Hoşgeldiniz; Bugün 24 Kasım 2017 Cuma
Macaristan|12 Mayıs 2014 Pazartesi

Turan Kurultayları Ve Macaristan Seçimleri

Bilgehan Atsız Gökdağ tarafından yazıldı.

 

          Farklı etnik ve tarihi süreçlere sahip olduğu için Avrupa’da yalnızlaştırılan Macarlar ve yine Macaristan’da son dönemde kendini Atilla’nın torunları olarak gören Kuman Türkleri, Türkiye’nin Avrupa içinde ittifak kuracağı birimlerdir. Son dönemlerde ülkede yapılan Turan Kurultayı’na Türkiye’den de katılımın artması, gözleri Türk-Macar ilişkilerine çevirmiştir. Tarihi hatıralarla birlikte reel-politikten de hareketle, Türkiye’nin öncülüğündeki Türk dünyası bütünleşmesine Macaristan mutlaka dâhil edilmelidir. Macaristan’da kamuoyu bu birleşmeye sıcak bakar hale gelmiştir. 

                                         

          Macaristan 10 milyon nüfuslu 93000 km karelik yüz ölçüme sahip bir Orta Avrupa ülkesidir. Ülkenin etnik yapısına baktığımızda bilinen 13 resmi azınlık vardır,  bu oran 2001 nüfus sayımı verilerine göre toplam nüfusun yaklaşık yüzde 3’luk kısmına oluştururken, son tahminlere göre bu oran yüzde 8-10 dolayındadır. En geniş azınlık grubu Romanlardır ve ülke toplamının tahmini olarak yüzde 6 ile yüzde 10’unu ve azınlık nüfusunun yüzde 60’ını oluştururlar. Onlar olması gerekenden daha düşük seviyede temsil edilirler ve diğer azınlıklarla karşılaştırıldıklarında çok daha düşük bir sosyo-ekonomik statüye sahiptirler. Ulusal ve Etnik Azınlık Hakları üzerine 1993 tarihli LXXVII yasa 13 azınlık dili tanımlar: Ermenice, Bulgarca, Hırvatça, Almanca, Yunanca, Çingene dili (Romanca ve Boyash dili), Lehçe, Romanca, Rusça, Sırpça, Slovakça, Slovence ve Ukraynaca.

          2011 tarihli yeni Macaristan Anayasası devletin resmi dilini Macarca olarak belirtir. 29. madde “Macaristan’da yaşayan her ulusal ve etnik grubun devletin bir parçası kabul edildiğini” ortaya koyar. Bir milliyete aidiyeti olan her Macaristan vatandaşı kendi kimliğini koruma hakkına sahiptir. Ulusal ve etnik azınlıklar kendi dillerini kullanma, kendi dillerinde isim kullanma, hem bireysel hem de kolektif kendi kültürlerini geliştirme ve kendi dillerinde eğitim alma hakkına sahiptirler. Yeni anayasa, açıkça ulusal köken ve dil temelindeki ayrımcılığı yasaklamaktadır. Macaristan medyasında Macarcanın hakimiyeti vardır. Ancak, radyo ve televizyon programları kamu kanallarında yöresel/azınlık dillerinde sunulmaktadır. Tamamen yöresel/azınlık dillerinde yayın yapan birkaç radyo istasyonu da vardır [1]

 

Türk-Macar Birlikteliğinin Tarihi Arka Planı

          Macarların Türklerle münasebeti hayli eskidir: Dilsel verilerin gösterdiğine göre, Macarların ataları milâttan binlerce sene evvel Ural Dağları’nın yakınında ve bu dağların Avrupa tarafında Fin-Ugor kavimlerinin atalarıyla birlikte yaşamışlardır. Fin-Ugorların batısında herhâlde İndo-Germenler, doğu yönünde de Türklerin ataları bulunuyordu.[2] Macarların Urallardaki kadim yurdu döneminde Macarcaya giren homok, harang, nyar, nyak, er- (kum, çan, yaz, boyun, ermek) gibi Türkçe kelimeler, Macarların Ugorlardan koparak Ural bölgesinde müstakil hayat yaşadıkları sırada, yani M.Ö. 6 ve M.S. 5. yüzyıllar arasında girmiş olmalıdır.[3]

          4. yüzyılda Macarların ve Bulgarların etnik tabakalanmasında önemli bir yere sahipolan Onogurlar, Atilla öncülüğündeki Hun akınlarıyla birlikte Volga Nehri’nin orta yatağına (Magna Hungaria’ya) göç edip, burayı yurt tutmuşlardır. Fin-Ugor kavimlerinin doğudaki kolu olan Ugorlar daha sonra güneye inerek Onogurlara karışmışlardır. Sonra da batıya göç eden Hunlarla birleşmişlerdir.Bu üç boyun karışmasıyla;Volga bölgesinde “Macar”kavmi meydana gelmiştir. Macarların etnik katmanları arasında Fin-Ugor tabakasının dışında Onogur, Hun, Hazar, Kenger, Sabir, Peçenek, Kuman, Başkurt gibi Türk unsurları da ağırlıklı bir yere sahiptir. Macarların Türklerle büsbütün karıştıklarını kabile adları göstermektedir: Tarjan (tarkan), Yenö (Türkçe unvan "mak"dan), KurtGyarmat (yorulmaz), Kar (büyük, iri), Keszi (kesik, parca). Diğer iki kabile Fin-Ugor: Nyek ve Magyar.[4] Ünlü Macar Türkolog Prof. Dr. László Rásonyi’nin dediği gibi Macarların babası Türk, Annesi Fin-Ugordur.Macarların bağlı olduğu Fin-Ugor kolu da yaklaşık 2000 sene önce Fin ve Ugor olarak ikiye ayrılmıştır. Macarlar; Ostyak ve Vogullarla Ugor kolunu oluştururlar.[5] Bir müddet Hazar egemenliği altında yaşayan Macarlar, 839 yılında Aşağı Tuna ve 862’de Karpatlar Havzasına akınlar yapmışlar ve 896’da bu bölgelere yerleşmişlerdir. Bizanslıların 9. yüzyılda Macarları “Türk” olarak isimlendirmesi ve Magyar kelimesini kullanan Müslüman kaynakların da daima Macarların Türk olduğunu kaydetmesi, Macarların Hazarlara bağlı olduğunun işaretidir. Konstantinos Türk kökenli üç Kavar boyunun Macarlara katılmadan önce Hazarlara karşı ayaklandığını, yenilgiye uğradıktan sonra ise Macarlar tarafına geçtiğini bildiriyor. Bunlar Macarlara kendi dillerini öğretmiş ve kendileri de Macarca öğrenmiştir. Macar Türkolog İ. Vásáry bu durumu “İşte size Türk kavim gruplarının Macarlara nasıl katıldığının ve karıştığının açık bir örneği” diye açıklar.[6]Macarlar, Avarların yıkılışından sonra 907’de bugünkü yurtlarına gelmişlerdir. Macaristan Krallığı Estergon merkezinde 1000 yılında tahta çıkan I. Istvan tarafından kurulmuştur. Bu dönemde Hıristiyanlığı kabul eden Macarlar Katolik kilisesine bağlı kalmışlardır. 1526’da Osmanlılar tarafından fethedilen Macaristan, 1699’daki Karlofça Antlaşması’na kadar 165 yıl Osmanlı egemenliğinde kalmıştır. Macar kökenli iki isim Osmanlı döneminde öne çıkmıştır. Bunlardan birincisi İstanbul’un fethi sırasında topları döken Urban, ikincisi ilk defa matbaada kitap basan İbrahim Müteferrika’dır.  Daha sonra Avusturya egemenliğine geçen Macaristan, 1876’da Avusturya içinde federatif bir yapı oluşturmuş ve devletin adı Avusturya-Macaristan’a dönüştürülmüştür. I. Dünya Savaşı sonrası Avusturya’dan ayrılarak bağımsız bir devlet haline gelen Macaristan, 1956’da Sovyet işgaline maruz kalarak Demirperde ülkeleri arasına girmiştir. Çok sayıda Macar bu dönemde Türkiye’ye sığınmıştır.

          Macaristan’da Osmanlı döneminde çok sayıda han, hamam, camii, köprü, kale, türbe gibi yapılar inşa edilmiş olup bunların birçoğu bugün ayaktadır. Osmanlı dönemine ait eserlerden bazıları şunlardır: Hamza Bey Mescidi, Minaresi, Valide Sultan Hamamı; Estergon’da burç kalıntıları; İdris Baba Türbesive Zigetvar’daki Ali Pasa Camii, Ferhad Paşa Camii, Mostar Camii, Yakovalı Hasan Camii, Gül Baba Türbesi, Malkoç Bey Camii, Alaca Camii, İsa Bey Camii, Deli Hasan Paşa Camii, Budapeşte Eğri Camii, Eğri Kalesi[7]

          Macarların etnik soy kökünde ağırlık Fin-Ugor halklarında olsa da, Türklere ait Hun, Avar, Bulgar, Peçenek ve Kuman unsurlarının varlığı da önemli bir tabakayı oluşturmaktadır. Bunun izlerine daha çok onomastik verilerde rastlamak mümkündür. Macar kültürü ve diliyle Türkçenin benzerlikleri üzerinde duran Macar araştırmacılar Türk tarihi ve dilini de 19. yüzyıldan itibaren ciddi bir şekilde araştırmışlar, Avrupa’da önemli bir Türkoloji ekolü oluşturmuşlardır.Macarca ve Türkçe, Ural-Altay dil ailesine mensup olup Türkçe Altay koluna, Macarca ise Ural koluna ait diller olarak bilinir. Bazı araştırmalarda Türkçenin Altay dillerinden ziyade Ural dillerinden Macarca ile ortaklıklarının daha fazla olduğu ortaya konmuştur. 400 temel kelime içinde Türkçe-Moğolca ortaklık sayısı 105; Türkçe-Macarcada ise fiil yoğunluklu ortaklık 132 olarak saptanmıştır.[8]Osmanlı öncesi dönemde Türkçeden Macarcaya 419 kelimenin girdiği tespit edilmiştir. En erken dönemde Türkçeden Macarcaya geçen bu 419 kelimenin varlığı, karşılaştırmalı dil araştırmalarında Macarcayı Türkoloji için vazgeçilmez kılmaktadır. Macarcadaki Türkçe kelimelerin ilk katmanı r/l Türkçesine ait olanlardır. Mac. Gyümölcs [d’ümölç] “yemiş”=Çuv. śimĩś=Türkçe yemiş; Mac. kék [kēk] “mavi”=Çuv. Kĭvak“gök, mavi”=Türkçe gök.[9]Turancılık konusunda ilk araştırmacı, M. Müller’dir. 19. yüzyılda Ferencz Pulszky; Hint, Çin, Ön Asya, Mısır ve Yunan uygarlıklarının kaynağı olarak, Orta Asya’yı göstermiştir. Aynı zamanda önemli bir Türkolog da olan Armin Hermann Vambery “Turan”ı etnografik bir kavram olarak kullandığı gibi “Turan ırkı” tanımlamasında da bulunmuştur.Budapeşte ve Seged Üniversiteleri başta olmak üzere ülkedeki birçok üniversitede çok sayıda Macar Türkolog Türk dili, kültürü ve tarihi ile ilgili eserlere imza atmış; Hüseyin Namık Orkun, Hasan Eren, Şerif Baştav, İbrahim Kafesoğlu gibi çok sayıda dilci ve tarihçinin yetişmesinde görev üstlenmiştir. A. Vambery, Z.Gamboczs, L. Rasony , I. Kúnos  G. Nemeth, L. Ligeti, J. Eckmann, Geza David, Geza Feher, Z. Kakuk, G. Hazai, A. R. Tas, A. Berta Macar Türkolojisinin  en önemli isimlerindendir. Keleti Szemle, Turco Hungarica, Nyelvtudomanyi Közlemenyek, Acta Linguistica Academia Scientiarum Hungaricae Acta Orientalia Academiae Scientiarum Hungaricae gibi dergiler Türkoloji alanında önemli süreli yayınlardır. 1913-1944 yılları arasında çıkan Turan dergisi ve 1921 de yayın hayatına başlayan Körösi Csomo Archivum dergisi ise Turancılık düşüncesinin iki etkili yayın organıdır.

1867’de bağımsızlığını kazanan Macaristan, Avusturya’dan tam olarak ayrılmamış, ikili bir devlet görüntüsü içinde varlığını sürdürmüştür. Osmanlı devletinin Almanya-Avusturya-Macaristan ittifakı içinde I. Dünya Savaşı’na katılması Türk-Macar dostluğunun son dönemde gelişmesine etki eden bir diğer olaydır. Birinci Dünya Savaşı yıllarında İstanbul’da Macar- Türk Dostluk Cemiyeti ve Şam’da Osmanlı-Avusturya Macaristan Kulübü kurulmuştu. 1910’de kurulan Macar Turan Derneği ve 1912’de Peşte Şehbenderliğine (Başkonsolos) atanan Ahmet Hikmet Müftüoğlu ile aynı görevi üstlenen Enis Behiç Koryürek Türk-Macar dostluğunun ve Turan fikrinin her iki ülkede gelişmesine öncülük etmişlerdir. 1908’de kurulan Türk Derneği ve 1912’de kurulan Türk Ocakları ile Macaristan Turancılarının çok sıkı işbirliği içinde oldukları görülür.[10] 1916-1930 yılları arasında çok sayıda öğrenci eğitim almak için Macaristan’a gönderilmiştir. Macaristan Turancıları ve bilim adamları da Türkiye’ye bilimsel geziler tertip etmişlerdir. Bazı Macar bilim adamlarının Türkiye üniversitelerinde görev yaptığı da bilinmektedir.

Turan Kurultayları

          İlki 2007’de Kazakistan’da düzenlenenve adı “Madjar-Macar Kurultayı”  olan programın temellerini Andras Zsolt Biro adlı Macar antropolog ve beşeri biyolog (aynı zamanda Doğa Bilimleri Müzesi araştırmacısı) bir Kazakistan seyahati sırasında atmıştır. 2006’da Kazakistan’da yaptığı araştırmalarda veriler ve genetik örnekler toplayarak Kazakistan sınırları içinde varlığını devam ettiren Madjar kabilesi ve Karpat Havzası Macarları arasında sadece isim benzerliği olmadığını aynı zamanda genetik bağların da olduğunu kanıtlamıştır. Araştırma sonuçları dünyanın en önemli bilimsel dergilerinden olan “American Journal of Pysical Anthropology” de yayımlanmasının ardından araştırma diğer ulusların da dikkatini çekmiş ve araştırma grubuna da büyük bir ün kazandırmıştır. Aralık 2007’de Andras Zsolt Biro Kazakistan Kültür Bakanı Yermukhamet Yertisbayev’den bir nişan alarak ödüllendirildi. Ayrıca kendisine Madjar halkı fahri üyeliği de verildi.  2007’de Kazakistan’da ilk “Madjar-Macar Kurultayı” Andras Zsolt Biro önderliği ve bir Macar heyeti eşliğinde düzenlenmiştir.  Adı daha sonra “Turan Kurultayı” na çevrilen ve 2008’den itibaren Macaristan’da iki yılda bir gerçekleştirilen etkinlikler 2010 yılından itibaren Macar Turan Vakfı tarafından düzenlenmektedir. Macaristan’ın Bugaç (Boğaç) şehrinde yapılan ve  Türk kavimlerinin birbiriyle kaynaşmasını amaçlayan kurultay dünyanın en büyük gelenek yaşatıcı kutlaması olarak kabul edilmektedir. Macar gelenek koruyucular Kazakistan’dan dönünce Kurultay’ı Macaristan’da da düzenlemeyi kararlaştırmışlardır. 2008’in Ağustos ayında gerçekleşen programa Kazakistan’daki Madjar kabilesi özel konuk olarak davet edilmiştir. Yüz binden fazla kişinin katıldığı 2008 kurultayında seksenden fazla gelenek koruyucu ve kültürel topluluk ahenk içinde birlikte çalışmış, yüzden fazla göçmen çadırından kurulu bir kamp oluşturulmuştur. Binden fazla aktif katılımcıyla atlılar ve okçu atlılar sayısız gösteriye imza atmışlardır. 2008’de bundan sonra kurultayın iki senede bir yapılması ve bütün Turani (Hun-Türk) halklardan temsilcilerin davet edilmesi kararı alınmıştır. Macarlar en eski köklerinin İç Asya bölgesinde olduğunu ve İskit, Hun, Avar kültürü ile bağlantılarının bu kurultaylar sayesinde daha da belirginleştiğini ifade etmektedir. Katılımcılar, Macar geleneğinde olduğu gibi akraba milletlerin belleğinde de yer etmiş olan büyük kahramanlarımız olarak niteledikleri Attila, Bayan Kağan, Madjar Baba, Karçıg Batır ve Arpad’ı birlikte saygıyla andılar. Kurultay sonunda katılımcı halkların kardeşliğini vurgulayan “Tanrı’nın isteğiyle Macar, Madyar, Kazak, Özbek, Türk, Uygur (Doğu Türkistanlı), Kırgız, Başkır, Çuvaş, Bulgar, Tatar, Türkmen, Moğol, Buryat, Nogay, Gagavuz, Karaçay, Yakut ve Japonlar Hun kardeşlerdir.” cümlesinin yer aldığı bildiri delege temsilcileri tarafından imzalanmıştır. Kurultaya bilim adamları, politikacılar ve diplomatların yanı sıra askeri müzik ve halk dansları toplulukları yoğun olarak katılırlar. Kurultayda ortaya konulan gösteriler tarihsel ve kültürel aslına uygun olarak düzenlenmiştir. Mesela ziyaretçinin içinde kendi atasıyla karşılaştığı bir “Atalar Çadırı”, şaman davulu, okçuluk yarışması, eski zırhları yapma atölyeleri katılımcıların ilgisini çekmektedir.[11]

          Kurultay esas olarak katılımcı halkları Hun-Türk ortak kökenlerinde buluşturmayı, tarihsel hafızayı tazelemeyi hedefleyen folklor bayramıdır. Büyük bir alana kurulan çadırlar, yüksek direklerin ucundaki bayraklar, tuğlar, cirit ve çövgan oyunları, ok atma ve kılıç müsabakaları, şaman ayinleri, eski silahlarını kuşanmış Hun askerleri ve geleneksel milli kıyafetlerini giyinmiş yüz binler, bir görsel şölen içinde Hun-Türk kökenlerini idrak etmektedir. Macarlar Avrupa içlerine gelerek buralarda yurt tutmayı çok önemsemekte ve kurultayda kendilerine yeni yurtlarını bırakan ecdatlarını bayram havasında anmaktadırlar. Turan kurultaylarının esas amaçlarından biri de Orta Asya, Urallar ve Kafkasya’da kalan aynı tarihi köklere sahip akraba topluluklarla kültürel ilişkilerin tesis edilmesidir.

          2012’de yapılan IV. Turan Kurultayı’nda Köktürk harfleriyle kaya üzerine yazılmış Dünya Türklüğünün bir yerde toplantısının belgesi de kabul edilmiştir. Macaristan Meclisi’nde 3. Parti konumundaki Jobbik Partisi’nin adı da Kurultay alanında Köktürk harfleriyle yazılı afişlerde yer almıştı.[12] Türk ve Turan ellerinden 22 farklı kimliğe sahip 250 binden fazla insan zaman ve mesafe kavramlarını hiçe sayarak asırlar boyunca aynı kültürel değerlere sahip olduklarının idraki içinde ortak anlaşma zemini oluşturmuşlardır.

6 Nisan 2014 Seçimleri

          Macaristan’da 6 Nisan 2014’de yapılan parlamento seçimlerinde iktidardaki merkez sağ Fidesz-KDNP oluşumu oylarını bir önceki seçime göre yüzde 8,2 oranında düşürse de yüzde  44,5 oy alarak 133 milletvekiliyle mecliste temsil edilme ve hükümeti kurma başarısını göstermiştir.  Son dört yılda AB ve ABD yönetimleri tarafından da zaman zaman otoriter muhafazakar ve milliyetçi uygulamaları nedeniyle eleştirilen Başbakan Viktor Orban “Bugün Macaristan halkı AB’den çıkmaya hayır dedi. Ülkenin yerinin AB olduğunu göstermiş oldu” diyerek AB içinde uyumlu bir tutum izleyeceğini seçim sonrası ilk beyanatında dile getirmiştir. Geçen yıl seçim sisteminde yapılan düzenlemeyle 386 milletvekilliği 199’a düşürülmüş, iktidar partisinin seçim sistemini kendi lehine olacak şekilde değiştirdiği muhalefet partileri tarafından ifade edilmiştir. Yüzde 44,5 oy alarak 133 milletvekili çıkaran Macar Yurttaş Birliği/Hıristiyan Demokrat Halk Partisi Fidesz-KDNP oluşumu bu sonuca göre anayasa değişikliği için gerekli olan üçte iki çoğunluğu da elde etmiş oldu. Sosyalist Unity-MSZP oluşumu yüzde 25,99 oyla 38 milletvekilliği çıkararak ikinci parti olmuştur. Bir önceki seçime göre oylarını dört puan artırarak yüzde 20,54 destek alan Jobbik Partisi parlamentoda 23 sandalyeye sahip olmuştur. yüzde 5 olan seçim barajını kıl payı geçen Yeşiller Partisi (LMP)  ise 5 vekille parlamentoda temsil hakkı kazanmıştır. Bir önceki seçime göre oylarını artıran partiler Sosyalist partiler bloğu ve Milliyetçi Jobbik Partisi’dir.

Seçim sisteminde yapılan değişiklik sonucu iktidar partisi oylarını yüzde 8 düşürse de bu parlamentodaki koltuk sayısını aynı oranda azaltmamıştır. Oylarını bir önceki seçime göre yüzde 4 artıran Jobbik Partisi koltuk sayısını aynı oranda artırmak bir yana düşürmüştür.[13]

 

          AGİT gözlemcilerinin hükümetin medya üstünlüğü kurarak yüzde 45 oy almasını eleştirmesi dikkat çekmiştir. Son üç yıldır devlete ait televizyon kanalları ve özel medya organlarındaki haber programlarında hükümet görevlileriyle Fidesz politikacılarının toplam yayın süresinin yüzde 70’ine sahip olmasının seçim adaletine gölge düşürdüğü AGİT yetkililerince ifade edilmiştir.[14] Medya’da iktidar partisine yer verme 30 Mart 2014’te yapılan mahalli seçimlerde Türkiye’de de muhalefetin şikayet ettiği konuların başında geliyordu. RTÜK’ün İzleme ve Değerlendirme Raporu’na göre TRT, 22 Şubat- 2 Mart arasında toplam yayın süresinin 13 saat 32 dakikasını Ak Parti’ye ayırırken, muhalefete 2-48 dakika verildi. TRT Haber mitinglerden kesitler yayınladığı seçim yayınlarının toplam yayın süresinin yüzde 89.52’sini (13 saat 32 dakika) AK Parti’ye, yüzde 5.29’u (48 dakika) MHP’ye, yüzde  4.96’sı (45 dakika) CHP’ye, yüzde 0,22’si (2 dakika) BDP’ye ayrıldı.[15] Bu oranlar Macaristan’la karşılaştırıldığında Türkiye’de muhalefetin neredeyse devlet kanalında kendisine hiç yer bulamadığını göstermektedir.

          Geçtiğimiz yıllarda Macaristan küresel krizin etkisiyle ekonomik bir çöküş yaşamıştır. Son iki yıldır uygulanan ekonomik ve mali reformlarla ülkede hissedilir bir gelişme gözlenmektedir. Macaristan dışında 5 milyon Macar’ın komşu ülkelerde yaşıyor olması “büyük Macaristan ülküsü”nün ülkede yeşermesine sebep olmaktadır. 2007’den itibaren düzenlenen Turan Kurultayı’nda komşu ülkelerde yaşayan etnik Macarların durumu da önemli bir gündemi oluşturmaktadır. I. Dünya Savaşı sonrası tıpkı Osmanlı Devleti gibi Macaristan da mağlup devlet sayılmış ve Trianon Antlaşması’yla topraklarının üçte ikisini kaybederek küçük bir orta Avrupa ülkesine dönmüştür. Voyvodina’nın Sırbistan’dan, Transilvanya’nın Romanya’dan, kuzeydeki bazı toprakları Polonya ve Slovakya’dan alma düşüncesi Macar milliyetçiliğinin merkezinde durmaktadır. Özellikle son iki seçimde oylarını önemli oranda artıran Gabor Vona yönetimindeki Jobbik Partisi Macaristan’ın eski güçlü dönemlerine kavuşturulacağını ve Ural-Altay halklarının içinde bulunduğu Turan anlayışının gerçekleştirileceğini sürekli işlemektedir.

          Bu seçimlerde Jobbik Partisi’nin oylarını artırması Macaristan’da ve Avrupa’da ırkçılığın yükselmesi olarak yorumlanmıştır. Halbuki Jobbik Partisi ırkçı söylemlere sahip bir parti değildir. Macar halkının Hun-Türk köklerine daha fazla vurgu yapıp kendilerini Atila’nın torunları olarak gören Jobbik Partisi’ne yönelik ırkçı suçlaması Avrupalının asırlardır bilinçaltında tuttuğu Türk korkusunun dışavurumundan başka bir şey değildir.  Jobbik Partisi Filistin halkının haklı mücadelesine destek verdiği için de Yahudi karşıtlığıyla itham edilmiştir.[16] Ayrıca Azerbaycan topraklarının yüzde 20 sinin Ermenistan işgali altında olmasını kabul edilemez bularak konuyu hem Macaristan hem de Avrupa Parlamentosu’nun gündemine getirmiştir. Ermenilerin Hocalı’da yaptığı katliamın soykırım olarak tescil edilmesini parlamentoya taşıması da Azerbaycan başta olmak üzere tüm Türk dünyasının takdirine mazhar olmuştur.

          Macaristan seçimlerinin Türkiye açısından da önemi bulunmaktadır. Avrupa Birliği üyelik sürecinde Türkiye’ye en güçlü destek Macaristan’dan gelmektedir. Hazar doğalgazının Türkiye-Balkanlar-Macaristan üzerinden Avrupa’ya ulaştırılması da enerji politikaları açısından Macaristan’ı Türkiye açısından önemli hale getirmektedir. Türkiye ile Macaristan arasındaki ticaret hacmi son on yılda dört kat artarak 2 milyar dolar civarına ulaşmıştır. Türkiye ile Macaristan NATO üyesi iki ülke olarak birbirini stratejik ortak olarak görmektedir.  Son yıllarda Türkiye’den Macaristan’a yüksek öğrenim almak için giden gençlerin sayısında bir artışın olduğu da dikkati çekmektedir.

Hem Avrupa’yı hem de Asyalı Macar ve Türkleri rahatlatacak en iyi çözüm, Atlantikçi jeopolitikten ayrılarak, yeni bir yol bulmaktır. Bunun için gerek Macar, gerek Türk, gerekse diğer bozkır kökenli halkların entelektüellerinin vazifeleri, bu yolun sistemini oluşturmak olmalıdır. Zira Turan jeopolitiğinin kültür haritasının hudutları Doğu Avrupa’dan başlar.Avrasyacı veya Turancı yapılanmanın bir ayağını da Sekeller oluşturabilir. Romanya’da Transilvanya bölgesinde 1.600.000 nüfusa sahip Sekeller parlamentoda da 27 milletvekili ile temsil edilmektedir. Sekellerin yaşadığı coğrafyanın Macaristan’la birleşmesi yönünde oluşan bilinç desteklenmelidir.[17] Birkaç yıldan beri Macaristan’da düzenlenen “Turan Kurultayları” Sekelleri de kapsayacak şekilde genişletilmelidir. Turan kavramını ulus üstü bir yapı olarak biçimlendirmek ve Doğu Avrupa’daki Macar ve Sekellerle Balkan Türklüğü ve Türk olarak da adlandırılan Müslüman toplulukları bir araya getiren çatı görevi gördürmek Türkiye için hayati önem taşımaktadır.

 

SPOT

Macar kökenli iki isim Osmanlı döneminde öne çıkmıştır: İstanbul’un fethi sırasında topları döken Urban ve ilk defa matbaada kitap basan İbrahim Müteferrika.

 

Macarların etnik soy kökünde ağırlık Fin-Ugor halklarında olsa da, Türklere ait Hun, Avar, Bulgar, Peçenek ve Kuman unsurlarının varlığı da önemli bir tabakayı oluşturmaktadır.

 

  İlki 2007’de Kazakistan’da düzenlenenve adı “Madjar-Macar Kurultayı”  olan programın temellerini Andras Zsolt Biro adlı Macar antropolog ve beşeri biyolog atmıştır.

 



*Prof. Dr., Karadeniz Araştırmaları Merkezi Başkanı.

[1] Csilla Bartha, “Macaristan”, Dil Zengini Avrupa, Cambridge Üniversitesi Yayınevi, 2013, s.140 147

         [2] İbrahim Kafesoğlu, “Tarihte Türk Adı” Reşit Rahmeti Arat İçin, TKAE. Yay. Ankara 1966, s.315

[3]István Vásáry, Erken İç Asya’nın Tarihi, Çev. İsmail Doğan, Ötüken Yay., İstanbul 2007, s. 221

[4] İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, Ötüken Yay., İstanbul 1998, s. 176

[5] Yücel Namal, Türk Macar İlişkileri, İskenderiye yayını, İstanbul 2009, s.,13.

[6] Vásáry, Age, s. 229

[7]http://www.turkmacar.org.tr/images/stories/sunum/merdanoglu-macaristan.pdf

         [8] Osman Karatay, Türklerin Kökeni, Kripto Basın Yayın, Ankara2011,  s. 81-94, 114-120.

 

         [9]András Róna-Tas, , Árpád Berta, West Old Turkic, I, II, Harrassowitz-Verlag: Wiesbaden. 2011

 

         [10] Cüneyt Okay, “Türk Derneği Dergisi ve Birinci Dünya Savaşı Öncesi Macaristan’daki Türkoloji Çalışmaları”, Macar Kardeşler. Editör: Yeliz Okay, Doğu Kitabevi Yay., İstanbul 1912, s. 53-61; Nizam Önen, İki Turan -Macaristan ve Türkiye’de Turancılık-, İletişim Yay., İstanbul 2005; Tarık Demirkan, Macar Turancıları, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2000.

[11] http://kurultaj.hu/bilgi/

[12]Vilayət Quliyev, Macaristan’da Turançılık, 525-çi Qəzet, 3-9-2012, http://www.525.az/site/?name=xeber&news_id=114

[13] http://www.washingtonpost.com/blogs/monkey-cage/wp/2014/04/14/the-2014-hungarian-parliamentary-elections-or-how-to-craft-a-constitutional-majority/

[14] (http://dunya.milliyet.com.tr/-medya-destegi-secimi-etkiledi-)/dunya/detay/1865312/default.htm

[15] (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/25995306.asp)

[16] Ateş Uslu, “Macaristan’da Milliyetçilik ve Turancılık: Jobbik Örneği”, 21.Yüzyıl, Sayı 62, Şubat 2014, s.67-72

[17] Bilgehan Atsız Gökdağ, “2023’e Doğru Türkiye-Türk Dünyası Bütünleşmesi”, Yeni Türkiye, Sayı 56, 2014, s. 1033

Bu yazı 6012 defa okundu.
  • Yorumlar1
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı