Hoşgeldiniz; Bugün 18 Kasım 2017 Cumartesi
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi|22 Mart 2017 Çarşamba

Atatürk’süz Çanakkale Olmaz. Savaş Tarihini Değiştiremezsiniz!..

Naim Babüroğlu tarafından yazıldı.

Çanakkale Savaşı’nda, Yarbay Mustafa Kemal (Atatürk), Anafartalar Komutanlığı’nı devralmak üzere, Kemalyeri’nden Anafartalar’a doğru hareket eder. Savaş günlüğüne şunları yazar: “8/9 Ağustos 1915 gece yarısından önce saat 11.30’da (23.30), gecenin karanlıkları içinde, 19’uncu Tümen karargâhından hareket ettim. Kemalyeri civarından Kocadereköy kuzeyine çıktım. Dört aydan beri ilk kez bir dereceye kadar saf hava soluyordum. Gerçekte, Arıburnu bölgesinin ateş hattında ve orada karargâhlarda yaşayanların soluduğu hava, insan cesetlerinin kokmasıyla niteliğini kaybetmiş bir hava idi.” (1)

Yarbay Mustafa Kemal (Atatürk), 10 Ağustos 1915 günü Conkbayırı Saldırısı anını günlüğüne şöyle kaydeder: “Gün doğmak üzere idi. Çadırımın önüne çıktım. Hücum edecek askeri görüyordum. Oradan hücumu yönetecektim. Gecenin karanlık perdesi tamamen kalkmıştı… Saatime baktım. Dört buçuğa geliyordu. Birkaç dakika sonra, ortalık tamamen ağaracak ve düşman askerlerimizi görebilecekti. Tümen komutanı ve bizimle beraber bulunanlarla hücum safının önüne geçtik. Gayet seri ve kısa bir denetleme yaptım. Yüksek sesle askerlere selam verdim ve dedim ki:‘Askerler, karşımızdaki düşmanı yeneceğinize hiç şüphe yoktur. Fakat siz acele etmeyin. Önce ben ileri gideyim. Siz, ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birden atılırsınız.’ Komutan ve subaylara da, işaretim için askerlerin dikkatini çekmelerini emrettim. Ondan sonra hücum safının önünde bir yere kadar gittim ve oradan kırbacımı havaya kaldırarak hücum işaretini verdim. Süngüleri ve bir ayakları ileri uzatılmış olan askerlerimiz ve onların önünde tabancaları, kılıçları ellerinde subaylarımız kırbacımın aşağıya inmesiyle demirden bir kitle halinde aslan gibi ileri atıldılar. Bir saniye sonra düşman siperleri içinde ilahi bağırtıdan başka bir şey işitilmiyordu… Düşman silah kullanmaya zaman bulamadı… Savaş meydanında saldırıyı seyrederken bir şarapnel parçası göğsümün sağ tarafına çarptı. Cebimde bulunan saati parça parça etti. Vücuduma nüfuz etmedi…” (2)

Düşmanı tamamen denize dökmek için, 1 Mayıs 1915 günü tüm cephe hattında yeni bir saldırıya karar verilir. 19’uncu Tümen Komutanı Mustafa Kemal, birlik komutanlarını Kemalyeri’nde karargâhında topladı ve özetle şu emri verdi: ¨İçimizde ve komuta ettiğimiz askerlerimizde, Balkan Savaşı utancının tekrarını görmektense, burada ölmeyi istemeyenlerin bulunacağını asla kabul etmem. Eğer böyle kişilerin olduğunu görürseniz onları derhal kendi ellerimizle kurşuna dizmeliyiz…” (3)

Yarbay Mustafa Kemal’in, 3 Mayıs 1915’te yayımladığı emir özetle şöyledir: “Benimle beraber burada muharebe eden bütün askerler kesinlikle bilmelidirler ki, bize verilen namus görevini tam olarak yerine getirmek için bir adım geri gitmek yoktur. Rahatlıkla uyumak yolunu aramanın, bu rahatlıktan yalnız bizim değil, bütün milletimizin ebedi olarak mahrum kalmasına sebep olacağını hepinize önemle hatırlatırım. Bütün arkadaşlarımın fikir birliğinde olduğuna ve düşmanı denize dökmedikçe yorgunluk belirtisi göstermeyeceklerine şüphem yoktur.” (4)

25 Nisan 1915 sabahı, karaya çıkan düşmanı denize dökmek için, 57’nci Alaya verdiği emir: “Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar gelebilir.” Bu emir, Savaş Tarihi’nde örneği bulunmayan bir liderlik destanıdır.Mustafa Kemal, bu muharebe için:¨Bu öyle gelişigüzel bir taarruz değil, herkesin başarılı olmak veya ölmek azmi ile harekete çok istekli olduğu bir taarruzdur.¨demiştir. 

Üsteğmen rütbesiyle Çanakkale Savaşı'na katılan Fahri Belen'in kızından bir anı:¨1949-1950'de, babam Gelibolu kolordu komutanıydı. Sıcak bir yaz günü, bizi Çanakkale Savaşı'nın geçtiği yerlere götürmüştü...Gelibolu'dan Eceabat'a doğru ilerlerken, ardından 34 yıl geçmesine rağmen, savaşın bütün dehşeti gözler önüne seriliyordu. Beni, çocuk yaşta içimi acı ile burkan, geçtiğimiz yerlerdeki yolların kenarındaki insan kemiklerinin fırlamış olmasıydı. Bu, Gelibolu yarımadasının birçok yerinde aynıydı... Babam aniden cipi durdurdu... Gözleri dolmuş, elleri titriyordu. 'İşte şurada, bacağım şarapnel parçasından yaralanmış kanıyordu, hendeğe sığınmıştım. Askerlerin yardımı ile tütün bastırarak kanı durdurmaya çalışıyorduk, etrafımda birçok yaralı vardı. İşte o anda ağabeyim Yüzbaşı Hasan Tahsin'in şehit olduğu haberi geldi. Şarapnel kafasını parçalamıştı. Biz iki kardeş muharebeye (Çanakkale Savaşı) ben teğmen, o yüzbaşı olarak katılmış, aynı gün o şehit ben gazi olmuştum. O'nu ateşkes sırasında bir kaç yüz metre ileride bir yere gömdük. Bir zaman sonra mezarını yaptırdım' dedi. Biraz dolaştıktan sonra, amcam Hasan Tahsin'in mütevazı mezarını bulduk. Biz şehidimizi bulmuştuk ama hala binlerce isimsiz kahraman toprak altındaydı. Babam, bize sık sık: 'Bizim nesil aç, susuz, aylarca maaş almadan, yıllarca evinden uzak, inanılmaz özveriyle bu vatanı kurtardı. Umarım gelecek nesiller bu yapılanları anlar ve Cumhuriyeti yaşatmak için ellerinden geleni yapar' derdi." M. Tülin (Belen) Yalçın. (Üsteğmen rütbesiyle Çanakkale Savaşı'na katılan, General Fahri Belen'in kızı).

Tarihte, bu kadar küçük bir toprak parçasında en çok şehit verilen yerdir Gelibolu. Çanakkale Deniz Harekatı dahil 287 gün, Kara Harekatı ise 260 gün sürmüştür. Türk tarafının kaybı 250 bin, İtilaf kuvvetlerinin zayiatı ise 252 bindir. Çanakkale, Cumhuriyet’in bir ön sözüdür. Çökmüş, çağdışı bir devletten yepyeni, tam bağımsız, dünya devletleri ile eşit haklara sahip, saygın bir devletin, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun hazırlık evresidir. 

Bir ulusun geleceğine ve Rusya  rejiminin değişmesine etki edecek derecede büyük bir olay olan Çanakkale Muharebeleri, Mustafa Kemal’in başlangıçta muharebeyi yönettiği yer olan KEMALYERi’ni ve Mustafa Kemal’i Türk Ulusu’na ve dünyaya tanıtmıştır. Mustafa Kemal’in Türk Ulusu ile kendi kaderini birleştirdiği ve zafere koştuğu yerdir Kemalyeri. Bu nedenle, Mustafa Kemal’in doğum yeri Kemalyeri’dir sözü çok anlamlıdır.

Mustafa Kemal, Çanakkale Muharebeleri’nde üç kez İstanbul’u kurtarmıştır.Birincisi; 25 Nisan 1915’te, Arıburnu’na çıkan düşmana 57 ve 27’inci Alaylarla yaptığı taarruzdur. İkincisi; Anafartalar Grup komutanı olarak düşmana 9 Ağustos 1915’te, 7 ve 12’nci Tümenlerle yaptığı saldırıdır. Üçüncüsü; 10 Ağustos 1915’te, Conkbayırı’na kadar ilerlemiş düşmana yaptığı taarruzdur. Çanakkale Muharebeleri, Mustafa Kemal Paşa’nın dört yıl sonra başlatacağı Milli Mücadele’nin ve İstiklal Savaşı’nın çekirdek kadrosunu oluşturmasını da sağlamıştır.

102 yıl geçmesine rağmen, Çanakkale Zaferi’ni elde eden kahramanlar ve Cumhuriyet'in erdemleri sayesinde özgür ve bağımsız bir ülkede yaşayanların bazılarının, Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e karşı nankörlükleri hiç azalmadı. "Sözde aydınların" da desteğiyle, bugünlere gelindi.

Atatürk'süz Çanakkale olur mu? Kemalyeri'ni, Arıburnu'nu, Conkbayır'ı, Anafartalar'ı coğrafyadan silerseniz olur. Ama o zaman Gelibolu diye bir yarımada kalmaz... Bir de İngiliz, Fransız, Avustralya, Alman, Yeni Zelanda tarihini de yok etmeniz gerek... Yani, silmeniz mümkün değil...

Emaneti tam koruyamamış olmanın üzüntüsüyle; Mustafa Kemal Atatürk, O’nun silah arkadaşları ve Çanakkale’nin kahraman şehitleriyle, kahraman gazilerini saygı ve minnetle anıyorum… Ruhları şad olsun…

 

Kaynakça

(1), (2) Mustafa Kemal, Anafartalar Muharebatı’na Ait Tarihçe, TTK, Ankara, 1990.

(3) ATASE, ATAZB, Dos. 6-35, Def. 10, Fih. 1-7.

(4) ATASE, ATAZB, Dos. 6-35, Def. 11, Fih. 1-13.

Bu yazı 1033 defa okundu.
google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı