Hoşgeldiniz; Bugün 18 Kasım 2017 Cumartesi
Orta Doğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi|03 Mayıs 2010 Pazartesi

LÜBNAN’DA İKİ FARKLI DİPLOMASİ

Aygül Muran tarafından yazıldı.

Lübnan’da 2009 yılından sonra özellikle dış politikada çok şey değişti.

Lübnan , çatışma bölgelerine ve petrol kaynaklarının bulunduğu Körfez'e yakınlığı sebebiyle hassas bölgenin genellikle göz ardı edilen ülkesi olmuş; Lübnan'ın siyasi kaderi , doğrudan sadece Suriye ve İsrail'i ilgilendirmiştir.[1] Bundan dolayı bölge ve uluslar arası ilişkilerde yeterli açılımları sağlayamamış , yıllar süren iç savaşın yorgunluğunu dış politikaya da yansıtmıştır.

Seçimlerin hemen ardından zaferi kazanan 14 Mart ittifakı kurduğu hükümetle misyonunu değiştirmiş , ülkede muhalefet ile rekabetten ziyade daha ılımlı bir politika izleyerek bütünün parçasını korumaya çalışmıştır.Bu değişiklikler elbette sadece Lübnan iç siyasetinde kendini göstermedi.Dış politikadaki vizyonunu değiştirmiş , Ortadoğu arenasında artık bizde varız dercesine diplomatik ataklar ve uluslar arası anlaşmalar imzalamıştır .

Lübnan'da uluslar arası ziyaretler sadece hükümet ve devlet başkanı nezdinde gerçekleşmiyor. Muhalefet ve özellikle Hizbullah'ın temasları ayrı bir diplomasi yaratmış Lübnan'da. Açıklamalarda ifadeler aynı Lübnan'ın ulusal çıkarları ne gerektiriyorsa onun yapılması yönünde. Bölge ülkelere gerçekleştirdiği ziyaretlerle bunlardan en dikkat çeken isimlerden biri Lübnan İlerici Sosyalist Partisi Başkanı Velid Canpolat'tır . Canpolat geçtiğimiz ay Suriye'de Esad'la görüşmüştü.

Lübnan'da gerçekleşen ardı ardına ziyaretlerden sonuncusunu Mısır'a giden başbakan hariri gerçekleştirdi.Hüsnü Mübarek ile İsrail konusunda da fikir alışverişi yapan başbakan Hariri[2] , Mübarek'e İsrail'in Hizbullah'a teslim edildiği ileri sürülen Scud füzeleriyle ilgili bilgi verdi . Bilgide kesinlikle Hizbullah aleyhi açıklama yer almadı.Aynı tavrı Brezilya ziyaretinde Cumhurbaşkanı Mişel Süleyman'da gerçekleştirdi . Süleyman , yaptığı açıklamada İsrail'in olası saldırısında Lübnan'ın elindeki tüm imkanları kullanarak mücadele edeceğini açıkladı . Süleyman, İsrail'in bölgede barış istemediğini, Lübnan'ı tehdit ederek, maruz kaldığı uluslar arası baskılardan kaçmayı hedeflediğini kaydetti.[3]

Süleyman ve Hariri'nin temasları devam ederken diğer bir görüşmede Katar başbakanı ve Hizbullah Genel Sekreteri Nasrallah arasında gerçekleşti. İkili bölgesel ve uluslararası konular üzerine görüş alışverişinde bulundu. İki lider özellikle de Doha anlaşması (Lübnanlı siyasi gruplar, Arap Birliği'nin girişimi ve Katar'ın arabuluculuğu sonucu Doha'da gerçekleştirilen diyalog toplantısında 18 aydır süren siyasi bunalımın çözümü konusunda anlaşmaya vardılar,) sonrasındaki Lübnan'daki gelişmeleri, İsrail'in Suriye ve Lübnan'ı hedef alan tehditlerini, Arap dünyasının Filistin'deki olaylara karşı yaklaşımını değerlendirdi.Narallah geçtiğimiz aylarda Resmi temaslarda bulunmak için Suriye'nin başkenti Şam'a giden İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ile görüşmüş, Ahmedinejad ve Nasrullah, bölgedeki son gelişmelerin yanı sıra İsrail'in Lübnan ve Suriye'yi hedef alan tehditleri üzerine görüş alışverişinde bulunmuştu.

Lübnan'da farklı temaslar ama ortak amaç söz konusu : siyasi kamplaşma alanına sahne olmadan daha güçlü ve İsrail'in tehditlerine başkaldırabilen Lübnan. Farklı yerlerde aynı söylemleri kullanan liderlerin hedeflerinde İsrail var. Ziyaretlerde asıl vurgulanmak istenen olası saldırı karşısında bölge ülkelerin ve uluslar arası kamuoyunun desteğini sağlamak.



[1] Kor,Z.T.,Lübnan,İlke yay.,İstanbul,2006,s.69.

[2] http://www.lebanonews.net/mainhl.asp?hlid=5923

[3] http://www.israhaber.com/lubnan-haberleri-2-2.html

Bu yazı 1935 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı