Hoşgeldiniz; Bugün 19 Ağustos 2017 Cumartesi
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi|04 Ocak 2017 Çarşamba

Reina’daki Terör Saldırısının Düşündürdükleri

Cahit Armağan Dilek tarafından yazıldı.

Reina Yeni yılın birinci saatindeki terör saldırısı Türkiye’nin birinci sorununun TERÖR olduğunun en son ve acı mesajıdır.

Reina Terör örgütleri Türkiye’nin çatlamış fay hatlarına darbeler vurarak kırıp ayıracak toplumu tuz-buz edecek hedefler seçerek saldırıyor. PKK gibi terör örgütleri etnik temelli ve evrensel değerler hattındaki hassasiyetleri, FETÖ/IŞİD/El Kaide gibi köktendinci terör örgütleri ise dini/mezhepsel hattaki hassasiyetleri çatışmalara dönüştürecek hedefler üzerinden terör eylemlerini gerçekleştirmektedir.

#Reina, teröre karşı en etkili cevap bir ve beraber olmaktır diyor ama bu sadece lafta kalıyor. İlk hareket siyasi iktidardan gelmeli. Çünkü bunu yapma sorumluluğu öncelikle ona ait ve bunu yapabilecek güç de onda var.

#Reina, köktendinci terör örgütleri özellikle Türkiye gibi laiklik ilkesini benimsemiş çoğunluğu Müslüman bir toplumun içinde yaşam biçimi/dini-mezhepsel görüş üzerinden oluşan kutuplaşmayı istismar ediyor. Kutuplaşmayı yaratan da maalesef karşı tarafa kendi fikrini, yaşam biçimini dayatma anlamındaki açıktan suçlama ve hedef göstermelerdir.

#Reina, köktendinci örgütlerin istismarına dur demede ilk sorumluluk ve bunu yapma gücü siyasi iktidardadır.

#Reina, siyasi iktidar kendisine yakın medyanın ve toplum kesimlerinin “karşı taraf” olarak gördüğü kesime yönelik suçlayıcı ve hedef gösterici yaklaşımlarının medyada ve sanal ortamda paylaşılmasına kamuoyu önünde sert, kuvvetli ve sürekli karşı duruş göstermeli, bunlara yapanlara sıfır taviz göstermelidir. Peki karşı tarafa? Tabi onlara da aynı şekilde sıfır tolerans gösterilmelidir ama mevcut konjonktürde “karşı taraf”ın yaptıkları ve söylediklerine daha çabuk ve kolay müdahale edildiği izlenimi de çok kuvvetlidir.

#Reina, toplumun bir kesimini hayat tarzı ve dini yaşama biçimi nedeniyle hatalı-suçlu göstermek ve bunu da kamuoyuna mal edecek şekilde yapmak toplumun hassasiyetlerini kırılgan fay hattına dönüştürmektedir. Bu fay hatları üzerindeki nokta hedeflere yönelik terör saldırıları ise fay hattını yarmakta, kırmakta, parçalamaktadır. Terör örgütlerinin yaptıkları da işte tam da budur. Bu da toplumun yani iç cephenin dağılmasına neden olmakta, bir ve beraber olmayı imkansızlaştırmaktadır. Yukarıda belirttiğimiz tavizsiz ve ayrımsız yaklaşım “taraf”ları da ortan kaldıracak tek bir kesim/bütün olunacak, yani bir ve beraber olmanın temelleri atılmış olunacaktır.

#Reina saldırısını şablona koyduğumuzda görüntü IŞİD saldırısı izlenimi vermektedir. IŞİD zaten Suriye kuzeyinde El Bab’ta Türkiye’ye saldırıyor, yani artık savaş halindeyiz Türkiye’de de ayrıca niye saldırsın? Tabi ki saldırabilir, saldırır da… Türkiye’yi terör batağında, terörle baş edemez, yönetilemez, güvenliği sıfır, yabancılar için güvenilir olmayan bir ülke haline getirmek, halkı hükümete karşı kışkırtmak, kaos ortamını derinleştirmek, Türkiye’yi Suriye’de operasyon yapmaktan vazgeçirmek, Türkiye ile mücadele alanını genişletmek, hatta Türkiye’yi daha da kışkırtarak Suriye’de daha da derinlere Türkiye’yi çekmek için bu saldırıyı yapabilir. İşte bu hedefler çerçevesinde IŞİD tarafından bu saldırı gerçekleştirilmiş olabilir. Saldırıyı yapan terörist ile ilgili bilgiler netleştikçe bunu göreceğiz.

Ama burada bir olasılığı da dillendirmekte fayda var. Reina’daki saldırının bundan daha fazla hedefi de olabilir. O da, belki de en üstteki stratejik hedefi, Suriye bağlamında Türkiye-Rusya işbirliğini akamete uğratmak ya da etkisizleştirmek… Ama burada ana hedefte Türkiye olacaktır. Türkiye’nin Rusya ile aynı tarafa geçmesini önlemek. Yani saldırının nihai hedefi Türkiye, Türkiye’nin hareket serbestisini engellemek, Batı ile kavgalı bir sürece giren Türkiye’nin Avrasya güçleriyle de ilişkilerini kesintiye sokarak kendi sınırları içinde kalmaya zorlamak ve kısır döngüye sokup bocalamasını enerjisini tüketmesini sağlamak.

Çünkü Türkiye Rusya’ya dayanarak Suriye’deki konumunu güçlendirdi, hareket serbestisi kazandı, görünürlüğünü artırdı, bu işbirliğiyle oluşan sinerji ile Batı’ya karşı eline bir koz geçti. Rusya da bu ilişkiden faydalanıyor kuşkusuz ama Türkiye’nin Rusya’ya muhtaç olduğu kadar Rusya’nın Türkiye’ye ihtiyaç duyduğunu söyleyemeyiz. Ama bir IŞİD saldırısı Türk-Rus işbirliğini etkilemez bilakis işbirliğini daha da artır. Öyleyse hem yukarıdaki etkileri yaratacak hem de Türk-Rus ilişkilerini bozup Türkiye’yi yine Batı’ya mahkum edecek saldırıyı hangi örgüt yapmış olabilir? Yani hangi örgüt yaparsa bunları hedeflemiş olabilir? Mesela, Halep’ten kurtarılıp Idlib’e getirilen silahlı gruplardan biriyle bağlantılı olacak bir kişinin bir yabancı gizli servis gözetiminde bu saldırıyı yapmış olması gibi.  ÖSO/ılımlı muhalif denilen gruplardan biriyle bağlantılı olması veya El Kaide/Nusra bağlantılı bir gruptan olması bu etkiyi yaratabilir mi? Bence yaratır. Neden ve nasıl yaratacağı ayrı bir yazı konusu. Gerekirse onu da yazarız.. Dolayısıyla soruşturmayı bu yönde de geliştirmek lazım… İşte bu olasılık bile artık son zamanlarda sıkça ifade edilen “terör terördür, hangi örgütün yaptığı önemli değildir söylemini de boşa çıkarmaktadır. Çünkü bu saldırıyı hangi örgütün yaptığını bilmek önemlidir.

Son bir söz. Terör, güvenlik konularını takip edenler kadar sokaktaki vatandaşlar da artık hem fikir ki Reina’daki saldırıyı yapan terörist çok eğitimli profesyonel bir katil. Hareketleri, saldırıyı gerçekleştirme biçimi ve sonrasındaki durum bunu gösteriyor. Diğer bir tespitte muhtemelen yalnız olmadığı, saldırı hedefinin keşfi ve seçilmesi, planlanması, icrası hatta olay yerinde bile destek sağlayanların olduğu yani organize ve örgüt işi olduğu, daha da ilerisi büyük bir gizli servis desteğinin sağlandığı tespitidir. Aynı Rus Büyükelçisi Karlov’a yapılan suikastta olduğu gibi…

Bu yazı 2624 defa okundu.
  • Yorumlar2
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı