Hoşgeldiniz; Bugün 29 Nisan 2017 Cumartesi
Orta Asya Araştırmaları Merkezi|09 Ağustos 2014 Cumartesi

Özbekistan'da Muhtemel Taht Oyunları

Mehmet Çağatay Abuşoğlu tarafından yazıldı.

1989'da Özbekistan Komünist Partisi (ÖzKP) Birinci Sekreteri olan İslam Kerimov, SSCB'nin dağılmasının ardından bağımsız Özbekistan'ın ilk devlet başkanı olmuştur. O tarihten bugüne ülke yönetimindeki otoritesini arttırarak devam ettirmeyi başaran Kerimov muhalif hareketleri sindirmesini bilmiştir. Bu durum İslam Kerimov'un ülke yönetiminde tartışılmaz bir konuma gelmesini sağlamıştır.

Otoritesini güçlü bir biçimde tahsis edebilmiş olan Kerimov'un ardından Özbekistan devlet başkanlığını kimin devralacağı ise merak konusudur. Kerimov sonrası senaryoların artmasını sağlayan başlıca sebepler ise Kerimov'un sağlık durumu ile ilgili artan söylentiler ve 2015 seçimlerinde yer almayacağına dair dedikodulardır.

İslam Kerimov'un 2015 seçimlerinde yer almayacağına dair iddiaların dayandığı nokta ise yapılan anayasal değişikliklerdir. Bu değişiklikler ile Kerimov'un ülkeyi kendisinden sonraki döneme hazırladığı düşünülmektedir. Devlet başkanının bazı yetkilerini başbakana ve parlamentoya devreden bu değişiklikler ile ilgili görüşlerin birleştiği nokta Kerimov'un kendisinden sonraki devlet başkanının mutlak güce erişememesini amaçladığıdır. Ayrıca çıkarılan bir dizi kanunla eski devlet başkanı ve ailesi hukuki olarak koruma altına alınmaktadır. Konuyla ilgili olarak Erk Partisi Genel Sekreteri Atanazar Arifov, görevi sona ermesine rağmen devam eden dokunulmazlığın devlet başkanlarını suç işlemeleri konusunda cesaretlendireceği görüşünü paylaşmıştır.[1] Bu noktada Kerimov'un görevden ayrıldıktan sonra ailesinin yaşamını garanti etmeyi planladığı anlaşılmaktadır.

Devlet başkanlığı ile ilgili tartışmaların hız kazanmasında ise Mart 2013'te İslam Kerimov'un kalp krizi geçirdiği yönündeki haberler etkili olmuştur. Kerimov'un yakın çevresi bu haberleri yalanlasa da genel kanı haberlerin doğru olduğu yönündedir.

Özbek İç Politikasında Bölgeselcilik

Özbekistan'ın iç dengelerinde ve devlet başkanlığı seçimlerinde bölgeselciliğin belirleyici bir etkisi olduğu kabul edilmektedir. Özbekistan, Semerkant, Taşkent, Fergana, Cizzak, Kaşkaderya, Harezm ve Karakalpak olmak üzere yedi bölge ve bölge ittifaklarından oluşmaktadır. Bu bölgelerden Semerkant, Taşkent ve Fergana ülke yönetiminde daha etkili bir konuma sahiptir.

Bölgeler arası çekişmeler SSCB döneminde de yaşanmıştır. Sovyet iktidarının Özbekistan'da kurumsallaşmasıyla birlikte Fergana kökenli liderlerin ön plana çıktığı görülmüş 1950'lere gelindiğinde ise Taşkent grubu ağırlığını arttırmıştır. Kruşçev döneminde Semerkant bölgesi etkinlik sağlamış, Brejnev dönemiyle birlikte ise uzun süren Şeref Raşidov yönetimi gerçekleşmiştir. ÖzKP Birinci Sekreterinin farklı bölgeden olmak üzere değişmesi tasfiyelerin yaşanmasına sebep olmuştur. Bölgeler arasındaki çekişmeler SSCB için idarenin daha kolay elde tutulmasını sağlamıştır. Mücadelenin üzerinde olan Sovyet gücünün ortadan kalkması ise bağımsızlığın ilk yıllarında bölgeler arasındaki çekişmenin tehlikeli boyutlara varmasını sağlamıştır.[2] 1991 yılında Semerkantlı İslam Kerimov ile Taşkentli yardımcısı Şükrullah Mirsaidov arasındaki çekişme bu duruma örnektir.[3]

Özbekistan'da bölgeciliğin varlığı kabul edilmekle birlikte günümüz itibariyle net ayrımlar olduğu söylenemez. Bölgeciliğin en belirgin olduğu platform ise siyasal kadrolar ve güç mücadeleleridir. Bölgeler arası çizgilerin bulanıklaşmasında Kerimov'un denge politikalarının önemli payı vardır.

Kerimov gruplar arası çekişmenin artmasının ülke istikrarı için tehlikeli olabileceğini anlamış ve bölgeler arasında denge kurmayı amaçlamıştır. Bu çerçevede devletin önemli kurumlarına farklı gruplardan kişiler getirmiştir. İktidar organlarının gruplar arasında paylaşımı güç dengesini oluşturmuş ve Kerimov iktidarının ömrüne katkıda bulunmuştur. Güdülen denge politikası Semerkant grubundaki yerel liderlerin Kerimov'u hainlikle suçlamasına yol açmıştır.[4] Bu çerçevede Semerkant ile birlikte ülkede etkili diğer iki bölge olan Fergana ve Taşkent denge politikasından fayda sağlayabilmiştir.

Güç Mücadelesinde Öne Çıkan İsimler ve Bölgeselcilik Unsuru

İslam Kerimov'un denge politikasının en önemli sonuçlarından birisi 1995'te Taşkent grubundan Rüstem İnayatov'un Özbek İstihbarat Servisi'nin (İS) başına getirilmesi olmuştur. KGB'de eğitim almış olan 70 yaşındaki İnayatov'un Özbek seçkini ve Taşkent grubunda önemli bir pozisyonu vardır. Bağımsızlığın ilk yıllarında kurumun zayıf olması İnayatov'a geniş yetkiler verilmesini de sağlamıştır. İnayatov'un geniş yetkiler ile kilit bir örgütün başında olması Özbekistan'da en etkili kişilerden birisi olmasının önünü açmıştır. Bu sebeple Rüstem İnayatov, Kerimov sonrası devlet başkanlığı için en kuvvetli isim olarak anılmaktadır.

Kerimov iki önemli kurumu etkin bir biçimde organize ederek gücünü ve otoritesini sağlam temellere oturtabilmiştir. Bu kurumlar İS ve İç İşleri Bakanlığıdır. Hayati öneme sahip bu kurumlardan birinin başına Taşkent grubundan atama yapan Kerimov denge için Semerkantlı Zakir Almatov'u İç İşleri Bakanı olarak atamıştır. Devletin iki etkin kurumunun başındaki Almatov ve İnayatov farklı gruplardan olmalarının da etkisiyle çekişme içine girmişlerdir. İki kilit isim arasındaki çekişmeye 2005 yılında Andican'da meydana gelen olaylar son vermiştir. Ortaya atılan iddia İnayatov'un Andican Olayları'nın büyümesinde parmağı olduğu şeklindedir. Bu hareketin sebebi ise İnayatov'un İç İşleri Bakanlığı'nın ülkedeki etkinliği zayıflatmak kendi manevra alanını genişletmek istemesidir.[5] Zakir Almatov'un görevden alınmasıyla son bulan süreç İnayatov'un zaferi olarak adlandırılmıştır. Almatov'un ardından İç İşleri Bakanlığı'na Semerkant grubu yerine Taşkent grubundan Ahmetbaev Adam'ın getirilişi İnayatov'un Kerimov'un ardından ikinci güç oluşunu perçinlemiştir. Yeni dönemle birlikte iktidarın devamlılığını sağlayan iki kurum da Taşkentlilerce yönetilmektedir.

İnayatov, Kerimov'a sadık olarak uzun yıllar görevini sürdürmüştür fakat yeni dönemde devlet başkanlığı için istekli olduğu da bilinmektedir. Bunun en önemli göstergelerinden birisi bölgeselcilik çerçevesinde kendi kadrolarını oluşturması ve diğer gruplardan olan -özellikle Semerkantlı- önemli noktalardaki kişileri tasfiye etmesi veya ülkeden ayrılmaya zorlamasıdır.

Bu noktaya kadar çizilen manzaradan İnayatov'un Kerimov sonrasında oluşabilecek başkanlık mücadelesinde en etkili isimlerden biri olduğudur fakat yegane değildir. Güç mücadelesinde yeri olan bir diğer isim İslam Kerimov'un kızı Gülnara Kerimova'dır. Devlet başkanı çocuklarının ülke siyasetinin içinde olması Sovyet ardılı ülkelerde sıkça görülen bir durumdur. Örneğin Kazakistan devlet başkanı N. Nazarbayev'in büyük kızı Dariga Nazarbayeva meclis başkan yardımcısıdır. Azerbaycan'ın üçüncü devlet başkanı Haydar Aliyev'in ardından oğlu İlham Aliyev devlet başkanı olmuştur. Kırgızistan'da ise devrik lider Kurmanbek Bakıyev'in oğlu Maksim, Kırgız ticari faaliyetlerinde önemli bir konuma erişmişti.

Gülnara Kerimova da siyaset ile yakından ilgilidir. 1998-2000 arasında Harvard Üniversitesi'nde bölgesel çalışmalar üzerine yüksek lisans ve 2001'de Taşkent'te Dünya Ekonomi ve Diplomasi Üniversitesi'nde siyaset bilimi doktorası yapmıştır. 2010 yılında Özbekistan'ın İspanya büyükelçiliği görevini yürütmüştür. Kerimova'yı babası ve kariyeri ile birlikte ön planda tutan diğer konular ise edindiği servet ve yolsuzluk iddialarıdır. Kerimova bir çok uluslararası büyük firmanın sahibi veya ortaklarından birisidir, servetinin 2 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir.[6] Yolsuzluk konusuyla ilgili olarak ise en çok gündemde kalan olay İsveç şirketi olan TeliaSonera'nın Özbekistan'ın telekomünikasyon piyasasına girmek için Kerimova'ya yaptığı 300 milyon dolarlık ödeme olmuştur. Bunun yanında Organize Suç ve Yolsuzluk Raporlama Projesi (OCCRP) "2013 yılın kişisi listesine" Gülnara Kerimova'yı da dahil etmiştir.[7] Kerimov isminin yolsuzlukla anılması Özbekistan'ın prestijine darbe vurmuştur. Bu sebeple İslam Kerimov ile kızının arasının açıldığı bilinmektedir. Özbekistan'ı ve İslam Kerimov'u koruma gerekçesi ise İnayatov'un elini güçlendirmektedir. Gülnara Kerimova'nın ev hapsine mahkum edilmesi bunun bir yansıması olarak görülmektedir. Bu eylemin Kerimov'un bilgisi ve isteği dışında yapılamayacağı kabul edilse de İnayatov'un inisiyatif kullanarak bu olayı gerçekleştirmiş olabileceği ihtimali de canlı tutulmaktadır.

Gülnara Kerimova'nın sahip olduğu bunca dezavantaja rağmen devlet başkanlığı için hala zikredilebiliniyor olmasında ise iki etken vardır. Kerimov'un Batı dünyasındaki insan hakları vb. kurumlarca "diktatör" olarak adlandırılması, karşıtı konumunda görülen kızı Kerimova'ya demokrasi ve insan hakları savunuculuğu kapısını aralamıştır. Bunun yanında Özbekistan İS'nin Kerimova'ya karşı hamleler gerçekleştirmesi bu durumu Gülnara Kerimova lehine kuvvetlendirmektedir. Kerimova'nın ihtimaller dahilinde tutulmasının ikinci sebebi ise hanedan konumunda olmasıdır. Bir çok uzman İslam Kerimov'un her ne kadar kızıyla ilişkileri kötü olsa da kendisinden sonraki süreçte ailesini koruyabilmek için Kerimova'nın başkanlığının önünü açacağı görüşünü paylaşmaktadır. Bu durumda İslam Kerimov ile kızının arasındaki ilişkinin geleceği Özbekistan'ın da geleceği anlamına gelebilecektir.

56 yaşındaki Özbekistan Başbakanı Şevket Mirzayev, Kerimov sonrası olası devlet başkanları arasında İnayatov ve Kerimova karşısında sönük kalsa da ülke içerisindeki kuvvetli isimlerden birisidir. Semerkant grubundan olan Başbakan Mirzayev Taşkent Sulama ve Tarımsal Mekanizasyon Enstitüsü'nden mezun olmuştur. Oluşturduğu tarım politikaları sayesinde halk nezdinde önemli bir konuma gelmiştir. Mirzayev'in bir diğer özelliği de Rüstem İnayatov'la iyi ilişkiler kurabilmiş olmasıdır. Bu durum Kerimov istediği bölgeler arası dengenin devamlılığı anlamına gelmektedir. Mirzayev'in Kerimov için önemi ise sarsılmaz sadakatidir. Kerimov'un kendisinden sonra ailesi için endişe ettiği bilinmektedir. Bu durumda Kerimov ailesini koruyacak olan bir devlet başkanı İslam Kerimov için tercih ve destek sağlama sebebi olabilecektir. Kerimov'u endişelendiren nokta ise Mirzayev'in daha otoriter bir yönetime yönelebilme ihtimalidir.

Gözlerin çevrildiği bu üç ismin dışında hesaba katılması gereken bir faktör de Fergana bölgesidir (Fergana, bölgeselcilik anlamında Fergana, Namangan ve Andican bölgelerini tanımlamaktadır). Fergana'yı Özbekistan için hayati kılan en önemli özellikleri ise tarımsal üretimi ve nüfus yoğunluğunun fazla olmasıdır. Fergana ayrıca geleneksel değerlerin hakim ve dini liderlerin ön planda olduğu bir bölgedir. Bölgenin dini ve geleneksel yapısı Özbekistan'ın seküler devlet karakteristiği ve hassasiyeti harekete geçirmektedir.

SSCB döneminde Ferganalı liderler ülke yönetiminde önemli noktalarda bulunmuştur fakat günümüzde durum böyle değildir. İslami hareketlerin devletin varlığa tehdit olarak algılanması ve doğrudan mevcut iktidara karşı olan Özbekistan İslam Hareketi ile Hizbut Tahrir örgütlerinin bu bölgede varlığını sürdürmesi, Fergana'nın yönetimden tasfiye edilmesini Taşkent için bir gereklilik haline getirmiştir. Fakat yaşanacak iktidar değişikliği sırasında Özbekistan için bir hayli önemli olan Fergana tamamen göz ardı edilemeyecektir. 2005 yılındaki Andican olayları bölgenin potansiyelini anlamak için yeterlidir. Fergana'nın ileriki dönemde dikkate alınmaması bölge liderlerinin ve İslami örgütlerin bu potansiyeli yeniden harekete geçirmesine sebep olabilir ve böylece Özbekistan büyük kitle hareketleri ile karşı karşıya kalabilir.

Değerlendirme

Kerimov sonrasında kimin devlet başkanlığına geleceği net bir biçimde tahmin edilememektedir. Bu yazıda mercek altına alınan üç ismin de devlet başkanı olmasını kolaylaştırıcı veya zorlaştırıcı etkenler mevcuttur. Ülkede İnayatov'un gücünün artışı, Gülnara Kerimova'nın insan hakları söylemi ve Mirzayev'in etkinliği karşısında İslam Kerimov otoritesi hala kuvvetli bir konuma sahiptir. Bu sebeple devlet başkanlığını arzuladığı bilinen isimler yine de Kerimov otoritesine meydan okumamaktadırlar çünkü başkanlık için yapılacak vaktinden önce bir çıkış Kerimov tarafından sindirilebilinecektir. Bunun yanında dikkat edilmesi gereken bölgeselcilik unsuru iç çekişmeleri arttırabileceğinden olası liderler, Kerimov gibi dengeyi gözeteceklerdir. Çünkü iç istikrarı sarsacak derecelerde gerçekleşecek olan mücadele olası devlet başkanının da işine gelmeyecektir. Bu durum Kerimov sonrasında her unsurun masaya koyularak uzlaşıyla belirlenen bir devlet başkanının da Özbekistan'ın başına geçebileceği fikrini kuvvetlendirmektedir. Ayrıca liderlik mücadelesinin yanında Özbekistan'ın pek iç açıcı bir seyre sahip olamayan ekonomik verileri dikkate alınmalıdır. Özbekistan GSYİH'sının %10'u Rusya ve Kazakistan'da çalışan Özbek işçilerin havalelerinden oluşmaktadır. Bu önemli ölçüdeki bağımlılık, Rus ve Kazak ekonomilerinin 2014 başından itibaren yaşadığı durgunluk sonucunda Özbek ekonomisinin %12'lik küçülme yaşamasını beraberinde getirmiştir.[8] Bunun yanında Özbekistan sahip olduğu nüfus potansiyeli ile bölge ülkeleri arasında sahip olduğu yatırım cazibesini Avrasya Ekonomik Birliği'nin kurulmasıyla yitirme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bölgedeki son ekonomik hamleler genel itibariyle Kazakistan lehine devam etmektedir. Bunun başlıca sebebi ise Kazakistan'ın 17 milyonluk değil 170 milyonluk bir pazar olarak değerlendirilmesidir. İç çalkantıların yaratabileceği çatışmalar ve büyük protestolar Özbekistan'ı ekonomik anlamda güvensiz göstererek zayıflamasına yol açabilecektir. Bu durum muhtemel isimleri çatışmadan uzak tutup uzlaşıya zorlayan diğer bir etken olacaktır.

 


[1]Farangis Najibullah, Uzbekistan: Parliament Bolsters Rights Of Ex-Presidents, Eurasia Insight, 30 Nisan 2003 (http://www.eurasianet.org/departments/insight/articles/pp050103.shtml)

[2]Stratfor, Uzbekistans Internal Power Struggle Intensifies.

[3]Haluk Alkan, Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde Siyasal Hayat ve Kurumlar, USAK Yayınları, Ankara, 2011, s. 158.

[4]Stratfor, Uzbekistans Internal Power Struggle Intensifies.

[5]M. Turgut Demirtepe, Kerimov Sonrasına İlişkin Senaryolar, Analist Dergisi, Haziran 2011, s. 61.

[6]Alexey Malashenko, Exploring Uzbekistan's Potential Political Transition, Carnegie Moscow Center, Temmuz 2014, s. 5.

[7]OCCRP Announces 2013 Organized Crime And Corruption "Person Of The Year", https://reportingproject.net/occrp/index.php/en/press-box/2269-occrp-announces-2013-organized-crime-and-corruption-person-of-the-year- [04/08/2014]

[8]Stratfor, Uzbekistans Internal Power Struggle Intensifies.

Bu yazı 5662 defa okundu.
  • Yorumlar3
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı