Hoşgeldiniz; Bugün 23 Ocak 2018 Salı
Orta Asya Araştırmaları Merkezi|12 Kasım 2013 Salı

Avrasya Birliği'nde Türkiye Olsun Mu Olmasın Mı?

Turgay Düğen tarafından yazıldı.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev’in 24 Ekim 2013’te Beyaz Rusya’nın başkenti Minsk’teki Avrasya Yüksek Ekonomik Konsey toplantısında, Türkiye’nin de Avrasya Birliği’ne katılması yönündeki tavsiyesi,çok boyutlu bir tartışmayı başlattı.Türkiye Avrasya Birliği’ne üye olabilir mi, Rusya bu duruma nasıl yaklaşır veya Türkiye Avrupa Gümrük Birliği’nden çıkar mı gibi sorular, Türk dış politikasının gündeminde de tartışılmıştır.Bu sorular Türkiye Avrupa Birliği ilişkileri ve Türkiye Rusya ilişkileri zemininde tartışılmaya devam edecektir. Ancak Nazarbayev’in bu teklifi bir şeyi tartışmasız bir şekilde ortaya koymaktadır ki, Nazarbayev’in Avrasyası’nda Türkiye vardır. Bundan dolayı bu teklif öncelikle Türkiye’nin Türkistan siyaseti ve Türkistan’daki Türkiye’nin varlığı çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu bağlamda ele alındığında Kazakistan için Avrasyalı bir müttefik olarak görülebilen Türkiye, Rusya için; siyasi, jeopolitik ve jeokültürel bir tehdittir.

Türkiye’ye Avrasya Birliği Davetleri

Türkiye’nin Avrasya Birliği’ne üye olması ilk kez Minsk’teki toplantıda Nazarbayev tarafından dile getirilmemiştir. Daha önceRusya lideri Putin Kasım 2011’de, Avrasya Birliği sürecinin hızlandığı dönemde, Türkiye’nin AB’ne üyelik sürecini espri konusu yapmış Türkiye’yi Avrasya Birliği’ne davet etmiştir. Bunu Rusya’daki iktidar partisi olan Birleşik Rusya Partisi milletvekili ve siyaset bilimci Sergey Markov, partinin internet sitesinde Avrupa Birliği sürecinde umduğunu bulamayan Türkiye’nin de Avrasya Birliğine katılmasının mantıklı olacağını yazması izlemiştir.[1] 2011’den itibaren Türkiye’nin Avrasya Birliği’ne ya da Şanghay İşbirliğine katılımı bazen Türkiye tarafından bazen de diğer devletler tarafından gündeme getirilmiştir. Ama bir Avrasya Birliği toplantısında Kazakistan lideri Nazarbayev tarafından gündeme getirilmesi ilginç bir durumdur. Çünkü Rusya Avrupa Birliğinin zayıflayan itibarına yönelik bir söylemle bunu gündeme getirirken Türkiye de Avrupa Birliği’ne karşı bir koz ya da blöf olarak bunu gündeme getirmiştir diye yorumlanabilirdi. Ancak bu kez Avrasya Birliği’nin fikir babası olarak bilinen Nazarbayev, “Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan beni aradı. Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne alınmasının mümkün olup olmadığını sordu. Türkiye büyük bir ülke ve ortak sınırlarımız var. Biz hangi yeni organizasyona gitsek, sürekli 'Sovyetler Birliği’ni mi kuruyorsunuz' diye soruyorlar. Türkiye’yi de birliğe alırsak bu soru da ortadan kalkmış olur…” diyerek hem Türkiye’nin bu yönde bir talebi olduğunu bildirmiş hem de Kazakistan’ın bu talebe olumlu yaklaştığını göstermiştir.[2]

Avrasya Birliği'ne Üye Ülkeler

 

 

Avrasya Birliği Yeni Sovyetler Birliği Mi Endişesi?

Nazarbayev bu sözleriyle bazı devletlerin Kazakistan’a yönelttiği “yeniden Sovyetler Birliği mi kuruyorsunuz” eleştirilerinin yanında Kazak dış politikasındaki Rusya’nın etkisine girme yönündeki endişesini de dile getirmiştir. Nazarbayev’in endişesi bu birliğin Rusya kontrolündeki bir birliğe dönüşmesi ve kendi dış politikasında da Rusya’ya daha fazla bağımlı hale gelinmesidir. Nazarbayev’e “Sovyetler Birliği’ni mi kuruyorsunuz?” soruları da Batılı devletlerin dışında Türkistan ve Kafkasya ülkelerinden de gelmektedir. Çünkü Türkistan ve Kafkasya’daki devletler Avrasya Birliği’nin yeni Rus imparatorluğu olmasından endişelenmektedirler. Özellikle Özbekistan’ın ve Türkmenistan’ın Avrasya Birliği’ne yönelik tutumları daha ilk yıllarda net bir şekilde kendini göstermiştir. Nazarbayev’in 1994’te ilk kez Avrasya Birliği önerisini gündeme getirmesinin ardından Türkistan’daki devletlerden olumlu tepkiler almamıştır. Özbekistan Cumhurbaşkanı Kerimov Avrasya Birliği projesini de eskiye giden bir yol olarak görmüş,[3] Türkistan bütünleşmesine karşı bir entrika olarak yorumlamıştır.[4] Türkmenistan da Avrasya Birliği’ne karşı Özbekistan ile benzer tepkileri vermiştir. Türkmenistan’ın kurucu Cumhurbaşkanı Türkmenbaşı, Avrasya Birliği’ni “Prematüre, gereksiz ve ayrılıkçı” olarak nitelendirmiştir.[5]İşte bu sebeple Kazakistan artık bu yöndeki eleştiri ve önyargılara karşı Avrasya Birliği’nin Rus egemenliğinde yeni bir Sovyetler Birliği olmadığını ispatlamak istemektedir. Böylece birliğin önündeki genişleme süreci de hızlandırılabilir. Çünkü Türkiye’nin Avrasya Birliği’ne katılması durumunda, bu birliğin artık bir yeni Sovyetler olmayacağı netleşecek, Rusya’ya karşı mesafeli duran Özbekistan, Türkmenistan ve Azerbaycan’ın Avrasya Birliği’ne üye olmaları sağlanabilecektir. Bu üç ülkenin doğal gaz ve petrol üretimi de Avrasya Birliği’ni hem ekonomik hem de siyasi olarak güçlendirecektir. Aynı zamanda Türkiye ile birlikte birliğin alternatif ticari hatları da artacaktır.

Türkiye'nin de Katıldığı Genişleyen Avrasya Birliği

 

Rusya’nın Avrasyası’nda Türkiye Ne Anlama Geliyor?

Türkiye’nin katılımı ile Avrasya Birliği hem ekonomik olarak hem de jeopolitik olarak büyük bir güç kazanacaktır. Fakat buraya kadar tahayyül edilen Avrasya Birliği Kazakistan’ın Avrasyası üzerine kurgulanmıştır. Oysa Rusya’nın Avrasya projesi bu şekilde değildir. Rusya’nın Avrasyası’nda Türkiye kapının dışındaki önemli bir ortaktır. Fakat Türkiye’nin Avrasya kapısından içeri kalıcı olarak girmesi Rusya için tehdit olarak da algılanmaktadır. Çünkü Rusya için Avrasya Birliği sadece bir ekonomik bütünleşme projesi değil aynı zamanda Avrasya kimliği zemininde bir medeniyet projesidir.  Bu proje içinde Ruslar ile aynı tarihi kaderi paylaşmış “Bozkır Halkları” vardır ama Türkiye yoktur.[6]

Türkiye’nin Avrasya’da yer alması önemli değildir çünkü bu coğrafi zeminde gerçekleşen bir proje değildir. Hatta Türkiye’nin bu birliğe dâhil olmasıyla, Rusya’nın karşısında ikinci bir kültürel çekim merkezinin oluşması hem Türk Cumhuriyetleri hem de Rusya Federasyonu içindeki Özerk Türk Cumhuriyetleri açısından bir tehdit olarak algılanmaktadır. 140 milyon nüfuslu Rusya’nın yaklaşık yüzde 80’i Slav iken geriye kalan yüzde 20’nin büyük çoğunluğunu Müslüman ve Türkler oluşturmaktadır.[7] Beyaz Rusya nüfusu ve Kazakistan’daki Rus azınlık ile birlikte mevcut Avrasya Birliği içindeki Slav nüfus yaklaşık 135 milyon’dur. 18 milyon nüfuslu Kazakistan’ın yaklaşık yüzde 25’i de Rus’tur.[8] Bu şartlarda Avrasya Birliği içindeki Slav nüfusun oranı yaklaşık yüzde 80’dir. Türkiye’nin Birliğe girmesi durumunda bu oran yaklaşık yüzde 54’e düşecektir. 30 Milyon nüfuslu Özbekistan’ın, 15 milyon nüfuslu Azerbaycan’ın, 5 milyon nüfuslu Türkmenistan’ın ve Kırgızistan’ın birliğe dâhil olması durumunda Avrasya Birliği içindeki Slav nüfusun oranı yaklaşık yüzde 45’e kadar gerileyecektir.[9] Bu durumda Rus merkezli bir Avrasya medeniyet projesinden bahsetmek mümkün değildir. Her ne kadar Türkiye’nin Avrasya Birliği’ne kabulü Rusya için tehlikeli görülse de Nazarbayev’in Türkiye’yi üyeliğe önermesi, Rus hâkimiyetindeki gerçekleşecek bir siyasi projeye olan itirazın öncüsü olarak okunabilir. Nazarbayev bu mesajı ile aynı zamanda Türkiye’nin de bu coğrafyada var olduğunu ve Türkiye’nin Kazakistan için önemli olduğunu göstermiştir. 

 

ABD İçin Türkiyeli Avrasya Birliği

Kazakistan’ın Avrasyası’nda önemli bir yere sahip olan Türkiye, Rus Avrasyası’nda yer almazken acaba ABD hangi Avrasya’yı tercih edecektir? Eğer Türkiye Avrasya Birliği’ne katılırsa bu süreçte Atlantikçi dış politikadan tamamen kopacak mıdır? Önümüzdeki yıllar için Avrasya Birliği Atlantikçiliğin tam bir karşıtı olmayabilir. Hatta ABD’nin küresel tehdit algılamaları ve politikaları değerlendirildiğinde Avrasya Birliği’nin ABD tarafından pasif bir şekilde karşılanması ihtimali yüksektir çünkü ABD’nin Asya üzerindeki öncelikli politikalarından biri Çin’i dengelemeye ve çevrelemeye çalışmaktır.[10]  Bu politika tüm Asya’da etkin ve operasyonel bir ABD’yi gerektirmektedir ancak ABD için uzak coğrafyalarda ekonomik ve siyasi kontrol sağlamanın maliyeti yüksektir.[11]  ABD’nin Orta Doğu ve Türkistan’da hâkimiyet kurmaya çalışmasının yalnızca ekonomik maliyeti yoktur, bunun yanında ABD’nin bölgedeki varlığı anti-Amerikancılığı arttırmak da ve ABD’nin imajını da sarsmaktadır.[12]  Bundan dolayı ABD, Çin’i dengeleme ve çevreleme politikası çerçevesinde Çin’e ekonomik olarak rakip olabilecek bölgesel güçleri destekleyebilir. Avrasya Birliği bu bağlamda Çin’in karşısına, özellikle Türkistan sahasında ciddi bir rakip olarak çıkabilir. ABD’nin desteklediği bir Avrasya Birliği’nde, Rusya rızası olursa, Türkiye de yer alabilir ama bu durum şimdilik yalnızca uzun vadeli bir ihtimaldir.

Rusya “Kötü Gün Dostu” Mu, “Ebedi Düşman” Mı?

Türkiye için Avrasya Birliği’nin içinde yer almak, bir anlamıyla “Rusya’nın yanında yer almak” anlamına gelirken diğer yandan Türk Cumhuriyetleri ile bütünleşme anlamına gelebilmektedir. Türkiye açısından bu tercih değerlendirilirken öncelikle ele alınması gereken durum “Rusya’nın yanında yer almak” olacaktır çünkü bu bütünleşmenin kurucu ve etkin gücü Rusya’dır. Burada uluslararası ilişkilerin çıkar odaklı sistemi gereği, Türkiye yöneleceği çıkarlara uygun bir söylem geliştirecektir. Türkiye ile Rusya’nın tarihi ilişkilerinin oluşturduğu hafıza, bir yandan Rusya’yı “büyük düşman” olarak tanımlarken diğer yandan Cumhuriyet’in ilk yıllarını hatırlatarak “kötü gün dostu” olarak gösterebilir. Her iki tanımlama da tartışmalı olmakla birlikte, ikili ilişkilerde dönemin şartları hangisini gerektiriyorsa, o tabirin kullanılmasını tercih edilecektir. Avrasya Birliği sürecinde “kötü gün dostu Rusya” tabiri, tarihi bir referans olarak karşımıza çıkabilir. Bu bağlamda Ruslar Avrupalılar ile kıyaslanarak, Rusların Türklere daha yakın olduğu ve iki milletin daha fazla ortak yöne sahip olduğu değerlendirmesi yapılabilir.[13] Aynı zamanda birliğe katılması muhtemel Türk Cumhuriyetleri’nin varlığı da Türk Dış Politikası açısından stratejik bir sebep olarak değerlendirilebilir.

Sonuç olarak, Türkiye’nin Avrasya Birliği’ne girme ihtimali Nazarbayev’in Avrasyası’nın mı yoksa Putin’in Avrasyası’nın mı galip geleceği ile alakalı olduğu gibi Türkiye’nin ve ABD’nin Avrasya politikaları ile de doğrudan alakalıdır. Bu süreçte en net tavrı gösteren şüphesiz ki Nazarbayev olmuş ve Türkiye’yi yanında görmek istemiştir. Nazarbayev’in Avrasyası zemininde oluşacak bir Avrasya Birliği ile dar çerçevede Avrasya geniş çerçevede ise Asya’da uluslararası dengeler köklü bir değişime uğrayacaktır. Böylece hem Türkiye’nin Türk Dünyası bağlamında hem de Rusya’nın eski Sovyet coğrafyası bağlamında tasarladıkları bütünleşme süreci daha heterojen bir yapıda başkalaşım geçirecektir. Eğer Türkiye jeopolitik eksende Rusya ve Atlantik arasında bir ikilem yaşamadan Avrasya Birliği’ne dâhil olursa başarılı bir bütünleşme süreci başlatılabilir ancak aksi takdirde bu bütünleşme süreci kendi içinde iki farklı çekim merkezinin mücadelesi içinde Çin’e karşı bir Avrasya bloğu olmaktan öteye geçemeyecektir.

 

 


[1] “Türkiye’yi Avrasya Birliği’ne Davet Etti”, http://www.ihlassondakika.com/haber_Turkiyeyi-Avrasya-Birligine-davet-etti_424534.html, (23.11.2011).

[2] “Nazarbayev Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne Katılmasını Önerdi”, http://turkish.ruvr.ru/2013_10_24/Nazarbayev-Turkiyenin-Gumruk-Birligine-katilmasini-onerdi/, (5.11.2013).

[3] Hasan Ali Karasar, Sanat K. Kuşkumbayev,  Türkistan Bütünleşmesi 1991-2001 Merkezi Asya’da Birlik Arayışları, Ötüken, İstanbul, 2009, s.53.

[4] Karasar, Kuşkumbayev, Türkistan Bütünleşmesi…, s.59.

[5] Karasar, Kuşkumbayev, Türkistan Bütünleşmesi…, s.56.

[6] Aleksandır Dugin, Rus Jeopolitiği Avrasyacı Yaklaşım, Küre Yayınları, 6. Baskı, İstanbul, 2010, s.74, 78, 79, 158, 159.

[7] “Glava Soveta Mutiev: Çislo Veruşih Musuliman v Russi Uveliçivaetsiya”, http://ria.ru/society/20130320/928117073.html, (5.11.2013).

[8] http://www.kazakhembus.com/index.php?page=ethnic-groups, (14.06.2012).

[9] Rakamlar, https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/ adresinden alınmış, oranlar yazar tarafından hesaplanmıştır.

[10] Şatlık Amanov, ABD’nin Orta Asya Politikaları, Gökkubbe Yayınları, İstanbul, 2007, s.321.

[11] Joseph E. Stiglitz, Linda J. Bilmes, Üç Trilyon Dolarlık Savaş Irak Savaşının Gerçek Maliyeti, ODTÜ Yay., Ankara, 2009, s.110-123.

[12] Stiglitz, Üç Trilyon Dolarlık…, 153-156.

[13] İlyas Kamalov, “Komşuluktan Stratejik İşbirliğine: Türk-Rus İlişkileri”, Yeni Büyük Oyun, Der. M. Seyfettin Erol, Barış Platin Kitapevi, 1. Baskı, Ankara, 2009, s.236-238.

Bu yazı 11300 defa okundu.
  • Yorumlar6
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı