Hoşgeldiniz; Bugün 21 Ekim 2017 Cumartesi
Orta Asya Araştırmaları Merkezi|29 Ağustos 2014 Cuma

ABD'nin Manas Macerası

Mehmet Çağatay Abuşoğlu tarafından yazıldı.

Uluslararası İlişkiler alanındaki araştırmalarda 11 Eylül'de Dünya Ticaret Merkezi'ne yapılan terör saldırısı milat etkisi yaratmıştır. Avrasya dengelerinin yerinden oynadığı bu dönemin ardından yapılan analizler 11 Eylül öncesi ve sonrası olarak dilimlenmiştir. Bu sürecin en belirgin sonucu ise ABD'nin küresel terör unsurlarının kaynağı olarak gördüğü Afganistan'a gerçekleştirdiği işgal ve bu işgale destek sağlama amacıyla Türkistan'da kurduğu askeri üsler olmuştur. ABD bölgeye gelişiyle birlikte biri Özbekistan'da Karşı-Hanabad üssü diğeri ise Kırgızistan'da Manas üssü olmak üzere iki üs açmıştı. Özbekistan'daki üssünden 2005'teki Andican Olayları'nın ardından ayrılmak zorunda kalan ABD, Kırgızistan'daki üssü ise 2014 Haziran'ında terk etmiştir.

Manas Üssü'nün Kullanımı

Aralık 2001'de kullanımına başlanan Manas Üssü, ABD kuvvetleri tarafından 11 Eylül saldırısında yaşamını yitiren İtfaiye Şefi Peter Ganci'yi onurlandırmak için "Ganci" olarak anıldı, resmi adıysa Manas Hava Üssü oldu. 2009'da ise Manas Transit Üssü ismi verildi.

Afganistan'a yapılan operasyonlar için kilit bir üs olan Manas, ABD için büyük öneme sahip olmuştur. Manas'ta ABD Hava Kuvvetlerinin 376. Hava Keşif Kolu öncelikli birim olarak bulunmuştur. ABD kuvvetlerinin yanı sıra 26 müttefik ülkenin birlikleri de Manas'ta konuşlanmış.[1] ABD Savunma Bakanlığı'nın sağladığı bilgilerde ise ayda 15 bin kişi ve 500 ton kargo Manas'a transit olarak taşınmıştır.[2] Ayrıca Afganistan'daki operasyona katılan personellerin %97'si en az bir kez Manas'tan geçmiştir.[3] Bu veriler Manas Üssü'nün ABD için ne denli hayati olduğunu göstermektedir.

ABD'nin Manas macerası sırasında hafızalarda yer eden tatsız hadise ise 2006'da meydana gelmiştir. Bu olay 2005 yılında Çin ve Rusya'nın, ABD'nin üssü terk etmesi için başlattığı kampanyada yerel kamuoyunu hareketlendirmesi için kullanılmıştır. 6 Aralık 2006 tarihinde yaşanan olayda ABD askeri Zakari Hatfield, Kırgız vatandaşı Alexander Ivanov'u göğsüne iki el ateş ederek öldürdü. Sebebin ise Ivanov'un ABD askerini bıçakla tehdit etmesi olduğu bildirildi. Ardından Manas Üssü, güvenlik güçlerinin hayatlarının bir tehditle karşı karşıya kalması durumunda gövdenin üst kısmına iki atış yaparak tehdidin ortadan kaldırılması yönünde eğitildiklerini açıkladı.[4] Bu olayla birlikte ülkedeki ABD varlığı daha da sorgulanır hale gelmiştir. Bölge için oldukça kritik bir yıl olan 2005'in ardından yaşanan durum ABD karşıtlığına malzeme oluşturmuştur.

Kırgızistan'da ABD Nüfuzu ve İstihbaratı

Kırgızistan'daki ABD varlığı üssün sınırları dahilinde kalmamış, ABD nüfuz araçlarının da ülkeye girişini sağlamıştır. Bu durum ABD politikalarının entegre edilmesini kolaylaştırmıştır. Kırgızistan'ın Soğuk Savaş'ın ardından "demokrasi adası" olarak nitelendirilmesi Batı ile iyi ilişkiler kurma açısında diğer Orta Asya ülkelerine nazaran daha hevesli olduğu anlamına gelmektedir. Kırgızistan'ın bu konumu, bölgede Batı değerlerinin merkez üssü haline gelmesine neden olmuştur. Kırgızistan-Batı arasındaki bu yakınlaşmada unutulmaması gereken diğer unsur ise ekonomidir. Bölgede en zayıf ekonomiye sahip olan Kırgızistan'ın Batı'dan ekonomik beklentileri de olmuştur. O dönemde görülen ABD etkinliği Rusya'yı rahatsız etmeye yetmiştir.

STK faaliyetleri ABD nüfuzunun en büyük taşıyıcısı olmuştur. Bu etkinin yaratılmasında ise 2002 yılında çalışmalarına başlayan ABD Dış İşleri kaynaklı 60 kadar yayınevi ve sayısı 170'i bulan STK'lar belirleyici olmuştur.[5] Bunun sonucu olarak da STK kışkırtmalarının "Lale Devrimi"ne yol açan süreci başlattığı kabul edilmektedir.

Manas Üssü sayesinde Kırgız topraklarında aktif politikalar yürütebilen ABD'nin STK'lar aracılığıyla yürüttüğü siyasetinin yanı sıra istihbarat sağlama uğraşında olduğu da bilinmektedir. Üssün sahip olduğu stratejik konum Kazakistan'daki Rus Baykonur Üssü'nün ve Çin'in nükleer çalışmalarının ile sınır bölgelerinin takip edilmesine olanak vermiştir.[6] Bu konuyla bağlantılı olarak, Rus Devlet televizyonu ABD'yi Manas Üssü'nü Orta Asya'yı gözetleme merkezi olarak kullandığı ve kurduğu elektronik sistem ağıyla her bilgiye erişebildiği ve kaydedebildiği iddialarıyla suçlamıştır.[7] İstihbarat sağlandığına ve Rus etkisine zarar verme yönündeki eylem ve haberlerin artışı Rusya'nın rahatsızlığını hat safhaya çıkarmıştır.

2005 ve ABD'ye Karşı Bölgede Yükselen Sesler

ABD'nin bölge istikrar ve refahından yana bir tavır içerisinde bulunarak etkinliğini arttıracağına dair sinyaller Frederick Starr'ın 2005 yılında kaleme aldığı "Büyük Orta Asya Projesi" ile bir strateji olarak gün yüzüne çıkmıştır.

Starr, makalesinde tarihi İpek Yolu'nu referans göstererek Orta Asya ülkelerinin dünyanın her noktasıyla ticaret bağlarının olabileceğini ve bir köprü vazifesi görerek batı-doğu ulaşımında etkin rol oynayabileceğini dile getirmiştir. Bu ticari bağlar içerisinde öncelikli unsur ise enerji olmuştur. Bölgenin sahip olduğu doğalgaz ve petrol potansiyeli ABD'nin ilgilisi çekmeye yetmiştir.

Bölgede işbirliği fikrini canlı tutan ABD için ise sorun, demokrasi/liberalizm unsurlarının Orta Asya ülkelerince istenilen ölçüde benimsenmemiş olmasıydı. O dönemde mevcut liderlerin SSCB döneminde itibaren ülkeyi yönetiyor olması ve yetiştikleri ekolün de Sovyet mirasıyla bağlantılı olması ABD çıkarlarının ve projelerinin önünde engel olarak yorumlanmıştır. Starr çalışmasının ikinci bölümünde yer verdiği "Demokratikleşme" başlığı altında proje dahilindeki ülkelerin demokratik yönelim içerisine girmesi, ifade ve basın özgürlüğünün güçlendirilmesinin yanı sıra parlamentoların ve siyasi partilerin ABD ile istişareli olmaları vurgulanmıştır.[8] Starr tarafından ortaya konulan eserin ve içerdiği yaklaşımların ABD Dış İşleri tarafından benimsendiği fikri oldukça yaygındır.

Bölge yönetimlerinin anti-demokratik olduğu propagandası STK'larca özellikle işlenmiş ve Avrasya'da "renkli devrimler" olarak adlandırılan pro-Rus liderlerin ABD/Batı yanlısı liderlerle değiştirilmesini içeren hareketler Orta Asya'ya da sıçramıştır. 2005 yılında Özbekistan'ın Andican bölgesinde yaşanan hadiseler devlet başkanı İslam Kerimov tarafından iktidarına karşı ABD müdahalesi şeklinde tanımlamıştır. Olayların sonrasında ise Özbekistan ABD'nin Karşı-Hanabad Üssü'nden ayrılması istemiş ve ABD'li STK'ları ülkeden atmıştır.

Kırgızistan'da çıkan olaylarda ise "Lale Devrimi" denilen hamle başarılı olmuş ve Askar Akayev yönetimden ayrılmış yerine Kurmanbek Bakiyev Kırgızistan devlet başkanı olmuştur. Kırgızistan'da lider değişikliği yaşanmış olsa da ABD beklentisi karşılanmamıştır çünkü yeni lider de Rusya yanlısı politikalar izlemiştir.

ABD'nin bölge yönetimlerine yaptığı müdahaleler Orta Asya'nın büyük güçleri olan Çin ve Rusya'nın rahatsızlığını zirve noktasına ulaştırmıştır. Bu durumun sonucu olarak da Temmuz 2005'te Astana'da yapılan ŞİÖ zirvesinde bölgedeki ABD askeri varlığının son bulması talebi  dile getirildi.

Bu gelişmelere rağmen ABD'nin Orta Asya'daki askeri varlığı Manas Üssü ile devam edebilmiştir. ABD'nin Özbekistan'daki üssü yitirmiş olması Manas Üssü'nün önemini arttırmıştır. Fakat genel tavır ABD'nin artık gitmesi gerektiği şeklindedir. 2005 yılından itibaren ise Rusya'nın Kırgızistan'la ABD üssünü kapatması yönündeki görüşmeleri hız kazanmıştır. Fakat üssün ancak Haziran 2014'te terk edilmiş olması Rusya ve Çin'in Manas Üssü-Kırgızistan-ABD üçgenini çok etkileyemediği anlamına gelmektedir.

ABD'nin Orta Asya ve Manas macerasının son bulmasında ise öz dinamikleri belirleyici olmuştur. 2008 başkanlık seçimlerini zaferle sonlandıran Barack Obama, seçim sürecinde ABD'nin içerisinde bulunduğu savaşlara son vereceği ve bunun yanında Orta Doğu ve Orta Asya'da yükselen ABD karşıtlığını engelleyeceği vaatlerinde bulunmuştur. Obama'nın başkan olmasıyla başlayan süreçte ABD Manas'tan baskılar sonucu değil kendi inisiyatifiyle ayrılmıştır.

ABD Manas Üssü'nü Ne Kadar Terk Etti?

ABD'nin Haziran 2014 itibariyle Manas Üssü'nü terk etmiş olması tüm bağlarını kopardığı anlamına gelmemektedir. Üs sayesinde Çin ve Rusya'da ajanlık faaliyetleri yürütüldüğü iddiaları geride bırakılmadan yeni görüşler ortaya atıldı.

Rus Odnako sitesi Manas'ın tamamen boşaltılmadığını ve üste bulunan gözlem araçları ile o araçları kullanan uzman ekibinin üste bulunmaya devam ettiği iddiasını ve bunun yanında istihbarat araçlarının bulunduğu noktaya ABD Elçilik binası yapıldığı bilgisini paylaştı.[9] Ayrıca bölgede ABD nüfuzu için büyük öneme sahip olan STK'ların Kırgızistan'da çalışmalarına devam ettiği bilinmektedir. Bu durum ABD'nin sadece askeri birimlerini üsten çektiği fakat siyasal hedeflerine ulaşmak için gerekli gördüğü araçları halen Kırgızistan'da bulundurduğu anlamına gelmektedir. Rusya'nın Pravda gazetesinde çıkan bir yazıda ise gözetleme ve radar sistemlerinin sadece Manas Üssü'nün bulunduğu yerde kalmayıp Kırgızistan topraklarındaki 26 farklı noktada konuşlandığı ve üste kalan askeri personellerin diplomat statüsüne geçirilerek Kırgızistan'daki faaliyetlerine devam ettikleri yönünde iddialarda bulundu.[10] Avrasya'da "yeni büyük oyun" yakıştırmalarına konu olan bölgedeki Çin-Rusya-ABD arasındaki mücadelenin ABD'nin Orta Asya'daki üsleri terk etmesiyle bitmeyeceği anlaşılmaktadır.

Değerlendirme

Manas Üssü, 2001'de başlayan Afganistan işgali için büyük öneme sahip olmuştur. Operasyon için sağladığı kolaylığın yanı sıra bölgedeki ABD etkisi adına da hizmet vermiştir. Renkli Devrim girişlerinin Orta Asya'ya taşınması ve STK faaliyetlerinin artmasında Manas Üssü ABD'ye kolaylık sağlamıştır. Ayrıca üssün sahip olduğu jeopolitik konum Rusya ve Çin'den istihbarat elde edilmesi imkanını getirmiştir. Bu çerçevede Manas Üssü'nün ABD'ye kıymetli imkanlar sağladığı anlaşılmaktadır. Fakat ABD, Haziran 2014 Manas'ı terk etmiştir. Bu durum Manas sayesinde bölgede sağladığı tüm avantajları geride bırakması anlamına gelmektedir. Bu yüzden ABD'nin Manas'tan bu denli çabuk vazgeçmeyeceği yerel ajanslar tarafından dile getirilmektedir. Konuyla ilgili yapılan en ciddi yorumlar ise üssün askeri açıdan terk edilmiş olsa da istihbarat sağlama amacıyla kullanımının devam ettiği yönünde. Bu noktadan bakıldığında ABD'nin Afganistan politikası, Renkli Devrim hamleleri ve Demokrasi ihracatı başarısızlıkla sonuçlanmış gibi görünse de küresel gücün bu bölgeden tamamen silinip atılması anlamına gelmemektedir.


[1]Key US Air Base Supplying Afghanistan Closes, http://rt.com/usa/163276-us-leave-manas-airbase/ [25/08/2014]

[2]Manas Air Base 'Not Irreplaceable' Official Says, http://www.defense.gov/news/newsarticle.aspx?id=53156 [25/08/2014]

[3]The US Spent Billions Kyrgyzistan, But Is Leaving Without A Trace, http://www.forbes.com/sites/morganhartley/2013/09/25/the-us-spent-billions-in-kyrgyzstan-but-is-leaving-without-a-trace/ [25/08/2014]

[4]U.S.: Serviceman Who Killed Kyrgyz Civilian Acted According To Training, http://usatoday30.usatoday.com/news/world/2006-12-08-kyrgyz_x.htm [25/08/2014]

[5]Pepe Escobar, The Tulip Revolution Takes Root, http://www.atimes.com/atimes/Central_Asia/GC26Ag03.html [25/08/2014]

[6]Ainur Nogayeva, Orta Asya'da ABD, Rusya ve Çin Stratejik Denge Arayışları, USAK Yayınları, Ankara, 2011, s. 196.

[7]US Spies On China From Kyrgyz Base: Russian TV, http://uk.reuters.com/article/2009/04/05/us-russia-usa-spying-idUKTRE5324TM20090405 [26/08/2014]

[8]Frederick Starr, A Greater Central Asia Partnership For Afghanistan And Its Neighbors, Central Asia - Caucasus Institute Silk Road Studies Program, Mart 2005, s. 29-30.

[9]Joshua Kucera, Manas: Farewell, or Good Riddance?, http://www.eurasianet.org/node/68461 [26/08/2014]

[10]Любовь Люлько, Уйдут ли американцы из "Манаса"?,  http://www.pravda.ru/world/formerussr/other/20-11-2013/1182910-manas-0/ [26/08/2014]

Bu yazı 4115 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı