Hoşgeldiniz; Bugün 24 Ekim 2018 Çarşamba
NATO|28 Temmuz 2018 Cumartesi

NATO Zirve Kararları Türkiye'ye Destek Mi, Köstek Mi?

Cahit Armağan Dilek tarafından yazıldı.

11-12 Temmuz 2018'de Brüksel'de yapılan NATO Zirvesi.  Zirve sonunda 79 maddelik bir sonuç bildirgesi yayımlandı. Burada Türkiye'ye yönelik ifadeler Türk medyasında "NATO'dan Türkiye'ye destek (!)" olarak yorumlandı. Belki de bir elin parmağını geçmeyecek sayıda yazıda bu kararların Türkiye'ye yönelik olumsuzlukları ifade edildi. Peki gerçek durum ne?

Sonuç bildirgesinde Türkiye'nin adı 3 yerde (23, 38 ve 49. maddeler)  geçmesine rağmen içlerinde Türkiye açısından en sıkıntılı gözüken 23. maddenin ifade ediliş mantığının ve bunun geri planında yatan konunun medyamızda hiç irdelenmemesi şaşırtıcı ve inanılmaz. Bakın niçin böyle diyorum.

Söz konusu maddede Türkiye'ye yönelik tehditlere karşı tespit edilen uygulamaların devam ettiğini, Türkiye'nin güvenliğinin sağlanmasının aynı zamanda NATO'nun güvenliğini de sağlamak anlamına geldiğini belirten birinci cümleden sonra NATO Çok Yüksek Seviyeli Hazırlık Kuvvelerinin kısa ikazı müteakip sevk edilmeye hazır olduğu ifade edilmektedir.

Bahse konu NATO kuvvetlerine ilişkin olarak diğer maddelerde geniş açıklamalar olmasına rağmen 23. maddede "Türkiye'ye güneyden gelen tehdit ve güvenliğinin sağlanmasına yönelik tedbirler" cümlesinden hemen sonra NATO kuvvetlerinin hazır olduğundan bahsedilmesi önümüzdeki haftalarda Türkiye'nin Suriye sınırına NATO askerinin geleceğinin işareti değil de nedir? Bu senaryo gerçekleştiğindeNATO kuvvetlerinin istikrar gücü olarak Fırat'ın doğusunda Suriye topraklarında (PYD kontrolündeki bölge), Fırat'ın batısında ise Türk topraklarında konuşlanması hiç de sürpriz olmayacaktır.

NATO kararlarında terör tehdidinden bahsedilirken sadece IŞİD'e atıf yapılmasının, PKK/YPG'ye yönelik ima bile yapılmamasının, 49. maddede Türkiye'ye güneyden gelen tehdidin terör değil İran ve Suriye'den gelen füze tehdidi olduğunun vurgulanmasının Türkiye'nin tehdit algılamasıyla ne kadar örtüştüğü ciddiyetle incelenmelidir.

NATO kararlarının kaleme alınışının perde arkasında önümüzdeki günlerde "herhangi bir bahaneyle Türkiye'ye acil Patriot satışını gündeme getirtip peşinden de S-400 alımını durdurmak mı hedefleniyor?"  sorusu akla gelmektedir. Nitekim ABD'nin Türkiye'ye Patriot satışı için cazip teklifi hazırladıklarının ve görüşmeler yaptıklarının bizzat Amerikalı yetkililerce açıklandığını hatırlamakta fayda var.

NATO zirvesi kararlarında Karadeniz'de artan NATO varlığını, GKRY'yi NATO üyeliğine götürebilecek şekilde NATO-AB mekanizmalarının ilmek ilmek örüldüğünü gösteren hususların Türkiye'yi hem Karadeniz hem de Doğu Akdeniz'de çevreleyen tehdit halkasının parçaları olduğu görülmelidir.

Ayrıca Suriye'den kaynaklanan sorun ve tehditleri sadece Menbic konusu üzerinden algılayan Menbic yol haritası adlı ABD oyun planının Türkiye'yi çevreleyen tehdit halkasının güneydeki parçası olduğu gözden kaçırılmamalıdır. NATO kararlarındaki ifadelerden Türkiye'ye güneyden gelen füze tehdidinin önümüzdeki dönemde İran tehdidine dönüştürülmek istendiği, böylece bölgeye konuşlanacak muhtemel NATO kuvvetinin nihai hedefinin ne olabileceği iyi anlaşılmalıdır. 

Bu yazı 1404 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı