Hoşgeldiniz; Bugün 17 Ağustos 2017 Perşembe
Orta Asya Araştırmaları Merkezi|27 Kasım 2015 Cuma

Rus Uçağının Düşürülmesinin Ardından Türkiye-Rusya İlişkileri

Yrd. Doç. Dr. Çağla Gül Yesevi tarafından yazıldı.

Türkiye ve Rusya arasındaki dış ticaret hacmi 31 milyar dolar seviyesindedir. 2014 yılında, Türkiye’nin Rusya’ya ihracatı yaklaşık 6 milyar dolar; Rusya’nın Türkiye’ye ihracatı ise 25 milyar dolar civarında gerçekleşmiştir. Türkiye’nin ithalatında Rusya’nın payı % 10-11’ler oranındadır.

Rusya, Türkiye’ye enerji arzı sağlayan ülkelerin başında gelmektedir.  Türkiye’nin birincil enerji talebinin % 31’i kömürden, %32’si gazdan, %26’si petrolden, %4’ü su gücünden, %7 diğer enerji kaynaklarından elde edilmektedir. Yerli üretim, 1990 yılında Türkiye’nin enerji ihtiyacının %48’ini karşılamaktaydı. Bugün, Türkiye’nin enerji ihtiyacının %28’i yerli enerji kaynakları tarafından karşılanmaktadır (Yesevi, Tiftikcigil, 2015). 2014'te Rusya'ya ödenen enerji faturası 16.5 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir (BBC Türkçe, 25.11.2015). Türkiye ihtiyacı olan, doğalgazın %98’ini ithal etmektedir. Türkiye’nin petrolde ithalata bağımlılık oranı % 92, kömürde ise bu oran %30’dur.

Rusya bir enerji devidir. Dünyanın en büyük doğalgaz rezervlerine, 9. büyük petrol rezervlerine, 2. en büyük kömür rezervlerine sahiptir. Dünyanın 2. en büyük gaz üreticisi ve dünyanın en büyük doğal gaz ihracatçısıdır (EIA, 2012). The World Factbook’a (2012) göre, Rusya’nın doğalgaz rezervleri 44,8 trilyon m³ ile dünya sıralamasında ilk sıradadır.  En yakın rakibi olan İran’ın rezervleri, 29,6 trilyon m³’tür. Bunun yanında, Rusya dünya doğalgaz rezervinin %23’ünü elinde tutmaktadır ve dünya doğalgaz ticaretindeki payı %25’tir. Rusya, Avrupa’nın toplam gaz ihtiyacının %30’unu karşılamaktadır  (Yesevi, Tiftikcigil, 2015).

Türkiye, 2014 yılında 32,5 milyon ton petrol ithal etmiştir ve bunun 17 milyon tonu ham petrol ithalatı olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’nin ham petrol ithalatının, %3,4’ü Rusya tarafından karşılanmaktadır; 606 bin ton ham petrol Rusya’dan ithal edilmiştir.Petrol ürünleri ithalatı eklendiğinde bu oran yükselmektedir. Türkiye, 2014’te, 49,2 milyar metreküp doğalgaz ithal etmiştir. 2014 yılında Türkiye, Rusya’dan 26 milyar metreküp doğalgaz ithal etmiştir. Türkiye’nin doğalgaz ithalatının %57’si Rusya tarafından karşılanmaktadır (EPDK,2015; EIA, 2015). 2013 yılı itibariyle, Türkiye’nin kömür ithalatının %32’si, 8,7 milyon tonu Rusya’dan yapılmıştır (Yesevi, Tiftikcigil, 2015).

Rusya’nın, Suriye’de 2011'den bu yana süren savaşa müdahil olacağını bildirmesi, Türkiye-Rusya ilişkilerinde yeni ve çetin bir dönemin habercisi olmuştur. AKP iktidarıyla iki ülke arasındaki ticaret hacmi artmış, vizeler kaldırılmıştır. Ekonomik ilişkiler, “karşılıklı bağımlılık” olarak nitelendirilmiştir. Siyasal ilişkiler de gelişmiş, hatta Türkiye’nin uluslararası sistemdeki pozisyonunun değiştiği belirtilmiş ve “eksen kayması” tartışmaları başlamıştır.

2012 yılının Haziran ayında, Türkiye, Şanghay İşbirliği Örgütü’ne “diyalog ortağı” olarak kabul edilmiştir. 25 Ocak 2013’te, Başbakan Erdoğan, Kanal 24 kanalında, Yiğit Bulut tarafından sunulan Sansürsüz adlı programa katılmış ve “Putin’le konuştuğunu, bizi Şangay Beşlisine alın, biz de AB’ye Allahaısmarladık diyelim, ayrılalım oradan. Bu kadar oyalamanın ne anlamı var”demiştir. Ayrıca Başbakan, Şangay Beşlisini, daha iyi, çok daha güçlü ve ortak değerlerimiz olan bir örgüt olarak tanımlamıştır. Böylelikle, Türkiye’nin AB üyeliği süreci ve bu üyeliğin alternatifi olabilecek Şangay İşbirliği Örgütü’nün yapısı ve uluslararası sistemdeki rolü, tartışmaların gündemine oturmuştur (Yesevi, 2014)

Rusya’nın, Suriye’deki IŞİD karşıtı çatışmalara katılması ve Esad’ın iktidarda kalması için çaba göstermesi iki ülkeyi karşı karşıya getirmiştir. Son dönemde Rus uçaklarının hava sahası ihlalleri, Türkiye tarafından sık sık dile getirilmiş ve 2012’de Türkiye’nin F-4 uçağının Suriye tarafından düşürülmesinin ardından deklare edilen angajman kuralları hatırlatılmıştır.

Türkiye'nin güney-güneydoğu sınırına yönelik mevcut angajman kuralları, askerin sınırda IŞİD dahil tüm silahlı unsurlardan kaynaklanan tehditlere anında silahla karşılık vermesini, sınıra yaklaşan tüm silahlı unsurların tehdit olarak algılanmasını, Suriye askeri unsurları gibi IŞİD militanlarının da sınırı daha geçmeden sınıra yakın bölgede vurulabilmesini kapsamaktadır. 2012 yılında açıklanan angajman kuralları kapsamında Türkiye, en ufak tacize misli ile kara, deniz ve havadan karşılık verileceğini de açıklamıştır (T24, 23.07.2015).

Türkiye’nin BM’ye gönderdiği mektupta, milliyetleri bilinmeyen iki uçağın (SU-24) Yayladağı/Hatay bölgesinde Türk hava sahasına yaklaştığını ve uçakların “acil” telsiz kanalından 5 dakika içinde 10 kez uyarıldıklarını, derhal yönlerini güneye çevirmelerinin istendiği belirtilmiştir. Uçakların, Türk hava sahasını 17 saniye boyunca ihlal ettikleri açıklanmıştır. İhlalin ardından, Rus uçaklarından biri Türk hava sahasını terketmiş, diğer uçak devriye görevindeki Türk F-16’ları tarafından vurulmuştur.(T24, 24.11.2014)

Olayın ardından, Türkiye'nin düşürdüğü Rus uçağından paraşütle atlayıp sağ kurtulan ikinci pilot, Türk hava sahasını ihlal etmediklerini,  o bölgeyi çok iyi bildiklerini ve Türk hava sahasına bir saniye bile girmediklerini iddia etmiştir. Pilot, Türkiye’den görsel ya da sesli hiçbir uyarı almadıklarını belirtmiş ve F-16’ların paralel seviyeye gelerek kendilerini gösterebileceklerini öne sürmüştür (Sputnik, 25.11.2015).

Sabah 09:30 civarında gerçekleşen bu olay karşısında önce Rusya’dan tedbirli, olayı anlamaya dönük açıklamalar gelmiştir. Ancak öğleden sonra Putin, sert açıklamalarda bulunmuştur. Olaydan 1 gün sonra medya kanalları Putin’in demecinin hoşa gitmeyen bazı kısımlarını gündeme getirmeye başlamışlardır. Önce verilen haberlerde, Putin’in “sırtımızdan bıçaklandık”, “ilişkiler ciddi şekilde etkilenecektir” sözleri öne çıkarılmıştır. Asıl sert ifadeler, kamuoyuna aktarılmamıştır. CNN, BBC ve Türk medyası demecin bir bölümünü aktarmayı uygun bulmuşlardır. Olaydan bir gün sonra demecin diğer kısımları da konuşulmaya başlamıştır.

Buna göre Putin:

-          Sadece komşu değil dost bir ülke olan Türkiye tarafında sırtlarından bıçaklandıklarını vurgulamaktadır.

-          Bu olayın kimin çıkarına olduğunu sorgulamaktadır.

-          Türkiye’yi teröristlerin suç ortağı olmakla suçlamaktadır.

-          Ordunun, IŞİD’i koruduğunu belirtmektedir.

-          Rus askerlerinin, teröristlerle kahramanca savaştıklarını belirtmektedir.

-          Türkiye’nin, kendileriyle ilişkiye geçmediğini ve sanki uçağı Rusya düşürmüş gibi NATO’ya başvurmasından rahatsızlığını açıklamaktadır.

-          Türkiye’yi, IŞİD’in sattığı petrolü satın alarak finansal olarak örgütü desteklemekle suçlamaktadır (Sputnik, 24.11.2015).

Uçağın düşürüldüğü gün Türkiye’nin teröristleri desteklediğini, tüm ordusunun IŞİD’e destek verdiğini belirten Putin, bir gün sonra verdiği demeçte, Türkiye yönetiminin ülkeyi kasten İslamlaştırdığını öne sürmüştür (Sputnik Türkiye, 25.11.2015). Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın o bölgede DAEŞ yok açıklamasını, PYD Eş Genel Başkanı yalanlamış ve bölgede Kürtler, Araplar, Türkmenler ile El Nusra ve DAEŞ gibi örgütlerin bulunduğunu; bu grupların Türkiye tarafından desteklendiğini belirtmiştir (Sputnik Türkiye, 24.11.2015).

Rusya’nın Aldığı ve Alacağı Tedbirler:

-          Uçağın düşürülmesi sonrası, Rusya, Türkiye ile askeri iletişimi kestiğini bildirmiştir.

-          Rus bombardıman uçaklarına bundan böyle havada avcı uçakları eşlik edecektir.

-          Akdeniz'deki Rus donanması, savaş uçağının düşürüldüğü kuzeybatı Suriye bölgesi açıklarına hava savunma sistemi S-300 füzelerini taşıyan savaş gemilerini göndermiştir. Rusya Savunma Bakanlığı, Rusya'nın Suriye'deki hava üssüne de S-300 gönderileceğini açıklamıştır. Rus Genelkurmay Başkanlığı, Akdeniz'de Rus donanmasının en büyük hava savunma gemilerinden Moskova’yı konuşlandırma kararı almıştır.

-          Rusya Savunma Bakanlığı, Rusya’nın Suriye’deki Hmeymim üssüne S-400 Zenit füze sistemlerinin yerleştirileceğini duyurmuştur.

-          Ermeni soykırımının inkârını yasaklayan bir yasa teklifi Duma’ya sunulacaktır.

-          Başbakan Medvedev’in belirttiği gibi, iki ülke arasındaki önemli projeler iptal edilebilecektir.

-          Türkiye’ye turlar iptal edilmeye başlamıştır ve Rus yöneticiler Türkiye’ye gitmeyin çağrılarında bulunmaktadırlar.

-          1 Aralık itibariyle Türkiye’den beyaz et ithalatı durdurulacaktır.

Sonuç Yerine

2008 Gürcistan Savaşı’nda arka bahçesindeki kırmızı çizgileri açıklayan Rusya, Ukrayna Krizinde topraklarını genişletmiş, şimdi de tek kutuplu bir sistemi kabul etmediğini bir kez daha bu kez Suriye’de göstermektedir. Suriye Savaşı’nda yeni savaş taktikleri denemiş ve Hazar Denizi’nden fırlattığı füzelerini de kullanarak gövde gösterisinde bulunmuştur. Rusya’dan gelip IŞİD saflarında savaşanlar da Rusya’nın gündemindedir. Türkiye-Rusya ilişkilerinin, uçağın düşürülmesinden sonra gergin bir hal aldığı bir gerçektir. Ancak bazı sert demeçlere rağmen, iki tarafın da savaş istemediği ve gerginliği düşürmeye yönelik bir çaba içinde olacağı açıktır. Enerji ile ilgili bir değişiklik olmayacağı ama Türk Akımı gibi yeni projelerin geleceğinin daha belirsiz bir hale geldiği gözlemlenmektedir. Uçağın düşürülmesinden hemen sonra ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyonun sözcüsü Steve Warren, Bağdat'tan video konferans aracılığıyla yaptığı basın açıklamasında, "bu olay Rusya ve Türkiye hükümetleri arasındadır. (ABD koalisyonunu) ilgilendiren bir konu değildir" şeklinde konuşmuştur. Olası bir gerginlikte, Türkiye’nin daha önce olduğu gibi yalnızlaştırılacağı anlaşılmaktadır. Nitekim, AB üyesi ülkelerin ve ABD Başkanı Obama’nın gerilimin düşürülmesi, ihtiyatlı olunmasına dair çağrılarda bulundukları görülmüştür. Reuters'ın haberine göre NATO Büyükelçileri Brüksel'deki acil toplantıdan sonra Türkiye'ye "serinkanlı davranma" çağrısı yapmışlar ve Rus uçağına neden Türk hava sahası dışına kadar eşlik edilmediği konusundaki kaygılarını dile getirmişlerdir. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Rusya’nın DAEŞ dışındaki hedefleri vurduğunu ve Türkiye’nin sınırlarını koruma hakkı olduğunu teyit etmiştir. Türkiye, bu hareketiyle, soydaşları olan Bayır-Bucak Türkmenlerini koruyacağını ve hava sahasının ihlali konusunda taviz vermeyeceğini açıkça ifade etmiştir. Ancak bu açıklamalar, uluslararası medyada, Türkiye-DAEŞ bağlantısının daha kuvvetle dillendirilmesine, Rusya ile ekonomik ve siyasal ilişkilerin zedelenmesine neden olmuştur. Bu kriz esnasında, medyanın gücü, olayları etkileme yetisi yeniden gündeme gelen bir konudur. Medya istediğinde olayın bir kısmını verip, geri kalanına sansür uygulayabilmektedir. Ancak, günümüz dünyasında bunu yapabilmenin sınırları vardır. Farklı medya organlarından, olayın diğer yönleri bir süre sonra gündeme gelmektedir. Putin’in demecinin kırpılması yanında,  diğer önemli konu Türkmenlere mikrofon uzatılması ve paraşütle atlayan pilotu nasıl öldürdüklerinin yayınlanmasıdır. Bu yayının, kimin çıkarına olduğu sorgulanmalıdır. Sansür uygulanması gereken kısım bu olmalıydı. O toprakları savunmaya çalışan Türkmenlerin, savaş hukukundan, insancıl hukuktan ve savaş esiri kavramından haberdar olmaması beklenebilir ancak bunun bir röportajla yayınlanması çok daha büyük bir yanlış olmuştur. Türkmenlerin bu söylemlerinin yayınlanmasının onları daha büyük bir hedef haline getireceği bilinmelidir.

Şekillenen yeni sınırların Türkiye’nin istediği gibi olup olmayacağını ise gelecek günler gösterecektir.

 

Kaynaklar:

BBC Türkçe. (25.11.2015). 5 Grafikte Türkiye-Rusya Ekonomik İlişkileri. http://www.bbc.com/turkce/ekonomi/2015/11/151125_turkiye_rusya_ekonomi?ocid=socialflow_twitter(Erişim: 25.11.2015).

EPDK. (2015). 2014 Doğalgaz Sektör Raporu

EPDK. (2015). 2014 Petrol Sektör Raporu

Sputnik Türkiye. (24.11.2015). PYD Eş Başkanı Müslim: Rusya'nın bombaladığı bölgede cihatçı gruplar vardı. http://tr.sputniknews.com/bidebunudinle/20151124/1019241122/pyd-salih-muslim-turkiye.html#ixzz3sW9ThvHF

Sputnik Türkiye. (25.11.2015). Putin: Türkiye Yönetimi ülkeyi kasten İslamlaştırmaya çalışıyor.http://tr.sputniknews.com/rusya/20151125/1019246323/rus-pilot-suriye-us.html?utm_source=https%3A%2F%2Ft.co%2FVB9jKWe8QQ&utm_medium=short_url&utm_content=ahbM&utm_campaign=URL_shortening

Tiftikcigil, B, ve Yesevi, Ç. G. (2015). Türkiye’nin Enerji Görünümü: Stratejiler ve İlişkiler. İstanbul: Der’in Yayınevi.

T24. (23.07.2015). 2012 Yılında değiştirilen angajman kuralları. http://t24.com.tr/haber/2012-yilinda-degistirilen-angajman-kurallari-neleri-kapsiyor,303829. (Erişim: 25.11.2015)

T24. (24.11.2015). Türkiye'den BM'ye mektup: 10 kez uyardık, ihlal 17 saniye sürdü. http://m.t24.com.tr/haber/turkiyeden-bmye-mektup-10-kez-uyardik-ihlal-17-saniye-surdu,317867

Yesevi, Ç. G. (2014). Avrasya’da Güvenliğin İnşası: Şangay İşbirliği Örgütü. İçinde Mensur Akgün, Çağla Gül Yesevi, Sylvia Tiryaki (Eds.)Küreselleşen Dünyada Farklı Sorunlar Farklı Perspektifler 2014 (s. 105-122). İstanbul: İstanbul Kültür Üniversitesi Yayınları 

Bu yazı 1365 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı