Hoşgeldiniz; Bugün 28 Mayıs 2017 Pazar
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi|13 Şubat 2015 Cuma

Çözüm Sürecinde Kelime Oyunları Ve Türkiye Cumhuriyeti'ne Kurulan Tuzak!

Cahit Armağan Dilek tarafından yazıldı.

İç ve dış politikada sıkışan AKP iktidarı kendisini en çok zorlayan projesinden biri olan çözüm sürecinde 7 Haziran seçimleri öncesinde elini rahatlatacak yeni bir hamle başlatmış gibi gözüküyor. Ama görünen o ki bu hamle aslında AKP iktidarının önünü açmayacak PKK devletçiğinin önünü açacaktır.

Aslında toplumun büyük tepkisini çeken PKK ile müzakere sürecinde tepkilerin azaltılması için zaten gizli yürütülen müzakereler hakkında tam bir sessizlik politikasına geçilmişti. Yaklaşık bir aydır çözüm süreciyle ilgili hiçbir açıklama yapılmamış konu adeta gündemden düşürülmüştü. Kandil'den bile her zaman yaptıkları ters/tehdit dolu açıklamalar gelmedi.

Ancak 04 Şubat 2015'te HDP heyetinin İmralı ziyareti sonrasında yeni bir algı operasyonun sahneye konduğunu görüyoruz.  HDP'lilerin son günlerde yaptığı açıklamalar sanki önemli bir gelişme yaşanacakmış havası veriyordu. AKP ve Öcalan'ın anlaştığı ama Kandil ayak direttiği ve ikan edilmeye çalışıldığı haberleri sızdırıldı. Bu sabah HDP heyetinin Kandil'e gittiği, iyi haberlerle dönmelerinin beklendiğine yönelik umut sömürüsü içeren haberlerle birlikte hükümetin görüşlerini yansıtmasıyla tanınan gazeteci Abdülkadir Selvi bugün (13 Şubat 2015) PKK'nın silah bırakması "AN MESELESİ" ana başlığıyla bir haber yapıyor. Haberin devamındaki alt başlıkta  "Çözüm sürecinde tarihi an çok yakın. İmralı’da Öcalan, “PKK tüm unsurlarıyla silah bıraksın. Artık silahlı mücadele bitmiş, siyasi mücadele başlamıştır” deniyor.

Ancak haberin detayında   <<Öcalan’ın Kandil'e ulaştırılmasını istediği mesajında, “TÜRKİYE TOPRAKLARINDA SİLAHLI MÜCADELE SONLANDIRILMIŞTIR. 2013 yılı Nevruz ayında yayınlanan mesajımda da olduğu gibi artık silahlı mücadele bitirilmiş, siyasi mücadele dönemi başlamıştır. Silahlı mücadelenin bitirildiği yönündeki çağrımın uygulanması için PKK bileşenlerinin acilen kongreyi toplayıp, silahsızlanma kararının alınmasını gerekmektedir” dediği, mesajın Kandil’e ulaştırıldığı, ancak Kandil’in bunun kamuoyuna açıklanmasını engellediği,  mutabakat sağlanırsa silahlara son verecek çağrı, hükümet ve HDP tarafından ortak bir açıklamayla duyurulacak>>   deniyordu. 

İşte kelime oyunları burada başlıyor. Haberin ana ve alt başlığında verilen mesajla detayındakiler birbirinden çok farklı. Aslında PKK'nın silah bıraktığı falan yok, çözüm sürecinin başlangıcında ilan edilen eylemsizlik yani onlara göre ateşkesin başka kelimelerle ifadesi. Çünkü teorik yada sanal olarak terör örgütü şuanda sözde silahlı mücadeleye ara vermiş durumda. Neymiş Türkiye'de silahlı mücadele yapmayacakmış! Ama silahı ellerinde bulundurmaya, hükümete ve TBMM'ye karşı baskı ve tehdit unsuru olarak kullanmaya devam edecekler, taleplerinin yazılı olarak anayasa ve yasalara geçmesini bekleyecekler.

Haberde vurgulanan diğer bir konuda HDP ve AKP hükümetinin "ortak" bir açıklamayla bunu duyuracak olmasıdır. "PKK silah bırakıyor" ana başlığıyla yapılacak ortak bir açıklamayla artık "resmen" müzakerelere geçildiği de duyurulmuş olacaktır. Aslında yazılı bir kağıda gizli olarak atılmış bir imzadan daha etkili bir yöntem. Bu ortak açıklama PKK'nın elindeki en büyük kozlardan biri olacaktır.

Bu yapıldıktan sonra hükümetin de eli rahatlamış olacaktır. Ne de olsa Türkiye'nin 30 yıllık baş belası PKK terör örgütüne silah bırakma kararı (!) aldırılmıştır. Artık  Kandil ve İmralı'daki teröristbaşının taleplerinin (Öcalan'ın 2015 Nevruz'unda görüntülü olarak Diyarbakır'da halka hitap etmesinin sağlanması, müzakere heyetlerinin oluşturulması, Öcalan'ın sekreteryasının adaya yerleşmesi, Öcalan'ın başmüzakereci olarak iletişim imkanlarının artırılması, muhtemelen adada bir eve çıkarılması, müzakereyi gözleyecek üçüncü göz  ekibinin oluşturulması, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gibi bazı yasal düzenlemelerin yapılması vs vs ) yerine getirilmesinde hiçbir engel kalmayacaktır. Bunu yapacak AKP hükümetinin elinde bütün eleştirileri ve suçlamaları savuşturacak kocaman bir yalan vardır: PKK silah bırakacağını açıkladı!

Peki bu durum sahada ve günlük hayatta taraflara ne sağlayacak? AKP iktidarı seçimlere kadar elini rahatlatmış olacaktır, çünkü bu ortak açıklama ve İmralı'daki şartların rahatlatılması karşılığında PKK'dan seçimlere kadar hükümeti rahatsız edecek türde terör eylemleri yapılmayacağı gibi bir söz (aslında bölgede şuan yaşanan durumdan farklı bir şey olmayacak) almış olacaktır. Anayasal değişiklik gerektiren talepler için de mecburen seçimler beklenecektir. PKK da bunu anlayışa(!) karşılayacaktır.

PKK/KCK/Öcalan cephesi ise çözüm süreci kurgusunda yeni başarıları kendi hanesine yazdırmış olacaktır. Artık PKK terör örgütü Türkiye Cumhuriyeti ile resmen müzakere yapan bir pozisyon kazanmıştır.  Seçimlerde AKP kazanmasa bile yeni gelecek hükümetin karşına resmi bir muhatap olarak çıkacaktır. Doğu ve güneydoğuda 2013 başından buyana sürdürdüğü devlet uygulamalarına devam edecek ve daha pekiştirecektir. Çünkü bölgede hükümetin ve devletin şimdiki tutumu (polis/jandarma karargah ve kışlada hapis, operasyon yok, sokağa çıkmak yok, sokak PKK'ya emanet) devam edecektir. 7 Haziran seçimleri tamamlandığında ise tek eksik bölgede fiilen oluşan özerk/federal bölgenin anayasaya geçirilmesidir.

Tabi bunun nasıl gerçekleşeceği seçim sonuçlarına göre olacaktır. (1) Eğer HDP barajı geçer AKP de birinci parti olursa TBMM'de anayasa değişikliği yapmak kolaylaşacaktır. (2) Eğer HDP barajı geçemezse ve AKP yine tek parti olarak anayasayı değiştirecek sayıyla iktidara gelirse, elindeki silaha ve henüz bilemediğimiz ama AKP'ye karşı şantaj olarak kullanabileceği bilgi ve belgelere sahip PKK'nın talepleri yine AKP tarafından anayasaya yansıtılacaktır. AKP'nin bunu topluma anlatmak için kullanacağı argüman da şu olabilecektir: Geçen 2-3 senede çözüm sürecinde kandırılmışız, bölgede fiili bir durum oluşmuş, PKK kamu düzenini ele geçirmiş, bölgede özerk bir yapı fiili bir işgal var, bunu geri döndürmek savaş demek yine analar ağlasın demektir, biz anaların ağlamasını istemiyoruz, dolayısıyla fiili durum neyse onun anayasal ve yasal gereğini yapacağız.  (3) HDP barajı geçemez, AKP de iktidar olacak çoğunluğu alamazsa yeni gelecek hükümetin karşısında resmi müzakerenin muhatabı olan eli silahlı, doğu ve güneydoğuda devlet hakimiyetini ele geçirmiş bir terör örgütü bulacaktır. Maalesef o hükümetin seçeneği de çok fazla olmayacaktır.

Çünkü haberlere ve devletin raporlarına yansıdığı şekilde PKK büyük bir ayaklanma için Türkiye topraklarında silah, patlayıcı, eleman konuşlandırmaktadır. Dolayısıyla yukarıda saydığımız olasılıkların yanında PKK gerek kendi içindeki (İmralı-Kandil ayrılığı) sorunlardan kaynaklanan ya da bölgesel konjonktürün yaratacağı bir tehdit/fırsat ortamında, AKP hükümetinin taleplerini karşılamadığı gerekçesini öne sürerek arkasına aldığı dış destekle de 7 Haziran seçimlerini beklemeden de bir ayaklanma başlatabilir. Bundan PKK'nın bir askeri zaferle çıkabilmesi mümkün olmasa da sonuçta kaybeden ve zarar gören Türkiye olacaktır.

Görüldüğü üzere AKP hükümeti ve HDP'nin ortak açıklamasıyla duyurulacak "PKK silah bırakıyor" beyanı basit bir açıklama olamayacaktır. Böyle bir açıklama aslında Türkiye Cumhuriyeti'nin bekasına yönelik bir tehdittir ve 2013 yılı başında başlatılan çözüm süreciyle kuruluna tuzağın sağlamlaştırılması ve tamamen kilit altına alınmasıdır.Çözüm sürecinin başından bu yana kamuoyuna yansıyan haberler, devletin kurumlarının raporları ve bizzat hükümet tarafından yapılan PKK terör örgütünün çözüm sürecinde verdiği hiçbir sözü yerine getirmedi açıklamalarına rağmen hükümet halen süreci devam ettiriyorsa yukarıda söylediklerimizin gerçekleşmesi sonrasında söyleyeceği "kandırılmışız, safmışız, iyi niyetimizi istismar ettiler vs" açıklamaları da inandırıcı olmayacak, yanlışlarını/hatalarını/suçlarını ortadan kaldırmayacaktır. 

Bu girişimin bugünlerde alevlenmesinin ve de hızlandırılmasının ayrı bir önemi var. Eğer bu ortak açıklama yapılacaksa bunun Öcalan'ın yakalandığı 15 Şubat'a denk getirilmesi de hem AKP hükümeti hem de PKK açısından simgesel anlamı olacaktır. Öcalan'ın 15 Şubat 1999 yakalandığını 16 Şubat'ta Başbakan Ecevit açıklamış, Nisan'da yapılan seçimlerde de birinci parti olmuştu. AKP de şimdilerde benzer bir hesabı yapıyor olabilir. Aynı şekilde şimdi 15 veya 16 Şubat 2015'te yapılacak açıklamayla Öcalan'ın halen içeride olduğu süreçte PKK'nın silah bırakacağının duyurulması AKP hükümeti için avantaj yaratacağı düşünülmüş olabilir. PKK açısında da yakalanmış liderlerinin hapishanede geçirdiği 16 yıl sonrasında (gerçekte silah bırakmadan) başmüzakereci olarak Türkiye Cumhuriyeti devletiyle müzakere masasına oturmuş ve taleplerini kabul ettirmiş olarak sunulacaktır. Yani PKK ve AKP açısından kazan-kazan durumu söz konusu olabilecektir.

Bakalım zaman neler gösterecek...

Bu yazı 4490 defa okundu.
  • Yorumlar1
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı