Hoşgeldiniz; Bugün 24 Ekim 2017 Salı
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi|27 Haziran 2017 Salı

ABD Esad'ı Vurmaya Hazırlanıyor!

Cahit Armağan Dilek tarafından yazıldı.

Beyaz Saray Sözcüsü Sean Spicer, Suriye'de yeni bir kimyasal silah saldırısı hazırlığı olduğuna ilişkin 26 Haziran tarihli yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, "ABD, Esad rejimi tarafından, masum çocuklar dahil kitlesel sivil ölümlerine neden olabilecek muhtemel bir kimyasal silah saldırısı hazırlıklarının olduğunu tespit etmiştir. Bu hazırlıklar, 4 Nisan 2017'deki kimyasal silah saldırısından öncekilere benzemektedir" ifadelerine yer verildi. ABD'nin Suriye'de bulunma amacının, IŞİD'i Suriye ve Irak'tan temizlemek olduğu vurgulanan açıklamada, "Ancak eğer Esad, kimyasal silahlar kullanarak yeni bir kitlesel ölüm saldırısı düzenlerse, o ve ordusu bunun bedelini ağır ödeyecektir" uyarısı yapıldı.

ABD 04 NİSAN HAN ŞEYHUN'UN KİMYASAL SALDIRI OLMADIĞINI BİLİYORDU

Beyaz Saray'ın bu açıklamasının daha bir kaç gün önce Pulitzer ödüllü ABD'li gazeteci Seymour Hersh'in Alman Die Welt gazetesinde yayınlanan yazısında ABD Başkanı Donald Trump'ın Nisan ayında Suriye'nin Tomahawk füzeleriyla vurulması kararını, Suriye ordusunun Han Şeyhun kasabasında kimyasal silah kullanmadığını bilmesine rağmen aldığı iddiasından hemen sonra gelmesi ilginç.

4 Nisan'da Han Şeyhun'daki Suriye operasyonu sonrasında Esad'ın kimyasal saldırı yaptığı iddiasıyla 07 Nisan'da ABD Tomahawk füzeleriyle Suriye'nin El Şayrat hava üssünü vurmuştu. Trump'ın bu operasyonu o zaman da çok tartışılmış, Suriye ve Rusya kimyasal saldırı yapıldığı iddialarını reddetmiş, Trump'ın yabancı aktörlere kendisinin ABD devletine hakim olduğunu gösterme ve özellikle iç politikadaki sıkışıklığı aşmak için böyle bir hamle yapmış olabileceği iddia edilmişti. Nitekim ABD'nin Suriye yönetimini vurması bölgede Esad karşıtı politikayı destekleyen başta Türkiye olmak üzere Körfez ülkelerinden büyük destek almıştı.

SURİYE'DE ABD LİDERLİĞİNDEKİ SÜNNİ CEPHEDE ÇATLAK VAR, RUSYA-İRAN-SURİYE CEPHESİ İNİSİYATİFİ ELE GEÇİRDİ

Ha Şeyhun'daki kimyasal saldırı suçlaması ve 07 Nisan'daki ABD operasyonu sonrasında ABD yönetimi biraz moral ve durum üstünlüğü kaznmış olarak Suriye'deki operasyonlarını ilerletti. Türkiye'nin net karşı duruşuna rağmen YPG ile ortak olarak rakka operasyonunu sürdürdü, YPG'ye ağır silah yardımına başladı. Suriye güneyinde Ürdün sınırı boyunca destekledikleri ÖSO güçleri Irak sınırına doğru ilerleme gösterdi. Söz konusu bölgedeki Tanf noktasını kontrol etmek isteyen Suriye kontrolündeki Şii milislerini üç kez vurdu. Aynı noktada İran yapımı iki İHA düşürdü. Rakka güneyinde bir Suriye savaş uçağını YPG güçlerini vurdu gerekçesiyle düşürdü.

ABD açısından bu olumlu gelişmelerle eş zamanlı olarak ortaya çıkan Katar krizi Suriye'de birlikte hareket ettikleri Sünni blokta sıkıntılara yol açtı. Türkiye ile YPG nedeniyle anlaşmazlık yaşayan ABD, Katar krizi nedeniyle Türkiye ile bir kez daha karşı karşıya geldi. Üstüne İran'ın da Katar'ın yanında pozisyon almasıyla Suriye'de karşı cephelerde olan İran ile Katar/Türkiye aynı pozisyonu almış oldu. Körfez ülkeleri arasındaki anlaşmazlık Esad yönetimine karşı savaşan muhaliflerin desteklenmesinde de aksamalara yol açtı. Türkiye'nin Suudi Arabistan ile arasında soğukluk baş gösterdi.

Rusya destekli Suriye güçleri ise ABD'nin tüm saldırı ve engellemelerine rağmen Suriye-Irak sınırına ulaşmak ve Deyrezzor'u yeniden ele geçirmek üzere doğuya doğru ilerleme gösterdi. Hatta güneyde ABD destekli ÖSO'nun ilerleme hattını kesti önüne geçerek Irak sınırına ulaştı. Rakka güneyinden ve Palmira'dan doğuya doğru ilerlemeye başladı. Irak'ta ise Bağdat yönetimi kontrolündeki Şii ağırlıklı Haşdi Şabi güçleri Sincar güneyinden Suriye sınırına ulaştı ve Şii güçlerin Irak-Suriye sınırında buluşmasının önü açıldı. Ayrıca dört ayrı yerdeki çatışmasızlık bölgesindeki uygulamaların detayları konusunda Türkiye-İran-Rusya arasında yeni bir mutabakata varıldı.

ABD'nin Şii milisleri vurması, İHA'ları ve Suriye savaş uçağını düşürmesi üzerine Fırat'ın batısında uçacak ABD ve koalisyon uçaklarınının izleneceği ve gerekirse hedef alınacağı açıklamasıyla ABD'nin Suriye üzerindeki hareket serbestisi belli ölçüde sınırlandırılmış olundu.

KATAR KRİZİNİ AŞMAK VE SURİYE'DE YENİDEN İNİSİYATİFİ ELE ALMAK

ABD açısından Katar ve Suriye bağlamında yukarıda ifade edilen açmazlar yanında Trump'ın iç politikadaki açmazları giderek artarak devam etmektedir. Bununla birlikte ABD Rakka'nın IŞİD'ten kurtarılması operasyonunu istediği rahatlıkta sürdürmektedir. Rakka merkezine opeasyon başlatılmadan önce IŞİD'in şehri terk ettiği bilgileri zaten medyaya yansımıştı. Bu durum ABD ve YPG'nin IŞİD'le anlaştığı şeklinde yorumlanmıştı. IŞİD'in doğuda Palmira bölgesinde, güney batıda Deyrezzor'da Suriye güçlerine karşı savaşarak ilerleyişlerini akamete uğratmak için pozisyon aldığı görülmektedir. ABD'nin IŞİD'i bu şekilde kullanıyor olmasına  rağmen Suriye harekat alanında Fırat'ın doğusuna sıkışma tehlikesini aşmak, Bağdat-Şam yönetimlerinin sınırda güçlerini buluşturmasının önüne geçmek, Suriye güneyindeki ÖSO güçlerinin Deyrezzor'a doğru önünü açmak için ABD'nin krtik bir hamle yapma ihtiyacı hissettiği görülmektedir. Bu hamleyle Suriye'de inisiyatifin yeniden büyük oranda ABD tarafına geçirilmesi hedeflenecektir. Peki bu hamle ne olacak?

ÇÖZÜM: ESAD'I YENİDEN VURMAK?

ABD'nin yapacağı kritik hamlenin ne olabileceğinin cevabını da Beyaz Saray'ın son açıklaması adeta deşifre etmektedir. Beyaz Saray'ın açıklamasında Esad yönetiminin kimyasal saldırı hazırlığı içinde olduğunun iddia edilmesi ve bunun 04 Nisan'da Han Şeyhun olayıyla benzer olduğunun ifade edilmesi ve eğer kimyasal saldırı olursa bedelinin çok ağır olacağının Esad'ın ve Ordusunun hedef alınacağının açıkça söylenmesi ABD'nin Suriye'de yeni arayışlar içinde olduğunu göstermektedir. ABD'li gazeteci Seymour Hersh'in Alman Die Welt gazetesinde yayınlanan yazısında 07 Nisan'daki ABD operasyonu öncesinde trump'a sunuluna alternatifler içinde Esad'ın doğrudan hedef alınmasının da bulunduğunu, Trump'ın bunu seçmediğini yazdığını burada belirtmekte fayda var. Yani Esad'ı vurmak ABD yönetiminde konuşulan konulardan biri.

Geçen hafta Fransa Cumhurbaşkanının "Suriye'de kimyasal saldırı kırmızı çizgi, tespit edersek tek taraflı ble hareket geçeriz" açıklaması Tump yönetimine adeta bir açık çektir. Diğer taraftan ABD'nin Suriye'yi kimyasal saldırı yapmış gibi gösterme imkanları mevcuttur. Her ne kadar terör örgütü olarak görse de özellikle İdlib'teki El Kaide teröristlerini (ki Esad'a karşı mücadele ettiklerini ifade etmektedirler) bu maksatla kullanabilir. El Kaide teröristlerinin ellerinde kimyasal saldırılarda kullanılacak malzemeler olduğu herkesce bilinmektedir. Rus Dışişleri Bakanı Lavrov'ın geçen hafta ABD'nin El Kaide'yi operasyonlardan koruduğu açıklaması daha çok yenidir. Benzer açıklama daha önceki aylarda da yapılmıştı.

Rusya Fırat doğusundaki koalisyon uçaklarını hedef alabileceğini söylese de ABD'nin savaş gemilerinden atacağı seyir (cruise) füzeleri, İHA'ları ve Suriye topraklarına soktuğu uzun menzilli HIMARS sistemleriyle istediği operasyonu yapabilecek kapasitededir.

Suriye ordusunun vurulması Suriye'nın Irak sınırına ve Deyrezzor'a ilerleme operasyonlarını akamete uğratacağı gibi başta Katar krizi nedeniyle ayrışan Türkiye ile Suudi Arabistan gibi Sünni ittifak üyelerini yeniden aynı noktaya toplayabilir. Hele hele muhtemel bir operasyonda Esad'ın kendisinin hedef alınması Suriye'deki gidişatı toptan değiştirecek bir hamle olacaktır. Böyle bir operasyona tüm Körfez ülkelerinin, Türkiye'nin ve hatta rejime karşı savaştığını söyleyen El Kaide'nin destek vermesi çok büyük ihtimaldir.

ÇÖZÜM  DENİLEN ŞEY ASLINDA FELAKET

Ancak Esad'ın vurulmasını da içerecek böyle kapsamlı bir harekatı desteklemek Suriye'deki savaşın daha da derinleşmesini, Şii-Sünni savaşı şeklinde yayılmasını ve kanlı hale gelmesini de desteklemek anlamına gelecektir. Çünkü Esad yönetiminin çökmesi Suriye topraklarının kontrolden çıkması, Suriye devletinin çökmesi anlamına gelmektedir. Sözde kontrollü bir şekilde çökertilen (ordusunun dağıtılması, rejimin ortadan kaldırılması) Irak'ın halen toplanamadığı, toplanmadığı gibi 2014 ve 2015'te Suriye'den bile daha fazla ölümlerin yaşandığı, bölünmenin arefesinde bir ülke olduğu çok acı canlı bir örnek olarak ortadadır. Suriye devletinin çökmesinin etkisi Irak'ınkinden daha fazla olacaktır.

Tabi senaryoya karşı Rusya'nın elinin kolunun bağlı kalmasını beklemek de doğru değildir. Kendi ulusal çıkarları kapsamında Suriye'de bulununa, tabiri yerinde kıyıbaşını ele geçirip orada kalıcı olmaya hazırlanan Rusya'nın ABD'nin bu senaryosunu boşa çıkarmak için karşı hamlelerde bulunacağı da gözardı edilmemelidir. Esad'ın ortadan kaldırıldığı, Şam yönetiminini çöktüğü bir Suriye'de Rusya'nın tutunması da çok zor olacaktır. İran'ın da Rusya cephesinde aynı şekilde karşı hamlelerde bulunacağı bilinmelidir.

Ancak bütün bu olumsuzluk öngörülerine rağmen ABD'nin böyle bir hamle yapabileceği Beyaz Saray açıklamasıyla deşifre olmuştur. ABD'nin başlattığı savaşların yalanlar üzerine kurgulandığı tarihsel bir gerçektir. Irak'ın işgali bunun tartışmasız en somut örneğidir. Şimdi Suriye'de kimyasal saldırı yalanları üzerine Suriye'nin sonunu getirecek, bölgeyi ateş çemberini iyice içine çekecek senaryolara iç politika ve mezhepsel gerekçeklerle destek vermek, planlayanları ve yapanları alkışlamak cesaretlendirmek insani, vicdani ve meşru değildir. Suriye'deki savaşın uzaktan yakından tüm tarafları böyle bir hamleye karşı olduğunu derhal göstermelidir. Aksi halde çözüm denilen şeyin felaket olduğu gereçeğini bizzat yaşayarak görmek zorunda kalınacaktır.

Bu yazı 1806 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı