Hoşgeldiniz; Bugün 22 Şubat 2017 Çarşamba
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi|13 Ekim 2016 Perşembe

Askeri Sağlık Sistemi Neden Gerekli?

Ümit Özdağ tarafından yazıldı.

Askeri Sağlık sisteminin beyni ve lojistik merkezi olan Gülhane Askeri Tıp Akademisi, Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne dönüştürülmüştür. 15 Temmuz’dan sonra Başbakan Yıldırım, askeri tabipliğin de tasfiye edildiğini açıklamıştır. Daha sonra askeri tabipliğin kaldırılmasının mümkün olmadığı anlaşılmış ve bu konuda geri adım atılmıştır. Ancak şu anda AKP Hükümeti tarafından önerilen askeri tabiplik beyni ve lojistiği olmadığı için çalışamayacak bir askeri tabiplik sistemidir. Böyle bir sistemin çalışmayacağı açıktır. Bu sistemin şimdiden çalışmayacağı bilinmesine rağmen Sağlık Bakanı ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin rektörü panik içinde Türk kamuoyuna yanıltıcı bilgi vermektedirler.

GATA ve 35 askeri hastanenin teslim edildiği Sağlık Bakanı Akdağ’ın Sağlık Bakanlığını Menzil cemaatinin etkisine terk ettiği kanaati kamuoyunda yerleşmiştir. Şimdi bu Bakan,  GATA ve 35 askeri hastanede aynı şeyi yapacaktır.  Zaten GATA’da bu çalışma başlamıştır.

Bugün askeri tabiplik ve GATA konusunda yapılan karalama ve karartmaya gerekli cevabı vermek amacı ile çarptırılan bazı temel kavramları ele almak istiyorum. Bu açıklamayı iki nedenden yapıyorum. Birincisi aksini yapmak dağlarda bu ülkenin birliği için savaşan çocuklarımıza ihanet anlamına gelecek. Senelerden buyana terör konusunda çalışan bir akademisyen olarak askeri sağlık sisteminin asker için ne kadar önemli olduğunu biliyorum. İkinci nedenim ise terörle mücadele sürecinde de birçok hekim ve askeri sağlık personelini çatışmalarda yitiren Türk askeri sağlık sistemine olan saygımdır. Allah rahmet eylesin.

29 Temmuz 2016’da 669 sayılı KHK’nın çıkmasından sonra 3 Ağustos 2016’da burada yapmış olduğum basın toplantısı ile askeri hekimliğin tasfiye edilemeyeceğini ve askeri sağlık sisteminin yıkılamayacağını ilk söyleyen politikacı olmuştum. AKP Hükümeti ilk hatasını gördü ve askeri hekimliği geri getirdi. Muhtemelen Cumhurbaşkanı ve Başbakan GATA’nın ve askeri sağlık sisteminin yıkılmasının da hata olduğunu gördüler.  Kamuoyunda geri adım atılması için bir baskı oluştu. Sağlık Bakanı şimdi bir panik içinde saldırgan ve ahlaki sınırları zorlayan bir üslupsuzlukla sağa sola saldırıyor.

Sağlık Bakanı, ”Bölgede  yaralananlar, ağır yaralı olanların istisnasız hepsi oralarda değil, bakanlığa bağlı büyük hastanelerde ve üniversite hastanelerinde tedavi edilmiştir…. Gülhane’ye getirilen küçük bir kısmı hariç.”

Sağlık Bakanı’nın bu iddiası doğru mudur? Hakikaten GATA’ya GDA’da yaralanan gazilerin küçük bir bölümü mü getirilmiştir?

1 Ocak 2016-26 Ağustos 2016 arasında sivil hastanelerde tedavi edilen yaralı sayısı 90, sivil hastanelerde şehit olan veya şehit gelen asker sayısı 29’dur. Yani üniversite ve devlet hastanelerine giden sayısı 119’dur. Bunların 40 tanesi daha sonra sivil hastane tarafından GATA’ya sevk edilmiştir. Aynı dönemde askeri hastanelerde tedavi edilen yaralı sayısı 1331, şehit olan veya gelen asker sayısı, 192’dir. Toplam 1523 asker askeri hastanelere sevk edilmiştir.

Sağlık Bakanı bu rakamlara göre doğru söylemiyor.

Şimdi bir başka zaman dilimi ve asker, polis, köy korucusu ve sivilleri kapsayan sadece GATA ile ilgili bir istatistik vermek istiyorum.

Temmuz 2015-Ağustos 2016 arasında 164’ü 2015’de, 509’u 2016’da olmak üzere, ağır ve çok ağır 745 asker, polis ve korucu GATA’ya sevk edilmiştir. (509 asker, 214 polis, 14 köy korucusu, 8 sivil) Bunlardan kafalarından yaralanan 17’si şehit olmuştur.

Ayrıca Nusaybin ve Yüksekova’daki çatışmalar sırasında bu iki ilçedeki devlet hastanelerine GATA’dan 85 sağlık elemanı yollanmıştır. Özetle, Sağlık Bakanı açık bir şekilde Türk kamuoyunu yanıltmaktadır.

Sağlık Bakanı ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi rektörü, askeri doktor ile sivil doktor arasında önemli bir fark olmadığına dair bir izlenim vermeye çalışmaktadırlar. Bu doğru değildir. Askeri tıbbiyeli dört askeri kamp eğitimden geçmektedir. Ayrıca havacı askeri tabipler 2 ay uçuş fizyolojisi eğitimi görmektedirler ki, bu eğitimin içinde 1 sorti uçuş eğitimi vardır. Denizci tabip subaylar da su altı dalış eğitimi almaktadırlar. Bu eğitim askeri tabip ile her rütbeden asker arasında silah arkadaşlığı duygusu yaratmaktadır. Asker, komutanım değdiği doktora güvenmektedir. Demek ki, askeri tabiplik ile sivil doktorluğun eğitiminde de fark varmış.

Askeri sağlık sistemi sadece GATA değildir. GATA beyin ve lojistik merkezdir. Ancak yurdun değişik yerlerine yayılan 35 hastane ve 600 sağlık merkezi bulunmaktadır. Sadece bu 600 sağlık merkezinde 1000 askeri doktor çalışmaktaydı.

GATA’nın sistemin beyni olduğunu söyledim.  Diyarbakır askeri hastanesine giden uzman doktor gerekirse GATA’daki hocasını arar ve ne yapacağını sorardı. Şimdi bu zincir kopmuştur. Askeri Sağlık sistemi bir zincirdi. Diyarbakır askeri hastanesine getirilen yaralı gazimiz burada stabilize edildikten 4 saat sonra gerekiyor ise GATA’ya giriş yapardı.

Şimdi üçüncü olarak altını çizmek istediğim hususa geçiyorum: Sağlık Bakanlığı yetkilileri tarafından yapılan bir kabul edilemez davranışta GATA ve askeri sağlık sisteminin kötülenmesidir. Bu kötülemenin en haksız olanı GATA ve askeri hastanelerin düşük kapasite ile çalıştığı suçlamasıdır.

Birisi GATA % 10 verim ile çalışıyor dedi. Diğeri % 30 verim ile çalışıyordu bir hemen % 60’a çıkardık dedi. Sonra birisi GATA dışında verimsiz çalışıyor dedi. Özetle bir karalama kampanyası sürdürülüyor. Askeri hastaneler sefer görev hastanesidir. Bu tank çok verimsiz hiç savaşmıyor, bu itfaiye çok verimsiz hiç yangın söndürmüyor nasıl denemez ise askeri hastaneler içinde bu söylenemez. Askeri hastaneler asla tam dolu çalışmaz hele Türkiye gibi ordusu savaşan bir ülkenin askeri hastaneleri sürek stratejik miktarda boş yer tutar. Şimdi Sağlık Bakanlığı her hastanenin alabileceği hastaları GATA’ya alıyor. Bu akıl dışı politikanın bedelini de savaşan askerlerimiz ödüyor. İşte GATA’nın yanık tedavi bölümünü Sağlık Bakanı ve rektörün bu politikası doldurdu.

Suriye’de IŞİD saldırısında ağır yaralanan uzman çavuş Akif Güleç GATA’nın yanık tedavi bölümü dolu olduğu için GATA’ya nakledilememiş ve Adana’da bu konuda uzmanlığı olmayan bir hastanede şehit olmuştur. Sağlık Bakanı vicdan azabı çekmek yerine “GATA’da yanık ünitesinde nöbetçi doktor yok” diyerek halkı yanıltmaya çalışmıştır. Akif Güleç’in şehit olmasının hesabını Allah’a sadece  IŞİD’li teröristler değil Sağlık Bakanı da verecektir.

Yüzbaşı Özgür Özekin, Hakkari’de 3 gün hastanede tutulduktan, tansiyonu düşük gerekçesi ile tomografisi bile çekilmeden Ankara’ya getirildi. Askeri doktorlar ile görüştüm. “Tansiyonu ilaç ile yükseltilebilirdi” diyorlar. Neden 3 gün sonra getirildi? Çünkü Sağlık Bakanlığının helikopterini kullanan pilot gitmeye korktu. Özekin Yüzbaşı, getirildiğinde hastanede olması gereken multicic Potasyum adlı ilaç hastanede olmadığı için ailesinden temin etmesi istendi. Aile ilacı Eskişehir’den bulmuş ve saat 23.30’da GATA’ya yetiştirmiş. Yüzbaşı Özekin saat 01.30’da şehit oldu.

Sağlık Bakanı, “Özgür yüzbaşıya 40 ünite kan verildi” diyerek kurtarılamayacak yaralı olduğunu ima etti. Aslında bu soruya hiç cevap vermedi. Çünkü vereceği cevap yok. Oysa 100 ünite kan verilip kurtarılan gazilerimiz var. Üstelik, GATA’da her zaman bulunan bir ilaç nasıl oluyor da sivile devredilince bulunmuyor?

GATA ve askeri hastanelerde gerçek verimlilik ölçütü çatışma ve savaş alanından gelen kaç yaralıdan % kaçının hayatının kurtulduğudur. Ekim 2015-Haziran 2016 arasında gerçekleştirilen terörle mücadele operasyonlarında GATA’ya getirilen 745 çok ağır ve ağır yaralılardan % 3.1’i şehit olmuştur. Dünya ortalaması ise % 20 civarında kayıptır. İşte olan ve olması gereken verimlilik budur.

Sağlık Bakanı’nın verimliliği Özgür yüzbaşıyı ve Akif çavuşu şehit etti. Van’da özel bir hastanede yaralandıktan sonra polis memuru Muhammet Acar genel durumu çok iyi olmasına rağmen şehit olmuş, savcılık soruşturma açmıştır. Sağlık Bakanı askeri canını ve kanını para ile hesaplayıp verimlilik hesabı yapıyor.

Üstelik, GATA adı üzerinde üniversitededir. Üniversite hastanelerinde verimlilik bilimsel araştırma ve yayın ile ölçülür. GATA’nın bu konuda Türkiye’de tıp fakülteleri arasında 3. Sırada yer aldığı düşünülür ise akademik verimlilik açısından da hiçbir sıkıntısının olmadığı anlaşılacaktır.

Sağlık Bakanı askeri sağlık sisteminin askere vurulduğu yerde ilk müdahale ve çatışma alanı dışındaki ikinci müdahale aşamalarına odaklanması gerektiğini ancak bunu bile iyi yapamadığını, PKK ile gerçekleşen kent çatışmalarında bu görevi Sağlık Bakanlığının yaptığını ileri sürerek, şehitlere saygısızlık gösteriyor. Evet, bu açıklama gerçeklerin çarptırılmasından başka bir şey değildir. Ve bu yalan şehit askerlerin canı üzerinden söylenmektedir. Bu çatışmalarda iki sağlıkçı astsubayımız birisi Şırnak Merkezde diğeri Hakkari Çukurca’da şehit olmuştur. Gerçek şudur, yaralanan asker ve polisleri sağlıkçı astsubay ve erbaşlar tahliye etmektedir.

Sağlık Bakanlığı unsurları çatışma bölgesine sokulmamaktadır. Yapılan yaralılarımız çatışma bölgesi dışına çıkarıldıktan sonra 2002 Sağlık Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı arasında imzalanan, 2014’te yenilenen protokol gereği 112 ile tahliye edilmektedir. Bakanın hiç yoklar ya da çok azlar dediği 1. Ve 2. Kademe sağlık hizmeti uğruna 1984’den buyana 8 tabip, 2 diş tabibi, 2 veteriner, sağlık astsubayı ve 25 sıhhiyeci erbaş şehit olmuştur.  Sağlık Bakanına önerim Allah’tan korkmasıdır.

 

Sağlık Bakanının iddia ettiği gibi Sağlık Bakanlığı yaralıların hava yolu ile tahliyesinde de önde değildir. 1 Ocak 2016-Ekim 2016 arasında TSK Ambulans uçak ile taşınan asker sayısı 504’dür. 112 Ambulans uçak ile taşınan asker sayısı 296’dır. Meseleyi sanki bir başka ülkenin ordusunu taşıyormuş gibi bir noktaya getiren Sağlık Bakanıdır.

Sağlık Bakanı GATA’yı ve askeri doktorları karalamak için CNN-Türk’e 11 Ekim’de verdiği demeçte açıkça birçok yalan söylemiştir. Bakan şöyle söylüyor: “GATA’daki öğretim üyelerinin büyük birçoğunun muayenesi vardı. Bu devir sırasında GATA’dakilerin önemli bir kısmı muayeneleri tercih ettiler ve GATA’yı bıraktılar.” Doğru mu? Rakamlara bakalım. 15 Temmuz öncesinde Ankara’da GATA ve İstanbul Haydarpaşa’da çalışan 500 öğretim üyesinden Ankara’da 21 doktorun, İstanbul’da 6 doktorun muayenesi varmış veya sivil hastanede saat 17.00 sonrasında çalışıyorlarmış. 15 Temmuz sonrasında yaş haddinden veya kendi isteği ile emekli olan 40 kişi. Bu 40 kişinin sadece 3’ünün muayenesi var.  Halen GATA’da mesai sonrasında serbest çalışan sayısı Ankara’da 16, İstanbul’da 3.”

Bu rakamları Hacettepe Tıp ve Ankara Tıp ile karşılaştıralım. Hacettepe’de toplam 415 öğretim üyesi var. 65’i yarı zamanlı çalışıyor. Ankara Tıp Fakültesinde 452  öğretim üyesi var. 101 yarı zamanlı var. Bu ay 5 kişi daha dilekçe vermiş. Görüldüğü gibi rakamlar ve oranlar sivil tıp fakültelerinin altında.

Sağlık Bakanı askeri doktorları şu şekilde aşağılamaya devam ediyor: “Nasıl oluyormuş da, bir askeri hastanede tamamen askeri hekimliğe odaklanmış kişilerin muayenesi olabiliyormuş.”  Ayıptır sayın bakan. Ayıptır!

Sağlık Bakanı böyle yapınca sağlık bakanlığı bürokratları da panik içinde asker kötü yapıyordu biz düzeltiyoruz havasında. Haydarpaşa’yı devralan bürokrat televizyonlara biz devralmadan önce erlere bodrumda bakıyorlardı biz üst katlara çıkardık diyor. Haydarpaşa’nın bütün erlerin er oldukları için bodrum katında tedavi edildiği doğru değil.  Haydarpaşa’da kadın doğum da bodrum katında acaba aralarında doğum yapan er var mı? “Ordu erlere bodrum katında bakıyordu bir üst kata çıkardık demek” neresinden bakılır ise bakılsın halkı yanıltmaya çalışmayı hedefleyen basitliktir.

Dördüncü olarak üzerinde durulması gereken husus,  Sağlık Bakanı ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi rektörünün kamuoyunu yanılttıkları harp cerrahisi konusudur. Bu iki zat GATA’da harp cerrahı sayısının zaten çok az olduğunu söyleyerek, GATA’nın Harp Cerrahisi konusundaki uzmanlığını akla ve vicdana aykırı olarak küçültmeye çalışmaktadırlar. Sağlık Bakanı CNN-Türk’te “Şu anda 5 harp cerrahı 2 askeri psikiyatrist var.  Bunlar ihtiyacı karşılamıyor, gazilerimizin büyük kısmı, üniversite hastanelerinde ve büyük hastanelerde tedavi edildi” demektedir.

Sağlık Bakanı, çarptırmakta ve karalamaktadır. Harp Cerrahisi 2008 yılında tanımlanmış, bir anabilim dalı olarak 2010’da kurulmuştur. Bu anabilim dalı dünyada da çok yenidir. Dünya “war surgery” denememekte, “travma surgery” denemektedir. Genel Cerrahi uzmanı beyin cerrahi, ortopedi, plastik cerrahi ve göğüs cerrahide 6 şar ay rotasyon yaparak harp cerrahı olmaktadır.  Sayıları 8’dir. Amaç bu cerrahları çatışma alanına en yakın bölgede anılan konuların yaralanmaları ile gelen yaralılara ilk müdahaleyi yaparak konu uzmanı doktora sevk etmektir. Harp cerrahlarının sadece GATA’da oturdukları ballı parmaktan dolayı bölgeye gitmedikleri doğru değildir. Çatışmalar ne zaman yoğunlaşsa anılan harp cerrahları bölgedeki hastanelere gitmektedir.

Aslında GATA’da kadın doğum gibi bazı bölümler hariç bütün doktorlar harp cerrahıdır. Bakan ve rektör bu noktada çarpıtma yapmaktadır. Harp Cerrahi anabilim dalı üyesi olmak başkadır. Harp cerrahisinde uzmanlaşmış ortopedist, göz doktoru, kulak-burun-boğaz veya plastik cerrah olmak başkadır. Bunu bakan ve rektör bilmiyor mu? Biliyorlar. Ancak çarpıtmak işine geliyor. 1991-1999 yılları arasında toplanan deneyimler neticesinde toplanan harp cerrahisi konusundaki bilgi 2005-2008 yıllarında bütün önemli askeri hastanelerin doktorlarını kapsayan 10 eğitim programı çerçevesinde ortopedi, kulak-burun-boğaz, göğüs, plastik cerrahlar başta olmak üzere doktorlara “Sahrada Tıbbi Müdahale Kursları” çerçevesinde harp cerrahisi eğitimlerinde aktarılmış.

GATA ve diğer askeri hastanelerdeki cerrahlar kadar yaralanma gören ve tedavi eden sivil doktor var mı Sayın Sağlık Bakanı ve Sayın rektör?   Asla dilemeyiz ancak kendi oğlunuz silahla yaralansa bir benzer yaralanmalardan 1600 tane ameliyata girmiş GATA doktorunun mu ameliyat etmesini istersiniz yoksa sivil bir doktorun mu?

Üzerinde duracağım beşinci husus, GATA ve askeri hastanelerin tasfiye edilmesi ile Güneydoğu Anadolu’daki askeri sağlık sistemi ve askeri tabipliğin nasıl çöktüğüdür. Birkaç gün önce 171 senelik Diyarbakır Askeri Hastanesi kapatıldı. Düşünün 171 senelik bir kurumun gereksiz olduğunu Sağlık Bakanı anladı ve kapattı. Askeri hastaneyi Selahattin Eyyubi Devlet Hastanesine bağladı. Bu hastane en fazla PKK’lı doktor ve hemşirenin olduğu hastanedir. Sağlık Bakanlığı’nın GDA’daki bütün sistemi terör örgütünün kontrolündedir. Mücadele edilmesi gereken budur.  Sağlık Bakanı, askeri tabipler ile uğraşacağına gitsin gazilerimizi tedavi etmemek için izin alan PKK’lı doktorlar ile zehirlemek için uğraşan PKK’lı hemşirelere ile uğraşsın.

Altı çizilmesi gereken husus, Sağlık Bakanlığına bağlı devlet hastanelerine ve özel hastanelere gazilerimizin iç rahatlığı ile emanet edilemeyeceğidir. GATA, 15 Temmuz 2015-1 Ağustos 2016 tarihleri arasında Diyarbakır, Şırnak, Hakkari ve Van askeri hastanelerine 275 öğretim üyesi ve uzman doktor ile 42 yardımcı sağlık personeli yollamıştır. Ayrıca Mart-Haziran 2016’da Nusaybin ve Yüksekova devlet hastanelerine Sağlık Bakanlığının talebi üzerine 85 askeri sağlık personeli ile destek vermiş ve devralmıştır.

Esasen askeri hastaneleri Güneydoğu Anadolu’da sadece askeri ve korucuların değil, bütün devlet memurlarının sağlıklarını emanet ettikleri yerdir. Şırnak ve Cizre’deki çatışmalar sırasında Şırnak Devlet Hastanesi asker, korucu ve korucu eşlerine hizmet verememiştir. Yüksekova ve Nusaybin’de kent operasyonları sırasında Polis Özel Harekatçıların tedavi edildiği dönemde PKK’lı doktor ve hemşireler hastaneden uzaklaştırılmış, sistem ancak öyle işlemiştir.

Hakkari’de askeri hastane tugayın içinde. Sağlık Bakanlığı tugayın içindeki hastaneye el koydu. Sağlık Bakanlığı devraldıktan sonra hastanede 5 doktor kaldı. Sağlık Bakanlığı göğüs cerrahı olan yüzbaşıyı Yüksekova Devlet hastanesine yolladı. Bölgede askeri hastanelerden devlet hastanelerine devredilen askeri hekimlerin can güvenliği yoktur. Bunu bilerek söylüyorum.

Sağlık Bakanını uyarıyorum. Önümüzdeki günlerde bölgedeki hastanelere yeni askeri doktorlar yollanacak. Eğer bu doktorlarımız PKK’lı katiller tarafından icapçı oldukları sırada, nöbette veya cadde ortasında şehit edilir ise bunun sorumlusu Sağlık Bakanı Recep Akdağ olacaktır.  Tarihe bakanlığı sırasında hastanelerde hasta yakınları tarafından en fazla doktor  öldürülen bakan olarak geçen Recep Akdağ’ı askeri tabiplerin şehit edilmesi etkiler mi?

AKP 2002’de FETÖ’cü oranının ancak ve ancak %5 olduğu bir TSK devralmış ve 15 Temmuz 2016’da Başbakan Yıldırım’ın ifadesi ile FETÖ’cülerin teğmen ile albay arasında % 80’i  oluşturdukları bir TSK’nın oluşmasının yolunu açmışlardır. 15 Temmuz’un yolunu AKP Hükümetleri açmıştır. AKP Hükümeti TSK’yı nereye sürükledi ise şimdi GATA’yı ve askeri sağlık sistemini de oraya sürükleyecektir.

Ankara’da GATA’da yatan yaralılar ile konuştum. Son günlerde sivil hastanelerden gelen hemşireler ile askeri hemşirelerin gazilere davranışlarının çok farklı olduğunu ifade ettiler. Askeri hemşireler, gazilerin etrafında dönerken, sivil hemşirelerin gazilerin çağrı ve taleplerine “dur hele bakarız” cevabını verdikleri söylenmektedir. Yani sistem çürüyor.

Bilkent’te Türk Milletinin bağışları ile yapılan Rehabilitasyon Merkezine de Sağlık Bakanlığı el koymuştur. Rehabilitasyon Merkezi, kolunu, bacağını, gözünü kaybeden aslanlarımızın hayatlarının kalan bölümünde fiziki ve ruhi tedavileri amacı ile çalışıyordu. Şimdi Sağlık Bakanlığı Rehabilitasyon Merkezi çok verimli çalıştırıyor. Merkez dolu, gaziler kapıdan geri çevriliyor.  Ve gidip Genelkurmay Başkanlığı’nda ağlıyorlar.

“GATA’dan ayrılan yok, eski personel ile devam ediyoruz” iddiası doğru değildir. GATA’dan ayrılmalar vardır ve GATA mensuplarındaki yaygın kanaat “1 yıla varmaz hepimizi dağıtırlar” şeklindedir. Sistemde büyük bir moral bozukluğu hakimdir. Sağlık Bakanının askeri tabipliği aşağılayan saldırgan ve dürüst olmayan tavrı dağılmayı teşvik etmektedir. GATA’da çalışan öğretim üyelerinin önemli bir bölümünün istifa etmeme nedeni silah arkadaşlığı duygusundan kaynaklanan gelecek gazilere karşı duydukları vicdani borçtur.

15 Temmuz sonrasında alınan karar, askeri tabipliğin kaldırılmasıydı. Başbakan ve sağlık Bakanı artık askeri tabiplik yok dediler. Ancak sonra bunun mümkün olmadığını anladılar.  Ve Ekim 2016 başında askeri tabiplik sistemi tekrar kabul edildi.  Askeri tabipliği kabul eden Sağlık Bakanlığı şimdi GATA olmaz gitsin sivil tıp fakültelerinde Milli Savunma Bakanlığı hesabına okusunlar diyor. Hacettepe Tıp Fakültesinde “sabah sivil eğitim alacaklar ancak okuldan çıktıktan sonra askeri öğrencilerin koşullarında olacaklar” noktasına geldiler. Bütün bunlar sistemin parçalanmasından başka bir şey değildir. Savaşan ordunun subaylarının, astsubaylarının Sağlık Bakanlığına güveni kalmamıştır. Subaylar, ailelerine “yaralanırsam beni özel hastaneye yatırın” şeklinde adeta vasiyette bulunuyorlar. Bundan dolayı Sağlık Bakanlığı dün bir geri adam daha atarak 81 il valiliğine bir genelge yayınlayarak isteyen asker, polis ve korucuyu GATA’ya sevk edin talimatı vermiştir.  Demek ki, neymiş savaşan ordunun asker, polis ve korucuları Sağlık Bakanının beğenmediği GATA’yı istiyormuş.

AKP Hükümeti’nin hatasının bedelini savaşan askerlerimiz kanları ve canları ile ödeyecekler. Sonra eski sisteme tekrar dönülecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan “bizi yanılttılar” diyecek, helallik isteyecek.  Sağlık Bakanı ve Sağlık Bilimleri Enstitüsü rektörü görevden alınacaklar. Sonra GATA’nın eski doktorlarına geri dönün çağrısı yapılacak. Bu arada dökülecek kan, Sağlık Bakanı ve Sağlık Bilimleri Enstitüsü rektörü başta olmak üzere bu sistemi savunanların elindeki kandır.

Bundan dolayı Erdoğan ve Yıldırım’a Sağlık Bakanı’nın suçuna ortak olmamaları konusunda rica ediyor, asker hayatı ile oynanmaması gerektiğini tekrar ifade ediyorum.

Bu yazı 6150 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı