Hoşgeldiniz; Bugün 15 Ekim 2018 Pazartesi
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi|16 Şubat 2018 Cuma

Münbiç Yerine, Fırat’ın En Doğusuna ve Sincar’a Gitmek

Ünal Atabay tarafından yazıldı.

 

ABD, Münbiç Konusunda Verdiği Sözlerinde Durmamıştır

Türkiye, Suriye kuzeyinde terör koridorunun önüne geçmek maksadıyla; 24 Ağustos 2016 - 29 Mart 2017 tarihleri arasında Fırat Kalkanı Harekâtı’nı icra etmiş ve bu kapsamda Cerablus, Azez ve El-Bab bölgesini kontrol ederek bugünkü sınırların tam kontrolünü sağlamıştır.

Söz konusu harekâtın hedefinde Münbiç bölgesi de olmasına rağmen, o günkü konjonktürde ABD tarafından; “Münbiç’in IŞİD’den temizlenmesinin ardından YPG’nin bölgeden çekileceği” şeklinde verilen sözler üzerine[[i]] harekât, ön görülen hefedefine ulaşmadan bugünkü sınırlarında kalmıştır.

ABD, verdiği bu sözünde durmadığı gibi, bir taraftan bu bölgenin YPG üssü haline getirilmesine göz yummaya ve buradan da El-Bab bölgesine yaptıkları taciz ateşlerini görmezden gelmeye devam etmiştir.

Bir taraftan da siyasi ve askeri beyanatlarıyla; Münbiç’de veözellikle sınır bölgesinde ABD, YPG ile birlikte bayrak göstermek suretiyle Türkiye üzerinde caydırıcı psikolojik harp uygulamasını sürdürmüştür.

ABD’nin tüm bu olumsuz tavırları sürdürmesine rağmen; Türkiye’nin Münbiç’e yapabileceği bir harekâta yönelik olarak, ABD’nin fiilen bunun karşılayacak bir kararlılıkta olmadığını ve bedel ödeyecek bir risk alamayacağını söylemek mümkündür.

Münbiç Bölgesi ABD-YPG İçin Bir Çıkış Arazisidir

Münbiç bölgesi; Fırat’ın batısında bir kıyı başı / çıkış arazisi olma özelliği ve bu konumun yarattığı avantajı nedeniyle, Fırat’ın doğusu kadar batısını da kontrol etme imkânı bahşetmektedir.

Şimdilik Fırat’ın batısını kaybettiğini değerlendiren ABD ve YPG ikilisi, ileride Fırat’ın batısını da kontrol edebilecek şartların doğabileceğini ve bu bölgenin de yine ileride bir çıkış arazisi kolaylığı sağlayacağını düşünerek Münbiç bölgesinden çıkmak istemedikleri mütalaa edilmektedir.

Gelinen noktada, ABD ile Türkiye’nin karşılıklı diplomatik beyanlarıyla, Münbiç’e girilir-girilemez tartışması gün geçtikçe kızışmaktadır. Türkiye’nin ABD’ye rağmen bu bölgeye girme imkân ve kabiliyeti vardır.

YPG’nin bu bölgede; Afrin’de olduğu gibi rahatlıkla imha edilebiliceğini ve ABD kuvvetleri de gerektiğinde bu durumdan darbe alabileceğini söylemek mümkündür. Türkiye’nin bu imkân ve kabiliyetini gören ABD’nin, son ana kadar caydırıcı bir etki ile politika yürütmeye devam edeceği değerlendirilmektedir.

ABD ile Türkiye’nin karşı karşıya gelmesi; başta NATO’nun varlığını, ABD’nin küresel liderliğini/gücünü ve karizmasını ciddi anlamda sarsacağından, böyle olumsuz bir manzara ile ABD’nin karşılaşmak istemediği kıymetlendirilmektedir. Türkiye’nin ise burada kaybedecek bir şeyi olmayacak, bilakis aksine, kendi güvenliği ve bölgeye nüfuzu bakımından ciddi kazanımları olacaktır.

Ancak, bölgede yeni denklemlerin oluşması, yeni ittifakların gelişmesi, bölgede ciddi bir savaşın yayılma tehlikesi gibi tabloyu da beraberinde getireceğini, bölgedeki gerilim üzerinden söylemek yanlış olmayacaktır.

O halde, baştan itibaren amacımızın; Fırat’ın doğusunda ki ABD-YPG etkinliğini tamamen ortadan kaldırmak olduğunu kabul edersek, böyle bir etkinin kar-kazanç noktası değerlendirildiğinde; aynı zamanda Münbiç’i de ABD-YPG’nin elinden düşürecek şekilde, ama Münbiç’den daha kazançlı, Fırat’ın doğusunun doğusuna yönelik bir harekâtın düşünülmesinin[[ii]] daha uygun olacağı mütalaa edilmektedir.

Münbiç Operatif Bir Hedeftir

Münbiç bölgesi;askeri harekât bakımından gelinen noktada,stratejinin bir altı olan operatif seviyede bir hedef niteliğindedir. Siyasi-askeri kararlılığın ve gücün gösterilmesi bakımından ise, psikolojik üstünlüğü sağlayacak bir hedef olma özelliğindedir.

Diğer bir ifadeyle Münbiç, Türkiye’nin kararlılığının perçinlenmesi bakımından ABD’nin faaliyetlerine karşı güçlü ve caydırıcı bir hedeftir. Ancak, sağladığı bu avantajların Kuzey Suriye’de gelişen tehditin tam olarak ortadan kaldırılması için tek başına yeterli olmayacağı düşünülmektedir.

Bu nedenledir ki, sayın Cumhurbaşkanı tarafından yapılan açıklamalarda da, “Fırat’ın doğusunun tamamının tehdit oluşturduğunu ve buranın da hedefleri arasında olduğunu” defaten ifade etmiştir.

Münbiç’in hedef önceliği üzerinde belki ısrarla durulmaya devam edilebilir, bununla birlikte psikolojik ve stratejik kayıp gibi bir algıdan sıyrılarak, daha stratejik hedef olan -halk deyimiyle bir taşla iki kuşu vuracak şekilde- Fırat’ın doğusunun doğusuna yönelinmesinin daha uygun olacağı mütalaa edilmektedir.

ABD, Münbiç’e Kar-Zarar Noktasında Bakacaktır

ABD’nin, Türkiye ile muhtemel bir çatışmaya, kar-zarar noktası ile bakacağı düşünülmektedir. ABD’nin Türkiye ile çatışması demek, doğrudan veya dolaylı Rusya ve İran’ın, hatta Irak’ın da müdahil olması anlamına gelebileceği değerlendirilmektedir.

Ayrıca Kuzey Suriye’de mevcut Şii gücünün yanı sıra, ABD’ye karşı Sünni-Arapmilis cephesinin de açılabileceği mütalaa edilmektedir. Böyle bir gelişmenin, ABD’nin arzu etmeyeceği en kötü senaryolardan biri olabileceği düşünülmektedir.

ABD-YPG’nin birlikte çatışarak Münbiç’i kaybetmeleri, ABD üzerinde gelişebilecek bir travma ile Fırat’ın doğusunun da kaybedilmesi anlamına gelebilir. ABD’nin Münbiç’ten YPG’yi tahliye etmesi halinde ise, en azından Fırat’ın doğusunu elinde bulundurmaya devam edeceğini düşüneceğinden Münbiç bölgesini kar-zarar noktasında YPG’den geçici olarak arındırabileceği kıymetlendirilmektedir.

ABD, Münbiç bölgesinden YPG’nin boşaltmasını sağlasa dahi, Fırat’ın doğusunun doğusuna ve Sincar hattına yönelik operasyonun yapılması bir zaruret olarak karşımızda durduğu düşünülmektedir.

Harbin Ağırlık Merkezi Fırat’ın Doğusunun Doğusu

Askeri literatürde, “Harbin Ağırlık Merkezi” diye her planlamada dikkate alınması gereken bir kavram bulunmaktadır. Bir harekât alanında ağırlık merkezi olmazsa olmaz tektir, hiçbir zaman iki veya üç olamaz.

Bu noktadan hareketle, Kuzey Suriye bölgesinde öyle bir coğrafi bölge seçilmelidir ki, burası tek bir hamlede hem Münbiç’i, hem de Fırat’ın doğusununu tamamını kontrol edilebilen bir bölge olsun, diğer bir ifadeyle Kuzey Suriye terör koridoru tek seferde kontrol altına alınabilsin.

İşte burada tarif edilmeye çalışılan ağırlık merkezinin; Irak-Suriye sınır hattının Suriye tarafında ki kuzey-güney coğrafi uzanımı ile Sincar Dağı’nı içeren bölgenin olabileceği düşünülmektedir.

Nitekim, Dışişleri Bakanı sayın Mevlüt Çavuşoğlu; Ocak Ayı içerisinde Irak’a yaptığı ziyareti esnasında, Irak tarafının; “Sincar bölgesinde ki PKK varlığına ortak operasyon,...işbirliği yapalım...” şeklinde bir teklifte bulunduklarını ifade etmişlerdir[[iii]]. O halde, teklife ve görüş birliğine dair bu fırsat derhal değerlendirilerek ortak irade ile bu bölgenin kontrolü sağlanabilir.

Irak-Suriye Sınır Hattı-Sincar Uzanımı’na Harekât Yapılması Halinde

-            Kandil’in YPG bölgesi ile olan bağı koparılmış olur,

-           Kandil’e müteakiben yapılabilecek bir operasyonun ön ayağı, siyasi ve askeri anlamda hazır hale getirilmiş olur,

-            Barzani bölgesi ile oluşabilecek coğrafi bütünlük ortadan kalkar,

-            ABD’nin YPG’ye Irak üzerinden yaptığı silah ve mühimmat sevkiyatı ile lojistik desteği kesilir,

-            Münbiç, tek mermi atılmadan kendiliğinden düşer,

-            YPG’nin azim ve iradesi ile umutları kırılır,

-           Fırat’ın doğusunun hayat damarları kesilir ve doğudan batıya doğru adım adım TSK’nın kontrolü genişler,

-            ABD’nin uzun vadeli stratejik planları ciddi anlamda sekteye uğrar.

Böyle bir harekâta, Rusya’nın Türkiye sayesinde Fırat’ın doğusunda da etkinliği gelişeceğinden rahatlıkla ikna edilebileceği, ABD-YPG tehditinin yarattığı toprak bütünlüğü açısından Suriye’nin de şimdilik işine geleceği değerlendirilmektedir.

Diğer taraftan Şii hattının etkisi kırılacağı için, İran’ın böyle bir durumdan memnun olmayacağı, ancak Suriye’nin muhtemel memnuniyetinin, İran’ın bu arzusunu doğal olarak kıracağı kıymetlendirilmektedir.

Ayrıca, tüm bu değerlendirmelerin ışığında; şu an daha öncelikli olarak bakılan Menbiç bölgesinin öncelikle kontrol altına alınması, müteakiben de söz konusu bölgeye yönelik bir harekâtın her hâlükârda yapılması bir diğer hareket tarzı olarak da düşünülebilir.

 

 

 

 


[[i] ]  “ABD, ‘YPG’ Çekildi Demişti: TSK Menbiç’e Özel Ekip Gönderiyor”, www.mynet.com, 14 Aralık 2016.

[[ii] ]  Ünal Atabay, Ayrılıkçı Kürtlerin Musalla Taşı PKK, Alibi Yay., Ankara, 2017, s.188.

[[iii] ] “Sincar’a Ortak Operasyonu Konuştuk”, www.hurriyet.com.tr>Dünya, 23 Ocak 2018.

 

 

 

 

                                                                                               

Bu yazı 3308 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı