Hoşgeldiniz; Bugün 24 Ekim 2017 Salı
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi|09 Mayıs 2017 Salı

ABD Peşmerge ve PKK/YPG'yi Profesyonel Orduya Dönüştürüyor

Cahit Armağan Dilek tarafından yazıldı.

Peşmerge Güçlerinin profesyonel bir şekilde yeniden düzenlenmesi için ABD, İngiltere ve Almanya tarafından ortak bir proje hazırlandığı bildiriliyor. Barzani yönetimine yakın Rudaw haber sitesinde yer alan habere göre ABD, İngiltere ve Almanya savunma bakanlıklarının ortak heyetinin desteğiyle Peşmerge Bakanlığı'ndaki reformlar kapsamında bazı adımlar atmayı planlanıyor ve bunun için 35 maddelik bir projede hazırlandı. Peşmerge Bakanı Cabbar Yaver konuyla ilgili şunları söyledi:  “Amerika, Almanya ve İngiltere 5 - 10 yıl sürmesi beklenen projenin uygulama süresince bizimle beraber olacak. Bu konuda söz verdiler. Proje kapsamında Bakanlıkta ‘Reform Müdürlüğü’ oluşturulacak. Bu kurum, Peşmerge Bakanlığı ve söz konusu ülkelerin temsilcileri tarafından denetlenecek. Temel hatlardan biri de Peşmerge Güçleri'nin profesyonel bir güç olarak yeniden düzenlenmesidir.”

IŞİD ELİYLE SURİYE VE IRAK'TA YENİ DİZAYN

IŞİD terör örgütünün Suriye ve Irak merkezli olmak üzere Ortadoğu'nun yeniden dizayn edilmesinde kullanılan taşeron bir örgütü olduğunu daha Musul'un işgalinin ilk günlerinden buyana bu sitedeki yazılarımızda ve TV programlarında söyledik. Bu dizayn yapılırken de Kürtlere alan açmak ve bir Kürdistan oluşturmak üzere Peşmerge ve PKK/PYD'nin de başka bir taşeron olarak kullanıldığına tanık oluyoruz. Musul'un işgalinin üzerinden yaklaşık 3 yılın geçtiği süreçte sahada ve masada en çok belki de tek kazananın Peşmerge ve PKK/PYD olduğu haritalarda çok net gözükmektedir. Suriye bölümünde PKK/PYD bu iş için kullanılırken Irak'ta da Peşmerge ana güç olarak öne çıkmaktadır.

IRAK'TA TAŞERON PEŞMERGE ORDU HALİNE GEİTİRİLİYOR

Musul'un işgalinin ilk günlerinden itibaren Batı ittifakının Peşmergeye yönelik yoğun askeri yardımına şahit olduk. Peşmerge Irak'ı IŞİD'ten kurtaran güç olarak sunuldu. Her sözde kahramanlık haberinden sonra Peşmergeye yönelik askeri yardım arttı. Peşmerge ABD ve diğer Batılı güçlerle orta operasyonlara imza attı ve güvenilir saygın "ortak" olarak tanımlandı. Irak'ta IŞİD'in son temizlenmesinin son dönemine girildiği bu günlerde Batı'nın Peşmergeyi profesyonel ordu durumuna getirmek için büyük ve uzun süreli bir projeyi hayata geçirdiğini görüyoruz. Tam profesyonel olmasa bile orduya sahip olmak bağımsız bir devlet olmanın en temel adımı ve göstergesidir.

Hal böyle olunca her defasında Irak'ın toprak bütünlüğünden ve siyasi birliğinden yana olduklarını söyleyen Batı güçlerinin Peşmergeyi eğitip, donatarak kendi kendine yeterli, Irak'taki diğer gruplarla (Şii ve Sünniler) savaşabilecek ve hatta bölge ülkelerinin muhtemel müdahalesine karşı koyabilecek bir güce kavuşturmak için çalıştıklarını görüyoruz. Bu üçlünün bugüne kadar zaten Peşmergeye en fazla askeri yardımı yapan ülkeler olması dikkat çekicidir. Projenin ilerleyen safhalarında diğer Batı ülkelerinin (İtalya, İspanya, Fransa gibi) bu projeye dahil olacağını göreceğiz. Türkiye her ne kadar bu üçlünün (ABD, Almanya, İngiltere) projeleri içinde yer almasa da Türk hükümetinin 2008 sonrası şaşırtıcı derecede Barzani yönetimiyle yakın ilişkiler kurmasıyla birlikte IŞİD krizi altında da Peşmergeye eğitim ve bazı askeri malzeme desteğinde bulunduğunu biliyoruz. Yani Türkiye de nispeten az olsa da gayri resmi bu projeye destek vermekte ve Peşmergenin ordulaşmasına katkı sunmaktadır.

Tabi bu noktada dikkat çekilmesi gereken konu, Peşmerge derken bunun Barzani'nin partisi yani KDP Peşmergeleri olduğudur. KYB Peşmergelerinin İran etkisinde ve desteğinde olduğunu ifade etmeliyiz. Ancak ABD, Almanya, İngiltere üçlüsünün hazırladığı 35 maddelik projenin en önemli maddesinin KDP ve KYB'ye bağlı Peşmergeleri tek komutanlık altında birleştirerek 120.000 kişilik bir güce ulaşmak. Buna Peşmerge Bakanlığı bünyesindeki yaklaşık 40.000 kişilik Peşmerge kuvvetini eklendiğinde Peşmege Ordusunun 160.000 kişilik insan gücüne ulaştırılması hedefleniyor. Bu oluşumun yanında belki daha da önemlisi Peşmergeye verilen askeri eğitim ve malzeme desteğinin öyle veya böyle bir şekilde PKK terör örgütüne de aktarılıyor olmasıdır. Çünkü PKK'nın Peşmerge ile ilişki içinde olduğu Sincar, Mahmur ve Kerkük gibi bölgelerde ortak operasyonlar yapmasından da rahatlıkla anlaşılabilecektir. 

Bugüne kadar KDP, KYP ve PKK'nın birbirleriyle zaman çatıştıkları, kendi aralarında çekişme ve iktidar mücadelesinin olduğunu biliyoruz. 2003 sonrasında Irak'ta bölgesel yönetim (IKBY) oluşturulmasına rağmen KDP ile KYB'nin ortak bir yönetim oluşturduğunu, işbirliği yaptığın söyleyemeyiz. Ancak son dönemlerde bir üst aklın bu grupları en azından belli hedeflere ulaşıncaya kadar birlikte hareket etmeye ikan ettiği görülmektedir. Nitekim Kerkük'te IKBY bayrağı çekilmesi ve sonrasında bağımsızlık referandumu yapılması konusunda şaşırtıcı derecede işbirliği yaptıkları, ortak hareket ettiklerini görüyoruz. 

PKK/YPG DE SURİYE'DE ORDULAŞMA SÜRECİNDE

Böylece sınırlı da olsa Türkiye'nin verdiği destekle ve Batı ittifakı içindeki müttefiklerimiz hemen yanı başımızda bir Ordu yaratırken bu desteğin bir bölümünün de PKK terör örgütüne naklediliyor olmasının göz ardı edilmesi çok tehlikelidir. Çünkü Suriye'de de PKK/YPG'nin  IŞİD'le mücadelede kendisine verilen "kara gücü" rolüyle ordulaşma sürecine sokulduğu dikkate alındığında Türkiye'nin güneyindeki uzun Suriye ve Irak sınırı boyunca terör örgütünden sözde Ordu'ya dönüştürülmekte olan bir yapı görülecektir. Ordu'nun ortaya çıkması Devlet'in ortaya çıkacağının en somut göstergesi ve delilidir.

Medyaya yansıyan haberlerden Suriye kuzeyindeki PKK/YPG'nin 60.000 kişilik bir insan gücüne ulaştığı, hedeflerinin 100.000 kişilik bir güç olduğu belirtilmektedir. Amerikan medyasında son çıkan haberler ABD'nin Türkiye gibi müttefiklerine bile vermediği / satmadığı ileri teknoloji ürünü hassas çok pahalı askeri malzemeleri (gece görüş cihazları, lazer işaretleme sistemleri, piyade tüfekleri gibi)  PKK/YPG'ye bir şekilde verdiğini ortaya koymaktadır. Diğer taraftan PKK/YPG'ye askeri malzeme desteğinin yanında en az bir buçuk yıldır devam eden askeri eğitim desteği de en üst seviyede. Üstelik askeri eğitimi veren başta Amerikalı olmak üzere Batı ülkelerinin askerlerinin "özel kuvvet" personeli olması PKK/YPG'ye verilen eğitimin üst düzey özel kuvvet eğitimi olduğunu da göstermektedir. İçinde bulunduğumuz çağın savaşlarının ana unsurunu büyük çaplı konvansiyonel birliklerden ziyade küçük hızlı etkin birliklerle operasyon yapabilen özel kuvvetler oluşturacaktır. Bu bağlamda, sayıca nispeten az olsa bile alacakları özel kuvvet eğitimiyle PKK/YPG'nin bulunduğu coğrafyada kısa sürede etkin bir güç olmalarının hedeflendiğini de söyleyebiliriz.   Trump'ın en az bir buçuk yıl önce başlayan YPG'ye ağır silah verilmesini resmileştiren kararı da bu tespit ve öngörüleri desteklemektedir.

PKK/YPG'nin Suriye kuzeyinde kendi bölgesini oluşturup, ordulaşma sürecine girerken sadece ABD ve Batı ülkelerinin yaptıkları gündemde olmamalı, Rusya'nın yaptıkları da gözardı edilmemelidir. 24 Kasım 2015'te Rus uçağının düşürülmesi sonrası oluşan askeri-politik oram Rusya'nın da Fırat'ın batısında YPG'ye göz yummasını hatta desteklemesinin önünü açtı. Tabiri yerindeyse PKK koridorunun Fırat'ın batısındaki kısmı adeta Rusya'nın himayesinde gerçekleşmektedir.

BİR KÜRDİSTAN İKİ KÜRDİSTAN'DAN İYİDİR!

IŞİD tehdidi bahanesiyle Irak ve Suriye yeniden dizayn edilirken bu dizayn Irak ve Suriye'nin bölünmesi sürecinin de önünü açmıştır. Bu süreçte Irak kuzeyinde Peşmergenin, Suriye kuzeyinde PKK/YPG'nin profesyonel ordular olarak ortaya çıkmakta olduğu da görülmektedir. Ancak bu durum Peşmergenin Suriye kuzeyinde PKK'nın ise Irak kuzeyinde hakimiyet kurma planları olmadığı anlamına gelmiyor. Bu nedenle eğer üst akıl söz Peşmerge ve PKK'yı dizginleyemezse aralarında çatışma yaşamaları da beklenmelidir. Bu nedenledir ki son dönemlerde bazı yabancı medyada "Bir Kürdistan İki Kürdistan'dan iyidir" söylemi de kullanılmaktadır. Bu söylemle büyük Kürdistan hedefi maskelenmek istenmektedir. Diğer taraftan Barzani yönetiminin bölgelerinden çıkan petrol ve gazın denize ulaştırılmasını istedikleri, ayrıca PKK/YPG'den gelen açıklamalarda kendilerine Akdeniz'e çıkış sözü verildiği itirafları bile büyük Kürdistan hedefinin geçerli olduğunu göstermektedir.

SONUÇ OLARAK; Devlet varsa Ordu vardır, Ordu oluşturuluyorsa Devlet olacak demektir. Irak ve Suriye kuzeyinde olmakta olan da budur.  Türkiye güney sınırları boyunca terör odaklarının Ordu haline getirilmesine izin vermemelidir.  Türkiye hayati kritik dış politika ve güvenlik sorunlarında "stratejik sabırla" hareket eden bir "stratejik kültüre" sahiptir. Kıbrıs konusu buna en iyi örnektir. Ancak Irak ve Suriye kuzeyinde karşılaşılan sorunla Kıbrıs'ta karşılaşılan sorun nitelik ve süreç olarak çok farklıdır, mukayese bile edilemez. Kıbrıs'ta gösterilen stratejik sabır Irak ve Suriye kuzeyinde gösterildiğinde maalesef geri dönüşü olmayan bir sonuçla karşılaşılacaktır. 2016'nın son ayları ve 2017 yılında PKK'nın Türkiye içindeki terör eylemi yapabilme kapasitesi önemli oranda etkisiz hale getirilmiş olsa da Suriye kolu YPG'nin Suriye kuzeyinde kendi pozisyonunu ve kazanımlarını garanti altına aldıktan sonra elindeki gelişmiş silahları ve eğitilmiş teröristleri Türkiye'ye yöneltmesi çok büyük ihtimaldir.

Bu yazı 3594 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı