Hoşgeldiniz; Bugün 18 Kasım 2017 Cumartesi
Orta Doğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi|06 Eylül 2010 Pazartesi

SURİYE-ÜRDÜN İLİŞKİLERİNDE MECBURİ İTTİFAK

Aygül Muran tarafından yazıldı.

Geçtiğimiz günlerde Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, Ürdün Kralı Abdullah ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel konuları ve özellikle Ortadoğu barış sürecini görüştü.

. Bu görüşmenin diplomatik ilişkilerde olağan gerçekleşen görüşmelerden farkı ve önemi, Suriye ve Ürdün arasındaki tarihsel ilişkiden kaynaklanmaktaydı.

İsrail, Filistin, Suriye, Irak ve Suudi Arabistan'la sınır komşusu olan Ürdün, kurulduğu tarihten bu yana, bir taraftan Batılı ülkelerle yakın bir işbirliği içinde olmuş diğer taraftan da güvenliğini ve istikrarını korumak adına bölgede denge politikası izlemeye çalışmıştır. Winston Churchill'in 1923 tarihinde, Ürdün topraklarını I. Dünya Savaşı sırasında İngiltere ile işbirliği yapan Şeyh Hüseyin'in oğlu Şeyh Abdullah'ın denetiminde bir devlet haline getirmesinin ardından İngiltere, Haşimi rejiminin koruyuculuğunu üstlenmiştir. Tarihi bir geri planının olmayışı ve Suriye ve diğer ülkelerin toprak taleplerinden dolayı Haşimi Krallığı ülkesel ve rejimsel varlığını, Batılı ülkelerle girdiği bu tür bağlantılarla sürdürmeye çalışmıştır.

Irak ve Ürdün kurulduğu günden itibaren bölgede İran veya Suriye'nin aksine rejimlerinin Sünni karakterini öne çıkartan ve bu iki ülkedeki gelişmelere karşı birlikte hareket eden iki ülke olmuştur. Ürdün'ün Suriye'den uzaklaşarak ekonomik ve siyasi olarak Irak'a yaklaşması, Ürdün'ün ekonomik sıkıntıya düştüğü zaman, Irak'ın Ürdün'e maddi yardımda bulunmasıyla başlamış, İran-Irak savaşıyla yakınlaşma ilerlemiştir. Irak Baas Rejimi, esas itibarı ile Mısır ve Suriye'yi kendisine rakip olarak görüyor ve kendisi için önemli bir konumda bulunan Ürdün'ü de etki alanında tutmak istiyordu. Irak ile Suriye arasındaki sorunlar sebebiyle 1977 yılı Kasım'ında, Suriye'nin Irak sınırını kapaması Irak'ı Ürdün'e daha da bağlamıştır. Ürdün, Suriye ve Irak arasındaki rekabet sonucu Suriye yerine Irak ile ilişkilerini geliştirmeyi seçmiştir. Ürdün, Irak ile olan bu yakınlaşmadan dolayı Suriye ile olan ilişkileri kötüleşmiş hatta Avrupa'da bazı Ürdün temsilciliklerine Suriyeli ajanlar tarafından gerçekleştirildiği düşünülen saldırılar yapılmıştır. Hafız Esad, 1994'de İsrail ile barış anlaşması imzaladığı için Ürdün'le bütün ilişkilerini bitirmiştir.

Yıllardır süregelen rekabet ilişkisi, iki ülkeyi çıkarları doğrultusunda hep karşı karşıya bırakacak kararlar almaya zorlamıştır. Ancak son dönemlerde tekrar yoğunluğunu kazanan Lübnan, Filistin-İsrail, İran-ABD gibi sorunlar iki ülke arasında ilişkilerin tekrar kurulmasını gündeme getirmiştir.

Suriye'nin yıllardır süren dış politikası zaten belliydi. Beşşar Esad dönemi, Suriye'nin İsrail ve ABD karşıtı politikalar izleyip İran'a yakınlaştığı, Lübnan'da Hizbullah ile varlığını sürdürmeye çalıştığı bir dönem olmuştur. Bu durum, İsrail ve Batı'yı karşısına almadan Ortadoğu'da sorunsuz politika uygulamaya çalışan Ürdün için son derece önem arz etmektedir. Artık Saddam dönemi Irak'ı yoktur ve Türkiye de İsrail ile gerilimli bir politika sürdürmektedir. Dolayısıyla Ürdün, sürmesi aleyhine işleyecek olan Suriye politikasında değişime gitmeliydi. Bunun için son zamanlarda Suriye ve Ürdün, tarihlerinde olmadığı kadar çok ortak çıkar doğrultusunda görüşme gerçekleştirdi. Mayıs 2010'da resmi bir ziyaret için Suriye'ye giden Ürdün Başbakanı Semir el Rifai, Şam'da Beşşar Esad tarafından kabul edildi. Yapılan ikili görüşmede Esad ve El Rifai, Suriye ve Ürdün arasındaki ekonomik ve politik alanlardaki ilişkilerin geliştirilmesinin yanı sıra iki ülke arasındaki ticaret hacminin arttırılması konularını ele aldı. Görüşmede ayrıca iki ülke arasında çeşitli alanlarda imzalanan anlaşmaların en kısa zamanda uygulanması gereği belirtildi ve bölgenin gündem konularına da değinerek bu kapsamda iki ülke arasında koordinasyonun sürdürülmesinin önemi üzerinde duruldu.

Lübnan-İsrail gerginliği de Kral Abdullah ve Esad'ı Lübnan'da bir araya getirmişti. Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen ve yine bölgesel sorunların konu edildiği telefon görüşmesi, Lübnan ile Türkiye'nin de aralarında bulunduğu Yakın Komşular Ekonomik ve Ticaret Ortaklık Konseyi'nin kurulması, Ürdün'ün İsrail'e karşı cephede yerini belirlemekte olduğunu düşündürmektedir. Yine de Ürdün topraklarındaki Filistinlileri ve İsrail'le geçmişteki ilişkilerini göz önünde bulundurursak komşusu İsrail'i karşısına alıp tarihi rakibi Suriye ile müttefik olması uzun vadede dahi zorlu bir süreç olarak görünmektedir. Belki de bölgede Ürdün için yeni bir görev belirleniyordur: İsrail ile Suriye arasındaki tampon ülke olmak.

Bu yazı 3724 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı