Hoşgeldiniz; Bugün 29 Mart 2017 Çarşamba
Mısır|10 Temmuz 2013 Çarşamba

Mısır’ın Baharı ve Enerji Politikaları

Yrd. Doç. Dr. Çağla Gül Yesevi tarafından yazıldı.

Mısır devrimine giden süreçte enerji politikaları, değişimin ana sorunsalı olarak etkin bir rol oynamıştır. Mısır, doğal gaz ihraç eden bir ülkeden doğal gaz ithal eder bir ülkeye dönüşmeye başlamıştır. Üstün rafineri kapasitesine rağmen, işlenmemiş petrol ürünleri ihraç etmektedir. Bunun, uzun vadede ekonomiye zararı dokunacaktır. Mısır’ın enerji sorunun çözümü için, yeni doğal gaz, petrol sahalarının açılması, nükleer enerji ve yenilenebilir enerji üretiminin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu projeleri hayata geçirebilmek için ise dış yatırımları canlandırmaya ve dış kredi desteği almaya çalıştığı açıktır.

Bir ülkenin enerji politikası, o ülkenin ekonomisini, dış politikasını ve güvenlik politikalarını, etkilemekte ve belirlemektedir.[1] Dick Cheney, Halliburton firmasının başkanı olduğu 1996 yılında katıldığı bir enerji konferansında, “Tanrı’nın, petrol ve gaz rezervlerini demokratik hükümetlere yerleştirmemiş olmasının sorun olduğunu” belirtmişti.[2] Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, enerji sektörünün, siyasetten arındırılamayacak kadar uluslararası ilişkilere dayalı olduğunu açıklamıştı. Yıldız, ayrıca enerjinin zaman zaman demokrasi yerleştirme bahanesi yapılarak savaş kalemi olarak kullanıldığını da belirtmişti.[3] Her iki siyasetçinin de işaret ettikleri yer, Orta Doğu’dur. Orta Doğu, bir enerji devidir; enerji savaşlarının ve istikrarsızlığın merkezidir. 1970’li yıllarda, Orta Doğu ülkeleri, petrol zenginliklerini kontrol etmek amacıyla kamulaştırma yoluna gitmiştir. Irak’ın eski lideri Saddam Hüseyin ve Libya’nın eski lideri Muammer Kaddafi bu konuda öncü rol oynamışlardır. Orta Doğu’da enerji gelirlerinin devlete ait olması, siyasal iktidarların güçlerini arttırmış ve otoriter politikalarının devamını kolaylaştırmıştır. Bunun yanında, siyasal erkin sahipleri kamu harcamalarını artırarak ve vergileri düşürerek[4] halkın bağlılığını kazanmak için çalışmışlardır.

Mısır Devrimi ve Ekonomik Sorunlar

Uluslararası Bütçe Ortaklığı’nın 2010 yılı araştırmasına göre, petrol zenginliği nispeten daha az olan Mısır, Ürdün, Fas gibi ülkelerde, petrol zengini diğer otokratik rejimlere göre, enerji sektöründeki harcamalar konusunda halka daha açık davranılmıştır. Bu bağlamda, Arap Baharı öncesinde, Mısır halkının yolsuzluklarla ilgili daha fazla bilgisi bulunmaktadır.[5] Arap Baharı’nın hemen öncesinde, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün açıkladığı 2010 yılı verilerine göre gıda fiyatları yükselmiştir.[6] Ekonomik durumun bozulması, yoksulluk, işsizlik, yozlaşmanın halk tarafından bilinmesi, enerji ve gıda fiyatlarındaki artış, Mısır’daki ayaklanmaları tetikleyen sebeplerdir. Devrimin kaynağının, demokratikleşme arzusundan çok, ekonomik sorunlar olduğu açıktır.

Mısır’da askeri yönetimin iktidarı devralmasıyla, sermayenin ülkeden kaçışı hızlanmıştır. Batılı firmalar, Kahire Borsası’ndaki hisselerini satmışlar, böylelikle 2011 yılının ikinci çeyreğinde 5.5 milyar dolar, ülke dışına çıkmıştır. Ayrıca, yabancı doğrudan yatırımlar, Ocak devrimi sonrasındaki ilk altı ayda 1.8 milyar dolardan 200 milyon dolara düşmüştür. Libya’daki ayaklanmalar neticesinde 200 bin Mısırlı Libya’dan kaçmış ve döviz gelirleri de ciddi miktarda azalmıştır. Sina boru hattı, birçok kez saldırıya uğramıştır. Turizm gelirleri düşmüştür. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), bütçe açığını kapatmak için borçları silme ve yeni krediler açma sözü vermiştir. Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri ise bağış yapma kararı aldıklarını duyurmuşlardır. Suudi Arabistan,  göç etmiş Mısırlı işçilerin ülkede kalma sürelerini 6 yılla sınırlandırmıştır. Avrupa Birliği ve diğer ülkelerden gelecek bağışlar, yardım programları olarak yıllara bölünmüştür. Suudi Arabistan ise Eylül 2011’de 500 milyon dolarlık yardımı Mısır Merkez Bankası’na göndermiştir.[7]  

Mısır’daki Enerji Sorununu Okumak

Mısır’da Hüsnü Mübarek’i yerinden eden en önemli sebeplerden biri ‘yakıt eksikliği’ idi. Ancak üzerinde durulması gereken konu, bu sorunun devrim sonrası da devam ediyor olmasıdır. Şu anda, Mısır’ın başlıca sorunları petrol yetersizliği ve nakit sıkıntısıdır. Mısır Hükümeti, petrol sıkıntısını üretim yetersizliğine, kara borsanın varlığına ve sübvansiyonların yetersizliğine dayandırmaktadır.[8]

Mısır’da bir enerji sorunun varolduğu, Mısır ile ilgili pek çok haber ve araştırmada görülmektedir. Mısır’ın ispatlanmış doğalgaz rezervleri, 2012 yılı Ocak ayı tahminlerine göre 2.1 trilyon metreküptür. Avrupa Birliği’nin ispatlanmış toplam doğal gaz rezervi ise 2 trilyon metreküptür. Mısır, bu rezerv miktarıyla, diğer ülkelerin ispatlanmış rezervleriyle karşılaştırıldığında, dünya sıralamasında 17. sırada yer almaktadır.[9]

Mısır, enerji zengini bir ülke olarak nitelendirilmese de, aslında Afrika kıtasında Nijerya ve Cezayir’den sonra gelen en büyük doğal gaz rezervine sahiptir. Diğer Orta Doğu ülkelerinin ispatlanmış doğal gaz rezervleri ile karşılaştırıldığında Mısır’ın durumu küçümsenmektedir. Bu bağlamda, İran’ın 33 trilyon metreküp, Katar’ın 25 trilyon metreküp, Suudi Arabistan’ın 8 trilyon metreküp, Birleşik Arap Emirlikleri’nin 6 trilyon metreküp ve Irak’ın 3.1 trilyon metreküp doğal gaz rezervi bulunmaktadır.[10]

Mısır, 2010 yılı verilerine göre 61.3 milyar metreküp doğal gaz üretmiştir ve dünya üretiminde 16. sırayı almıştır. Aynı dönemde 46.16. milyar metreküp doğal gazı ise tüketmiştir. 15.1 milyar metreküplük ihracatta bulunmuştur. 2010 yılı verilerine göre Mısır, doğal gaz ithal etmemiştir.[11] Bu bağlamda, devrim öncesinde Mısır, doğal gaz ihracatı yapan ülkeler sıralamasında 19. sırada bulunan bir ülkedir. Ürettiği doğal gazın büyük kısmı, ülke içinde tüketilmektedir.

Mısır, ispatlanmış petrol rezervleri açısından, dünya sıralamasında doğal gaz rezervleri kadar üst sıralarda ve şanslı gözükmemektedir. 2013 verilerine göre, Mısır’ın ispatlanmış petrol rezervi 4.45 trilyon varildir; bu miktarla da dünyada 28. sıradadır. 2011 yılında 711 milyar varil ham petrol üretmiştir.[12]

Mısır’ın enerji kaynakları göz önüne alındığında, kaynak yetersizliği olan bir ülke olduğu yorumunun yanlışlığı ortaya çıkmaktadır. Mısır, enerji kaynakları bakımından, diğer Orta Doğu ülkeleriyle karşılaştırıldığında daha az doğal gaz ve petrole sahiptir, ancak dünya ölçeğinde enerji zengini bir ülke olarak tanımlanabilir. Mısır’ın nüfusu 85 milyon civarındadır ve bu sayı iç tüketiminin nispeten daha fazla olmasına neden olmaktadır.

Mısır’ın Enerji Stratejisinin Ana Parametreleri

Mısır’ın enerji stratejisi, ülke içindeki petrol tüketimini azaltmayı ve doğal gaz tüketimini arttırmayı hedeflemektedir. 2009 yılında, yani devrim öncesi, Mısır’ın enerji ihtiyacının yüzde 47’si petrolden, yüzde 48’i doğal gazdan karşılandı. Hükümet, petrolün ülke içinde tüketimini azaltmak için sübvansiyonları kısıtlama ve doğal gaz kullanımını destekleme kararı aldı. Bu karar, 2008 yılında Dünya Bankası’nın ‘Doğal Gaz Bağıntı Projesi’ne kredi sağlanmasıyla  desteklendi. Bu projeyle petrol yerine doğal gazın yaygınlaşması sağlanmaya çalışıldı. Ancak, hükümetin petrol ve petrol ürünleri üzerindeki sübvansiyonları azaltma kararının siyasi etkilerinin olacağı bilinmekteydi. Doğal olarak, bu kararın uygulanması kolay olmadı ve 2011-2012 yılları arasında sübvansiyonlar için 96 milyon Mısır poundu harcandı.[13]

Mısır’da 1990’lı yıllardan bu yana, ülke içindeki enerji tüketimi artış gösterdi. Bunu engellemek için ulaşımda sıkıştırılmış doğal gaz kullanımının yaygınlaşması sağlanmaya çalışıldı. Termik santrallerde petrol yerine doğal gazın kullanılmaya başlanmasıyla, petrol ürünlerinin kullanımı belli bir ölçüde azaltıldı. Ancak, 1990’lı yıllarla karşılaştırıldığında Mısır’da doğal gaz tüketimi iki kat arttı. Aynı dönemde, toplam petrol tüketimi yaklaşık yüzde 30 oranında artış gösterdi. Elektrik tüketimi on sene öncesine göre yüzde 7'lik bir artış gösterdi.  Enerji tüketimindeki bu artışın nedenleri sanayileşme, ekonomik büyüme, doğal gaz ve petrol arama çalışmaları, nüfus artışı, ticari ve özel araç sayısındaki artış idi. Mısır’da elektrik enerjisi üretiminin yaklaşık yüzde 90’ı fosil yakıtlardan, geri kalanı ise hidroelektrik santrallerden elde edilmektedir.[14]

Mısır’ın Enerji Sektöründeki Sorunu Nedir?

Mısır’ın enerji sorunu, son yıllarda düşen yerel üretimin, artan enerji ihtiyacını karşılayamamasına dayanmaktadır. Mısır’ın enerji sorununun başlangıcı 2008 yılı olarak verilebilir. Mısır’ın enerji tüketim miktarı 2008 yılından itibaren enerji üretim miktarını geçmiştir. Böylelikle ülkenin tüketim miktarını karşılamak amacıyla, bu tarihten itibaren ham petrol ve işlenmiş petrol ürünleri ithal edilmeye başlanmıştır.[15]   

Enerji şirketlerinin devletlerin elinde olması gerçeği son derece önemli bir eğilimi öne çıkarmaktadır. Dünya üzerinde enerji pazarında devletlerin egemen olduğu açıktır. Bu eğilim, “kaynak milliyetçiliği” olarak adlandırılmaktadır. Hükümetler, fosil yakıtların mülkiyetini ve kontrolünü ellerinde tutma eğilimindedir.[16] Mısır’da enerji sektörü, dünyadaki genel trendin aksine, nispeten liberaldir. Mısır Genel Petrol Şirketi bir devlet kurumudur. Bu kurum altyapı, lisans işlemleri, üretim ve ürünün işlenmesi ile ilgili tüm faaliyetlerden sorumludur. Bu şirket, ülkenin petrol üretiminin yüzde 20’sini gerçekleştirmektedir. Şirketin, ortak girişimlerde de payı bulunmaktadır. Uluslararası firmaların ülkenin enerji sektöründeki yeri önemlidir.

Apache,  BP, Eni, Dana Gas, BG Group, Shell, Hess, Petronas ve Lukoil Mısır’da iş yapan enerji firmalarıdır. BP’nin üretim değerleri 1999 yılında 130 bin milyar varilden 45 bin milyar varile düşmüştür. Bunun nedeni daha önceden açılan sahaların üretiminin düşmesidir. APEX 2011 verilerine göre Mısır, ham petrol ihracatının yüzde 51’ini Hindistan’a, yüzde 22’sini İtalya’ya, yüzde 6’sını Çin’e, yüzde 4’ünü de İsrail’e yapmaktadır.[17]

Mısır Hükümeti, aldığı kararla ispatlanmış doğal gaz rezervlerinin üçte birini iç tüketime, üçte birini ihracata ve son payı da gelecek nesillere ayırmıştır. Doğal gaz ihracatıyla ilgili gelen tepkiler üzerine 2008 yılında gaz ihracat antlaşması yapılmayacağı duyurulmuştur. Doğal gaz ihracatının yüzde 70’i sıvılaştırılmış doğal gaz olarak gerçekleştirilmektedir. Geriye kalanı da boru hatlarıyla ihraç edilmektedir. Arap Gaz Boru Hattı, Mısır’dan çıkarılan doğal gazı Ürdün, Suriye, Lübnan’a ulaştırmaktadır. Gaz, bu hatta yapılacak ilavelerle Türkiye’ye ve oradan da Avrupa’ya gönderilecektir. FACTS Global Energy (2010) verilerine göre Mısır, sıvılaştırılmış doğal gaz ihracının yüzde 51’ini Avrupa’ya, yüzde 20’sini ABD’ye ve yüzde 10’unu da Kore’ye yapmaktadır.[18]

2008 yılı Mısır doğal gazı açısından önemli bir yıldır. Çünkü, boru hattı İsrail’e kadar uzatılmıştır. Ancak 2011 ve 2012 yıllarında doğal gaz boru hattı pek çok kez saldırıya uğramıştır. Bu saldırılar neticesinde doğal gaz akışı kesintiye uğramıştır. Boru hattında meydana gelen patlamalar bölgenin enerji ihtiyacını tehdit etmiştir. Saldırılar öncesinde İsrail, gaz ihtiyacının yüzde 40’ını ve Ürdün de enerji ihtiyacının yüzde 80’ini Mısır’dan sağlamaktaydı. 2010’dan 2011 yılına kadar geçen dönemde Ürdün’e gönderilen gaz miktarı yüzde 60 oranında düşmüştü.[19]

2012’de Mısır Hükümeti, İsrail’in ödeme yapmadığını gerekçe göstererek doğal gaz arzını kesmiştir. Mısır’ın İsrail’e doğal gaz arzını kesmiş olması, Mısır-İsrail ilişkileri açısından gergin bir döneme girildiğinin habercisi olmuştur. Mısır Doğal Gaz Şirketi, İsrail’in 2005 yılından beri yürürlükte olan antlaşmaya aykırı davrandığını ve sevkiyatın sona erdiğini duyurmuştur. Mısır’da Hüsnü Mübarek’in devrilmesinin ardından boru hattı pek çok kez sabotaja uğramıştır. Bu dönemde İsrail Maliye Bakanı Yuval Steinitz, Mısır’ın tek taraflı olarak ilan ettiği kararın siyasi ve ekonomik açıdan kaygı verici olduğunu vurgulamıştır.[20]

Mısır’ın 2010 ve 2011 petrol ihraç rakamları incelendiğinde yüzde 15 oranında bir artış görülmektedir. İşlenmiş petrol ürünleri ihracı ise düşmektedir. Ham petrol ve petrol ürünleri ihracını sürdürmek isteyen hükümetin, ülke içindeki petrol talebini azaltması ve yeni teknolojilerle eski ve yeni sahalardaki arama ve üretim faaliyetlerini canlandırması gerekmektedir.[21] Mısır, Afrika’nın en büyük rafineri kapasitesine sahiptir. Rafineri kapasitesine sahip olmasının, Mısır enerji siyasetine katkı sağlaması düşünülmektedir.  

Enerji Sorunlarına Çözüm Çabaları

Mısır Devlet Başkanı Muhammed Mursi’nin ülke petrol arzını artırmak için uğraştığı belirtilebilir. Bunun için de Libya, Mısır ve Irak ile görüşmeler yapılmaktadır. Son olarak, Mursi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Moskova’da bir araya gelmişlerdir. Putin, iki devletin ticaretinin 2011-2012 döneminde yüzde 70 oranında arttığını ifade etmiştir. Bu ticarette tarım ürünleri en önemli payı almıştır. Gelecek dönemde, Mısır’da Rus yatırımlarının artması da beklenebilir. Lukoil, petrol ve doğal gaz arama faaliyetini yürütmektedir. Gazprom da projelerini gerçekleştirmek için Mısır’da çalışmalarını sürdürmektedir. Putin gibi Mursi de, ülkelerinin enerji alanında işbirliğini görüştüklerini açıklamıştır. Bu açıklamalardan Rusya ile Mısır’ın doğal gaz, petrol ve nükleer enerji konularında işbirliğine gidecekleri anlaşılmaktadır. Mursi, barışçıl nükleer enerjiden elde edilen elektriğin, deniz suyunun tuzdan arındırılmasında kullanılabileceğini belirtmektedir.[22] Aynı zamanda Mısır’ın, sanayi gelişimi için Rusya’nın teknolojisine ihtiyaç duyduğuna dikkat çekmektedir.[23] Bu ziyaret esnasında Mısır, Rusya’dan 2 milyar dolar da kredi istemiştir. Rus Parlamentosu Dış İlişkiler Konseyi Başkanı Aleksey Pushkov, ABD’nin her yıl Mısır’a 2 milyon dolar verdiğini, ancak Mısır’ın kendilerinden yardım istediğini belirmiştir. Mısır’ın bu talebi, dünya politikasında Rusya’nın öneminin anlaşılmasına işaret eder şekilde yorumlanmıştır.[24]

Diğer taraftan, Mısır’ın henüz doğal gaz üretimine geçilmeyen sahaları bulunmaktadır. Bu sahalar, özellikle Akdeniz kıyısında ve ülkenin batısındaki çöllerdedir. Mısır’ın enerji sıkıntısı aslında on yıl önce vermiş olduğu yanlış karara dayandırılmaktadır. Mısır, bu dönemde ülke içinde üretilecek elektriği petrolden üretme kararı almıştı. Aynı dönemde, ürettiği doğal gazı da ihraç etmişti. İşlenmesi ve sevkiyatı zor ve pahalı olan sıvılaştırılmış doğal gazı, ABD ve Avrupa Birliği’ne ihraç edilmişti. Mısır’ın doğal gaz ihraç antlaşmaları uzun vadeli olarak yapılmış, katı kurallara bağlanmış ve antlaşma şartlarının değiştirilmesi zorlaştırılmıştır. 2012 yılına kadar İsrail’e gönderilen doğal gazın fiyatı pazar fiyatının altında seyretmişti. Halktan gelen tepkiler üzerine de bu antlaşma iptal edilmişti.[25]

Mısır Enerji Darboğazından Çıkmak İçin Neler Planlıyor?

Mısır’ın planlarından biri nükleer enerji üretmektir. Bu amaç doğrultusunda Mısır, Rusya ile görüşmektedir. Mısır, “bir nükleer enerji ülkesi” olma isteğini uluslararası kamuoyuna duyurmuştur. Rusya ile Mısır, Deba Santrali konusunda antlaşmaya varmıştır. Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak’a göre, bu konuda Mısır’ın Rusya’dan iki talebi bulunmaktadır. Bunlar, santralin gelişiminin sağlanması ve santral için gerekli uranyumun temin edilmesidir. Bu noktada, Mısır’ın nükleer enerji ülkesi olma arzuyla ilgili iki konuya değinilmelidir. İlki, Mısır’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nın 2015 yılı gözden geçirme toplantılarından çekildiğini açıklamasıdır. Diğeri ise Mısır’ın Güneydoğu Sahra’da bulunan uranyum sahalarıdır. Mısır’ın bu hammaddenin çıkarılmasını sağlamak amacıyla da Rusya ile işbirliğine gidebileceği belirtilmektedir. Bu bağlamda, Mısır’ın nükleer enerji üretmek için gerekli olan uranyuma sahip olması, enerji sorunlarını çözmesi açısından bir artı değerdir.[26]

Mısır’ın enerji sorunun diğer bir çözümü, enerji tüketimi artan diğer ülkelerdeki gibi, yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirmek ve elektrik üretiminde kullanmaktır. Yenilenebilir enerjinin Mısır’ın birincil enerji tüketimimdeki yeri yüzde 12’dir. Bu oranın, 2020 yılında yüzde 20’ye çıkarılması hedeflenmektedir. Kızıldeniz kıyıları ve Süveyş Körfezi, rüzgar enerjisi elde etme potansiyeli yüksek bölgelerdir. Mısır’ın yenilenebilir enerji stratejisinde verimlilik ve masraf açısından en uygun yol, rüzgar enerjisinden elektrik üretimidir. Güneş enerjisinin geliştirilmesi ise başlıca hedef olarak konulmamaktadır. Çünkü güneş enerjisinin üretimi masraflı bulunmaktadır.[27]

Sonuç

Bir ülkenin enerji politikası, o ülkenin ekonomisini, dış politikasını ve güvenlik politikalarını belirlemektedir. Mısır, enerji yönünden zengin ülkelerden biri olarak nitelendirilebilir; ispatlanmış doğal gaz rezervleri açısından 19. ve ispatlanmış petrol rezervleri açısından 28. sıradadır. Mısır’da enerji tüketimi artmıştır ve yetersiz üretim, tüketim miktarlarını karşılayamamaktadır. Uluslararası Para Fonu (IMF), Mısır’ın 4.8 milyar dolarlık kredi isteğini geri çevirmiştir. Mısır, petrole dayalı elektrik üretimi kararını değiştirmiş ve ülke içinde doğal gaz kullanımını teşvik etmiştir.

Devrimle beraber, ülkede bütçe ve ticaret açığı görülmüştür. Mısır’ın döviz rezervlerinde de erime izlenmektedir. Ülkenin kredi notunun düşük olması, borçlanmasını zorlaştırmaktadır. IMF, Mısır’ın talebini karşılamak için gıda ve yakıta uygulanan sübvansiyonların kaldırılmasını istemektedir. Bu kararı almak, Mısır gibi siyasi gerginlikler yaşayan bir ülke için kolay değildir.

Mısır devlet petrol şirketi, petrol üretiminin yüzde 20’sini gerçekleştirmektedir; yabancı firmalarla ortaklıklarında payına düşen ödemeleri yapamamaktadır. Yabancı firmalar kayıplarını gidermek için ham petrol ihracına ağırlık vermektedir. Mısır, kullandığı motorinin yüzde 50’sini ithal etmeye başlamıştır.[28] Adeta doğal gaz ihraç eden bir ülkeden, doğal gaz ithal eden bir ülkeye dönüşmektedir. Ayrıca, üstün rafineri kapasitesine rağmen, işlenmemiş petrol ürünleri ihraç etmektedir. Bunun, uzun vadede ekonomiye zararı dokunacaktır. Mısır’ın enerji sorunun çözümü için yeni doğal gaz ve petrol sahalarının açılması, nükleer enerji ve yenilenebilir enerji üretiminin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Mısır, bu projeleri hayata geçirebilmek için dış yatırımları canlandırmaya ve dış kredi desteği almaya çalışmaktadır. Sonuç olarak, Mısır’ın enerji politikalarının, ayaklanmaların en önemli nedenlerinden biri olduğu öne sürülebilir. Bundan sonra da Mısır’ın geleceğini belirleyecek en önemli unsur olmaya devam edecektir.  

 

 


[1]Shaffer, Brenda, Energy Politics, Philadelphia: University of Pennsylvania Press, 2009, s.5.

[2]Ross, Michael, “Will Oil Drown the Arab Spring?”, Foreign Affairs, September/October 2011, s.17.

[3]“Bakan’dan İtiraf: Arap Baharı Değil Enerji Savaşları”, Yeniçağ, 30.11.2011, http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yg/habergoster.php?haber=59838.

[4]Ross, Michael, a.g.e., s.18.

[5]A.g.e., s.19.

[6]Joffe, George, “The Arab Spring in North Africa: Origins and Prospects”, The Journal of North African Studies, Vol.16, No.4, Aralık 2011, s.509.

[7]Springborg, Robert, “The Political Economy of the Arab Spring”, Mediterranean Politics, Vol.16, No.3, Kasım 2011, s.429.

[8]“Mısır’da Siyasal Devrimden Sonra Sıra Ekonomik Devrimde”, Dünya, 12 Nisan 2013, http://www.dunya.com/misirda-siyasal-devrimden-sonra-sira-ekonomik-devrimde-188739h-p2.htm.

[11]A.g.e.

[12]A.g.e.

[13]EIA, “Egypt”, 18 Temmuz 2012,  http://www.eia.gov/countries/cab.cfm?fips=EG.

[14]A.g.e.

[15]A.g.e.

[16]Shaffer, Brenda, a.g.e., s.8.

[17]EIA, a.g.e.

[18]A.g.e.

[19]A.g.e.

[20]Enerji Enstitüsü, “İsrail’e, Mısır’dan Doğal gaz Darbesi”, 23 Nisan 2012, http://enerjienstitusu.com/2012/04/23/israile-dogal-gaz-darbesi/.

[21]EIA, a.g.e.

[22]Official Site of President of Russia, “Press Statements following Russian-Egyptian Talks”, 19 Nisan 2013, http://eng.kremlin.ru/news/5302.

[23]Official Site of President of Russia, “Russian-Egyptian Talks”, 19 Nisan 2013, http://eng.kremlin.ru/transcripts/5305.

[24]“Egypt requests 2 billion $ Russian loan as Mursi Meets Putin”, Bloomberg, 19 Nisan 2013, http://www.bloomberg.com/news/2013-04-19/egypt-seeks-2-billion-russia-loan-as-mursi-meets-friend-putin.html.

[25]Economy Watch, “Why integrated policies are vital for Egypt’s Energy Future”, 6 Aralık 2012, http://oilprice.com/Energy/Energy-General/Why-Integrated-Policies-are-Vital-for-Egypts-Energy-Future.html.

[26]“Mısır’ın Nükleer Güç Olma Arayışı”, 8 Mayıs 2013, http://odak.setav.org/page/misirin-nukleer-guc-olma-arayisi/5704.

[27]OECD, “ Incentive Schemes for Renewable Energies in Egypt”, Renewable Energies in the Middle East and North Africa: Policies to Support Public Investment. OECD Publishing, 2013, ss.105-110,  http://www.keepeek.com/Digital-Asset-Management/oecd/finance-and-investment/renewable-energies-in-the-middle-east-and-north-africa/incentive-schemes-for-renewable-energies-in-egypt_9789264183704-11-en.

[28]Sullivan, Paul, “Ekmek, motorin ve benzin”, Türkiye, 12 Nisan 2013, http://www.turkiyegazetesi.com.tr/makaledetay.aspx?ID=570226.

Bu yazı 3891 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı