Hoşgeldiniz; Bugün 20 Ekim 2018 Cumartesi
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi|23 Ocak 2018 Salı

Afrin'de Zeytin Dalı Harekatının Muhtemel Sonuçları, Etkileri ve Beklenen Senaryolar

Cahit Armağan Dilek tarafından yazıldı.

 

Daha önceki yazılarımda ve katıldığım TV programlarında Türkiye'nin güney sınırları boyunca oluşmakta olan PKK koridoru veya terör koridorunun ortadan kaldırılması için öncelikli hedefin Suriye kuzeyinde ABD güdümünde ve desteğinde inşası artık çok ileri bir aşamaya gelmiş olan PKK devletçiğinin ağırlık merkezi olması gerektiğin ifade etmiştim. Bahsettiğim ağırlık merkezinin de Fırat'ın doğusu olduğunu ifade etmiş, buranın ana tehdit olduğunu, Irak sınırı dahil 1400 km.lik bütün cephede aynı anda operasyon yapılamayacağına göre hedef önceliğinin PKK için artık en güvenli sığınak olan Fırat'ın doğusu olması gerektiğini belirtmiştim. Bu tespitimin ve önerilerimin geçerli olduğunu düşünüyorum. Diğer hedef seçeneklerinin terör koridorunu önleme hamlesini uzun bir sürece yayacağını, hatta Fırat doğusunda artık devlet inşası sürecinde ileri bir aşamaya gelmiş yapıyı dağıtmayı çok zorlaştıracağını ifade ettim.

Ancak Türkiye'yi yöneten siyasi ve askeri karar vericiler terör koridorunun ortadan kaldırılması için başka bir noktayı yani Afrin'i hedef olarak belirleyip harekat emri verdiler. Artık ok yaydan çıktı. Aylardır konuşulan ve sahada askeri hazırlıkları yapılan Afrin'e yönelik harekat 20 Ocak'ta "Zeytin Dalı" adıyla başlatıldı. Bu saatten sonra bize düşen bu harekatın başarıya ulaştırılması için desteğimizi sunmak ve bunu yaparken de gördüğümüz aksaklıklar ile diğer aktörlerin hedef ve yaklaşımları da dikkate alan analizlerimizin sonuçlarını karar vericilerin dikkatine getirmektir.

 

Afrin operasyonu için kim ne düşünüyor,  istiyor?

Afrin'de yürütülen Zeytin Dalı harekatının belli başlı aktörlerinin ne düşündüklerini ve ne istediklerini kısaca şöyle özetleyebiliriz.

BM

BM Genel Sekreter Sözcüsü Dujarric, Afrin'deki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirterek, tüm taraflara "gerginliği daha fazla tırmandıracak eylemlerden kaçınılması ve her koşulda sivillerin korunması" çağrısında bulundu.

NATO

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’de başlattığı Zeytin Dalı Operasyonu’na ilişkin açıklama yapan üst düzey bir NATO yetkilisi, “Her ülkenin kendini savunma hakkı vardır” mesajı verdi. Türkiye’nin istikrarsız bir bölgede bulunduğuna ve terörden belirgin şekilde acı çektiğine dikkat çekilen açıklamada, kendini savunma hakkı ön plana çıkarıldı, ‘bu yapılırken orantılı ve ölçülü şekilde hareket edilmesinin’ önemine dikkat çekildi.

AB

Avrupa Birliği'nin (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikasından Sorumlu Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini Türkiye'nin Afrin'e yönelik başlattığı Zeytin Dalı Harekatı nedeniyle 'çok endişeli' olduklarını açıkladı. Yüksek Temsilci Mogherini açıklamasında şu ifadeleri kullandı:"Çok endişeliyim. Bir tarafta insani durum var. İnsani yardımların ulaşacağını ve sivil halkın sahadaki askeri faaliyetlerden etkilenmemesini garanti altına almalıyız. Strateji bakımından askeri faaliyetlerin IŞİD'e odaklandığından emin olmalıyız. Beni endişelendiren bir diğer konu da Suriye'de diğer taraflarca yapılan askeri faaliyetlerin Cenevre'deki görüşmelerin kaldığı yerden devam etmesine ciddi zarar verebilecek olması."

ABD

Operasyon öncesinde ABD ve koalisyon sözcüleri Afrin'in IŞİD'le mücadele operasyonunun alanı içinde olmadığını, ABD'nin Afrin'deki PYD/YPG ile herhangi alakalarının olmadığını açıklamıştı.

ABD Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklama: "NATO müttefikimiz ve DEAŞ'a karşı kritik partnerimiz olan Türkiye'nin  haklı güvenlik kaygılarını desteklemeye devam ediyoruz fakat sınırlama yapması,  askeri operasyonunu kısıtlaması ve sivillerin ölümüne karşı dikkatli olması  çağrısını yapıyoruz. Bütün taraflara, merkez hedef olan DEAŞ'a yönelmesi  çağrısını yapıyoruz. Büyük ülkeler Suriye halkına barışçıl bir istikrar sağlamak  için birlikte çalışmalıdır."

ABD Savunma Bakanı Mattis, Afrin'e yönelik başlatılan Zeytin Dalı Harekatı başlamadan önce, Türk yetkililerin ABD'ye bilgi verdiğini belirtti ve "Türkiye'nin meşru güvenlik kaygıları var" dedi. Mattis, “Türkiye samimi davrandı. Savaş uçakları havalanmadan önce bizimle istişare ederek bizi uyardılar. Önümüzdeki döneme ilişkin birlikte çalışıyoruz. Bir çıkış yolu bulacağız." diye konuştu.

Pentagon Sözcüsü Adrian Rankine-Galloway, yaptığı yazılı açıklamada “Bütün taraflara gerilimi tırmandırmamaları ve en önemli görev olan DEAŞ'ı ortadan kaldırmaya yönelmeleri çağrısında bulunuyoruz." ifadesine yer verdi. Rankine-Galloway, "Türkiye'nin ABD tarafından da terör listesine alınan PKK hakkındaki kaygılarını anlıyoruz. ABD, PKK'ya herhangi bir destek sağlamıyor." ifadelerini kullandı.

"Kuzey Suriye'deki Türk harekatından dolayı kaygılıyız" diyen ABD Dışişleri Bakanı Tillerson "Türkiye'nin kendi vatandaşlarını terörist unsurlardan koruma konusundaki meşru hakkını tamamen tanıyor ve takdirle karşılıyoruz" ifadelerini de kullandı.  Tillerson, 'Türkiye'nin meşru güvenlik endişelerini karşılamak için birlikte neler yapabileceğimize bakıyoruz" dedi.Suriye’nin kuzeybatısında oluşturulabilecek “güvenli bölge” konusunda ABD’nin Türkiye ile birlikte çalışmayı umduğunu belirten Tillerson, hem Ankara ile hem de “sahadaki güçlerle” bölgede nasıl istikrar sağlanabileceğine dair görüşmeler yaptıklarını belirtti.

Son olarak Beyaz Saray, "Türkiye'nin meşru güvenlik endişelerini biliyor ve ciddiye alıyoruz. NATO müttefiki olarak Türkiye ile birlikte çalışmaya devam ediyoruz "açıklaması yaptı.

RUSYA

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Kommersant gazetesine verdiği röportajda Türkiye'nin Afrin Harekatı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.  Lavrov, "Birçok siyaset uzmanı niçin endişe ettiğimizi soruyor ve şöyle diyor: Bırakın ABD, İran ya da Türkiye'yi çılgına döndüren tek taraflı eylemleri yaptığı Suriye gibi ülkelerde anlaşma yetersizliğini, dış ilişkilerdeki yıkıcı rolünü ispatlaya dursun" diye konuştu.

Rus senatör Kosaçev, Türkiye'nin başlattığı Afrin harekatının endişe verici olduğunu ve Suriye'deki kırılgan müzakere sürecini tehlikeye atabileceğini belirtti. Kosaçev, Türkiye'ye harekat düzenlemeye yönelten unsurun ABD'nin Kürtlerle işbirliği olduğunu da söyledi.

Rus senatör Klintseviç, Rusya’nın Suriye’yle diplomatik işbirliği yapacağını ve Birleşmiş Milletler’de (BM) Türkiye’nin Afrin’de başlattığı operasyonu sonlandırmasını talep edeceğini belirtti.

Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma'nın Savunma Komitesi Başkanı Vladimir Şamanov, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye'nin kuzeybatısındaki Afrin bölgesinde başlattığı Zeytin Dalı Harekatı'nın Soçi’de toplanması planlanan Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’ni etkileyebileceğini söyledi.

FRANSA

Fransa, Birleşmiş Milletleri Güvenlik Konseyi'ni (BMGK), Afrin için acil toplantıya çağırdı. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian resmi Twitter hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda "tarafların çatışmaya bir son vermeleri ve bölgeye insani yardım ulaşımı sağlamaları gerektiğini” söylemişti. Drian'ın twtinde Doğu Guta ve İdlib'in de gündemde olacağı anlaşılıyor.

ALMANYA

Almanya Dışişleri Bakanlığı da Sözcü Yardımcısı Rainer Breul aracılığıyla yaptığı ilk açıklamada 'Suriye sınırlarının korunmasının Türkiye için meşru ve çok önemli olduğunu' ifade etmişti. Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ise, Türkiye ile Suriye'nin kuzeyindeki Kürtler arasındaki askeri çatışmanın, içinde öngörülmemiş riskler barındırdığını ve büyük endişelere yol açtığını belirtti. Gabriel, "Kuzey Suriye'deki gelişmeleri endişeyle izliyoruz. Türkiye ile Kürt güçler arasındaki askeri çatışma öngörülmemiş riskleri barındırıyor" ifadelerini kullandı.

Afrin konusunun BMGK gündemine gelecek olmasıyla ilgili konuşan Almanya Dışişleri Sözcüsü ise, "BMGK, bugün Türkiye'nin Suriye'deki eylemlerini ve insani durumu ele alacak. BMGK üyelerinin sorumlu bir tavır almasını ve Suriye'de siyasi yolla çözülmesi gereken krizdeki gerginliğin tırmandırılmaması için düşüncesizce atılacak adımlardan kaçınılması çağrısı yapmasını umuyoruz" dedi.

İNGİLTERE

İngiltere Başbakanlık ofisinden "Türkiye’nin kendi sınırlarının güvenliği konusundaki meşru çıkarını tanıyoruz."  açıklaması yapıldı.''Türkiye sınırlarını güvenli tutmak istemekte haklı'' diyen İngiltere Dışişleri Bakanı Johnson, Ankara ile ortak hedefler arasında 'Suriye'de Esad rejiminin sona erdirilmesini' de saydı: ''Şiddeti azaltma ve en önemli göreve odaklanmaya devam etme hedefini paylaşıyoruz. O da Suriye'de Esad rejiminin sonunu getirecek siyasi süreçtir.''

İRAN

İran, Türkiye'nin Afrin operasyonunun bölgedeki teröristlerin elini güçlendirebileceğini belirterek harekata son verilmesi çağrısı yaptı. İran Dışişleri Bakanlığı, Suriye’de gerçekleştirilebilecek bir kara harekâtının Soçi’de yapılması planlanan Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’ni etkileyebileceği konusunda uyardı.

SURİYE

Operasyon ilk başladığında Suriye Dışişleri bakanlığı Türk uçaklarının düşürülceğini açıkladı. Suriye devlet başkanı Esad, "Türkiye'nin Afrin'e düzenlediği sert saldırı, Türk yönetiminin Suriye krizinin ilk gününden bu yana izlediği ve temelde terörü ve terör örgütlerini desteklemek üzerine inşa edilen politikasından ayrı tutulamaz" ifadelerini kullandı. Suriye hükümeti, Suriye'nin ayrılmaz bir parçası olarak nitelediği Afrin'e yönelik harekatı kınamıştı.

MISIR

Türkiye'nin Afrin harekatını eleştiren Mısır Dışişleri Bakanlığı, harekatı Suriye'de siyasi çözüme yönelik  çabaların baltalanması ve mevcut siyasi kararların ihlali olarak nitelendirdi. 

IKBY

IKBY Başkanı Musud Barzani, savaş ve şiddetin sorunları çözmeyeceğini belirterek, "Afrin'deki sivil can kayıplarından dolayı endişeliyiz" dedi.

BAE

BAE'nin Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Enver Karkaş yaptığı açıklamada Afrin'de gerçekleştirilen operasyonun Arapların güvenliğine tehdit oluşturacağını belirtti.

YPG

Türkiye’nin Rusya’dan onay almadan Afrin’e operasyon düzenlemeyeceğini” iddia eden YPG “Rusya’yı da en az Türkiye kadar sorumlu tutuyoruz” sözleriyle Rusya’ya tepki gösterdi e Rusya'nın YPG'yi sattığını açıkladı. YPG'nin ABD liderliğindeki koalisyondan destek talep ettiği de basına yansıdı.

TÜRKİYE

Bütün bu tepkilere yol açan Zeytin Dalı Harekatıyla ilgili olarak ise Türkiye Afrin'deki operasyon gerekçesi haklı ve meşru gerekçelere dayanıyordu. Genelkurmay Başkanlığı hudutlarımızda ve bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamak maksadıyla, Suriye’nin kuzeybatısında Afrin bölgesinde, PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ’a mensup teröristleri etkisiz hale getirmek ve dost ve kardeş bölge halkını bunların baskı ve zulmünden kurtarmak üzere Zeytin Dalı Harekatının başlatıldığını duyurmuştu.

Bütün bunlardan çıkan sonuç şudur: Türkiye haklı ve meşru şekilde başlattığı Afrin'deki operasyonda tek başınadır. Aslında Türkiye 35 yıldır PKK'ya karşı yürüttüğü mücadelede de hep yalnızdı. Afrin'de bunu bir kez daha görüyoruz. NATO, ABD, Almanya ve İngiltere'den gelen açıklamalarda Türkiye'nin sınırını koruma haklılığına vurgu yapılırken destek veriyor gibi bir algı yaratılsa da "taraflara itidal çağrısı", "operasyonun zaman ve saha olarak sınırlanması", "şiddeti azaltma" , "siyasi çözüm" gibi" kavramların açıklamalara dahil edilmesi o ülke ve kuruluşların Türkiye'nin operasyonuna olan karşı tutumlarını net olarak göstermektedir.

 

Sıcak çatışma, diplomatik savaş, psikolojik harekat, terör

Evet, harekatın başlamasıyla birlikte artık sahada yeni resim oluştu, aktörler pozisyonlarını ortaya koymaya başladı. Tablo yukarıda belirtildiği gibi netleşiyor da. Bütün gözler kuşkusuz sahada operasyon yapan TSK unsurlarının üzerinde olacak.

Afrin'deki Zeytin Dalı Harekatını klasik anlamda bir savaş olarak tanımlamak doğru değil. Çünkü Türkiye haklı olarak yürüttüğü terörle mücadele operasyonlarını sınır ötesine taşımış durumdadır. En klasik tanımıyla savaş politikanın başka araçlarla devamıdır. İşte bu tanımdan da hareket edecek olursak sahada askerlerimiz sıcak çatışma içinde mücadele ederken mücadelenin diğer önemli bir ayağı da politikada ve diplomasi alanında olacaktır.

Türkiye'nin operasyonunu fiziki olarak engelleyemeyen aktörler yukarıda ifade edilen açıklamalarını somutlaştırıp diplomatik/siyasi baskıyı artıracaklarını göreceğiz. BM başta olmak üzere uluslararası kuruluşları harekatı akamete uğratmak için devreye girmiştir, ilk girişimden sonuç alınamazsa da başka girişimler bunu takip edecektir. Dolayısıyla diplomatik alanda çok çetin mücadele Türkiye'yi beklemektedir.

Ayrıca psikolojik harekat unsurlarının da devreye gireceği unutulmamalıdır. PKK/YPG kaynaklı uydurma haberler, sivil kayıp iddiaları peşpeşe gelecektir. Harekatta günler geçtikçe Türkiye'nin işgalci olduğu söylemleri artacaktır.

Ayıca PKK/YPG'nin Türkiye'yi zora sokmak için yurt içinde sansasyonel saldırı girişimlerinde bulunması hiç de sürpriz olmayacaktır. Bunun yanında IŞİD terör örgütünün ve İdlib'te Suriye ordusunun başlattığı operasyonun Türkiye'nin Afrin'deki operasyonuyla eş zamanı olmasından hareketle Türkiye'yi suçlayıp öç almak isteyecek El Nusra ve türevi terör örgütlerinin Türkiye'de terör saldırıları yapması beklenir. Tabi bütün bunlara, sözkon usu terör örgütleriyle birlikte çalıştığı ortaya çıkan  FETÖ'nün muhtemel saldırılarını da eklemek gerekir.

Bütün bu diplomatik baskıların, psikolojik harekatın ve terör saldırılarının ortak hedefi ise Türkiye'nin Afrin'deki harekatını akamete uğratmak, hedefine ulaşmadan sonlandırmaya zorlamak, becerebilirlerse Türkiye'yi bir açmaza sokmaktır. Böylece Türkiye sınırlarının içine çekilmek ve Suriye özelinde bölgedeki gelişmelere müdahil olamaz hale getirileceği hesaplanmaktadır.

 

Bundan sonra neler olabilir? Afrin operasyonu sonuçları ve etkileri ne olur?

Afrin-Suriye konusuyla ilgili aktörleri harekat öncesi ve sonrası tutumlarına, harekatın icra ediliş şekline bakıldığında ortaya çıkan resim ve muhtemel müteakip senaryo şu şekilde gerçekleşebilir. Bu senaryo içinde yukarıdaki aktörler bir şekilde yer alacaktır ancak harekatın sahibi Türkiye yanında ABD ve Rusya'nın tutumları ana belirleyici olacaktır. PYD/YPG terör örgütünün ise Afrin üzerinden yürütülen diplomatik savaş ve psikolojik harekatın sonuçlarına tavır geliştirmesi, direnip direnme kararı vermesi ve Türkiye içinde terör eylemleriyle Türkiye'ye kendince cevap vermeye çalışacağı söylenebilir.

Türkiye haklı ve meşru bir gerekçeyle harekatı başlatmıştır. Uluslararası hukuk her yönüyle Türkiye'nin tarafındadır.  Harekatın icra ediliş şekli Fırat Kalkanı harekatından bazı dersler alındığını göstermektedir ancak yeterli değildir. Her bir askerin mutlaka kıymeti, yaptıkları ölçülmez değerdedir. İşte bu ölçülemez değerdeki kıymetin, kapasitenin göstergesi olarak özellikle icra edilen hava harekatı TSK'nın çok profesyonel, iyi bir planlama ve eğitim düzeyinde olduğu mesajını vermektedir. Türkiye açısından en zayıf halka ise TSK tarafından desteklenen ÖSO gruplarıdır.

Ayrıca harekatın ağırlıklı olarak Rusya'nın sınırlarını çizdiği bir mutabakat çerçevesinde yapılıyor olması da önümüzde günlerde Türkiye açısından bir sorun alanı olacaktır. Çünkü Rusya kendi çıkarları çerçevesinde hareket edeceğinden belirlediği sınırları kaldırma, daraltma kararı verebilecektir. Yani Rusya Türkiye'yi Suriye politikasında bir manivela olarak kullanmaktadır.

Rusya'yı Türkiye'nin Afrin operasyonuna sıcak bakmaya yönelten etkenleri görmezden gelmek doğru olmaz. Operasyona ilişkin ön görüşmelerde Rusya'nın PYD/YPG'ye Afrin'i Şam yönetimine bırakması, kendi bayraklarını indirip Suriye bayraklarının çekilmesini önermesi aslında Rusya'nın Afrin'deki bir operasyona ilk başta sıcak bakmadığını göstermektedir.  Ayrıca, Fırat'ın doğusunda PYD/YPG'nin tam bir ABD güdümüne girmesi, her yönden ABD'ye bağlı bir aktör haline gelmesi Rusya'nın Afrin'de Türkiye'yi ABD'ye tercih etmesine sebep olmuştur. Rusya böylece adeta PYD/YPG'nin burnunu sürtmektedir.

Diğer taraftan Afrin operasyonunun önünü açmakla Rusya'nın, Türkiye'nin kendine daha fazla yaklaşacağını, ABD'den uzaklaşacağını hesap etmiş olması büyük ihtimaldir. Astan Süreci ve Soçi'de yeni başlayan süreç ile Türkiye'yi yanına almayı başaran Rusya ABD'nin bundan duyduğu rahatsızlığın farkındadır. Türkiye'yi kendisinin yanına alan Rusya Batı ittifakında, NATO'da çatlak yaratmaktan, ABD-Türkiye ilişkilerinin kötüleşmesinin Rusya lehine olacağını, Suriye bağlamında ABD'nin elinin zayıflayacağını hesaplamaktadır.

Yapılan açıklamalardan medyaya sızan bilgilerden anlaşılmaktadır ki Rusya Afrin'de Türkiye'ye tamamen serbest bir harekat alanı bırakmamıştır. Rusya Türkiye'nin Afrin'deki PYD/YPG'ye operasyonun önünü açarken bunu yaparken Fırat'ın doğusundaki  PYD/YPG'ye de mesaj vermiştir. Fırat'ın doğusunda benzer gelişmeler olduğunda Rusya aynı şekilde hareket eder mi bilinmez ama benzer bir akıbetin kendilerinin de başına gelebileceğini göstermiştir. Tabi bunu yaparken Irak'ta yıllardır ABD desteğinde devlet kurma aşamasına gelen Barzani yönetiminin son anda ABD desteğinden mahrum bırakılması ve Bağdat'ın insiyatifine terk edilmesi tecrübesi de PYD/YPG'nin akıllarında kalacaktır. 

Rusya bu senaryoyu Menbic bölgesinde denemek isteyebilir, bunun önünü açabilir. Halen Menbic PYD/YPG kontrolündedir ancak Menbic'de belirli noktalarda az sayıda Suriye ve Rus ordu birlikleri, onlardan daha fazla sayıda Amerikan askeri vardır. Rusya Afrin'deki benzer tutumunu (PYD/YPG'nin bölgeyi Suriye yönetimine devretmesini istemek, buna olumsuz cevap alırsa Rus ve Suriye askerlerini çekmek) sürdürse Türkiye, desteklediği ÖSO ile birlikte Menbic'e yönelebilir. Bu durumda Afrin'den farklı olarak bu sefer Türkiye'nin karşısında PYD/YPG'nin yanında Amerikan askerleri olacaktır. Ancak oluşan askeri-politik resim ABD'yi çok riskli bir karar almaya itecektir.  Dolayısıyla Rusya Afrin'de Türkiye'nin önünü açarken ABD'ye eğer Suriye konusunda çok fazla ileri giderse, Şam'ı Rusya'yı dışlayan politikayı dayatmaya kalkarsa yeni bir cephe açabileceğinin mesajını vermektedir.

Bu da iki NATO müttefiki ABD ile Türkiye'nin sıcak çatışamaya girme ihtimalidir. ABD ve Türkiye böyle bir çatışmaya girer mi bilinmez ancak Rusya açısından özellikle ABD'yi sarsmak, zayıflatmak, Suriye'deki durumunu zora sokmak açısından tercih edilebilir senaryodur. Peki Rusya için tercih edilen senaryo Türkiye için de uygun mudur? Bunun çok iyi ve çok yönlü analiz edilmesi gerekir. Afrin'den sonra Menbic'te bir belli bir süre alacak operasyon süresince Fırat'ın doğusunda ne olacaktır konusunun cevabı da iyi araştırılmalıdır.

Peki ABD nasıl bir senaryo peşindedir? Afrin operasyonunun yapılacağının emareleri belirginleşemeye başladığı günlerde ABD Fırat doğusunda PYD/YPG'den sınır ordusu kuracağını deşifre edince Türkiye'den sert tepkiler geldi. ABD bu sert tepkileri yumuşatma adına söylemi değiştirdi ama hedefini değiştirmedi. Her ne kadar ABD'nin planı Fırat doğusuna yönelik olsa da ABD'nin YPG ordusu söylemi bütün hazırlıklarını Fırat batısında yoğunlaştırmış Türkiye'nin Afrin harekatı kararını netleştirdi. Bir nevi Türkiye'nin Afrin harekatını tetikledi. Rus Dışişleri Bakanı Lavrov'un da söylediği gibi adeta Türkiye'yi çılgına çevirdi ve Afrin'deki operasyonun önünü açtı.

Peki ABD niye bunu istemiş olabilir? Bu soruya verilebilecek en makul cevap Türkiye'nin belli bir süre Afrin'de oyalanıp bir açmaza sürüklenmesini beklemek (bunun için de bugünlerde diplomatik ve psikolojik baskı araçlarını kullanacaktır), böylece Türkiye'nin Fırat'ın doğusu ve Menbic'teki ABD güdümünde inşa edilmekte olan PKK devletçiğine odaklanmasını önlemektir. Operasyon başladıktan sonra ABD'nin Türkiye'nin kaygılarını gidermek için konuşuyoruz, birlikte çalışıyoruz, hatta güvenli bölgenin nasıl oluşabileceğini de ele alacağız gibi açıklamaları Türkiye'yi Fırat'ın batısında oyalama fikrinin dışa yansımasından başka birşey değildir. 

Trump'ın yen ulusal güvenlik stratejisi açıklamasıyla birlikte Amerikan diplomatlarından komutanlarından gelen açıklamalarda ABD'nin Suriye'de önü açık şekilde kalacaklarını net ve kuvvetli olarak söyledikleri, PYD bölgesinde Amerikalı sivil ve diplomat varlığının artırılacağı, Amerikan hükümeti yardım ajansı USAID'in Fırat'ın doğusunda bir devlette olabilen her türlü kurumu oluşturma, eğitme, yatırım yapmaya başlayacağını açıklayıp uygulamaya geçmişlerdir. İşte Türkiye Fırat'ın batısında Afrin'de oyalanırken ABD'nin Fırat'ın doğusunda yapacakları bu duru. Bu da devlet inşasından başka birşey değildir.

Tabi ABD böyle bir öngörüde bulunup (yani Türkiye'nin Afrin'de çakılıp kalacağını, oyalanacağını) Afrin operasyonunu tetikleyerek önemli bir riski de almış bulunmaktadır. O da eğer Türkiye ABD'nin beklentisi dışında Afrin operasyonunu başarıyla sonuçlandırması halinde Menbic'te hem askeri hem de siyasi olarak çok daha güçlü bir pozisyonda ABD'nin karşısına çıkacaktır. Bu da ABD'nin Suriye'deki duruşunu derinden sarsacaktır.

Ancak ABD her ne kadara daha önceki açıklamalarında ve bölgede yaşanan karşılıklı taciz atışlarında fiilen karşılık verdiğini gösterse de Türkiye'nin muhtemel operasyonunda  Amerikan askerlerinin doğrudan çatışmaya girmemesi için askerini çekip geriden vereceği istihbarat ve lojistik desteğiyle PYD/YPG'nin direnmesini teşvik edebilir. Burada yaşanacak çatışmalar, Türkiye'yi oyalayacak her hamle Fırat'ın doğusundaki PKK devletçiği inşasının da tamamlanmasına yönelik olacaktır. ABD gibi büyük devletlerin bölgesel politikalarını hayata geçirirken aceleleri yoktur ve uzun dönemli planlamalar yapar. 2014 yılına kadar Suriye'de hiçbir varlığı olmayan ABD en az 2000 civarında askeri ve bunun iki katı sayıda özel güvenlikçi bulundurmakta, Suriye'nin dörtte birini kontrol etmektedir. Dolayısıyla şimdi Fırat'ın doğusunu garantiye alan ABD yeni krizlerde Fırat'ın batısına yönelebilecektir. Unutmayalım ki ABD Irak'a 1990'da geldi, gitti, 2003'te geldi, 2011'de gitti, 2014'te yine geldi. (Bu aşamada yazının giriş paragraflarını tekrar okumakta fayda var).

ABD'nin Türkiye'nin Afrin operasyonunu önlemek için ciddi bir girişimde bulunmaması, aksine önünü açar hamleler yapmasının bir sebebi de Afrin'deki operasyon bağlamında ve bununla bağlantılı İdlib ve bunların hepsini kapsayacak şekilde Astana ve Soçi süreçlerinde Rusya ile Türkiye'nin arasının bozulacağı beklentisidir. Harekat planları uygulanırken çoğu zaman planlandığı şekilde gelişmez, değişik engeller ve sorunlarla karşılaşılır. Bu bağlamda yine bu dönemde ABD'nin diğer Batı ülkeleriyle harekat sürecinde bu sorunları yaratmak için çalışacağını da görmeliyiz.

Tabi ABD bütün bunları yaparken uzun vadeli planlar çerçevesinde de Türkiye ile bir çatışma içine girmek istemeyecektir. ABD'den son gelen açıklamalarda Türkiye ile birlikte çalışabiliriz, kaygılarını anlıyoruz, güvenli bölge uygulamasını birlikte çözeriz vs  vurgulamalarının arkasında da Türkiye'yi tamamen gözden çıkarmama düşüncesi vardır.

Tabi bütün konularda mutlaka dikkate alınması gereken diğer bir aktör ise Suriye yani Şam yönetimidir. Tabi Şam yönetimi şuandaki varlığını Rusya'nın Eylül 2015'te başlayan askeri müdahalesine borçludur. Bu nedenle birçok konuda Rusya'nın politikalarını benimsemek zorunda bırakmaktadır. Afrin operasyonunda her ne kadar Türkiye'nin operasyonuna karşı çıksa da fiilen karşı koyması Rusya'nın baskısı nedeniyle mümkün olamamıştır. Çünkü yukarıda belirttiğimiz gibi Afrin operasyonun sınırlarını belirleyen aktör Rusya'dır.

 

Rusya ve ABD öngördüğümüz muhtemel senaryoların peşinde koşarken Türkiye ne yapabilir?

Şuana kadar yansıyan açıklamalardan anlaşılıyor ki Türkiye'nin de nihai siyasi hedefler konusunda kafası biraz karışıktır. Harekat ile ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığının, Başbakanın, Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğünün açıklamaları arasındaki uyumsuzluk bunu göstermektedir. Özellikle Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğünün harekatın amaçlarına yönelik açıklaması sorunludur.

Hem Başbakanın hem de Genelkurmay'ın açıklamalarına bakıldığında, hem de Rusya'nın harekatın sınırlarını belirleyen, Türkiye'nin önünü açan ancak PYD/YPG'yi de tamamen yok saymayarak ders verici şekilde zora soktuğunu düşündüğümüzde Türkiye'nin öncelikle Afrin'in kuzeyinde Türkiye ile sınır bölgesinde bir güvenlik bölgesi ya da kuşağı oluşturabileceğini, böylece Türk topraklarıyla Afrin'in sınır irtibatının olamayacağını söyleyebiliriz. Bu bölgenin genişliğinin Azez'den 15 km genişlikte başlayıp Afrin'in en kuzey batı ucundan merkeze doğru 30 km derinliğe ulaşıp tekrar Reyhanlı-İdlib sınırında 10-15 km genişlikte olan Afrin şehir merkezini hemen kuzeyinden geçen bir güvenli bölge olabileceğini söyleyebiliriz.  Böyle bir güvenli bölge Türkiye'nin nüfuzu altındaki Fırat Kalkanı Bölgesi ile Türkiye'nin güvenlik sağlamak üzere operasyon yaptığı İdlib'in coğrafi olarak birleştirilmesi anlamına da gelecektir. Bu durum Türkiye açısından başarı gibi algılansa da özellikle Şam yönetimi tarafından Türkiye'nin niyetlerini sorgulanır hale getirebilecektir.

Harekatın Afrin merkezi ve güneyine inmesi ise zamanı geldiğinde o anda oluşan uluslararası askeri-politik ortam bağlamında yeniden ele alınabilecektir. Burada kendini tamamen güvene aldığını düşünecek Türkiye, yine oluşan dengeler, sahadaki askeri durum, ABD ve Rusya ile olan ilişkilerin geldiği durum çerçevesinde Menbic bölgesine yönelmeyi deneyebilir. Ama Fırat Kalkanı harekatının o cephede tıkandığını, Türk hükümetinin diplomatik anlamda TSK'nın önünü açamadığını hatırlıyoruz. Dolayısıyla Türkiye'nin Afrin harekatından ne kadar güçlü çıktığı da bu kararda etkili olacaktır.

 

Türkiye'nin Afrin'e yönelik Zeytin Dalı Harekatından başarıyla ve güçlü olarak çıkabilmesi için ise şu aşamada dikkat edilmesi gereken hususlar var. Kısaca:

- Aslen gizli kalması gereken harekatın siyasi ve askeri hedeflerine yönelik olarak hem sahadaki birliklerin hedef birliğini hem de harekatın emniyetini ihlal eden açıklamalar ve medyada yayınlar yapılmamalıdır. Tabi ki harekatın siyasi hedefi çok genel olarak açıklanıp uluslararası kamuoyu ikna edilmeye, eleştiriler tepkiler giderilmeye çalışılacaktır. Ancak devletin kurumlarının bilmesi gereken prensibi gereğince detaylandırdığı amaçları hedefleri açığa çıkarmak doğru değildir.

- Harekata yönelik iletişim stratejisi derhal yeniden gözden geçirilip düzenlenmelidir.

- Yukarıda dikkat çektiğimiz şekilde harekatın siyasi hedefindeki belirsizlik ya da çelişkiler süratle giderilmelidir.  Çünkü siyasi hedefteki belirsizlik askeri hedefleri etkileyecek, bu da askeri harekatın başarısını etkileyecektir.

- Bu bağlamda kamu diplomasisi net söylem ve kavramlarla yürütülmelidir.

- Psikolojik harekata karşı harekat unsurları devreye sokulmalıdır.

- PKK, IŞİD, El Nusra ve FETÖ'nün Türkiye içindeki muhtemel sansasyonel eylemlerine karşı istihbarat ve emniyet birimleri önleyici operasyonlarına ağırlık vermelidir.

- Türkiye yanlış Suriye politikasındaki yanlışlar zincirinin ilk halkası olan Suriye'nin meşru yönetimi Esad yönetimiyle süratle doğrudan açık diplomatik ilişkiyi kurmalıdır. Bunu yaparken de bugüne kadar defalarca Esad yönetimine karşı savaştığını açıkça beyan ÖSO'yu da Suriye ordusuna bağlayacak hamleyi yapmalıdır.

- Yukarıda ifade ettiğimiz muhtemel Rus ve Amerikan senaryolarının parçası olmaktan kaçınılmalıdır. ABD ve Rusya'nın Suriye'de kendi emellerine ulaşmak için PYD/YPG'nin karşısına Türkiye'yi koyup Türkiye'yi nihai hedefini bilmediğimiz senaryolara sürükleyebileceği tehdidi gözardı edilmemelidir. 

- Olayın içindeki diğer aktörlerin tutumlarını anlayıp karşı argüman geliştirirken gazeteciler, uzmanlar, yorumcular ve en önemlisi devleti yönetenler sözkonusu aktörlerin temsilcilerinin açıklamalarıyla yaratmak istediği algı tuzağına düşmemelidir. Örneğin açıklamanın ilk başlarındaki olumlu ifadeyi alıp sonrasında araya sıkıştırılmış sorunlu kavram ve ifadeler, ki gerçek yaklaşımlarını gösteren ifadeler bunlardır, mutlaka çok iyi analiz edilmelidir.

Bu yazı 4804 defa okundu.
  • Yorumlar1
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı