Hoşgeldiniz; Bugün 24 Ekim 2017 Salı
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi|26 Nisan 2017 Çarşamba

Sincar ve Karaçok Operasyonunun Etkileri ve Sonuçları; Ne Oldu, Neler Olacak?

Cahit Armağan Dilek tarafından yazıldı.

ABD Başkanı Trump referandum sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı telefonla araması sonrasında "birlikte yapacak çok şeyimiz var" başlıkları atılmıştı bazı medyada.  Trump koltuğa oturduğu günden bu yana Türk hükümeti de Trump'a tek laf etmiyordu. Öyle bir hava yaratıldı ki sanki Trump Suriye/PKK/PYD bağlamında Türkiye'nin her dediğini yapacak. Halbuki Trump koltuğa oturduğu 3 aydan buyana PYD/YPG'ye Obama döneminkinden daha fazla yardım yaptı, Suriye'ye askeri yığınak yaptı, Suriye'deki bölünmeyi derinleştirdi, kaosu artırdı.

İşte böyle bir ortamda Suriye kuzeyinde Karaçok bölgesine, Irak kuzeyinde Sincar bölgesine Türkiye tarafından hava operasyonu gerçekleştirildi. İki ülke liderleri arası sıcak gözüken ilişkiler dikkate alındığında Sincar ve Karaçok'taki operasyonlara ABD'den gelen tepkiler de yenilir yutulur değil. Türkiye'yi aldattığı söylenen Obama döneminde bile bu kadar sert tepki görmemiştik. "Bu operasyonlar bizden ve koalisyondan onay almadı" diyen ABD Dışişleri sözcüsü ilave olarak "YPG teröristlerini -ortakları- olarak" tanımlıyor ve "öldürülmelerinden üzüntü duyduklarını" belirtiyor. Asıl can alıcı cümle ise şu: "Türkiye IŞİD'le ortak mücadelemize zarar verecek şekilde kendisinin PKK ile mücadelesine devam edemez".  Yani demek istiyor ki "eğer bizim IŞİD'le mücadelemize ve buradaki ortağımıza (YPG) zarar verirsen PKK ile mücadelene izin vermem"...

Zaten Amerikalı subayın vurulan YPG mevzilerini ziyaret etmesi de bu mesajla paralel. "YPG demek ABD demektir" mesajı veriyorlar. Yani Türk hükümetinin büyük umutlar bağladığı Trump'ın üzerine karlar yağabilir. Önceki yönetimler zamanında böyle bir cümle duymadık. Evet önceki yönetimler de bu sorunu PKK ile müzakereyle halledin diyorlardı ama peşinde de Türkiye'nin PKK ile mücadelesinin haklı olduğunu söylüyorlardı.

Tabi bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Rusya, ABD ve K.Irak yönetimini bilgilendirdik" ifadesi var. Operasyona yönelik uluslararası ortamın hazırlanması bağlamındaki bu bilgilendirme sürecinde Şam yönetiminin bilgilendirilmemesini anladık, çünkü Esad gitti Esed geldi. Ama Bağdat yönetimi niye yok sayıldı? Halbuki Irak'taki mevcut siyasi yapıda Sincar Musul'a, Musul'da Bağdat yönetimine bağlı. Yani Barzani yerine esas bilgilendirilmesi gereken toprağında operasyon yapılan yer Bağdat hükümeti. Ancak bu yapılmayarak hem Irak'taki bölünme derinleştiriliyor hem de Bağdat'la yeni krizlere yelken açılıyor. Çünkü ABD ile birlikte İran ve Rusya da Türkiye'nin Sincar bölgesindeki operasyonları Irak'ın egemenliğinin ihlalidir söyleminin desteklenmesinde Bağdat'ın yanında yer alacaktır.

Operasyon öncesi bilgilendirme ya da koordine yapılıp yapılmadığına ilişkin birbirine zıt açıklamalara ilişkin olarak şunu söyleyebiliriz. 2007'den buyana yapılan sınır ötesi operasyonlarda Türkiye her zaman ABD'yi önceden bilgilendirmiştir, bilgilendirmektedir. Bu bilgilendirmelerde bazen ikaz süresi kısa olabilir. Son operasyonda da buna benzer bir durum olduğu anlaşılıyor.  Dolayısıyla ABD'nin operasyonlardan önce bilgi sahibidir, ancak ABD tarafından gelen açıklamaları biraz da basın önünde yapılması gereken rutin açıklamalar olarak görmek lazım.

Operasyon yapılan bölgeler IŞİD'le mücadelenin yarattığı göç ve düzensiz iç içe yerleşimler nedeniyle yapılacak operasyonlarda sivil zayiat iddialarına açık, PKK/YPG'nın istismarına uygun bir ortam yaratıyor. Bu tür iddiaların da önümüzdeki günlerde geleceği hesaba katılmalı. PYD/YPG bu operasyonu bahane ederek Suriye kuzeyinde Türkiye sınırı civarındaki geri bölgelerinde emniyetsiz bir durum oluştuğunu ve TSK'dan yeni saldırılar olabileceğini ileri sürerek Rakka operasyonuna devam edilmesini riske atabilirler, daha doğrusu bu konuda şantaj yapacaklardır. Ve ABD'den TSK operasyonlarına karşı PYD bölgelerinin uçuşa yasak saha / güvenli bölge olarak ilan edilmesini talep edeceklerdir.

Böyle bir uygulama ise bir kez daha Türkiye ile ABD'yi askeri anlamda karşı karşıya getirecektir. Bu bağlamda ABD'nin Menbic'teki uygulamasını tüm PYD bölgesine yaygınlaştırması da söz konusu olabilecektir. Ve bir kez daha iki müttefik ABD ve Türkiye görünürdeki Trump-Erdoğan sıcak ilişkisine rağmen karşı yani düşman cephelerde yer alacaktır.

Sincar ve Karaçok'a yapılan operasyonlar önemli. Ama sonuç alınması için devamlı hale gelmesi ve yoğunlaştırılması, diğer hedef noktalarını da kapsayacak şekilde genişlemesi gereklidir. Aksi halde tek ya da birkaç seferlik bir şov operasyonuna dönüşecektir ki bu durum terörle mücadele bağlamındaki hedeflerin gerçekleştirilmesine katkı sağlamayacaktır. Nitekim Hükümete yakın gazetecilerin yazılardan anlaşılan şudur ki bu operasyonların devamının Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Trump ile yapacağı görüşmeye endekslenmiştir ve maalesef bu durum operasyonların devam edeceği konusundaki şüpheleri artırmaktadır. Çünkü bu bölgede ABD'nin planı bu tür operasyonları içermemektedir. Hele hele Sincar ve Fırat doğusundaki bu hava operasyonlarının bir kara operasyonuna dönüşme ihtimali çok azdır. Çünkü ABD'nin Türkiye'ye ikinci bir Fırat Kalkanı operasyonu için fırsat vermek istemediğini biliyoruz. Bu bağlamda önümüzdeki günlerde daha fazla Amerikan askerinin Suriye kuzeyine konuşlanacağını ve bunların bir bölümünün TSK ile YPG arasına ateşkes sağlama gücü olarak yerleşeceğini görebileceğiz.

Peki yukarıda belirtilen bölgesel konjonktür ve aktörlerin tutumlarına rağmen bu nasıl olacak? Bu da siyasetin işi. Uluslararası ortamı hazırlamak, ilgili aktörleri ikna etmek, bölgedeki askeri-politik ortamı şekillendirmek siyasi iradenin işi. Bu bağlamda askerin önü açıldığında Türk ordusu kendisine verilen görevi başarıyla yapacak güçtedir. Eğer siyasi irade bu yolu açamazsa Menbic'teki duruma benzer durumu Sincar'da, Fırat'ın doğusunda yeniden yaşarız.  Dolayısıyla ümit ederiz ki Sincar ve Karacok'taki operasyonlar uzun vadeli bir süreç düşünülerek koordine edilmiş, planlanmış, sahadaki aktörlere durum iyi anlatılmış ve ondan sonra icra edilmiştir. Aksi durum hayal kırıklığı ve Türkiye'nin bekasına ve güvenliğine yönelik tehdidin daha da artması demektir.

Bu yazı 4562 defa okundu.
  • Yorumlar1
  • Onay Bekleyenler1

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı