Hoşgeldiniz; Bugün 24 Eylül 2017 Pazar
Orta Doğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi|25 Ağustos 2010 Çarşamba

İRAN ASKERİ GÜÇ ŞOVUYLA İSRAİL SESSİZLİĞİYLE KORKUTUYOR

Aygül Muran tarafından yazıldı.

Amerika Birleşik Devletleri’nde yayımlanan "The Atlantic" dergisi İsrail’in saldırı için tüm hazırlıklarını yaptığını ve İran’ı bombalamaya hazırlandığını öne sürdü.

Dergi, yazı için aralarında İsrail Başbakanı ve Genelkurmay Başkanı'nın da bulunduğu, İsrail ve Amerika'nın politikalarına şekil veren 40 isimle röportaj yaptı. Katılımcıların büyük çoğunluğu, İsrail'in önümüzdeki bir yıl içinde İran'a saldırma olasılığının oldukça yüksek olduğunu vurguladı.

İsrail olası savaş hazırlıklarını tamamlamaya çalıştığı perde arkası bilgilerle kamuoyunun haberi olmaktadır. Ancak İran aksine elindeki füze,uçak ve silahlarla yani nükleer gücünü her fırsatta meydan okurmuşçasına kamuoyuna sunmaktan çekinmemektedir.

İran geçtiğimiz gün , yerli imkanlarla ürettiği ''Kerrar'' adlı uzun menzilli insansız savaş uçağı, Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın da katıldığı ''Savunma Sanayi Günü'' törenlerinde dünyaya tanıttı.Vurucu anlamına gelen Kerrar'ın yüksek hız ve irtifada uçabilme ve belirlenen hedeflere bomba fırlatabilme özelliklerine sahip olduğu belirtildi.[1] İran Savunma Bakanı Ahmed Vahidi de tören sırasında yaptığı konuşmasında yeni nesil Kerrar'ların üretimine yakın dönemde başlanacağını söyledi. Vahidi bunun yanı sıra "Fatih 110" füzelerinin üçüncü nesil üretiminin de bir süre sonra başlayacağını kaydetti. Buna ilave olarak da hem Rusya hem de Venezuella'dan ihtiyaç duyulan destekler gelmeye başladı.

İran'ın güneyinde yer alan Buşehr nükleer santraline yakıt taşıma çalışmaları İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi ve Rusya Atom Enerjisi Devlet Şirketi Rusatom Başkanı Sergey Kriyenko'nun katılımıyla başladı. Rusya'ya teşekkür eden Salihi, Rusya'nın desteğini belirtirken de Moskova'nın adını İran tarihine altın harflerle yazdırdığını söyledi. Buşehr Nükleer Santral Projesi, ABD destekli İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi'nin 1974 yılında Alman Siemens firmasıyla yaptığı anlaşmadan bu yana gündemde. 1979 devriminin ardından Almanlar projeden çekilmişti. İran-Irak Savaşı'nda ise santral bombalanmıştı. İran, projenin tamamlanması için Arjantin, İspanya ve başka ülkelerle anlaşmalar yapsa da bu girişimler ABD baskısı sonucu yarım kalmıştı.

İran'ın nükleer programından ötürü sanayi ve petrol ticaretinin hedef alındığı ambargoya karşı Venezuella, İran'a petrol ihracına devam edeceğini açıkladı. Venezuella'nın İran'daki Büyükelçisi David Velasquez, "Biz, İran'ın hizmetindeyiz. İran'ın ihtiyaç duyduğu benzini karşılayacağız" dedi. Venezuella Devlet Başkanı Hugo Chavez de daha önceden yaptığı açıklamasında İran'a günlük olarak 20 bin varil benzin ihracı gerçekleştirdiklerini söylemişti. Venezuella, OPEC üyesi ve dünyadaki en büyük ham petrol üreticisi olmakla birlikte ülkedeki rafinerilerde yaşanan sorunlardan ötürü İran'ın ihtiyacı olan benzini karşılayacak güçte olmasına şüpheyle yaklaşılıyor.

İran'ın nükleer enerjideki desteğini almasıyla birlikte ,daha yüksek sesle İsrail ve ABD'ye meydan okumaktadır.Bu seslerden biri de Ali Hamaney'di. İslam Devrimi lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamaney , önceki gün İranlı yetkilileri kabulü sırasında yaptığı konuşmasında İran'ın nükleer enerji hakkından geri adım atmayacağını söylemişti. İran'ın ilk nükleer santraline yakıt transferine başlamasının bir gün sonrasında[2] El Cezire televizyonuna konuşan Ahmedinecad, İsrail'in İran'ı vurmak için çok zayıf olduğunu söyledi.ABD için de Irak'ın küçük ordusuyla baş edemediğini buna karşılık İran'la savaşmasının mantıklı görünmediğini de belirtti. İran tüm bu süreçlerde nükleer enerji programı adı altında savunmasını güçlendirmeye çalışırken biryandan da çalışmalarının kamuoyuna sunulmasından hiç rahatsızlık duymamaktadır. Peki İsrail tüm bunlar yaşanırken neden sessiz kalıp sadece İran'a karşı destek toplamaya çalışmaktadır? Hiç şüphesiz İran'ın bu kadar kendinden emin hareket etmesinin mutlak sebepleri vardı. Öncelikle nükleer enerji üretiminin ABD ve bazı Avrupa devletlerinin tekelinde olamamasını savunmakta onlarda olduğu gibi kendileri içinde normal görülmesi gereken program olarak görmektedir. 2003 Irak ve 2006 Lübnan savaşı da İran için bir başka rahatlık sebebi olmaktadır. Çünkü ABD istediği düzeni Irak'ta kurmakta zorlanmış,ciddi askeri kayıp vermişti.İsrail ise Lübnan'da Hizbullah ile savaşında yenilmiş ve akla neden bilinen gücünü kullanmadı sorularını getirmişti.Tüm bu örnekler İran için İsrail sorunu zor ama aşılabilecek bir problem gibi görünmektedir.Yada İran elindeki güce fazla güvenmeyip korku politikası ile İsrail ve halkı üzerinde psikolojik savaş uygulamaya çalışmaktadır.



[1] http://www.israhaber.com/iran-batiyi-kerrarla-uyardi-10946-haberi.html.

[2] http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=15613817.

Bu yazı 3861 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı