Hoşgeldiniz; Bugün 20 Ekim 2018 Cumartesi
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi|01 Şubat 2018 Perşembe

Afrin'den Sonrası; Menbic, İdlib, Sünni Bölge, Fırat'ın Doğusu/ABD-PKK Ortaklığı ?

Cahit Armağan Dilek tarafından yazıldı.

Türkiye'nin Suriye kuzeyindeki terör koridorunu önlemek için ilk öncelikli ve ana hedefin Fırat'ın doğusunun olduğunu düşünüyorum. Bunu da en az 2 senedir yazıp söylüyorum. Afrin operasyonuna kadar bu konun yani Fırat'ın doğusunun ana tehdit olduğunun Türk kamuoyunun, medyasının gündeminde olmadığını üzülerek söylemek gerekir. Ancak Afrin operasyonuyla birlikte Fırat'ın doğusundaki asıl tehdit az da olsa bazılarınca görülmeye başlanmıştır.

 

Ana tehdit /Ana hedef -Tali Hedef

Sınırlarımız boyunca olan tehdidin bütününe baktığımızda Afrin'in tali hedef olduğunu görürüz. Çünkü terör koridorunun, hatta inşa süreci devam eden terör devletin,  ağırlık merkezi Fırat'ın doğusudur. Irak ve Suriye sınırlarımızın uzunluğu 1.400 km.dir. Yüzlerce km uzunluğundaki cephe boyunca aynı anda operasyon yapmayacağınıza göre, yapılması gereken ağırlık merkezini vurmak dağıtmaktır.

Suriye kuzeyi düşünüldüğünde Türkiye operasyona koridorun ağırlık merkezini bulunduran doğu tarafından başlayacağı yere tam aksi uçtan başlamıştır. Zoru, uzun vadeli ve maliyeti daha fazla olan hedef önceliklendirmesiyle yola çıkmıştır. Zor, uzun vadeli ve maliyetlidir çünkü düşmanın, ki burada PKK terör devlet yapılanmasıdır, ağırlık merkezine asıl gücünün bulunduğu noktaya etkisi sınırlı olan hedeflerden en güçlü olduğu merkeze doğru gidecek bir hal tarzı seçilmiştir. Ayrıca, Afrin harekatıyla birlikte uluslararası aklanda Türkiye'ye karşı başlayan baskı ve suçlamaların yaratacağı konjonktürün  de operasyonların bu yönde gelişip gelişemeyeceğini yani engelleme potansiyeli de  artmaktadır.

 

Menbic'te Türk-Amerikan çatışması olur mu?

Önümüzdeki dönemde daha net olarak ortaya çıkacak bu tercih hatası ya da hedef önceliklendirme değerlendirme hatasını bir derece de olsa giderebilmek üzere Türkiye müteakip hedef olarak mecburen Menbic'e yönlenme ihtiyacı hissetmektedir.  Ancak ABD'nin Menbic duruşunda geri adım gözükmemektedir. ABD Menbic'ten çekilmeyeceğini açıklamıştır. Son açıklamayı yapanın ABD Başkanından doğrudan talimat alan CENTCOM komutanı  Votel olması Trump'ın doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a cevabı olmuştur. Votel'in bu açıklamadan sonraki açıklamasında YPG'ye destek vermeye devam edeceğiz sözleri ABD tarafındaki keskin duruşun değişmeyeceğinin ipuçlarını vermektedir.

Son olarak Pentagon ABD'nin Menbic'teki muhatabının Menbic Askeri Konseyi olduğunu, askeri konseyin de çoğunluğu Arap olmak üzere Kürtler ve diğer yerel halktan oluştuğunu açıklamıştır. ABD bu açıklamayla aslında Menbic'in kontrolünün PYD/YPG'de değil, yerel halkın seçtiği konseyde olduğunu iddia ediyor. Böylece Menbic'teki silahlı güçlerin ise PYD/YPG değil askeri konsey üyesi olduğunu, ABD'nin PYD/YPG ile iş tutmadığını vurgulamak istiyor. Bunun sonucunda da Türkiye'ye "zaten Menbic'te PYD/YPG yok yerel halk kendi kendini yönetiyor" mesajı verip Türkiye'nin taleplerini boşa çıkarmak istiyor.

ABD'nin Menbic'ten çekilmeyeceğini açıklamasına rağmen Türkiye'nin Menbic'e operasyon yapmaya kalkışması ABD ile çatışmayı kabulleneceği anlamına gelir. Türkiye tabi ki ABD'ye rağmen böyle bir operasyona girişebilir. Kıbrıs Barış Harekatı başta olmak üzere geçmişte bunun örnekleri vardır. Vardır ancak her olaya kendi zaman-mekan-şartları içinde değerlendirilmelidir. Maliyet-sonuç ilişkisi çok iyi tartılmalıdır. Nihai hedef katkı derecesiyle birlikte yapılacak operasyonun etkinliği-maliyeti iyi analiz edilmelidir.

Mevcut-askeri politik ortam, kabaca askeri güç mukayesesi yapıldığında normal şartlarda Türkiye'nin böyle bir hamle yapması beklenmez. Türk hükümeti değişik gerekçelerle  Menbic'e müdahaleyi gündemde tutmaya devam edecektir Aslında burada şu nüansı ortaya koymak lazım. Türk hükümetinin açıklamalarında Menbic'e yönelik bir askeri müdahale çok net olarak ifade edilmemektedir. Ağrırlıklı olarak Menbic'te ABD'nin Türkiye verdiği sözü yerine getirmesi istenmektedir. Belki de Menbic'e müdahale edilmesinde sorun yaşanabileceği düşünen Türkiye'yi yönetenler Afrin'den sonra idlib'e yürünebileceğini de ifade etmişlerdir.  Dolayısıyla Menbic'e gidemeyecek Türk hükümeti operasyonun yönünü İdlib'e çevirebilir.

 

Fırat doğusuna karşılık batısında Sünni bölge tuzağına dikkat

Çinli askeri stratejist Sun Tzu'nun ikibin beşyüz yıl önce söylediği gibi "en iyi komutan savaşmadan savaşı kazanan komutandır". Bundan hareketle sahada ABD ile karşı karşıya gelmeden bir çözümün bulunması en iyi yoldur. Ancak devletleşme aşamasını hızla ilerleten terör tehdidi bu yolu zorlaştırmaktadır. Pentagon'un son açıklamalarındaki "Menbic'i işbirliği yaparak çözebilir" ifadelerini de dikkate aldığımızda ABD'nin Türkiye'yi Menbic'te YPG olmadığına ikna etmeye ağırlık vereceğini söyleyebiliriz.

Bunu yaparken de Türkiye'ye bir çeldirici de sunacaktır. Bu da daha önce defalarca yazıp söylediğimiz bir konudur yani (Fırat Kalkanı Bölgesi +Afrin + İdlib kuzeyi) coğrafyasında Türk nüfuz alanı altında bir Sünni bölge önerisidir. ABD'nin bunu durup dururken yapmadığını, bunun hem Fırat doğusundaki PYD/YPG bölgesini garantiye alacağını hem de İsrail'in güvenliği bağlamında Suriye'nin bölünmesine yönelik bir hamle olacağını düşünerek yaptığını görmek gerekir.

Tabi ki Türk hükümetinin Suriye krizi başladığından buyana Esad'ı devirip Sünni anlayışta bir iktidarı görmek istediklerine yönelik beyanlarını ve ÖSO gibi Esad'a karşı savaşan bir silahlı grup teşkil etmesiyle bunu uygulamaya geçirdiğini de dikkate alarak Türk hükümetinin böyle bir öneriye sıcak bakabileceğini de hesaba katmış olması büyük olasılıktır. Bunun da Suriye'nin toprak bütünlüğünün ortadan kalkması ve domino etkisiyle de Türkiye'ye yansıyacağı düşünüldüğünde büyük bir tuzak olduğunu tekraren söylemek istiyorum

Bu kapsamda şu soruların cevapları belirleyici olabilecektir:

- YPG'nin bir şekilde ortalıkta gözükmediği ancak ABD'nin askeri varlığının sürdüğü bir Menbic'i kabullenecek midir?

- Türkiye açısından Menbic'teki nihai resim nedir?

- ABD verdiği sözü gerçekten tutarsa ve Menbic'teki YPG'lileri Fırat'ın doğusuna geçirirse Türkiye Fırat'ın doğusundaki PKK/YPG'lilere ne yapacaktır?

- (Fırat Kalkanı Bölgesi +Afrin + İdlib kuzeyi) coğrafyasında bir Sünni bölge kurulması fikrine sıcak bakacak mıdır? Bunun Fırat doğusundaki PYD/YPG bölgesinin devletleşmesinin ve sonuçta Suriye'nin bölünmesinin önünü açtığının farkında mıdır?

- Suriye kuzeyinde ABD ile çatışma riskini göze aldığı algısı yaratan Türk hükümeti terör örgütü PYD/YPGye Türk topraklarından ve Türk askeri üslerinden operasyonel ve hatta lojistik destek ulaştırılmasına neden halen izin veriyor? IŞİD'le mücadele için yapılan İncirlik Mutabakatı, bizlerin daha o ilk günlerden itibaren söylediğimiz gibi, neden sonlandırılıp Türk askeri üsleri yabancı ülke askeri faaliyetlerine kapatılmıyor?

 

Müdahale etmemenin de etmenin de maliyeti çok yüksektir

Türkiye Suriye kuzeyine müdahil olmakta çok geç kalmıştır. Terör koridoru çok açık ve herkesin gözü önünde gerçekleşmiştir. Terör örgütüne silah yardımı götüren TIR'lara anında müdahale yerine TIR'ları saymakla ve şikayet etmekle yetinilmiştir. Sahada Türkiye'ye karşı askeri hamleler yapılmış, yapılanmalar oluşturulmuştur. Böylece tehdidin kök salması büyümesi devlet aşamasına gelmesi sonucuyla karşılaşılmıştır.

Dolayısıyla geç kalan Türkiye'nin de ancak askeri hamlelerle karşılık verme zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Seçilecek her harekat tarzının maliyeti maalesef ağır olacaktır. Bu nedenle, ABD ile çatışmayı da içerebilecek her türlü askeri hamleye yönelik alternatif hal tarzlarına hazırlıklı olunmalıdır. Bununla eş zamanlı olarak; Türkiye PKK ile PYD/YPG'nin aslında aynı örgüt olduğunu gösteren belge bilgileri kesin kanıtlarla tüm dünya önüne koymaya, böylece ABD'nin kendisinin terör örgütü olarak kabul ettiği bir terör örgütüyle (PKK) müttefiklik yaptığını ortaya koymaya çalışarak ABD-PKK ortaklığının bozulmasına ağırlık vermelidir.

 

Nihai hedef - Siyasi hedef;  Fırat'ın doğusu ve ABD-PKK ortaklığının dağıtılması

Yukarıda ortaya koymaya çalıştığımız Menbic mi, İdlib mi, Fırat'ın doğusu mu, Sünni bölge mi konuları Türk hükümetinin aklının karışık olduğunu göstermektedir. Bu kafa karışıklığını gidermeye katkı sunmak adına aylardır yıllardır söylediklerimi ve yukarıda özet olarak anlattıklarımızı şöyle kısaca ifade edebiliriz.

Evet, Fırat'ın doğusu PKK devletçiğinin ağırlık merkezidir ancak bunun göbeğinde de ABD-PKK ortaklığı vardır. ABD-PKK ortaklığının bozulması PKK'nın ağırlık merkezinin dağıtılmasını hızlandıracaktır. Bunu yaparken, Türkiye'nin kararlılığını göstermek anlamında, geniş kapsamlı sınır ötesi kara harekatı yerine nokta hedeflerle Suriye kuzeyinde Fırat'ın doğusunda batısında PKK/YPG hedefleri hava operasyonlarıyla vurmalıdır.

Tabi bütün bunlara karar verirken Türkiye PKK terör örgütüyle mücadeledeki nihai hedefini dolayısıyla siyasi hedefini çok net belirlemelidir. Nihai hedefin net belirlenememiş olması Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarındaki siyasi hedeflerin belirlenmesinde ya da belirlenememesinde sorunlar yarattığı görülmektedir.

Suriye'de bu tür operasyonların başarıya ulaşmasının en temel noktalarından biri de kuşkusuz ev sahibi ülke yani operasyonların yapılacağı devletle, ki burada Suriye, ve onu yönetenlerle, ki Şam hükümeti, doğudan ve yakın işbirliğidir. Unutmayalım ki Türkiye'nin Suriye politikasındaki hatalar zinciri Suriye'nin meşru yasal hükümetini yok saymakla başlamıştır. Türkiye'nin çıkarları ve bekası için yanlış Suriye politikasındaki ilk hatanın ortadan kaldırılması gerekmektedir.  

Bu yazı 3222 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı