Hoşgeldiniz; Bugün 14 Aralık 2017 Perşembe
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi|26 Eylül 2016 Pazartesi

ÖSO'yu Suriye'nin Milli Ordusu Yapma Girişimi Suriye'yi Böler

Cahit Armağan Dilek tarafından yazıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM 71. dönem açılış toplantıları için bulunduğu ABD’de ve oradan yurda dönüşünde gündeme ilişkin yaptığı önemli açıklamalar var. Bunların büyük bir bölümü aslında Türkiye ile ABD’nin bir “çatışma rotasında” ilerlediğini göstermektedir. Bundan ne kastettiğimizi bir sonraki yazımızda ele alacağız. Ama bu açıklamalarda bir konu var ki 2011 yılından bu yana devam eden Suriye sorunu bağlamında ilk defa ifade ediliyor. İşte bu yazıda o konuyu inceleyeceğiz. O konu Suriye’de Türkiye’nin güvenli ve uçuşa yasak bölge oluşturulmasını istediği alanı kontrol edecek bir “milli ordu” oluşturulması. Sanırım başta ABD olmak üzere diğer ülkeler de bu öneriyi ilk defa duymuştur.

 25 Eylül tarihli Milliyet gazetesindeki haberde güvenli bölge – uçuşa yasak sahayla ilgili soruya verilen cevapta o konu şöyle ifade edilmektedir: “…Güvenli bölge için uçuşa yasak bölgeye ihtiyaç var. Kara gücü için de eğit-donatla yetiştirilmiş bölge sakini ılımlı muhaliflere. Bunlar yapıldı. Eğit donata biz devam ediyoruz. Niye? Her an, biz buraya geliyoruz dedikleri anda o insanların güvenliği önemli. Orada milli ordunun hazırlanmasını sağlamamız lazım. Milli ordu bölgenin güvencesini eline almalı. Ilımlı muhaliflerden oluşacak. Şu anda sayıları 65 bin. Bunlar güçlendikçe halk da onların yanında yer alacak…”

 İlk başta “ne var bunda, milli ordu kurulacak işte” denilebilir. Ama derinlemesine bakıldığında bunun Suriye’nin bölünmesine yol açacak gelişme olacağı görülmektedir. Mevcut Suriye yönetimi ile bir araya gelinmeyeceği ve Rusya ile ilişkiler işbirliğinin gelişemeyeceğinin işareti. Çünkü bu ne Esad’ın ne de Rusya’nın kabul edeceği bir öneri değil. Aynı Esad’ın yönetimden uzaklaştırılması gibi mevcut Suriye Ordusunun da lağvedilmesi anlamına gelen bir ifade.

Suriye’de oluşturulacak güvenli bölgede bir milli ordu kurulması fikri Türk kamuoyunca ilk defa duyuluyor. Buna göre oluşturulacak uçuşa saha altındaki güvenli bölgenin ılımlı muhaliflerden oluşacak yeni Milli Ordu’ya teslim edilmesi öngörülüyor. Şuan itibariyle de bu öngörülen milli orduya dahil olacakların sayısı 65.000’e ulaşmış.

Önce sayı konusundan başlayalım. Sahadaki duruma, Fırat Kalkanı Harekatının işleyişine, gidişatına, karşılaşılan sorunlara bakıldığında an itibariyle ılımlı muhaliflerden 65.000 kişinin toplanması pek mümkün gözükmemektedir. Bu ifade edilen rakam, bir hedef rakam mıdır bilmiyoruz ama hedefleri, ideolojileri, din-mezhep anlayışları birbiriyle örtüşmeyen, maddi/manevi güce doğru meyleden farklı yapıda onlarca silahlı grubun bir araya getirilerek bir milli ordu yaratılması mümkün değildir.

Bu ifade aynı zamanda mevcut Suriye Ordusunun yeni Suriye’de yer almayacağını farz ve kabul etmek demektir. Ancak, askeri-politik durum itibariyle Rus destekli Şam yönetiminin Halep-Hama-Humus-Şam hattının batısında gücünü konsolide ettiği, bu bölgenin genel ABD-Rusya mutabakatı çerçevesinde zaten Esad yönetiminin tam hakimiyetine bırakıldığı dikkate alındığında mevcut Suriye Ordusunun dağıtılmasının söz konusu olmayacağını söyleyebiliriz. Bu da, milli ordu önerisiyle, Suriye topraklarında birden fazla ordu oluşturulmasının önün açılacağı anlamına gelir.

Hal böyle olunca Türkiye’nin önerdiği şekilde Cerablus-Azez hattından güneye 98×45 km kare büyüklüğünde yaklaşık 5 bin km karelik bir güvenli bölge için bir milli ordu teşkil etmek Suriye’nin bu bölgesinde başka bir ordunun ve bu orduya hükmedecek başka bir iktidarın oluşması demektir. Bu da Suriye’nin fiilen bölünmesi, toprak bütünlüğünün ortadan kalkması demektir.

Halbuki Türkiye, en başından bu yana ve özellikle Fırat Kalkanı Harekatı ile birlikte Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana olduğunu söylüyordu. ABD, Rusya ve Batılı güçler de gerçek niyetleri farklı olsa da Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana olduklarını ifade ediyorlar. Ama Türkiye’den şimdi gelen milli bir ordu kurulması teklifi Türkiye üzerindeki şüpheli bakışları yani Türkiye’nin Suriye’ye yönelik gizli hedefleri olduğu söylemlerini artırabilecektir. Bu olmasa bile oluşan kuşku ve kaygılar nedeniyle uçuşa yasak bölge, güvenli bölge önerileri de tamamen gündemden kalkabilecektir.

Anlaşılan o ki Irak’tan hiç ders alınmamış. Irak’ın bugün artık bölünmüş olmasının ana nedeni Ordusunun dağıtılmasıdır. Ordusu dağıtılan Irak 2003’ten bu yana ordusunun yeniden kurulması ve yapılandırılması kapsamında milyarlarca dolarlık yatırım yapmış, eğitim almış ancak ordu bir türlü oluşamamış, ayaklarının üzerine kalkamamıştır. Benzer bir sorun da Afganistan’da yaşanmaktadır. Afgan Milli Ordusu halen yabancı güçlerin desteğiyle ayakta durabilmektedir.

Dolayısıyla dünya, evet Esad gitsin ama Esad’ın yerine birisini bulamazsak durum felaket olur, Suriye devleti çöker, iç savaş bölgesel savaş olur, Suriye dağılır bölünür, bölge yangın yerine döner derken Türkiye’nin Suriye Ordusunu dağıtılması anlamına da gelebilecek şekilde Suriye topraklarında ikinci bir ordu kurulmasından bahsetmesi Türkiye’nin kendi geleceğini de tehlikeye atmak demektir. Çünkü Ordusu dağıtılacak ya da toprakları üzerinde ikinci bir ordu kurulacak Suriye hızla bölünecek ve sıra domino etkisiyle Türkiye’ye gelecektir.

Diğer taraftan ÖSO üzerine kurulacak ordu milli bir ordu değil, mezhep (Sünni) temelli bir ordu olur. Rus destekli Suriye Ordusunun İran ve Hizbullah’la birlikte arazide mücadele ettiği, ÖSO’nun arkasında Türkiye’nin yanında S.Arabistan ve Katar gibi mezhep temelli yönetimleri olan ülkelerin olduğu düşünüldüğünde, ikinci bir ordu anlamına gelecek bir milli ordu kurulmasıyla Suriye genelinde kontrolü ele geçirme mücadelesinin mezhep savaşına dönüşmesini de hızlandıracaktır.

Bu arada Suriye kuzeyinde ABD destekli PYD/YPG güçlerinin de ABD ve diğer Batı ülkelerinden aldığı askeri destekle düzenli bir orduya dönüşmekte olduğunu da hatırladığımızda aslında Suriye’de etnik temelli “üçüncü bir ordunun” kurulmasından bahsettiğimizi anlamalıyız. Bu Suriye’de başlayacak mezhep savaşının etnik savaşı da içine alarak tüm bölgeye yayılması anlamına gelir ki bu aynı zamanda “Suriye’de halihazırda yaşanan mini Üçüncü Dünya Savaşının orta ölçekli bir Üçüncü Dünya Savaşına dönüşmesi“ de demektir.

Son söz; milli bir ordu ülkesini, devletini bölmez böldürtmez ama Suriye’de yukarıda açıklanan kapsamda sonuçlar ve sorunlar yaratacağı değerlendirilen yeni sözde milli bir ordu Suriye’yi böler! Olay Suriye’nin bölünmesiyle kalmaz ve bölgenin diğer ülkelerinde de bölünmeler gerçekleşir.

Bu yazı 3563 defa okundu.
  • Yorumlar18
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı