Hoşgeldiniz; Bugün 23 Temmuz 2018 Pazartesi
Orta Doğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi|06 Ağustos 2010 Cuma

PJAK- PKK ve İran Arasında Neler Oluyor?

tarafından yazıldı.

PJAK, İran karşıtı silahlı faaliyetlerine son verdiğini açıklamıştır. PJAK, kuruluşunun ardından 2004’te İran ordusu ile girdiği çatışmalar yüzünden dikkatleri üzerine çekmiş ve kısa sürede İran bazında birçok tartışmanın merkezine yerleşmişti.

Tartışmalarla PJAK, İran siyasi hayatında bir faktör olarak görülmeye başlanmıştı. Fakat PJAK' ın gücü abartılarak örgütün İran içinde karşılaşacağı engeller analiz dışı bırakılmıştı. İran Belucilerinin yaptığı operasyonların hem sayı hem de çeşitlilik bakımından PJAK' dan dan fazla olması, PJAK 'ın bilinçli olarak büyütüldüğünü göstermektedir.

PJAK Neden Abartıldı?

PJAK' ın abartılmasının çeşitli nedenleri vardır. İran-ABD gerginliği, Iraklı Kürtler, ABD ile PJAK arasındaki sıcak diyalog, PJAK' ın PKK'nın siyasi, askeri, ekonomik olanaklarından faydalanma imkânı gibi nedenleri PJAK 'a önemli bir propaganda olanağı sunmuştur. Aynı zamanda PJAK' ın PKK'nın bir ürünü olması, PKK'nın Türkiye içinde ifade ettiği anlamın bir benzerinin PJAK'ın da İran içinde edebileceği beklentisini doğurmuştu. PKK'nın Türkiye'yi hedef alanından çıkarması ve topyekûn İran'a yönelme ihtimali de, PJAK' ın önemini artırmıştı. Bunun yanı sıra ABD'nin İran'a yönelik uyguladığı psikolojik baskı da PJAK' ın gücünün olduğundan farklı algılanmasını beraberinde getirmişti. Ayrıca İran Kürtlerinin gelenekselleşmiş partilerinin uzun süre silahlı çatışmaya girmemeleri ve Halkın Mücahitleri gibi silahlı çatışan rejim muhaliflerinin ABD tarafından askeri çatışmalara engel konulması PJAK'ın operasyonlarının daha fazla ses getirmesini sağlamıştır. Diğer taraftan İran devleti toplum içinde güvenli bir ortam oluşturmak, kendi Kürtlerini daha fazla baskı altına almak, Irak Kürtleri üzerinde baskı aracı oluşturmak ve Türkiye toplumu içinde kamu diplomasisi olanağı bulmak amacıyla PJAK' ın gücünü abartılı göstermiştir. İran'ın rejim muhaliflerine dönük güvenlik istihbarat stratejisinin rejim muhaliflerinin hem içeride hem de dışarıda zayıf gösterme amacı taşıdığı bilindiği halde, PJAK konusunda bu stratejik çizginin dışına çıkılması anlamlıdır. Oysa PJAK'ın İran siyasi hayatında büyüme şansı örgütün önünde aşılması zor siyasal, toplumsal ve etniksel nedenlerden dolayı düşüktür.

PJAK, İran'ın PKK'sı Olabilir mi?

Öncelikli olarak bir yanılgıyı düzeltmek gerekir. PJAK'ın, PKK'nın Türkiye'de geldiği noktaya İran'da gelmesi nerdeyse imkânsızdır. Bunu imkânsız kılan faktörlerin başında 70 milyon İran nüfusunun sadece 5 milyonunun Kürtlerden oluşması, Kürtlerin Şii-Sünni (%30 Şii- %70 Sünni) olarak ayrılması, aşiretlerin parçalanmışlığı ve merkezden uzak oluşları, uzun geçmişi olan siyasi partilerin varlığı, İran'ın totaliter-militarist yapısı gelmektedir.

Yukarıdaki faktörleri daha etkili kılan birçok neden vardır. PJAK meşruiyet krizi ile birlikte doğduğundan İran toplumunu kapsayacak potansiyele sahip değildir. İran halkının geniş kesimi ve rejim muhaliflerinin neredeyse tamamı PJAK' ı İran İslam Cumhuriyeti'nin projesi olarak görmektedir. PKK-İran ilişkisi ve PJAK'ın kurulma aşamasında İran'ın "hoşgörülü tavırları" herkes tarafından bilinmektedir. Bu bakış açısına göre İran rejiminin PJAK'ı yaratarak ABD ve rejim karşısında üstünlük kazandığı ve onların hareket alanını ciddi bir şekilde daralttığı görülmektedir. PJAK'ın varlığı, ABD-İran gerginliğinde İran'ın toprak bütünlüğü korkusunu tetiklemekte ve bu korku bir taraftan İran milliyetçiliğini körükleyerek diğer taraftan da rejime kendi bekasını İran toprak bütünlüğünün garantisi gibi gösterme fırsatı sunmaktadır. İran'ın PJAK ile var olan çatışmayı ABD-İran çatışması gibi göstererek içeride güvenlik ortamı yaratması ülke içinde ve muhalifler üzerinde baskı oluşturma şansı elde ettiği iddialarına neden olmaktadır. Ayrıca PJAK' ın PKK'ın uzantısı olarak görülmesi, PKK- İran arasındaki geçmişteki ilişkiler, PKK'nın yeniden İran'a dönme ihtimali PJAK ve rejim muhalifleri arasında güven bunalımı yaratmaktadır.

PJAK'ın sorunu Fars milliyetçisi sayılan rejim muhalifleri ile sınırlı değildir. PJAK aynı zamanda İran etnik grupları içinde istediği yeri kazanamamıştır. İşin en ilginç tarafı ise, PJAK'ın İran Kürtleri arasında da istediği tabanı elde edememiş olmasıdır. İran Kürtlerinin KOMULE ve İran Kürdistan Demokrat Partisi gibi oluşumları, PJAK'ın faaliyetlerinin Kürtlere zarar verdiğini ve İran rejiminin bu çatışmaları bahane ederek Kürt bölgelerini askeri bölgeye çevirdiğini iddia etmektedirler. Ayrıca PJAK'ın faaliyetleri bu grupların Irak Kürtlerine doğru itilmesine sebebiyet vermektedir. PJAK'ın faaliyetlerinden en fazla kuşku duyan İran'daki Azerbaycan Türkleri olmuştur. Sayıları 25-30 milyonu aştığı iddia edilen Güney Azerbaycan Türkleri PJAK'ın İran rejimi ve PKK'nın ortak mahsulü olduğunu düşünmekte ve bu grubun amacının Türkiye-İran sınırında bir Kürt bölgesi oluşturarak bölgede bir Kürt-Türk savaşı çıkarmak olduğunu düşünmektedir.

PKK ve PJAK'ın Kararı

PJAK''ın İran'a karşı silahlı çatışmaya girmeme kararının PKK tarafından alındığı bilinmektedir. PJAK'ın bu denli büyük kararı PKK'dan bağımsız olarak alması olanaksızdır. Bu hususta belirtilmesi gereken önemli konu PKK'nın "Bölgeselleşme Misyonu"nun iflas ettiğinin ortaya çıkmış olmasıdır. PKK'nın bu politika ile amacı ABD'nin bölgesel politikalarında kendine yer aramaktı. Ancak PKK'nın bölgeselleşmesi, onun çıkmaza sürüklenmesi ve bu coğrafyada çok sayıda düşman kazanması ile sonuçlandı. Ayrıca bu durum Türkiye'nin İran ve Suriye ilişkilerinin daha da gelişmesini sağlarken, PKK merkezli güvenlik işbirliği bu ülkeler arasındaki ilişkinin tutkalı konumuna yükselmiştir. PKK uzun süre Türkiye'nin komşuları ile düşmanlık ilişkisinden ciddi biçimde yararlandığı için bu olgu PKK'nın gelenekselleşmiş politikasına terstir. PKK'nın bölgeselleşmesi bu tezden kopuş olarak yorumlanabilir. ABD beklentisi yüzünden PKK bu kapıları kendi yüzüne kapatmıştır. Bu süreçte Iraklı Kürtlerin az da olsa, bölgesel gerçeği anlamaya başladıkları ve PKK-Iraklı Kürtler arasındaki ilişkilerin seyrinin belirginsizleştiği, Obama'nın gelişi ile birlikte ABD askerlerinin Irak'ta kalıp kalmayacağı ve ABD askerlerinin Irak'tan çekilmelerinin geri sayımının başlaması, Kürtlerin Kerkük konusunda yalnız kalışları ve merkezi Irak yönetimden Kuzey Irak Kürtlerine gelen baskı, onları daha farklı bir noktaya itmiştir.

Bölgedeki gelişmeler önümüzdeki süreçte belirsizliğini korumakla birlikte, PKK açısından gelişmelerin olumlu olmayacağı görünmektedir. PKK bu çerçevede bölgeselleşme politikasından vazgeçerek sadece Türkiye'ye odaklanma siyasetine dönmüştür. Bu çerçevede PJAK gibi örgütlerin silahlı faaliyetlerinin belirli bir süre durdurulması öne çıkmıştır. Bunun anlamı İran ve Suriye gibi ülkelerin zararlarından korunabilmek ve zor durumda kalındığında kaçış koridoru bulabilmektir. Bu açıdan bakıldığında, PJAK'daki politik değişmeleri İran'ın başarısı olarak yorumlamak hatadır. Bu değişmeler İran'ın askeri üstünlüğünün sonucu olarak ortaya çıkmamıştır. İlk etapta PJAK çok güçlü bir örgüt değildi ve onun gücü abartılmıştı. Ayrıca bölgesel gelişmeler PKK'nın stratejik çizgisini yeniden gözden geçirmeye zorlamaktadır.

İran ve PKK

PKK'nın bu isteği İran'a yeşil ışık yakma olarak yorumlansa da İran tarafından nasıl yanıtlanacağı belirsizdir. İran uzun süre PKK'yı desteklese de bugün geçmişte olduğu gibi onun yanında olması zayıf bir ihtimaldir. İran'ın nükleer gerginliği çerçevesinde Türkiye'ye ihtiyacı vardır ve Türkiye'yi kaybetme şansına sahip değildir. Ayrıca PKK-PJAK bağlamında gelişmeler İran ve PKK arasında bir güven bunalımına yol açmıştır. İran, PKK güçlendiğinde onun da kendi aleyhine dönebilecek bir potansiyele sahip olduğunu görmüş oldu.

Söz konusu durumda İran ve bölge Kürtlerine dönük tarihi bir kopuşun yaşandığını söyleyebiliriz. İran tarih boyunca hep Türkiye'de Kürt olgusuyla ilgilenmiş ve Iraklı Kürtleri en uzun süre destekleyen ülke olmuştur. Bugün Iraklı Kürtlerin ABD ile ilişkisi sebebi ile bölge Kürtlerinin ABD'ye eğilim duymaları İran'ı korkutmuştur. Komşularına karşı kullandığı Kürt kartı bugün kendi aleyhine dönmeye başlamıştır. Bu nedenle İran-ABD gerginliği sürdüğü sürece İran ve Kürtler arasında güvenilir bir ittifak ilişkisi kurulması çok zordur. ABD-İran gerginliği biterse ve ilişkilerin mahiyeti değişirse, İran bölge Kürleri'nin en iyi müttefiki konumuna yeniden dönüşebilir. Bu açıdan bakıldığında PKK, İran'a yeşil ışık yaksa da bugün istediği olumlu sonucu alması zor gibi gözükmektedir. Ancak bu süreçte İran PKK'yı desteklemese de, onu bitirme motivasyonuna sahip değil. Diğer taraftan PKK bu politika ile Kuzey Irak'tan çıkmaya zorlandığı halde İran topraklarını kullanabilme şansını da aramaktadır. İran bu duruma göz yumabilir.

PKK'nın İran'a dokunmadan yaşaması Tahran'ın işine yaramaktadır. Çünkü PKK'nın varlığı Türkiye'nin dış politikasındaki sinerji kapasitesini bitirmekte ve İran gibi devletlere doğru daha fazla yönelmesine neden olmaktadır. Ayrıca PKK'nın varlığı Türkiye'de Amerikan karşıtlığının önemli sebeplerinden biri olarak görülebilir. Bu da Amerika karşıtı olan İran gibi ülkelerin propaganda yapması ve kamu diplomasisi yürütmesi için elverişli bir zemin yaratmaktadır.

PKK'nın bugünkü durumuna bakıldığında PJAK'ın silahlı faaliyetlerini durdurmasını geçici bir davranış olarak da yorumlayabiliriz. İran'dan istediği olumlu yanıtı almazsa veya ABD-İran ilişkisi önümüzdeki süreçte askeri çatışmaya doğru yönelirse PJAK faaliyetlerine yeniden başlayabilir. Son tahlilde PJAK'ı abartmamakla birlikte silahlı faaliyetlerini durdurmasından yola çıkarak PJAK'ın bittiğini söylemek de erken bir yorum olacaktır.

Bu yazı 4520 defa okundu.
google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı