Hoşgeldiniz; Bugün 21 Mayıs 2018 Pazartesi
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi|18 Ocak 2018 Perşembe

Terör Koridorunu Önlemek ve Afrin'le "Stratejik Aldatma"ya Maruz Kalmak

Cahit Armağan Dilek tarafından yazıldı.

 

Son aylarda özelikle de Trump'ın başkanlık koltuğuna oturup PYD/YPG'ye silah yardımının önünü açan kararnameyi imzalamasından sonra 4000 civarında Tır ile bölgeye silah, mühimmat ve askeri teçhizatın gönderilmesiyle birlikte Türkiye'nin Suriye kuzeyinde terör koridorunun oluşmasına izin vermeyeceği sıkça dillendirilmeye başlandı.

Bu süreçte yine aylardır Afrin konusu gündemde tutuluyordu. Çatışmasızlık bölgeleri kapsamında İdlib operasyonunun Ekim 2017'de fiilen başlamasıyla birlikte sıkça konuşulmaya başlandı. Türkiye her ne kadar İdlib'te çatışmasızlığı sağlama adına İdlib'e girdiyse de hükümet yetkililerin açıklamalarından, sahadaki ilk gözlem noktalarının mevkilerinden anlaşılan Türkiye'nin gözünün kulağının ve aklının Afrin'de olduğunu gösteriyordu.  20-21 Aralık 2017'deki Astana-8 toplantılarında Rus heyet başkanı Türkiye'nin İdlib'teki görevlerini yerine getirmekte planlamanın geride kaldığını söylüyordu. Suriye yönetimi sürekli olarak Türkiye askerlerini İdlib'ten çeksin açıklaması yapıyordu. Yani İdlib'te işler pek de iyi gitmiyordu.

2018'nin ilk günleriyle birlikte hem İdlib hem de Afrin konusu iyice alevlendi.  İdlib'ten Rus üslerine yapılan saldırılar, zaten bölgede devam Rusya destekli Suriye operasyonlarının İdlib güneyinden içeriye doğru kaymasına eden oldu ve kuzeye doğru ilerledi.  ÖSO, HTŞ ve bağlantılı gruplar önemli zayiatlar aldı. Türkiye Suriye'yi suçladı, İran ve Rusya'yı uyardı.  İdlib'te işlerin kırılgan olduğunun iyice ortaya çıkmasıyla birlikte Türkiye'nin Afrin operasyonu gündemin en üst sırasına yerleşti.

Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan bugüne kadar görülmemiş derecede sert mesajlar verildi ve hatta 12 Ocak'taki konuşmasında bir haftaya kalmaz görürsünüz diyerek günler içince operasyonun yapılacağını ifade etti.

 

Evet Afrin hedef ama peki ya öncelik ve büyüklük?

Bütün bunlar konuşulurken biz kendi bilgi ve tecrübelerimize dayanarak yaptığımız değerlendirmelerin sonucunu yazdık, konuştuk. ABD'nin Suriye'nin kuzeyinde ama Fırat'ın doğusunda zaten düzenli ordu haline getirilen YPG güçleri bulunan PYD'yi resmen siyaseten tanıma aşamasına geldiğini, önümüzdeki günlerde bölgede diplomatik temsilcilik açmaya hazırlandığını, bunun ABD' eliyle PKK devletçiği inşası olduğunu ortaya koymuştuk. Ve şu soruyu sormuştuk: Niçin Fırat'ın doğusundaki devlet yapısı değil de büyük ölçüde izole edilmiş duran Afrin? 

Tabi medya, sözde uzmanlar ve hükümet öylesine Afrin'e odaklanmış ki dikkatlerini çekmek çok kolay olmadı. Aslında uzun zamandır Fırat'ın doğusunun PK'nın ana güvenliği sığınağı olduğunu belirtip PKK/YPG hedeflerinin mutlaka dağıtılması gerektiğini defalarca yazmış, söylemiş birisiyim. Ama Sn. Ahmet TAKAN'ın 12 Ocak'ta Yeniçağ'daki köşesine taşıdığı bu konudaki röportajımız sonrasında bir elin parmağını geçmeyecek sayıda da olsa Afrin'in öncelikli olup olmadığını sorgulayan paylaşımlar görüldü.

Türkiye açısından asıl ve öncelikli tehdidin Fırat'ın doğusu olduğunu teyit eden bilgi/belge ABD'nin yaptığı YPG ordusu açıklaması oldu. Her ne kadar bir IŞİD karşıtı koalisyonun açıklaması olarak sunulsa da bir ABD planının deşifresinden başka birşey değildi. Buna göre ABD 30 bin kişiye ulaşacak ağırlıklı olarak YPG'den olmak üzere yerel diğer unsurları da içerecek şekilde bir sınır güvenlik birliği oluşturacaktı. Bu birlik Fırat'ı sınır kabul ederek Fırat'ın doğusundaki Suriye topraklarında Türkiye ve Irak sınırında görev yapacaktı. Böylece PYD kontrolündeki bu bölgenin IŞİD'in tekrar geri dönmesini de engelleyecek şekilde güvenliğini sağlayacaktı. Eş zamanlı olarak Amerikalı diplomatlardan gelen açıklamalarla birlikte ele alındığında ABD Fırat doğusunda Suriye'nin geneline örnek teşkil edeceği ileri sürülen bir yerel yönetim inşa edecekti.

ABD tarafından gelen bu açıklamalar Türkiye'de çok tepki çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan tepki seviyesini iyice sertleştirdi. Bu çerçevede yapılan yorum ve değerlendirmelerde, hükümet açıklamalarında Afrin operasyonunun neden gerekli olduğu, ABD'ye gerçek cevap olacağı ileri sürüldü.

 

Peki gerçek öyle miydi? Afrin doğru karar mıydı? Afrin ABD'ye cevap mıydı?

ABD'den gelen bu açıklamalar konuşulurken 14 Ocak'ta  Hakkari Çukurca'dan PKK saldırısı haberi geldi. 1 şehidimiz vardı, 3 askerimiz de yaralanmıştı.  Birbiriyle ilgisi yokmuş gibi gözükse de aslında yakından ilişkiliydi.

Haritaya baktığınızda Irak-Suriye sınırı yaklaşık toplam 1400 km. ve maalesef 15 sene içinde tüm sınır hattı terörist saldırı hattı haline geldiğini görüyorsunuz. İşte böyle bir ortamda  hattın neredeyse en batısındaki Afrin'e gireceğiz dediğinde PKK da terör hattının aksi ucundaki bir noktada terör saldırısı yaparak adeta mesaj veriyor ve terör hattının hatırlatıyor.

Öyleyse Türkiye'nin iyi düşünüp doğru karar vermesi gerekiyor. Karar verilecek soru şu: Bu 1400 km cephe boyunca aynı anda harekat yaparak sınırın güneyindeki terör hedeflerini komple yok mu edeceksiniz yoksa PKK'nın ağırlık merkezini mi yok edeceğiz? Türkiye'nin siyasi-askeri-ekonomik-diplomatik-sosyolojik-psikolojik milli güç unsur kapasitesi yanında içinde bulunulan uluslararası konjonktür ve uluslararası/bölgesel askeri-politik ortam 1400 km.lik hat boyunca komple bir operasyon yapılması uygun ve kabul edilebilir gözükmüyor.

Bu durumda PKK'nın ağırlık merkezini (kısaca açıklayacak olursak; PKK gücünü dayanağını desteğini nereden alıyor? En kuvvetli oldu yer ya da unsur ne? sorusunun cevabı) vurup dağıtmak askeri strateji bağlamında en doğru seçenek olacaktır.

 

PKK'nın ağırlık merkezi neresi?

Peki PKK'nın ağırlık merkezi neresi? 1.Rusların Türkiye'yi idlib'e müdahil etmek üzere gösterdiği havuç olan Afrin mi? 2. ABD'nin mavi boncuk misali söz verdiği ama tutmadığı Menbic mi? 3. ABD'nin PKK devletçiği inşa etmekte olduğu Fırat'ın doğusu mu?

ABD'nin son 3 senedir yaptıklarının yanında YPG'den 30 bin kişilik sınır güvenlik birliği kurma ve Fırat'ın doğusunda her yönüyle örnek yerel yönetim kurulacak açıklamalarına bakılırsa ABD'nin ana hedefinin Fırat'ın doğusu olduğunu gösteriyor. Yani her ne kadar Menbic'te ABD askeri varlığı olsa da hem Menbic hem de Afrin şua aşamada ABD'nin kaygı noktaları değildir. Aksine özellikle Afrin'de Türkiye'nin tek taraflı bir müdahalesinin Türkiye ile Rusya'nın arasını bozacağını, Türkiye'nin hem Afrin'de PKK ile hem de Rusya ile uğraşacağın, bunun da Fırat'ın doğusundaki PKK devletçiği inşasın gözden kaçıracağını hesaplamaktadır. Türk medyasında, kamuoyunda haberci, yorumcu ve uzmanların dediği gibi Afrin operasyonu kesinlikle ABD'ye bir cevap olmayacak ABD'nin Fırat doğusundaki PKK ordusu ve devletçiği inşa sürecini etkilemeyecek, aksine üstünü örtecektir.

 

Rusya'dan beklenenden çok daha yumuşak tepki

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov'un ABD'nin 30 bin kişilik YPG sınır birliği kurulmasına tepki gösterirken bunun Suriye'nin toprak bütünlüğüne zarar verebileceğini belirtip peşinden bunun Türklerle Kürtlerin arasındaki sorunları artıracağını söylemesi, Afrin'deki durumun iyileşmesine katkı sunmayacağını söylemesi, ABD'den açıklama beklediğini söylemekle yetinmesi çok dikkat çekicidir. Lavrov'un tepkisi çok yumuşaktır. Bu sözleriyle hem Afrin'deki durumdan memnun olmadığını, hem de ABD'nin bu açıklamasıyla Türkiye'nin Afrin operasyonunu tetiklediğini gördüğünü ima etmektedir. Ancak ABD'nin planını daha çok Türklerle Kürtler arasında artacak sorunlara bağlaması, Rusya'nın, Suriye'de Fırat hattıyla ikiye bölünmeyi kabullendiğinin işareti gibi ortaya çıkmaktadır.

 

ABD'nin YPG ordusu planı Stratejik Aldatmayı deşifre etti

Gelinen noktada, sahadaki verilere, tarafların pozisyonlarına bakıldığında  Türkiye'nin Afrin'e yönelik bir operasyona yönlendirildiğini söylemek objektif bir tespit olacaktır. Türk hükümeti Fırat Kalkanı operasyonunun nihai hedefine ulaşamaması yani Menbic'in alınamaması nedeniyle iç politik baskıların da etkisiyle Afrin'e yönelme ihtiyacı hissetmiştir. Rusya Halep'teki durumun bir benzerinin İdlib'te de yapılmasını sağlamak üzere Türkiye'yi yine yanında tutmaya razı etmek adına muhtemel Afrin operasyonuna razı olabileceği algısı yaratmış, ABD de Fırat'ın batısının Rus nüfuz alanı olduğu mutabakatından hareketle Afrin'deki muhtemel TSK operasyonuna Afrin operasyonun konuşulmaya başlandığı aylar öncesinden yani ta en başından buyana hiç tepki vermemiştir.

Son olarak da hem ABD liderliğindeki koalisyon hem Pentagon Afrin'in kendi operasyon alanları olmadığını, oradaki PKK/YPG unsurlarıyla alakalarının bulunmadığını açıklamışlardır. Yani Afrin'e yapılacak Türk operasyonuna karşı çıkmayacaklarını ima etmişler, adeta yapabilirsin demişlerdir.

Bu durumda Afrin operasyonunun kaderini belirleyecek olan da Rusya'nın tavrıdır. Türkiye'nin Afrin'de gerçekleştirmek istediği siyasi hedefe ulaşıncaya kadar Rusya'nın açık desteğini almadan başlayacak Afrin operasyonu Türkiye'nin çok değişik sonuçlarla karşılaşmasına neden olabilir. Yazının yazıldığı saatlere kadar ise Rusya tavrının ne olabileceğini gösteren bir emare henüz ortada yoktur.

Böylece Türk hükümeti Afrin operasyonunun olabileceğine inandırılmıştır. Bunun sonunda da aylardır Kilis-Hatay bölgesine askeri yığınak yapılmıştır. Öyleki Fırat'ın doğusu hep gözden kaçırılmıştır, ta ki ABD'nin 30 bin kişilik YPG sınır gücü kuracağını açıklamasına kadar. Halbuki Fırat'ın doğusunda PKK/YPG'den düzenli ordu kurulduğunu bizler en az iki senedir söyleyip yazıyoruz. Bu oluşumun şimdi ortaya çıktığı gibi bir tepki vermek kabul edilebilir değildir.

 

Maksat sadece operasyon yapmak değil tehdidi kökünden halletmektir

Afrin operasyonunun her an olabileceği, günler saatler kaldığını beyan edildiği anda ise ABD'den Fırat doğusuna ilişkin YPG sınır birliği kurulması, devlet inşası anlamına gelen yerel yönetim teşkil ediliyor açıklaması peşpeşe gelmiş, ABD diplomatları Fırat doğusuna gelmeye başlamıştır. ABD'nin daha önceleri fiili olarak gizlemediği ama resmen açıklamadığı bu planını tam da Afrin operasyonu öncesinde açıklamasının sebebi ise Türkiye'nin ABD'nin ilan ettiği bu plana müdahale edemeyecek şekilde ağırlıklı olarak başka bir notaya bir angaje olması, adeta mecbur kalmış olmasıdır.

An itibariyle Türk karar vericiler "evet yanlış değerlendirmişiz, ana ve öncelikli tehdit Fırat'ın doğusunda inşa edilen terör devleti yapılanmasıymış, oraya gireceğiz" dese bile, nasıl ki aylardır Afrin operasyonuna hazırlanıyoruz, Afrin'den Fırat'ın doğusuna yönelmeye yönelik bu kararın icrası uzun süre alacaktır. Ve bu süreçte Fırat'ın doğusunda atı alan çoktan Üsküdar'ı geçmiş olacaktır.

Aylardır süren bu yanlış değerlendirme, yanlış konuşlanma, yanlış hedef seçimine biz "Stratejik Aldatma" diyoruz. Aldatma başlıca askeri strateji unsurlarındandır. Stratejik düşünceye, stratejik analize, stratejik öngörüye sahip olunmayınca stratejik aldatmaya maruz kalmak da kaçınılmaz olarak ortaya çıkıyor. Olay stratejik seviyede olunca bedeli de stratejik yani çok büyük, kritik ve önemli oluyor.  Gözüken bedel ise ilk etapta Fırat'ın doğusunda özerk PKK devletçiği, sonraki süreçte de Fırat Kalkanı bölgesi, Afrin ve hatta İdlib'i de içine alacak Kuzey Suriye Federasyonu'dur, eğer yanlışta ısrara devam edilirse.

Yanlış anlaşılmaları önlemek için şunu belirtmeliyim. Bütün bu yazdıklarımız Afrin'de PKK terör tehdidi olmadığı ve oraya operasyon yapılmaması gerektiği anlamına gelmez. Vurgulamak istediğimiz hedef önceliklendirmesi, tehdidinin doğru değerlendirilmesi gerektiğidir. Aldığım eğitim ve tecrübelerime göre bölgedeki gelişmeleri böyle değerlendiriyorum. Nitekim gelişmeler de Afrin önceliğinin yanlış olduğunu gösteriyor. Çünkü Afrin dahil olmadan da Fırat'ın doğusunda PKK terör devleti kurulabilir ve maalesef süreç de o yönde ilerliyor. Ama öncelikle Fırat'ın doğusundaki yapı dağıtılırsa Afrin halihazırda üç yönden çevrelenmiş durumda, münferit bir tehdit olarak ortada kalır, etkisiz hale getirilmesi daha kolay olurdu. Çünkü Suriyede'ki iç savaşın yarattığı konjonktür nedeniyle Kandil PKK'nın sadece simgesel olarak ana merkezidir ama Suriye kuzeyinde Fırat'ın doğusundaki yapılanma artık PKK'nın güvenli sığınağı ve ağırlık merkezidir. 

 

Fırat'ın doğusunda kurulacak özerk bölge Menbic üzerinden batıya genişler

Afrin kolay hedef ABD-Rusya izin verirse bir hafta on günde hallederiz, önce onu temizleyelim sonra Menbic, en sonunda da Fırat'ın doğusuna gideriz anlayışının askeri stratejide bence yeri yoktur. Askeri operasyon başladığı anda sizin planlarınızdaki şartların etkenlerin değiştiğini, bunun da planları değiştiğini, süreci geciktirdiği görülecektir. Afrin'de, Menbic'te, İdlib'te gecikildikçe Fırat'ın doğusundaki PKK devletçiğinin de inşasının tamamlandığı gerçeğiyle karşılaşacağız.

Çünkü önümüzdeki günlerde yeni Suriye anayasası görüşmeleri başlayacaktır. Rusya'nın 2016 sonunda açıkladığı ilk taslak anayasa metninde Suriyeli Kürtlere beli bazı özerklikler verilmesi öngörülüyordu. Şuanda PYD kontrolündeki bölgenin talepleri olarak yeni Suriye anayasasına Irak benzeri bir federal yapıya izin veren hüküm girdiği anda Fırat'ın batısında Afrin'de İdlib'te Türkiye'yi oyalamaya yönelik operasyonların anlamsız olduğu bir kez daha orta çıkacaktır. Ancak atı alan Üsküdar'ı geçmiş olacaktır. Fırat'ın doğusundaki bir anlamda  PKK devletçiği olan özerk  / federal bölge Menbic üzerinden Fırat'ın batısına doğru genişleyecektir.

 

YPG ordusu yada sınır birliği kurmuyoruz açıklaması stratejik aldatmanın devamıdır

Yazının buraya kadarki bölümü hazırlandığında ABD'den "Fırat'ın doğusunda YPG'den ordu ya da sınır birliği kurmuyoruz" sadece yerel güçleri eğitmeye devam edeceğiz açıklaması geldi. Bu açıklama Türk basınında hemen geri adım olarak nitelendi ve ABD'nin Fırat doğusundaki terör devleti inşasının üstü yine örtüldü. Halbuki planlı bir iletişim stratejinden başka bir şey değildi. ABD'nin bu açıklaması aslında iyi çalışılmış bir iletişim hamlesidir ve yukarıda ifade ettiğimiz stratejik aldatmanın devam ettiğini gösteren gelişmeden başka birşey değildir.

 

Sonuç olarak;

Evet, Türkiye aylardır süren bana göre ağırlıklı olarak bir dış yönlendirmeyle Afrin'e operasyon aşamasına geldi, Türkiye askeri yığınaklanmasını buna göre yaptı. Mevcut bölgesel askeri-politik durum, aktörlerin pozisyonları ve tabi ki aylardır süren Afrin'e yönelik yığınaklanma ve operasyon beyanları Türkiye'nin stratejik aldatmaya maruz kaldığını gösteriyor. Ancak Türk stratejik aklının devreye girmesine izin verilirse aldatmayı tersine çevirmek halen mümkün. Uzmanları bunun ne olduğunu bilecektir. Sonra Afrin'de ne yapılması gerekiyorsa yine yapılır.

Terör koridorunu önlemenin temel hamlesi Fırat'ın doğusunda PKK devletçiğinin alt yapısı olan özerk yerel yönetimin kurulmasının ve bunun anayasal garantiye alınmasının önlenmesidir. (Analoji yapıp terör koridorunu ağaca benzetirsek o ağacın kökü Fırat'ın doğusudur. Dallarını keserek ağacı kurutamazsın.) Aksi durum oyalama / oyalanma operasyonudur.

ABD'nin YPG ordusu ya da sınır birliği kurmuyoruz açıklaması yaptığı saatlerde ABD Dışişleri Bakanının "IŞİD ve benzeri terör örgütlerinin bir daha Suriye'ye dönemeyeceğine inandığımız ana kadar Fırat'ın doğusunda kalmaya devam edeceğiz, burada örnek bir yerel yönetim kuracağız, Esad yönetimden ayrılıncaya kadar diğer bölgelere yardım etmeyeceğiz" açıklamasını bu çerçevede okumak ve uykuya dalmamak lazım. Uyursan ölürsün...

Bu yazı 2757 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı