Hoşgeldiniz; Bugün 22 Ekim 2017 Pazar
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi|11 Ekim 2017 Çarşamba

İdlib’de Riskler ve Tehditler: Malhama ve İngimasi

Erol Başaran Bural tarafından yazıldı.

 

Kamuoyunda bir süredir başlayacağı belirtilen “İdlib Harekâtı” 07 Ekim 2017’de Özgür Suriye Ordusuna (ÖSO) bağlı grupların bölgeye girişiyle başladı. 09 Ekim tarihinde ise Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan açıklama ile TSK keşif unsurlarının bölgeye girdiği belirtildi. İdlib Harekâtının açık hedefinin; Astana sürecinde alınan kararlara istinaden oluşturulan çatışmasızlık bölgelerinin etkinliğinin artırılması, İdlib bölgesinde yaşanan çatışmaların sona erdirilmesi, insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması, yerlerinden edilen insanların geri dönüşü için gerekli şartların sağlanması, anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi için gerekli koşulların sağlanmasına destek verilmesi olduğu bilinmektedir. Harekâtın kapalı hedefleri ise; El Kaide kökenli selefi terör örgütlerinin Türkiye-Suriye sınır hattı boyunca yuvalanmasına engel olmak, Suriye kuzeyinde oluşturulmaya çalışılan PKK/PYD terör koridorunu tam anlamıyla kesmek, Afrin bölgesindeki PKK/PYD varlığını tecrit etmek olarak sıralanabilir.

Her ne kadar TSK’nın İdlib bölgesine geçişi öncesinde; TSK ile İdlib’de mevcut gruplar arasında çatışmaların yaşanmaması için görüşmeler yapılmış[i], harekâtın amacının çatışmaya girmekten çok barışçıl yolları zorlamak olduğu ifade edilmiş ve hatta bunun bir harekât değil “intikal” olduğu vurgulanmışsa da, İdlib Harekâtı süresince sınırdan merkeze inildikçe sahadaki çeşitli gruplarla TSK arasında çatışmalar yaşanması riski söz konusudur.     

İdlib’de TSK’nın HTŞ ile Çatışma Riski

TSK’nın İdlib Harekâtında karşılaşacağı en büyük tehdit unsuru, şüphesiz ki; çekirdeğini Ocak 2012’de kurulan El Nusra terör örgütünün oluşturduğu Heyet Tahrir el-Şam’dır (HTŞ-Şam’ın Kurtuluşu Örgütü). 28 Ocak 2017’de; Şam’ın Fethi Cephesi (El Nusra), Ceyşü'l Sünne, Ensaruddin, Liva El Hak ve Nureddin Zengi (daha sonra HTŞ’den ayrıldığı söylenmektedir) adlı gruplar HTŞ’yi kurdular. İstihbarat kaynaklarına göre, El Nusra’nın başı çektiği HTŞ’nin alana yayılmış vaziyette yaklaşık 20-25.000 silahlı elemanının bulunduğu biliniyor.

ÖSO birliklerinin Suriye sınırından İdlib istikametine harekete başlamasının ardından HTŞ tarafından yapılan açıklamalar; TSK ve ÖSO’nun HTŞ ile çatışma riski ihtimalini güçlendiriyor. Açık kaynaklara da yansıyan açıklamalara göre HTŞ; İdlib Harekâtını Rusya’nın bir planı olarak gördüğünü, Rusya’nın yanında yer alan grupların ihanet içerisinde olduklarını belirtiyor.

Açıklamanın son bölümü; “Kim anasını ağlatmak, evlatlarını yetim,  karısını dul bırakmak istiyorsa acele etsin, size cevabımız duyacağınız değil göreceğiniz şekilde olacak” şeklinde sert bir propaganda cümlesi ile bitiyor.[ii] HTŞ’ye yakın açık kaynak haber siteleri incelendiğinde; HTŞ’nin Türkiye ve ÖSO’nun İdlib Harekâtına karşı olduğunu açıkça ifade ettiği, bölge halkının da bu harekâta karşı olduğu algısını yaratmaya çalıştığı, HTŞ elemanlarının eğitim videolarını yayınlayarak da her an çatışmaya hazır olduğu izlemini oluşturmaya çalıştığı görülüyor. Diğer yandan da HTŞ’nin TSK ile çatışmayacağı bilgileri yayılmaya çalışıyor.

Bölgede verilen sözlerin sıklıkla unutulduğu ve ittifakların bir saat içerisinde bozulabildiği göz önünde bulundurularak eldeki bilgiler değerlendirildiğinde; HTŞ’nin TSK ile çatışmama kararı olsa dahi HTŞ içerisindeki gruplardan bir veya birkaçının bu karara uymayarak TSK’yı hedef alabileceği, HTŞ’nin tasfiye edilmeyi reddetmesi halinde TSK ile topyekûn sıcak temasa girebilme ihtimalinin mevcut olduğu sonucuna ulaşılıyor.

“Malhama Tactical”ve HTŞ’nin Askeri Eğitim Süreci Riskleri Ortaya Koyuyor

El Kaide tabanlı örgütlerin bir araya gelmesiyle oluşan HTŞ’nin, Mayıs 2016’da kurulan ve “Malhama Tactical” ismiyle bilinen, El Kaide’nin Blackwater’ı olarak da adlandırılan Özbek kökenli eski Rus Özel Kuvvetlerine mensup askerlerden eğitim aldığı ifade ediliyor. İsmini; Melhame-i Kübra’dan (Hristiyan inanışına göre Armageddon) yani büyük kanlı savaştan aldığı iddia edilen, sayıları oldukça az ancak etkin oldukları bilinen grubun, İdlib bölgesindeki selefi terör örgütlerine “özel kuvvetler” eğitimi verdiği ifade ediliyor.

Eleman sayısı az olmakla birlikte Malhama’nın yayımladığı eğitim videolarının Youtube üzerinden yaklaşık 210.000 kez izlenmiş olması, zaman zaman internet üzerinden canlı eğitim dersleri düzenlenmesi, eğitim videolarının Youtube’un yanı sıra Facebook, Twitter ve Rus sosyal medyası VKontakte üzerinden yayımlanması, söz konusu eğitimlerin geniş bir kitleye ulaştığını gösteriyor.

Bahsedilen eğitim videoları izlendiğinde, TSK ve ÖSO’nun çatışma ihtimali bulunan gruplara;

-          Meskûn mahallerde muharebe,

-          Her türlü silahın taktik kullanımı,

-          Atış teknikleri,

-          El yapımı patlayıcı yapımı,

-          Yaralı tahliyesi ve ilk yardım,

-          Meskûn mahallerde muharebe ortamında haberleşme,

-          Pusu ve pusuya karşı koyma eğitimlerinin verildiği görülmektedir.[iii]

HTŞ ve bağlı terör gruplarının aldığı eğitimlerin ne kadar etkin olduğunu tahmin etmek oldukça zor. Ancak eğitim konuları incelendiğinde; HTŞ’nin TSK birliklerimize yönelik olarak; meskûn mahallere yaklaşma istikametlerinde pusu, meskûn mahaller içerisinde sokak çatışmaları ve el yapımı patlayıcı (EYP) saldırısı ile karşılaşabilecekleri anlaşılmaktadır.

HTŞ’nin Eylem Türleri

2011 yılı Aralık ayı ile 2017 yılı Temmuz ayı arasında, El Nusra ve devamında HTŞ tarafından, Suriye ve Lübnan’da gerçekleştirilen 91 önemli terör eylemini[iv] incelediğimde eylemlerin;

            -           % 31,8’ini adam kaçırma ve infaz,

            -           % 24,1’ini bombalı araçla intihar saldırısı,     

            -           % 20,8’ini intihar saldırısı,

            -           % 12’sini silahlı saldırı,

            -           % 6,5’ini roket ve havan saldırısı,  

            -           % 4,8’ini ise diğer saldırılardan meydana geldiği görülüyor.

HTŞ eylemlerinin büyük kısmını; devlete ait kamu binalarına ve güvenlik amacıyla oluşturulan kontrol noktalarına yönelik düzenliyor. Eylemlerin düzenlendiği bina türleri arasında camilerin de bulunduğunu not etmek gerekiyor. 2015 yılı Ocak ayında bir ve 2016 yılı Nisan ayında bir olmak üzere toplam iki adet Suriye rejimine ait uçağın düşürülmesi olayını da HTŞ’nin üstlendiğini belirtmekte büyük fayda var.

Olayların incelenmesinden yola çıkarak HTŞ’nin düzenlediği eylemlerin büyük kısmında kompleks saldırı olarak nitelenen, aynı anda hem intihar saldırısı hem de silahlı saldırı ya da aynı anda hem bombalı araçla intihar saldırısı hem de havan/roket saldırısı düzenlendiği ortaya çıkıyor. Ayrıca HTŞ’nin roketli saldırılarını bulunduğu merkezden uzak hedeflere yönelik ve özellikle Suriye sınır hattı ötesine düzenlediği de, eylem türlerinin incelenmesi neticesinde anlaşılmaktadır. Seçilen hedeflerin büyük çoğunluğunu Suriye resmi devlet görevlileri, kamu hizmeti veren kurum ve kuruluşlar, Müslüman olmayan sivil toplum kuruluşları ve şahıslar, uluslararası kurum ve kuruluş temsilcilikleri ile Sünni mezhebi dışında kalan Müslümanların oluşturduğunu da söylemek mümkün.

HTŞ’nin İngimasi Saldırıları

Suriye’deki terör örgütlerine katıldığı bilinen 4.700 kadar Rus vatandaşı yabancı terörist var. Bunların büyük çoğunluğu Çeçenistan ve Dağıstan’dan gelenler. Bu kişilerin birçoğu askeri anlamda iyi eğitimli oldukları gibi, bu kişilerin Ruslarla savaşırken kazandıkları askeri tecrübeleri de mevcut. Rus kökenli radikal yabancı teröristlerin bulundukları bölgelerde yaşayan insanlardan tecrübeleri nedeniyle saygı gördükleri ve kendilerine; “Öncü İntihar Bombacısı” anlamına gelebilecek “İngimasi” isminin verildiği ifade ediliyor. İngimasinin ayrıca, düşman saflarına saldıran, bu saldırıda düşmana maksimum kaybı verdiren ve saldırıya giderken geri dönmeyi düşünmeyen anlamına geldiği de söyleniyor. Bu teröristler hedefe doğru silahlı saldırı ile ilerlerken öleceğini anladığı son noktada intihar saldırısı düzenleyerek daha çok kayıp verdirmeyi amaçlıyor. İngimasilerin askeri eğitim seviyeleri yüksek, fiziki kondisyonları oldukça fazla ve çevik, atış kabiliyeti iyi terör örgütü mensuplarından seçildiği belirtiliyor. Afganistan’da Taliban tarafından düzenlenen birçok saldırıda bu tür terör eylemlerini ve teröristleri görmek mümkün. HTŞ’nin, 25 Şubat 2017’de Humus’da Suriye rejimi askerlerine yönelik olarak düzenlediği İngimasi saldırısında biri Tuğgeneral olmak üzere 42 askeri öldürdüğü, söz konusu saldırıda beş terör örgütü mensubunun öldüğü bilinmektedir.[v]

İdlib Harekâtına Yönelik Alınabilecek Askeri Tedbirler

Her şeyden önce mutlak suretle akılda tutulmalıdır ki, amacı ve kapsamı ne olursa olsun, İdlib Harekâtı bir sınır ötesi harekâttır. Harekâtın amacı oldukça basitmiş gibi gösterilmekle birlikte; bölgenin demografik yapısı, bölgede mevcut çok sayıdaki devlet dışı aktör, terör örgütlerinin varlığı ve faaliyetleri, Rusya-İran ve Suriye Rejiminin bölgedeki konumu, muhtemel çatışma alanlarında sivillerin bulunması ve istihbarat örgütlerinin sahada cirit atması gibi faktörler göz önünde bulundurulduğunda, harekâtın oldukça kapsamlı olduğu ve zor şartlar altında yürütüldüğü/yürütüleceği ortaya çıkıyor.

Birleşmiş Milletler tarafından yürütülen uluslararası harekât nevilerine bakıldığında, her ne kadar uluslararası hukuk açısından İdlib Harekâtının yapısına uymasa da, İdlib Harekâtının aslında bir Barışı Zorlama Harekâtına[vi] benzediği sonucu çıkıyor. Barışı zorlama; çatışmaların devam ettiği bir bölgede barışın ve istikrarın sağlanması maksadıyla, askeri kuvvet kullanımı dâhil olmak üzere, bir takım zorlayıcı önlemlerin alınmasını ifade etmektedir. Her ne kadar kamu diplomasisi kapsamında, İdlip Harekâtı süresince hiçbir grupla/aktörle çatışmaya girmek istemediğimiz, bölgede barışın tesisi maksadıyla bulunduğumuz mesajını vermek için; bu harekâtın Astana’da anlaşmaya varılan gözlemcilerin yerlerine ulaşması maksadıyla düzenlenen bir “İntikal Harekâtı” olduğu belirtilse de, harekâtın her safhasının askeri anlamda riskler taşıdığı, İdlib bölgesindeki terör örgütleri ve diğer aktörlerin TSK ile çatışma ihtimali olduğu unutulmamalıdır.

HTŞ taktik ve tekniklerinin analizinden çıkan sonuç neticesinde; olası bir çatışma durumunda HTŞ’nin yoğunlukla bombalı araçlarla saldırılar düzenleyebileceği, İngimasi saldırıları yapabileceği, intikal güzergâhlarına mayın / EYP döşeyebileceği, sınır hattının ötesinden ülkemize yönelik roket ve havan saldırıları yapabileceği, intikal eden birliklerimize pusu düzenleyebileceği öngörülmektedir.

HTŞ eylem türlerinden anlaşıldığı üzere, TSK’nın bölgede teşkil edeceği kontrol noktaları, ileri üs bölgeleri ve lojistik tesisleri HTŞ saldırılarına karşı hassastır. Bu nedenle teşkil edilen her bir askeri kontrol noktasının ve tesisin uzaktan başlayarak emniyete alınması, balistik ve beton duvarlarla tahkim edilmesi, halkla temas gereken görevlerde gerekli emniyet tedbirlerinin artırılması elzem görülmektedir.

HTŞ tarafından iki adet Suriye uçağının düşürülmesi olayının üstlenilmesi, HTŞ’nin elinde hava savunma füzeleri bulunduğu ihtimalini güçlendirmektedir. Bu nedenle hava savunma sistemleri harekât boyunca aktif tutulmalı, bir hava aracımızın dahi zarar görmemesi için gerekli tedbirler gözden geçirilmelidir. Bununla birlikte HTŞ’nin tıpkı IŞİD’in olduğu gibi drone saldırısı yapma imkân ve kabiliyetinin bulunduğu da akılda tutulmalıdır. Drone saldırılarına karşı drone savarların bölgede bulundurulmasında, İHA sistemleri ile üs bölgelerinin sürekli kontrol edilmesinde, personelde farkındalık yaratılmasında fayda görülmektedir.

Sonuç

İdlip Harekâtı, son yıllarda TSK tarafından düzenlenen ve basit bir intikalmiş gibi gösterilemeyecek kadar önemli harekâtlardan birisi olma özelliğine sahiptir. TSK’ya yönelik hasmane bir tutum karşısında birliklerimizin zayiat vermemesi büyük önemi haizdir. Harekâtın gerçekleştiği bölgede bulunan terör gruplarının imkân ve kabiliyetleri sürekli göz önünde bulundurulmalı, harekâtı icra eden birliklerimiz harekâtın bir an önce bitirilmesi yönünde zaman açısından sıkıştırılmamalı, gerekirse bir günde bir kilometre yol kat ederek, mümkün olduğunca EYP tehdidine karşı her türlü önlemi alarak ve bir tek Mehmetçiğimizin burnu kanamadan harekâtın sonlandırılması esas alınmalıdır.

Bölgede mevcut sivillerin desteğinin kazanılması, TSK’ya karşı çatışmaya girmeye niyet eden grupların caydırılması, harekâtın amacını saptırmak isteyen algı ajanlarının çabalarının boşa çıkarılması, harekât ortamından faydalanarak TSK unsurlarını arkadan vurmaya çalışabilecek PKK/PYD unsurlarına gerekli ikazın yapılması maksadıyla devlet seviyesinde kamu diplomasisi, TSK seviyesinde de psikolojik harp faaliyetleri icra edilmeye başlanmalıdır.

Harekâta katılan birliklerimizin hem yurt içindeki meskûn mahal operasyonlarından hem de Fırat Kalkanı Harekâtından edindiği birçok tecrübe mevcuttur. Bu seçkin birliklerimiz İdlib Harekâtını icra etmek için gerekli teçhizat, silah, malzeme, akıl ve cesarete fazlasıyla sahiptir. Türk milletinin bu harekâtın başarıyla sonuçlanacağına olan inancı tamdır.

 

 

 


[i]https://www.timeturk.com/reuters-turk-ordusu-heyet-ut-tahrir-us-sam-refakatinde-idlib-e-girdi/haber-746142

[ii]http://www.fetihmedya.com/htsden-beyanat-kim-karisini-dul-birakmak-istiyorsa

[iii]http://foreignpolicy.com/2017/02/10/the-world-first-jihadi-private-military-contractor-syria-russia-malhama-tactical

[iv]https://www.counterextremism.com/threat/nusra-front-jabhat-fateh-al-sham

[v]https://futureuae.com/m/Mainpage/Item/2623/inghimasi-fighters-terrorist-organizations-return-to-previous-modus-operandi

[vi] Barışa zorlama, uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden bir saldırı veya durumun ortaya çıkması hâlinde BMGK’nın yetkilendirmesiyle askeri kuvvet kullanımı dâhil bir dizi zorlayıcı önlemin uygulanmasını kapsar. Barışa zorlama harekâtında, çatışan tarafların çatışmanın sona erdirilmesine ilişkin rızalarının sağlanması aranmaz. Barışa zorlama, BM Antlaşması’nın 7’nci Bölümü çerçevesinde icra edilen ateşkese ve barışa zorlayıcı nitelikte bir askeri kuvvet kullanımı veya kuvvet kullanma tehdididir. Barışa Zorlama Harekâtı, genellikle taraflar arasında çatışma ve şiddetin devam ettiği, devlet otoritesinin ciddi zafiyet içinde olduğu ortamlarda yapılmak zorundadır. (http://www.merkezstrateji.com/tr/security-terms)

Bu yazı 3524 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı