Hoşgeldiniz; Bugün 24 Nisan 2017 Pazartesi
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi|25 Eylül 2015 Cuma

AKP İktidarından Suriye'de Büyük Geri Adım ve Keskin U Dönüşü! Şimdi Ne Olacak?

Cahit Armağan Dilek tarafından yazıldı.

Rusya ABD'nin Politikasını Değiştirtti

Rusya'nın da fiilen askeri olarak Suriye'deki savaşa müdahil olmasıyla Suriye'deki oyunun gidişatı da değişiyor! Rusya'nın Suriye politikasındaki kararlı ve dik duruşu başta ABD olmak üzere Batı blokuna Suriye politikasında değişiklik yaptırdı ve Batı ülkelerini de kendi çizgisine getirdi. Rusya, Suriye konusunda son haftalarda askeri gücünü de harekete geçirip dış politikasının arkasına koyunca ABD adeta pes etti.  ABD artık Suriye'deki sorunun çözümünün siyasi çözümden geçtiğine kanaat getirdi ve Esad'ı muhatap alacağını geçen hafta sonu Kerry'nin ağzından da ilk kez net bir şekilde ifade etti. Buna göre Suriye krizinin çözümü için Esad dahil ilgili taraflar masaya oturacak, Esad belli bir süre (geçiş süresince) iktidarda kalmaya devam edecek, bu arada muhtemelen IŞİD'e karşı mücadelede Rusya ve Esad da Amerikan koalisyonuyla ortak olmasa bile koordineli askeri operasyonlar yapacak, IŞİD tehdidi bertaraf edildiğinde oluşacak yeni Suriye'de yapılacak seçimlerle Esad'ın akıbeti belli olacak.

 

AKP iktidarının Suriye politikası iflasta ve çıkmazda

Tabii bu durum hiç de AKP iktidarının istediği bir durum değildi, çünkü dış politika devlet politikasından çıkarılıp kişisel tercihlere dayalı yürütüldüğünden sadece Esad'ın düşürülmesine odaklanmış olan AKP iktidarının Ortadoğu ve özelde Suriye politikasını iflasa ve çıkmaza sürüklemişti.   Çünkü Rusya son haftalarda Esad rejimine yönelik askeri desteğini açıktan ve resmen gösterince Batı Suriye'deki şartların değiştiğini ve Rusya (ve tabi ki İran) olmadan daha fazla ileri gidemeyeceğini kabullendi. Tabi ki Rusya'nın Suriye krizine artık askeri olarak da müdahil olmasının arkasında Türkiye'nin İncirlik ve diğer üslerini ABD'ye açarak ABD'nin bölgede büyük bir askeri yığınaklanmaya girişmesinin ve yine Kerry'nin bölge ülkelerinin Suriye'ye kara kuvveti göndereceği açıklamasının çok önemli etkisi olduğunu söylemeliyiz.

Böylece Türkiye'nin önce Esad'ı devirme hayaliyle askeri müdahaleyi de öngören anlamsız ve sert tutumu İncirlik ve diğer üslerin ABD'ye açılmasıyla önce ABD sonra da Rusya'nın bölgedeki askeri varlığının uzunca bir süre geri dönmeyecek şekilde bölgeye Türk topraklarına ve hemen yanı başına getirmiştir. Bu durum Türkiye'nin hareket serbestisini engellediği gibi bağımsız dış politika yürütülmesi ve ülkenin güvenliğinin sağlanmasını da tehdit altına sokmuştur. Çünkü Esad'ı, İran'ı ve de Rusya'yı hesaba katmayan bir Ortadoğu politikası dış politika ve bölge hakkında hiçbir şey bilmemektir. 

Diğer taraftan Suriye krizinin bu kadar derinleşmesinin ve IŞİD tehdidinin bu kadar büyümesinin arkasında, Rusya'nın Ukrayna krizi nedeniyle Doğu Avrupa'da meşgul olduğu ve diğer kriz bölgelerine müdahale edemeyeceğini hesap eden ABD'nin IŞİD eliyle bölgeyi şekillendirmek için kasten yanlış bir IŞİD stratejisini uygulamaya soktuğunu ve koalisyon ülkelerini de buna dahil ettiğini, bölgenin yeniden şekillenmesi bağlamında ABD'nin belli oranda hedefine yaklaştığını söylemeliyiz.

Bölgede durumun kendi aleyhine değiştiğini ve Ortadoğu'ya ulaşmakta en önemli müttefiki ve stratejik noktanın elinden kaydığını gören Rusya'nın ise geç de olsa krize müdahil olduğunu ve oyunun gidişatını değiştirecek hamleler yaptığını, Rusya'yı hesaba katmayan politikaların gerçekçi olamayacağını ortaya koyduğunu görmeliyiz.

 

AKP iktidarından Suriye'de geri adım ve U dönüşü

İşte böyle bir ortamda Amerikan Dışişleri Bakanı Kerry'nin "Esad'la müzakereye hazırız, belli bir süre yönetimde kalabilir" açıklamasından sonra "Esad birinci öncelik, önce Esad gitmeli" söylemiyle Suriye'de tamamen yalnız kalmış olan AKP iktidarının nasıl bir tavır alacağı merak konusu olmuştu.  Bu merakı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kurban Bayramı namazı sonrası yaptığı açıklamaların arasına sıkışmış bir ifadesi giderdi. Erdoğan bir gün önce Rusya ziyaretinde devlet başkanı  Putin ile görüşmesinde gündeme gelen Suriye konusuyla ilişkin konuşurken sarf ettiği ".....BİR GEÇİŞ SÜRECİNDE BELKİ ESED İLE GİDİLME DİYE BİR ŞEY OLABİLİR..."  ifadesi AKP iktidarının Suriye politikasında büyük bir geri adım atıldığını ve keskin bir U dönüşü yapıldığını gösteriyordu. Böylece AKP iktidarının Suriye politikasındaki son kırmızı çizgisi de kalkmış oldu.

 

AKP iktidarı Suriye'de hep kaybetti

Böylece AKP iktidarının Suriye'de öngördüklerinin ve istediklerinin hiçbiri gerçekleşmedi, kaybeden taraf oldu. Türkiye'yi yöneten AKP olunca sonuçta kaybeden Türkiye oldu. İşte Türkiye'nin kaybetmesine yol açan o gerçekleşmeyenler listesi:

-Esad birkaç hafta içinde iktidardan düşmedi ve 4 yılı geçmesine rağmen halen iktidarda,

-AKP iktidarı Esad'la görüşmeyip yok saysa da uluslararası arenada Esad halen Suriye'nin resmi temsilcisi ve muhatabı olarak kabul ediliyor,

-Güvenli bölge, uçuşa yasak saha, tampon bölge gerçekleşmedi,

-Türkiye tarafından terör örgütü olarak kabul edilen PYD/YPG'ye uluslararası yardımın kendi topraklarımız üzerinden geçmesine izin vermek zorunda kalındı,

-Suriye kuzeyindeki Kürt koridorunun büyük oranda gerçekleşmesi engellenmediği gibi Kürt koridorunun tamamlanmasına yönelik işbirlikleri (ABD-PYD/YPG) ve IŞİD koalisyonunun PYD/YPG'ye hava desteği halen önlenemedi,

-ABD'nin PYD/YPG'yi de müttefik olarak dahil ettiği IŞİD koalisyonuna Türkiye olarak da dahil olunarak terör örgütü kabul edilen PYD/YPG (aslında PKK) ile aynı koalisyon içinde yer alındı, böylece terörle mücadeledeki inandırıcılığımız yerle bir edildi,

-Suriye'nin kuzeyinde Kürt koridoru oluşumunun Türkiye'deki güvenlik ortamıyla doğrudan irtibatlandırılmasına engel olunamadı,

-Eğit-donat projesinin Suriye'de Esad'a karşı savaşacak muhalifleri kapsaması kabul ettirilemedi, eğit-donat projesi fiyaskoyla sonuçlandı,

-Suriye sınırımızın önemli bir bölümünde PYD/YPG ile sınır komşusu durumuna düşüldü, tutarsız yaklaşımlar nedeniyle terör örgütü ilan ettiğimiz PYD/YPG liderliği resmen muhatap alındı Türkiye'de resmi görüşmeler yapıldı,

-IŞİD terör örgütünün Türkiye'den ve Türkiye üzerinden destek sağlıyor iddialarına inandırıcı ve ikna edici cevaplar verilemedi, Türkiye uluslararası arenada zor duruma düşürüldü,

-ABD'nin baskısına karşı konulamadı ve İncirlik ile birlikte ilave üç askeri üs ABD başta olmak üzere IŞİD koalisyon ülkelerinin operasyonlarına açıldı, uluslararası meşruiyeti olmayan bu operasyonlara Türkiye de fiilen iştirak edildi,

-Ve son olarak da Esad'ın şimdilik önü açık belli bir süre daha iktidarda kalması kabul edildi.

 

Peki şimdi ne yapmalı?

Bu kadar çıkmaza sokulan bir dış politikadan yeni bir çıkış yakalanabilir mi? Bence cevabı "Evet". Türkiye'nin jeopolitik konumunun ve ordusunun gücünün kararlı kurumsal bir dış politikayla birlikte kullanılması halinde Türkiye'nin önünün yeniden açılması mümkündür.

Öncelikle AKP iktidarının yanlış politikaları nedeniyle Türkiye'deki çözüm süreciyle yakından ilgili hale getirilen Suriye kuzeyindeki Kürt koridorunun önlenebilmesi için (1) PKK terör örgütü üzerindeki askeri baskı ve operasyonlar hem yurt içinde hem yurt dışında sürekli hale getirilmeli, (2) PKK'nın Suriye'nin kuzeyiyle bağı kesilmeli, (3) Derhal kapsamlı bir "terörle mücadele stratejisi" ve bütün kurumların görevlerini kapsayacak bir "konsept plan" hazırlanarak yürürlüğe sokulmalıdır.

Ayrıca ABD ile varılan İncirlik Mutabakatı derhal iptal edilmeli ve gerekirse Suriye'de özellikle kuzeyindeki beklentilerimizin karşılanması bağlamında yeniden müzakere edilmelidir.  Bunun yanında, şimdilik geçici süre olarak konuşulsa da Esad'ın, eğer Suriye toprak bütünlüğü sağlanmış olarak varlığının sürdürmesi söz konusu olursa, Suriye'nin başında kalmaya devam edebileceği de hesaba katılarak Esad'la birlikte yaşanacağı gerçeğine yönelik politikalar belirlenmelidir. Diğer taraftan Suriye'nin bölünerek küçük devletçiklerin çıkması halinde Esad'ın bu sefer doğu Akdeniz'de kıyısı olan küçük ama kritik bir devletin başında kalacağı hesaplanarak yine Esad'a karşı politikalar dikkatle belirlenmelidir.

Ancak Suriye'nin küçük devletçiklere bölünmesi demek Suriye kuzeyinde PYD/YPG kontrolünde gözüken bir PKK devletçiği de kurulmuş demek olacaktır. Bu durum Türkiye'nin karar alıcılarını bugünden Esad'ın başında olacağı siyasi/toprak bütünlüğü korunmuş bir Suriye mi yoksa bölünmüş ve kuzeyinde Kürt koridorunu tamamlamış bir PKK devletçiği mi seçeneklerinden biri üzerinde karar vererek politikalarını tanzim etmeye zorlamaktadır. Burada Türkiye'nin bekası ve güvenliği açısından birinci seçenek en makul seçenek olarak gözükmektedir.

Bu yazı 5712 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı