakat KYB'nin yaşadığı sorunlar ve Gorran'ın ortaya çıkışı dengeleri büyük ölçüde değiştirdi. Gorran 2009'da KBY'de ikinci güç konumuna yükseldiğinde KYB-KDP ittifakı hala devam ediyordu. İslamcılar ise partiler arasında bir ayrım gözetmeksizin üçüncü güç olarak niteleniyordu. 2013 KBY Parlamento seçimi bu dengeleri bir kez daha değiştirdi. Artık hangi partinin daha güçlü olduğu ortaya çıktığı düşünülüyordu. Gorran, KYB'yi %6'ye yakın bir oy farkıyla geçti. KYB'nin önemli bir gerileme içinde olduğu görülüyordu. Bu gerilemenin en önemli nedeni ise partinin son 6 yıl içinde sürüklendiği örgütlenme bunalımıydı. 2013 seçimi sonrası KBY'deki en önemli tartışma konularından birisi KYB'nin geleceğiydi. Parti içindeki anlaşmazlıklar su yüzüne çıkmıştı. 2014 yılında yapılan genel seçimde KYB'nin bir anda büyük bir toparlanma gerçekleştirmesi liderlik mücadelesi konusunun kamuoyunda geri plana düşmesine neden oldu. 8 aylık bir süre içinde KYB Gorran'ı geçti. Irak genelinde 21 sandalye kazanarak KDP'nin 25 sandalyesine çok yakın bir performans gösterdi. Böylece önemli bir toparlanma süreci içine girmişti. Fakat cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanan süreç aslında KYB içindeki suların durulmadığını ve KYB'nin içindeki güç mücadelesinin Irak'taki genel siyasi dengelere bakılmaksızın anlaşılamayacağını bir kez daha gösterdi.

Cumhurbaşkanlığı, KYB ve Bağdat

Kürtler arasında varılan uzlaşıya göre Bağdat'ta hangi Kürt partisinin hangi konumu elde edeceği önceden belirlenmişti. Buna göre KYB cumhurbaşkanlığını, KDP başbakan yardımcılığını, Gorran da Irak Parlamentosu başkan yardımcılığını alacaktı. Şu ana kadar yaşananlar bu uzlaşıyı doğrular nitelikte. 15 Temmuz tarihinde yapılan seçimle Gorran'ın eski seçim bürosu başkanı ve son derece aktif bir siyasetçi olan Süleymaniye milletvekili Aram Şeyh Muhammed Irak Parlamento Başkan Yardımcısı seçildi. Hükümetin kurulma süreci başlamadığından KDP'nin başbakan yardımcısı adayı ise belli değildir (bazı isimler var ama şimdilik dile getirmek için erken). Buna karşılık Kürt partiler arası yapılan anlaşma gereği cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi KYB'ye bırakılmıştı. Aylardır KYB çevrelerinde cumhurbaşkanı adayı olarak ismi geçen iki kişi vardı: Barham Salih ve Necmettin Kerim.

Bağdat'ta Başbakan Yardımcılığı ve KBY'de Başbakanlık yapan Barham Salih ile 2009'da milletvekili seçildikten sonra Kerkük valiliğine seçilen Necmettin Kerim'in mücadelesi sadece iki önemli siyasetçi arasındaki çarpışma olmadı. İşin içine KYB politbürosunun yanısıra İran, KDP, Türkiye dahil olmak üzere pekçok aktör girdi. Barham Salih de Necmettin Kerim de KYB politbüro üyesidir. Kimin cumhurbaşkanı olacağının belirlenebilmesi için önce KYB politbürosunda görüşmeler gerçekleşmiştir. Politbüronun 10 asil ve 6 yedek üyesi farklı adayları desteklemiştir. Resmi bir oylama yapılmamasına rağmen 10 üyenin B. Salih'in 6 üyenin de N. Kerim'in arkasında durduğu görülmüştür. Politbürodan ortak bir karar çıkmaması nedeniyle sonunda Irak parlamentosundaki Kürt milletvekillerinin oylarıyla cumhurbaşkanı adayı belirlenmesine karar verilmiştir. Buna rağmen N. Kerim, KYB politbürosunun desteği olmaksızın kendi inisiyatifiyle parlamentoya başvurarak cumhurbaşkanlığına adaylığını koymuştur. Bu süreçte KDP'nin B. Salih'i açıkça desteklediği görülmüştür. Özellikle KDP'ye yakın yayın organlarında N. Kerim İran'a yakın bir kişi olarak resmedilmiş, B. Salih'in ise büyük bir halk desteği olduğu ileri sürülmüştür. Hatta, bazı kaynaklar B. Salih'in KDP ve dolayısıyla Türkiye'nin de adayı olduğunu, buna karşı İran'ın Hero Talabani üzerinden N. Kerim'i desteklediğini savunuyordu. Özellikle N. Kerim'in Iraklı diğer milletvekilleri boykot nedeniyle meclisi terkettiği oturumda Ala Talabani'yle birlikte protestoya katılmaması onun Maliki hatta İranla ilişkiler geliştirdiği yorumlarını pekiştirmişti. Sonuçta KYB içi dengeler cumhurbaşkanı adayının tespit edilebilmesi için yetmedi. Her ne kadar B. Salih, Kosrat Resul ve Molla Bahtiyar gibi partinin hem politbüro üyesi hem de ağır topları sayılan üyeleri de dahil olmak üzere isimlerin; hatta politbüro üyelerinin sayıca (yedekler dahil edildiğinde) çoğunluğunun desteğini almasına rağmen Hero Talabani'nin etkinliği yabana atılmayacak kadar güçlüydü. H.Talabani sadece ailenin gücünden değil aynı zamanda ekonomik etkinliği nedeniyle de çok önemli bir figürdür. B. Salih'in karşısına N. Kerim'i çıkartarak, KYB içindeki dengeleri ne kadar iyi bildiğini ve gerçek liderlik mücadelesinin kimler arasında geçeceğini göstermiştir. KYB içinde yapılan oylamalar sonuçsuz kalınca bir tıkanma yaşanmıştır. B. Salih'in çevresi ve özellikle KDP N. Kerim'in adaylığını kesinlikle kabul etmezken, H. Talabani de B. Salih'in adaylığını kabul etmemiş ve cumhurbaşkanlığı seçimi bir kilitlenmeye sürüklenmiştir. Bu süreçte en kritik gelişme Celal Talabani'nin dönüşüdür. Nitekim, yukarıdaki kilitlenme C. Talabani'nin Süleymaniye'ye varmasından iki gün sonra aşılmış yeni bir isim devreye girmiştir. C. Talabani o döndükten çok kısa bir süre sonra Fuat Masum ismi ağırlık kazanmış, bir uzlaşı adayı olarak ileri sürülmüştür. Bazıları Masum'um aslında B. Salih'e karşı N. Kerim'i kabul ettirememe halinde H. Talabani'nin B Planı olduğunu ileri sürmektedir. Bu düşünceye göre B. Salih ve müttefiklerine karşı N. Kerim'i kabul ettiremese de onun adaylığını engellemek için parti içinden başka bir aday ileri sürülmüştür. Peki neden F. Masum bu kritik süreçte öne çıkmıştır. F. Masum Kürt siyasi hareketinin en eski isimlerinden birisi ve çok tecrübeli bir politikacıdır. 1992'de kurulan ilk KYB hükümetinin başbakanlığını yapan, Talabani gibi Köysancaklı ve partinin kuruluşundan beri içinde etkin olan bir kişidir. Ancak 2003'ten sonra Bağdat'ta milletvekili olmuş ve 2010'daki Kongreden itibaren bir anlamda kabuğuna çekilmiştir. 34 yıl politbüro üyeliği yaptığı KYB'de 2010'daki kongre'de aday olmamış, politbüro ve merkezi konsey gibi partinin eski ve etkin kurumlarına dahil olmamıştır.

Kongre sürecinde ise C. Talabani'nin isteği ve desteğiyle 2010 kongresinde yeni kurulan bir organ olan Merkezi Komite'nin başına seçimle gelmiştir. Ancak bu organın parti içinde önemli bir yere sahip olduğu söylenemez. Sonuçta cumhurbaşkanı adayının KYB içindeki dengelerle sınırlı kalamayacağı ortaya çıkıp anlaşmaya varılamayınca Kürtlerin cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi kararı Bağdat'taki parlamentonun üyesi olan Kürt milletvekillerinin oyuna kalmıştır. Bu oylamanın kendisi Kürt iç siyasetindeki dengeleri göstermek açısından önemlidir. 53 vekilin oy kullandığı seçime 9 vekil de katılmamıştır. Cengiz Çandar'ın belirttiğine göre oylamaya katılanlardan KDP milletvekillerinin tamamına yakınına ek olarak az sayıda KYB ve Gorran milletvekili F. Masum'u; KYB, Gorran ve İslamcı partilerin milletvekillerinin çoğunluğu ise B. Salih'in adaylığı yönünde oy kullanmıştır. Görüldüğü gibi B. Salih'in KYB politbürosuna ek olarak çok sayıda milletvekilinin de desteğine sahiptir. Dahası, Gorran da B. Salih'e yakın durmaktadır. Buna karşılık, sonuç H. Talabani'nin istediği şekilde çıkmıştır. Bunun en önemli nedeni KDP'nin KBY'deki yerel dengeleri korumak konusunda gösterdiği yaklaşımdır. Irak'ın toptan bir geçiş sürecinden geçtiği ve aynı zamanda Kürtlerin de bağımsızlığa hazırlandığı bir dönemde KBY'deki istikrarı bozmak KDP için istenilecek en son şeydir. Bu nedenle KYB'nin hala en önemli gücü olan H. Talabani ve çevresine istediğini vererek içeride istikrarı sağlamayı tercih etmiştir. Sonuç olarak F. Masum Irak parlamentosuna Kürtlerin cumhurbaşkanı olarak gelmiş ve diğer siyasi oluşumlar arasında yazılı olmayan ama neredeyse yerleşen bir anlaşmaya göre göreli bir oylamadan sonra cumhurbaşkanı seçilmiştir. İşte F. Masum ve yeni cumhurbaşkanlığı sürecinin incelikleri bu noktadan sonra başlamaktadır. Masum'un karşılaşacağı zorluklar şöyle kategorize edilebilir: 1. Bağdat-Erbil ilişkilerinde oynayacağı rol 2. Partisiyle-Irak siyaseti arasında yaşayacağı sıkışma 3. Kriz çözümünde oynayacağı roller Bunlardan birinci kategori kısa vadede en kritik zorluğa işaret etmektedir. Bağdat-Erbil ilişkileri son yılların en kötü dönemini yaşamaktadır. Maliki'nin başbakanlığının son aylarında gerilen ilişkiler KBY'nin merkezi hükümetten bağımsız petrol ihracatı sonrasında kopma noktasına gelmiştir. Özellikle merkezi hükümetin KBY'nin payına düşen parayı göndermemesi başlangıçta bölgede bir likidite krizi yaratsa da şimdilerde bu kriz bir mali krize dönüşmektedir. Aylık 840 milyar dinarlık memur maaşı ödemesi olan KBY bu parayı uzun süre ödeyememiştir. Şimdilerde ise çok zorlanmaktadır. Öyle ki; Bağdat'tan para gelmediği için son maaş ödemeleri dinar ile değil dolarla yapılmıştır. KBY kendi adına petrol satma girişimlerini sürdürmekteyse de bu konuda sınırlı bir ilerleme kaydedebilmiştir. Elde edilen gelirin sürekliliği ve yeterliliği de tartışmalıdır. Bunun yanı sıra IŞİD'in bazı bölgeleri ele geçirmesi sonucunda "tartışmalı bölgeler"de KBY'nin fiili kontrolünü ilan etmesi Bağdat-Erbil ilişkilerini germektedir.

Bunlara ek olarak bağımsızlık referandumu ve Kerkük'ün durumu gibi konularda son derece hassas bir döneme girilmiştir. Geçmişte böyle kritik dönemlerde C. Talabani izlediği dengeli ama Kürtlerin çıkarların gözardı etmeyen politikaları aynı incelikle izlemesi güçtür. Masum, Bağdat-Erbil ilişkilerinde karşılaşacağı zorluğun bir benzeriyle partisiyle Irak siyaseti arasında karşılaşacaktır. Bu konudaki ilk ve en önemli sınavı başbakanlık sürecidir. 24 Temmuz'da seçilen F. Masum'un Irak Anayasası'na göre en geç 8 Ağustos 2014 tarihine kadar bir başbakan görevlendirmesi gerekmektedir. Maliki'nin başbakanlık ısrarı devam ederken ve KYB'nin cumhurbaşkanlığı konusundaki anlaşmazlığının bir benzerini Irak Ulusal İttifakı kendi içinde yaşarken Masum'un hükümeti kurma görevini kime vereceği büyük bir soruna dönüşecektir. Özellikle Maliki'yi görevlendirmesi halinde partisi, diğer Kürt partiler, Şii partiler ve Sünni ittifaklar arasında kalacak olan Masum bu sorunun farkındadır.

Nitekim, bugün zamanında bir aday çıkmaması halinde istifa edeceği tehdidinde bulunmuştur. Bu durumda ülke daha ağır bir krize sürüklenebilir. Fakat ne olursa olsun Masum'un vereceği karar sadece kendisini değil aynı zamanda partisini de bağlayacaktır. C. Talabani, Irak siyasetindeki özgür konumu neticesinde aldığı kararları KYB'ye ya da KDP'ye sormak zorunda değildi. Hatta pek çok kez diğer siyasi partileri yönlendiren kişi rolünü oynuyordu. Şimdi gelinen noktada Masum'un aynı rolü oynaması beklenemeyeceği gibi Erbil ile Bağdat arasındaki ilişkilerde, başbakanlık görevlendirilmesinde ya da kritik krizlerde hangi tarafın yanında yer alacağı onun partili kimliğiyle cumhurbaşkanlığı makamı arasında kalmasına neden olabilecektir.

Bu yazı 2660 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı