Hoşgeldiniz; Bugün 23 Ocak 2018 Salı
Orta Asya Araştırmaları Merkezi|28 Eylül 2013 Cumartesi

İpekyolu'nda "Ejderha"nın Adımları

Turgay Düğen tarafından yazıldı.

Türkistan'daki Çin

 

Türkistan bölgesi Çin için tarih boyunca hem bir ticaret ortağı hem de bir tehdit kaynağı olmuştur. Çin, yüzyıllar boyunca doğudaki şehirlerini Türk Devletlerine karşı korumak adına batı sınırlarındaki güvenlik önlemlerini artırmış ve bu güvenlik önlemlerini artırırken de Çin Seddi gibi bir dünya harikasını ortaya çıkarmıştır. Bununla birlikte Çin’in batısındaki tehdit aynı zamanda Çin’in dış dünyaya açılan kapısı olmuştur. Çin’den başlayan, Türkistan’ın içinden geçen ve Avrupa’ya kadar uzanan yollar dünya tarihinin en önemli ticaret yolu olan İpekyolu’nu oluşturmuştur. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping 3 – 11 Eylül 2013 tarihleri arasında tarihi İpekyolu’nun önemli merkezlerini, Türkistan’daki ülkeleri ziyaret etmiştir. Jinping’in Türkistan’daki her adımı yeni bir anlaşma, yeni bir proje ve Türkistan’da yeni bir Çin yatırımı şeklinde kendini göstermiştir. Jinping’in Türkistan ziyaretlerinin ana başlığını enerji, enerji güvenliği ve ulaştırma konuları oluşturmuştur. Sık sık İpekyolu’nu canlandırma vurgusu yapan Çinli lider, Çin’in yükselişini Türkistan’ın enerji kaynakları ve tarihi İpekyolu’ndaki yeni demiryolu ve karayolu ağları ile desteklemek istemektedir.  

Yükselişini ekonomik temelli olarak gerçekleştiren Çin, Türkistan ülkelerini önemli bir pazar ve kaynak olarak görmektedir. Çin’in Türkistan ülkelerinin dış ticaret hacmindeki payı da zamanla artmıştır. 2012 verilerine göre Çin, ekonomik olarak Türkistan’daki varlığını rakiplerine karşı artırmış ve korumuştur.

 

 

İthalat

İhracat

Sıralama

Kazakistan

%30

%22

1 - 1

Özbekistan

%15

%15

3 - 3

Kırgızistan

%60

%8

1 - 4

Türkmenistan

%11

%60

3 - 1

Türkistan Ülkelerinin Çin ile İthalat ve İhracat Rakamlarının, Toplam İthalat ve İhracat Rakamlarına Oranı ve Dış Ticaret Hacmindeki Sıralaması[1]

 

Çin, yatırımlarıyla birlikte çalıştırmak üzere götürdüğü işçilerle, Türkistan ülkelerindeki Çinli nüfusu da arttırmaktadır. Tahminlere göre Türkistan’daki Çin nüfusu 650 bini geçmektedir. 300 bin Çin vatandaşı Kazakistan’da, 200 bin Çin vatandaşı Kırgızistan’da yaşamaktadır. Türkmenistan, Özbekistan ve Tacikistan’da ise toplamda 150 bin Çin vatandaşının yaşadığı tahmin edilmektedir.[2] Bu bağlamda, Türkistan’ya yönelik politikalar ekonomik temelli bir nüfus politikasını da göstermektedir.

Çin Soğuk Savaş sonrasında Türkistan’da artırdığı etkisini Jinping’in ziyaretleri ile daha üst aşamaya taşımıştır. Ziyaretine ilk olarak Türkmenistan ile başlayan Jinping, Türkmenistan ile doğalgaz üzerine yeni anlaşmalar imzalamıştır. 2012’de Çin’in 21,4 milyar m3 ile en fazla doğalgaz ithal ettiği ülke olan Türkmenistan, Çin ile ticaret hacmini artırmayı hedeflerken yeni boru hattı projelerine de imza atmıştır. Çin 2020’de Türkmenistan’dan 65 milyar m3 doğalgaz almayı hedeflemektedir.[3] Böylece Türkmenistan’ın ekonomik hayatında Çin önemli bir yere sahip olacaktır. Jinping’in ziyareti ile Türkmenistan’dan Çin’e uzanacak yeni bir boru hattı projesi de imzalanmıştır. Bu proje ile birlikte Türkmenistan ile Çin arasında 2009’da faaliyete başlayan boru hattının yanında ikinci bir hat daha yer almış olacaktır. Daha önce inşa edilen boru hattı Türkmenistan-Özbekistan-Kazakistan-Çin güzergâhı üzerinde yer alırken, projesi imzalanmış olan yeni boru hattı Türkmenistan-Özbekistan-Tacikistan-Kırgızistan-Çin güzergâhında yer alacaktır. Böylece Çin hem Türkmenistan’dan gelecek doğalgaz miktarını artırırken hem de Türkistan’daki ticari ağlarını çeşitlendirmiştir. Çünkü bu hat sayesinde ekonomik olarak zayıf olan Kırgızistan ve Tacikistan, kendi topraklarından geçen boru hattı için para alacaklardır.  

Jinping, Türkmenistan’ın ardından Kazakistan’a geçmiş ve bu ülkede çok büyük bir petrol yatağı projesinde bir hisse satın almıştır. Kazakistan’ın en zengin petrol yataklarının bulunduğu Kaşagan Projesi’nde Amerikalı ConocoPhilips ve Norveçli Statoil şirketleri yüzde 8,2’lik hisselerini 2012 Kasım ayında satışa çıkarmış ancak satış işlemi bir türlü gerçekleşmemişti. Bu hisseye Hindistan Petrol şirketi ONGC Videsh talip olmuş ancak Hindistan Hükümetinin onayına rağmen Kazakistan Hükümeti satışa onay vermemişti. Kazakistan hükümetinin onay vermemesinin nedeni olarak, Kazakistan’ın bu hisseyi Hindistan’a değil Çin’e devredilmesini istediği ile ilgili iddialar ortaya çıkmıştı. 6 Eylül 2013’te Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Kazakistan ziyareti bu iddiaların doğru olduğunu göstermiştir. Jinping’in ziyareti sırasında Kaşagan’daki yüzde 8,2’lik hisse 5 milyar dolar karşılığında Çin’in CNPC şirketine devredilmiştir. Böylece Kaşagan’a ABD, İngiltere, Rusya, İtalya ve Kazakistan’ın yanına Çin devlet şirketi de katılmıştır.[4]

Kazakistan’dan sonra Türkistan coğrafyasında 30 milyonluk nüfusu ile en kalabalık ülke olan Özbekistan’a geçen Jinping, burada da doğalgaz, petrol, uranyum ve altın sektörleri ile ilgili önemli anlaşmalar imzalamıştır. Taşkent’te Kerimov ile buluşan Jinping Özbekistan ile Çin’in stratejik ortaklıklarının önemli olduğunu belirtmiştir. Çin ile Özbekistan uzun dönemli hedeflerinin belirtildiği görüşmede beş konu öne çıkmıştır. (1) iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2017 itibariyle beş milyon dolara ulaşması hedeflenmiştir. (2) İki ülke arasındaki enerji alanında ve boru hatlarının güvenliği konusunda işbirliğinin oluşturulması kararlaştırılmıştır. (3) Özbekistan-Kırgızistan-Çin arasındaki karayolu ve demiryolu bağlantılarının bir an önce bitirilmesi kararlaştırılmıştır. (4) ticari ilişkileri güçlendirmek için özel endüstri ve tarım alanlarının oluşturulması görüşülmüştür. (5) iki ülke arasındaki kültürel alışverişi sağlayabilmek için insan akışının kolaylaştırılması ve teşvik edilmesi konusu görüşülmüştür.[5] Çin ile Özbekistan arasındaki ticaret hacmi bu yılın ilk yarısında geçen yıla oranla yüzde 53,5 artarak 2 milyar 125 milyon dolara ulaşmıştır. Bu ticaret hacminin 2017’de 5 milyar dolara ulaşması hedeflenmiştir. Ticaretin ve ikili ilişkilerin artırılması için Özbekistan-Kırgızistan-Çin otoyolu ve demiryolu için de ülkeler arasında anlaşma imzalanmıştır. İki ülke arasındaki artan ticaret hacmi ve yeni anlaşmalar neticesinde İpekyolu’na vurgu yapan Jinping “deve zilinin sesini duyar gibiyim” demiştir.[6]

Jinping Özbekistan’dan Kırgızistan’a geçmiş ve burada da Türkistan’daki diğer anlaşmalarla birbirini tamamlayan anlaşmalar imzalamıştır.  İlk olarak iki ülke arasında Türkmenistan’dan Çin’e gelecek olan boru hattı projesinin Kırgızistan bölümü ile ilgili anlaşma imzalanmıştır. Anlaşma ile ilgili konuşan Kırgızistan Başbakan Yardımcısı Comart Otorbayev, projenin 2014’te başlayacağını ve boru hattının 220 kilometresinin Kırgızistan topraklarından geçeceğini belirtmiştir. Otorbayev, bu anlaşma ile Kırgızistan’ın sadece geçiş ücreti alacağını, doğalgazı kullanmayacaklarını söylemiştir.[7] Kırgızistan’ın boru hattının kendi topraklarından geçen kısmı için 40 milyon dolar alacağı ve Çin’in Kırgızistan’a enerji alt yapısı için 3 milyar dolar kredi sağlayacağı iddia edilmiştir.[8] Kırgızistan ülkesindeki ABD üssü için her yıl 60 milyon dolar kira geliri elde etmektedir.[9] Ancak 2014’te kullanım süresi sona eren üssün kullanım süresinin uzatılmasını Kırgızistan kabul etmemektedir. 2014’te kapatılması beklenen üssün kira geliri Kırgızistan ile ABD arasındaki üs pazarlığı için önemli bir etkendi fakat Çin ile sağlanan anlaşma Kırgızistan’a yeni bir gelir alanı sağlamış ve üs pazarlığında Kırgızistan’ın elini güçlendirmiştir.

Jinping, Kırgızistan ile sağlanan boru hattı ve otoyol projelerini Tacikistan ile tamamlamıştır. Tacikistan ziyaretinde de Tacikistan ekonomisine 3 milyar doların üstünde katkı sağlayan anlaşmalar imzalanmıştır.[10]

Çin Türkistan’da uzun vadeli stratejik adımlar ile daha etkin hale gelirken uluslararası medyada gözler Rusya’ya çevrilmiştir. ABD kaynaklı haber ajansı Radio Free Europe Liberty, Çin’in Türkistan’daki anlaşmalarını “ Çin Moskova’nın arka bahçesi Orta Asya’da milyar dolarlık enerji anlaşmaları imzalarken Kremlin tepki vermedi” şekilde haber yapmıştır.[11]  Çin’in Türkistan’daki hamlelerine Rusya’nın neden tepkisiz kaldığı veya bundan sonraki süreçte Rusya’nın neler yapacağı merak konusu olmuştur. Rusya’nın tepkisiz kalmasının ya da Çin’e müsaade etmesinin nedeni, Rusya ile Çin’in Türkistan ile ilgili aynı güvenlik endişelerini taşımaları olmuştur.[12] Özellikle 2014 sonrasında ABD ve NATO’nun Afganistan’dan çekilmesi ile birlikte bölgedeki terör örgütlerinin otorite boşluğundan yararlanıp, tüm bölgeye yayılmasında endişe edilmektedir. Bölgede ne Rusya ne de Çin tek başına sorumluluk alabilecek durumda gözükmektedir. Fakat ŞİÖ kapsamında bir sorumluluk üstlenilmesi beklenebilir. Bundan dolayı Çin için de Türkistan’ın güvenliği en az Rusya için olduğu kadar önemli olmalıdır ki Çin de Türkistan’ın güvenliği için sorumluluk almakta tereddüt etmesin.

İpekyolu’nun başlangıç noktasında olan bir gücün, yükselen ekonomik gücü ile Türkistan bölgesinde bir ekonomik seçenek haline gelmesi, Türkistan’daki tek taraflı hegemonik yapının kırılması açısından olumlu bir durum olarak okunabilir. Çin’in son dönemdeki “Barışçıl Yükseliş” diye nitelendirdiği politikaların devam edeceğini kabul edecek olursak, Çin politikalarının İpekyolu ticaretini tekrar canlandıracağını söyleyebiliriz. Fakat bunun yanında Çin’in Doğu Türkistan’daki politikalarına baktığımızda, etnik baskı ve şiddetin bölgesel barışı olumsuz etkileyeceği de bir gerçektir. Türkistan’da ekonomik canlılığın sağlanması için, İpekyolu’nun tarihsel ve zengin bölgelerinden bir olan Doğu Türkistan’da da barışın sağlanması gerekmektedir. Fakat Çin bu sorunu Türkistan’da ekonomik ve demografik gücünü askeri güç ile de destekleyerek çözmek istemektedir. Ancak enerji bağımlılığı açısından bakıldığında Çin’in güvenliği ve sürdürülebilir kalkınması da büyük ölçüde Türkistan’ın enerji kaynaklarına bağlıdır. Çin Türkistan ilişkilerinde ekonomik ve güvenlik bağlamında karşılıklı bir bağımlılık oluşmuştur. Çin bu bağımlılığı ekonomik ve nüfus gücü sayesinde kendi çıkarları doğrultusuna çekebilmektedir. Türkistan’daki Türk Cumhuriyetleri’nin dış politika alanında ayrı ayrı siyasetlere sahip olmaları Çin’in bu ilişkileri daha rahat yönlendirebilmesini sağlamaktadır. Bundan dolayı Türkistan’daki Türk Cumhuriyetleri için Çin şimdilik sadece iyi bir ekonomik seçenektir. ŞİÖ’nün etkinliğini artırmasıyla askeri bir müttefik haline gelecektir.

Çin’in sanayileşmedeki yükselişi ve günlük petrol tüketim miktarı, enerji konularındaki hassasiyetini daha anlamlı kılmaktadır. Çin’in petrol tüketiminin 2025 yılına gelindiğinde 14,2 milyon varili bulacağı tahmin edilmektedir.[13] 2040’a gelindiğinde ise Çin, enerji alanında yüzde 87 dışarıya bağımlı hale geleceği öngörülmektedir. Bugün için Çin petrol ithalatının yüzde 46’sını Orta Doğu’dan, yüzde 31,1’ini Afrika’dan, yüzde 13,7’sini de Türkistan’dan yapmaktadır. Türkistan dışındaki bölgelerden yapılan ithalat da tanker gemileriyle yapılmaktadır ve Çin’in petrol sevkiyatını gerçekleştiren tanker gemilerin sadece yüzde 20’si Çin’e aittir.[14] Çin’in Batılı güçler ile olası bir savaş durumda, Orta Doğu ve Afrika’dan gerçekleşen petrol sevkiyatının aksaması durumunda enerji ihtiyacını karşılayabileceği tek yer Türkistan’dır. Bu bağlamda, Rusya’nın hâkimiyetinde olan petrol boru hatlarının yeni güzergâhlarla Rus topraklarının dışına çıkartılması planlanmaktadır. Ancak Çin’in artan etkinliğine rağmen ABD ve Rusya, Türkistan bölgesindeki mücadelede mağlubiyeti kabul etmeyeceklerdir. Soğuk Savaş’ın galibi ABD için Türkistan bir ödül olarak görülürken, Rusya için Türkistan sadece bir ekonomik ve askeri saha değil aynı zamanda bir prestij göstergesidir. Çin ise 21. yüzyıldaki yükselişini en rahat ve etkili bir biçimde bu bölgede gösterebilecektir. Türkistan’daki ekonomik, askeri ve sosyo-kültürel rekabet büyük güçler arasında karşılıklı dengeleri gözeterek, hassas bir şekilde devam etmektedir. ABD dengeyi korumak adına Çin’in önüne Avrasya Birliği ile Rusya’nın çıkmasını izlerken, Rusya’da 2014 sonrası Türkistan’ın güvenlik sorunlarını aşmak için Çin’i partner olarak görmektedir.

 


[3] “China asserts clout in Central Asia with huge Turkmen gas Project”, http://www.reuters.com/article/2013/09/04/us-gas-turkmenistan-galkynysh-idUSBRE9830MN20130904, (7.09.2013).

[4] “Kaşagan’da 5,5 Milyar Dolarlık Hisse Devri”, http://turkkazak.com/site/?p=33542, (10.09.2013).

[5] “Chinese President Tables Five-Point Proposal on Cooperation with Uzbekistan”, http://news.xinhuanet.com/english/china/2013-09/09/c_132705632.htm, (15.09.2013).

[6] “Boş çuval dik durmaz”, http://turkkazak.com/site/?p=33520 , (15.09.2013).

[7] Türkmenistan’dan Çin’e Yeni Bir Doğalgaz Boru Hattı, http://turkkazak.com/site/?p=33638, (15.09.2013).

[8] “Central Asia: China Flexes Political and Economic Muscle”, http://www.eurasianet.org/node/67498, (16.09.2013).

[9] “Central Asia: China…”

[10] “China confirms new gas pipeline through Tajikistan”, http://www.france24.com/en/20130914-china-confirms-new-gas-pipeline-through-tajikistan, (16.09.2013).

[11] “Kremlin Calm As China's Clout Rises In Russia's Backyard”, http://www.rferl.org/content/russia-calm-china-central-asia-influence/25104383.html, (16.09.2013).

[12] “Kremlin Calm…”

[13] Susan L. Shirk, China Fragile Superpower, Oxford Pres, 2007, s.23.

[14] Giray Fidan, Zamanın Yenemediği Ülke Çin, Ankara, Sinemis Yayınları, 2012, s.153.

Bu yazı 11008 defa okundu.
  • Yorumlar3
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı