Hoşgeldiniz; Bugün 15 Ekim 2018 Pazartesi
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi|14 Haziran 2018 Perşembe

PKK Terörünün Kuluçka Makinası: Kandil

Erol Başaran Bural tarafından yazıldı.

 

Kandil ve PKK kampları nerede?

Kandil Dağları, Irak-İran sınırında yer alan ve yaklaşık 1.500 km uzunluğundaki Zagros sıradağlarının bir bölümünü oluşturan dağların ismi. Akarsular tarafından derin bir şekilde yarılan Kandil’i, hem Irak hem deİran bölümündeki faylar sınırlamış. Kandil’in en yüksek noktası 3.587 metre yükseltiye sahip.

İran-Irak sınırında bulunan dağın büyük kısmı Irak tarafında. İran-Irak sınır çizgisi aynı zamanda kandil dağının zirvesinden geçerek dağı da ikiye bölüyor. Kandil Dağı üzerindeki en önemli yerleşim birimleri, dağın doğu yakasında İran’a bağlı olan Piranşehir ve batı yamacında bulunan Süleymaniye.  Dağın, vadi ve çevresinde bulunan tepelerin hemen hemen hepsi mağara, oyuk, sığınaklarla dolu.[i]

Kandil denilince lojistik depolar inşa edilen, ikmal ve barınma kolaylığı sağlayan dağlar ve çok sayıda vadiden oluşan bir coğrafyadan söz ediliyor. Aynı zamanda, eğitimlerin yapıldığı, hasta ve yaralıların tedavi edildiği, barınma alanlarının inşa edildiği bir bölgeden. Kandil’e örgütün taşınması 1992 Eylül’ünde gerçekleşti. TSK kuşatmasında PKK’yı imha olmaktan kurtaran Talabani, onları bugünkü Kandil’in olduğu bölgeye taşıdı.[ii]

Kandil Dağı’nın Türkiye’ye olan en yakın kuş uçumu uzaklığı 89,5 km. Türkiye’nin Kandil’e en yakın ili Hakkâri’nin uzaklığı ise 120 km.[iii] Kandil PKK terör örgütünün yerleştiği genişçe bir bölge. Kandil denilince yaklaşık 2 bin 500–3 bin kilometrelik karelik bir alandan bahsediyoruz. Cudi Dağı’nın yaklaşık 10 katı büyüklüğünde bir alan.[iv]  Bu alan içerisinde PKK terör örgütünün irili ufaklı 50’ye yakın barınma alanı mevcut. Kandil Dağı ve çevresindeki terörist sayısının 600-800 civarında olduğu öngörülüyor. PKK terör örgütünün Kandil bölgesindeki barınma alanlarından bazıları şu şekilde sıralanabilir.

  1. Zeli: Süleymaniye’nin Kaledize ilçesi yakınlarında kurulmuş. Barınma alanında bir dere içerisinde büyük bir hastane ve büyük bir elektrik üretim tesisinin bulunduğu, üst düzey örgüt mensuplarının da barınmasına imkân sağlayacak barınakların bu bölgede olduğu ifade ediliyor. Bu bölgede aynı zamanda terör örgütü mensuplarına siyasi eğitim verildiği de biliniyor.
  2. Dole-Koge: İran sınır hattında bulunan barınma alanında hastane, okul, elektrik santrali bulunuyor. Bu barınma alanının en büyük özelliği terör örgütünün ideolojik karargâhı olarak gösteriliyor olması. Kış dönemlerinde çığ riski bulunduğundan bu bölgenin genellikle kış aylarında boşaltıldığı biliniyor.
  3. Şehit Ayhan: Süleymaniye’nin Ranya ilçesine yakın bir bölgede bulunan terör örgütü barınma alanında özellikle intihar eylemleri düzenleyecek terör örgütü mensuplarının ve sözde özel birliklerin eğitildiği belirtiliyor.
  4. Şehit Harun: Şehit Ayhan barınma alanına yaklaşık 10 km mesafede İran tarafında bulunuyor. PKK’nın birçok elebaşı, faaliyetlerini İran topraklarındaki Şehit Harun, Kuran ve Piran barınma alanlarından yürütüyor. Şehit Harun’un hemen altında, bir saatlik yürüyüş mesafesinde, Zeli barınma alanının bulunduğu Kaledize’ye bağlı köyler yer alıyor. Dukan baraj gölüne en yakın mesafede bulunan barınma alanı aynı zamanda. Bu bölgenin cezalandırılan terör örgütü elemanlarının muhafazası için kullanıldığı, yani bir nevi cezaevi bölgesi olduğu da biliniyor.
  5. Kala Turka: Dole-Koge barınma alanına yaklaşık iki saatlik yürüyüş mesafesinde. Terör örgütüne yeni katılan örgüt mensuplarına askeri ve siyasi eğitimlerin verildiği biliniyor. Bu barınma alanından PKK terör örgütünün propaganda faaliyetlerinin yürütüldüğüne yönelik bilgiler de var.
  6. Kani Cengi: Süleymaniye’ye 10 km mesafede bulunuyor. Dole-Koge barınma alanının batısında bulunan alandan Hacı Ümran bölgesine giden bir yol da mevcut. Kandil bölgesinde terör örgütü mensuplarının sayısının genellikle en fazla olduğu barınma alanı burası. İdeolojik ve siyasi eğitimin verildiği barınma alanında ameliyat yapılabilecek bir hastane bulunduğu, bu bölgenin ayrıca terör örgütünün lojistik faaliyetleri açısından önemli bir konumda bulunduğu belirtiliyor.
  7. Bele Kati: Halgurd Dağı ile Süleymaniye arasında kalan bölgede yerleşik barınma alanı. Kaçakçıların geçiş güzergâhında bulunması nedeniyle sözde vergilendirmelerin yapıldığı haraç toplama bölgesi.[v]

Belli başlıları sıralanan barınma alanlarının haricinde Kandil bölgesinde; Kurtak, Şehit Rüstem, Levce, Surede, Zergele, Belekati ve Asos barınma alanlarının da bulunduğu belirtiliyor.[vi] Asos barınma alanına daha sonra yeniden değineceğim.

Kandil’in PKK için önemi

Terör örgütleri eylemlerini planlamak, eylem düzenlemek, lojistik ve eğitim faaliyetlerini rahatça sürdürmek, gerektiğinde gizlenmek maksadıyla bir güvenli bölgeye (safe heaven) ihtiyaç duyarlar.Güvenli bölgeyi eylem düzenledikleri ülkenin dışında başka bir ülkede oluşturabilen terör örgütleri diğer terör örgütlerine nazaran daha uzun süre ayakta kalabilirler. Örneğin El Kaide Afganistan’da bulunan terör örgütü mensupları için Pakistan’ı güvenli bölge olarak seçmiş. Aynı maksatla PKK terör örgütü de Türkiye, Irak ve İran’ın sınırlarının kesiştiği, ulaşılması ve saklanması kolay bir bölge olan Kandil bölgesini güvenli bölge olarak kullanmakta.

Kandil bölgesinin coğrafi koşullarından da anlaşılacağı üzere bir güvenli bölgede bulunması gereken nitelikleri fazlasıyla karşılayan Kandil’e KYB himayesinde yerleşmeyi başarıyor PKK terör örgütü. Körfez Harbi ile birlikte bölgede yaşanmaya başlayan istikrarsızlıktan ve ABD öncülüğündeki koalisyonun 36’ncı paralelin kuzeyini uçuşa yasak bölge ilan ederek kurduğu Çekiç Güç’ten faydalanarak bölgedeki varlığını artırdı PKK.   Kuruluşunun ilk yıllarında Lübnan ve Suriye’yi güvenli bölge olarak seçen PKK terör örgütü, Irak’ta yaşanan olayları fırsata çevirerek bu bölgeye yerleşmiş, burada eğittiği terör örgütü mensuplarını Türkiye içerisine eylem yapmaya göndermiş, terör örgütünün yönetimini bu bölgeden gerçekleştirmiş, silah mühimmat ve diğer lojistik ihtiyaçlarını bu bölgeden karşılamış, aynı zamanda Kandil bölgesindeki otorite boşluğundan istifade ile bölge civarındaki yerleşim yerlerinde yönetime talip olmuş, bölgedeki silahlı ve siyasi etkinliğini her gün daha da artırmaya gayret etmiştir. Bu özelliği ile Kandil bölgesi uzun yıllar boyunca adeta PKK terör örgütünün kuluçka makinası görevini üstlenmiştir.

Kandile yönelik harekât hangi aşamada?

Mart ayından itibaren Şemdinli’nin hemen güneyinde, Irak’ın kuzeyinde yer alan, PKK’nın başka bir barınma alanı olan Hakurk’a yönelik operasyonların düzenlendiği biliniyor. “Kararlılık” adı verilen bu operasyon, Hakurk ve Kanireş (Kani Rash) bölgelerine kadar uzanarak, güney doğusunda bulunan Kandil bölgesine doğru dikey bir hat şeklinde ilerliyor. Kararlılık operasyonuyla sınır ötesinden önleyici tedbirler kapsamında öncelikle hudut güvenliğinin sağlanması, PKK terör örgütünün söz konusu bölgelerdeki barınma alanlarının imha edilmesi, teröristlerin Irak kuzeyinden ülkemize girişinin engellenmesi, Türkiye içindeki terör örgütü mensupları ile Irak kuzeyindekilerin irtibatının kesilmesi, bölgenin terör örgütü mensuplarından tamamen temizlenmesi amaçlanıyor.

Kararlılık operasyonuna Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı uçaklar da katılıyor. Belirlenen hedefler savaş uçaklarıyla bombalanırken keşif ve gözetleme görevlerinde İnsansız Hava Araçları kullanılıyor. Operasyon sırasında zaman zaman Silahlı İnsansız Hava Araçları kullanılarak teröristlere ait hedefler vuruluyor. Şu ana kadar TSK’nın bölgede 11 üs kurduğu, kurulan üs bölgelerinde barınma ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik tedbirlerin alındığı, aynı zamanda bu üs bölgelerine Türkiye’den ulaşımın sağlanması için yol yapım çalışmalarının devam ettiği belirtiliyor.

Şemdinli-Derecik bölgesinden 20 km kadar Irak içlerine doğru ilerleyen hatta zaman zaman çatışmalar yaşanırken, zaman zaman da PKK terör örgütü tarafından birliklerimize saldırılar düzenleniyor. Başlangıcından bugüne kadar yaklaşık 160 teröristin etkisiz hale getirildiği bilinen Kararlılık Harekâtının, Türkiye-Irak-İran sınır hattında bulunan ve PKK’nın terör eylemleri maksadıyla yıllardır kullandığı Hakurk alanının tamamen ele geçirilmesine yönelik başlatılmış olmasına rağmen, zaman içerisinde Kandil Harekâtına evrilebileceği gözüküyor. Açık kaynaklarda yer alan haritalardaki gelişmeler, Hakurk bölgesinde derinlik kazanan sınır ötesi harekâtın güneyde Kevet dağı bölgesine yakın bir bölgeye ulaştığını, Hakurk bölgesine icra edilen hava harekâtları izlerinin ise müteakip hedefin; Kandil’den önce yine Hakurk bölgesinde bulunan ve birliklerimizin çizdiği hattın doğusunda yer alan PKK’nın Armuş (Armush) barınma alanı olması gerektiğini anlatıyor. Aksi takdirde harekâtın ilerleme mihverinin önemli bir kısmının geri bölge emniyetinden yoksun kalacağı anlaşılıyor. 

Kandil'e harekât olmalı mı? Nasıl olmalı?

PKK terör örgütünün yıllardır barınma ve gizlenme maksadıyla güvenli bölge olarak kullandığı Kandil’e yönelik bir harekât mutlaka yapılmalıdır. 40 yıldan fazla bir süredir ülke gündemini işgal eden, binlerce insanımızın şehit olmasına neden olan PKK terörünün sonlandırılması kapsamında Kandil askeri bir hedef olmanın yanı sıra büyük bir psikolojik hedeftir aynı zamanda.  Örgüt elebaşlarının büyük oranda bu bölgede yaşadığı, örgütün 300’den fazla köyün bulunduğu bölgede yaklaşık 70 köyde hem yaşadığı hem de bu köyleri yönetmeye çalıştığı, Kandil’den hareket eden terör örgütü mensuplarının İran üzerinden Ağrı ve Van illerimizden ülkemize giriş yaparak terör eylemleri düzenledikleri düşünüldüğünde Kandil’e yönelik bir operasyonun yapılması gerekliliği karşımıza çıkıyor. 

Kandil’e yönelik bir operasyon düzenlenmesi ve Kandil bölgesinin kontrol altına alınmasının PKK terör örgütünü hem psikolojik açıdan hem de güvenli bölgeyi kaybederek başka bölgelere kaymaya zorlaması açısından büyük faydalar sağlayacağı kesin olmakla birlikte Kandil harekâtının şimdiye dek yapılan sınır ötesi harekâtlardan farklı özellikler taşıyacağı, bu nedenle özellikle zaman baskısı yaratılmadan ve tüm bileşenler hesaplanarak icrasında büyük fayda görülüyor.

Arazinin yapısı nedeniyle zırhlı birlik takviyesinin nasıl yapılacağından, bölgedeki birliklerin lojistik desteğinin nasıl sağlanacağına kadar her türlü detaylı planlamanın yapıldığı kesindir. Kandil bölgesinin ele geçirilmesi birkaç aşamalı bir planla, bir zaman zarfı içerisinde temkinli bir şekilde başarılır, buna da şüphe yoktur. Ancak burada sorunun Kandil’in ele geçirilmesinden öte Kandil bölgesinin elde tutulmasına ve temizlenen alanın Irak Kuzeyi Bölgesel Yönetimine (IKBY) / Irak Merkezi Hükümetine devrine ilişkin olabileceği de akla geliyor. Bu açıdan bakıldığında halen Hakurk bölgesindeki Kararlılık harekâtı devam ederken, diğer yandan IKBY ile görüşülmesi, 90’lı yıllarda olduğu üzere bölgede TSK ile ortak operasyon teklifi götürülmesi, ortak operasyon neticesinde temizlenen bölgelerin IKBY’ye bırakılması şimdiden değerlendirilmeli. Aksi takdirde Kandil bölgesine büyük bir güç ayırmak zorunda kalacak olan TSK’nın uzun bir süre bu bölgede kalması gerekecek ki bu da büyük bir görev yükü anlamına gelecek. Aynı husus İran tarafı içinde geçerli. Bu nedenle ortaya çıkan birinci sonuç; yıllardır kendi bölgesindeki toprakların bir kısmını kontrol edemeyen Irak Kuzeyi Bölgesel Yönetimi / Irak Merkezi Hükümeti ve İran’ın bu bölgelere yeniden yerleşmeleri konusunda ikna edilmesi gerekliliğidir. Halen seçim sonuçlarının netleşmediği, hükümetin kurulmasının epeyce zaman alacağı Irak’la böylesi bir müşterek harekâtın yapılması zor görülse de Türkiye için en rasyonel yolun bu olacağı, IKBY’nin başarısız referandum girişimi çıkmazından bu yönde bir iş birliği ile sıyrılmayı isteyebileceği de düşünülmektedir.  

IKBY Hükümet Sözcüsü Sefin Dizayi’nin, terör örgütü PKK’nın Irak’ın kuzeyindeki işgali nedeniyle bölgenin zarar gördüğünü belirterek, “PKK’nın varlığı nedeniyle 300’den fazla köye hizmet götürülemiyor”[vii] şeklindeki beyanının IKBY’nin Kandil bölgesindeki PKK varlığından duyduğu rahatsızlığı dile getirmesi açısından önemli olduğu düşünüldüğünde, yoğun bir diplomasi ile IKBY’nin müşterek bir operasyona ikna edilebileceği, edilemediği takdirde TSK’dan bölgeyi devralarak güvenliği sağlaması, PKK terör örgütünün Kandil’e bir daha girmesine izin vermemesi hususunda ikna edilebilmesi imkânsız değildir.

İkinci olarak da, harekâtın baskın etkisi yaratması, bu etki yaratıldığı takdirde bölgedeki terör örgütü mensuplarının dirençlerinin çok kısa sürede kırılacağı, PKK terör örgütünün üst düzey sözde yöneticilerinden bir kısmının ele geçirilmesinin mümkün olabileceği düşünülmektedir. Baskın ve sürpriz etkisi Türkiye hududundan bu kadar uzakta bir operasyon alanı için oldukça zor gibi görünse de mümkündür. Kandil bölgesinin güneyinden vadi tabanına giriş için hava indirme harekâtı, ya da az önce belirtildiği şekilde İran ile bir anlaşmaya varılarak İran toprakları üzerinden bölgeye giriş gibi seçeneklerle baskın etkisinin yaratılması mümkündür. Ancak oldukça zor gibi görünen bu hususların yerine getirilebilmesi için birinci temel şartın yine söz konusu ülkeler ile mutabakat ve iş birliğinden geçtiğini hatırlatmakta fayda var.

Üçüncü husus da bu bölgenin ele geçirilmesi için gerekli askeri birlik miktarı. Arazi yapısından anlaşıldığı kadarıyla bölgeye on binlerce asker dahi görevlendirilse, bir o kadar daha askere ihtiyaç duyulabilir gibi gözüküyor.  Bu nedenle Türk milletinin gözdesi Özel Kuvvetler ve Özel Harekât birliklerinden oluşturulacak az sayıda ancak hareket ve mukavemet yetenekleri yüksek birliklerden istifade, İHA ve SİHA’lar ile hava kuvvetlerinin kesintisiz desteği ile özel operasyon düzenlenmesi de düşünülebilir.

Kandil’e harekâtın muhtemel etkileri ve sonuçları neler olabilir?

Kandil’e yönelik düzenlenecek olası bir harekât yıllardır zihinlerde yer eden Kandil algısının yıkılması açısından bir ilk olacaktır. Aslında yoğunlukla saklanma, terör örgütüne eleman yetiştirme, lojistik destek maksadıyla kullanılan bir bölge olmasına rağmen Kandil’e yüklenen psikolojik bir anlam da mevcut. PKK terör örgütü denilince Kandil, Kandil denildiğinde terörün zihinlerde çağrıştırılması bu nedenle oluyor. Dolayısıyla Kandil’e bir harekât düzenlenmesi birinci öncelikli olarak Türkiye’ye psikolojik bir üstünlük sağlayabilecektir.

İkinci husus ise terör örgütü PKK’nın komuta kontrol yapısı. Olası bir kara harekâtı neticesinde, PKK terör örgütü sözde yönetim kadrosunun uzun yıllardır kendilerini güvende hissettikleri, medya kuruluşlarını kabul ederek propaganda yaptıkları Kandil bölgesinden ayrılmaları gerekecek. Zaten bir süredir Kandil harekâtı dile getirildiğinden bu sözde yöneticilerin Kandil’in yaklaşık 60 km güneyinde Asos dağı bölgesine kaçmış olmaları da kuvvetle muhtemel. Asos dağı özellikle son iki senedir TSK’nın hava harekâtlarının hedeflerinden birisi olan, yine İran sınır hattına yakın, Kandil kadar olmasa da güvenli bölge şartlarını taşıyan bir bölge olması nedeniyle terör örgütü elebaşlarının kullanabileceği en uygun arazi kesimi gibi gözüküyor.

Çok uzun bir süredir bölgede bulunan PKK terör örgütünün Hakurk istikametinden gelen yolları ve güzergâhlara EYP döşenmesi, bu yolların sürekli gözetlenmesi yönünde talimat verdiği, terör örgütüne müzahir açık kaynaklardan anlaşılıyor. Terör örgütü PKK’nın ana karargâh olarak kullandığı kendisi için “kalbi” sayılabilecek bir coğrafyaya harekât düzenlenmesi neticesinde büyük bir ihtimalle yurt içinde terör eylemlerini artırma gayretine girmesi de mümkündür.

Kandil’e düzenlenecek harekât neticesinde PKK terör örgütünün Irak kuzeyindeki terör örgütü barınma alanları ile fiziki irtibatı büyük oranda kesilebilir. Bu harekâtın ardından Çukurca ilçemiz karşısında Zer Tepe bölgesinden yapılan girmenin genişletilmesi, sınırımıza yakın bölgelerdeki PKK barınma alanlarının bir plan dâhilinde temizlenmesini kolaylaştırabilecektir.

Olası bir harekâtın bir diğer neticesi hâlihazırda oldukça düşük seviyelerde olan örgüte katılımlar üzerinde görülebilir. PKK terör örgütünün psikolojik merkezinin ele geçirilmesinin ardından kazanan tarafta olması güdüsü içerisinde hareket edeceklerin PKK terör örgütünden duygusal olarak daha da uzaklaşabileceği, bu nedenle örgüte katılımların daha da düşebileceği, örgüt mensuplarının da PKK terör örgütünden ayrılabileceği öngörülebilir. Harekâtla birlikte terör örgütü üst düzey sözde yöneticilerinden bir kısmı ele geçirilebilirse örgütün çözülmesinin önünün açılabileceği de akılda tutulmalıdır.

Bununla birlikte PKK terör örgütü psikolojik yenilgiye uğramamak, güvenli bölgeyi kaybetmemek, komuta kontrolü zafiyete uğratmamak maksadıyla bir takım tedbirler alarak TSK unsurlarını Kandil bölgesinden uzak tutmak, bölge içerisinde ilerlemesine engel olmak isteyecektir. Bu açıdan bakıldığında terör örgütünün Kandil bölgesini tamamen boşaltacağı gibi bir düşünceye kapılmak yanılgı olacaktır. Daha önce de belirtmeye çalıştığım gibi örgüt yöneticileri ayrılsa dahi PKK’nın diğer silahlı unsurları hatlara dayalı olmayan derinlikli bir savunma düzeni tesis etmeye gayret edecek, bölgede özellikle yerleşim yerlerine yakın yerlerde çatışmayı tercih edecektir. Ayrıca batılı ülkelerden temin ettiği tanksavar füzeleri ve hava savunma füzelerini de kullanmayı deneyecektir.

Sonuç yerine

PKK terör örgütünün Hakurk alanından temizlenmesine yönelik başlatılan Kararlılık operasyonu, Hakkâri bölgesinin ve ülkemizin güvenliğinin sağlanması açısından büyük önemi haizdir. Bu harekât zaman içerisinde adım adım ilerleyerek Kandil bölgesinin temizlenmesine yönelik bir operasyona evrilebilir. Kandil uzun yıllardır PKK terör örgütünün ana barınma alanı olduğundan bu bölgeye yapılacak bir operasyon örgüte büyük bir darbe vurma potansiyeline sahiptir. Ancak muhtemel bir operasyon bölge ülkeleri ve bölgede söz sahibi ülkeler ile koordineli bir şekilde yürütülmeli, Kandil’in ele geçirilmesinden daha çok Kandil’in ele geçirildikten sonra nasıl güvenliğinin nasıl sağlanacağı şimdiden hesaplanmalıdır. Önemli bir diğer husus da PKK terör örgütüne yönelik mücadelenin en önemli harekâtlarından birisi olacağı değerlendirilen muhtemel Kandil operasyonu için zaman baskısı yaratılmaması, planlamaların ve hazırlıkların adım adım yapılması olmalıdır. Ayrıca örgütün elde tutmaya devam ettiği Sincar-Karaçok hattı ile Fırat Nehri doğusunda kalan alan önceliğimiz olmaya devam etmelidir.     

Terörle mücadele bölgesinde görev yapan tüm Mehmetçiklerimiz başta olmak üzere Türk halkının Ramazan Bayramı kutlu olsun…

 

 

 


[i]https://www.dag.gen.tr/kandil-dagi.html

[ii]Nihat Ali Özcan, Yeni başlayanlar için ‘Kandil’, http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/nihat-ali-ozcan/yeni-baslayanlar-icin-kandil--2684700/

[iii]https://www.diplomatikstrateji.com/pkk-kamplari-dosyasi-irak-siniri/

[iv]https://www.amerikaninsesi.com/a/kandil-operasyonu-ne-anlama-geliyor-/4435947.html

[v]İstanbul Valiliği Emniyet Müdürlüğü, “PKK/Kongra-Gel”, (2004), Sf.345-349

[vi]https://www.diplomatikstrateji.com/pkk-kamplari-dosyasi-irak-siniri/

[vii]http://www.posta.com.tr/turkiyenin-hedefindeki-kandil-dagi-goruntulendi-2011042

Bu yazı 2883 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı