Hoşgeldiniz; Bugün 18 Kasım 2017 Cumartesi
Kuzey Kore|01 Nisan 2013 Pazartesi

Kore Yarımadasındaki Son Gerginlik

Konuralp Ercilasun tarafından yazıldı.

 

Kuzey Kore lideri Kim Jong-il’in 2011 Aralık ayındaki ölümünden sonra başa geçen oğlu Kim Jong-ın’ın nasıl bir politika izleyeceği en baştan beri bir merak konusu oldu. Kuzey Kore’nin üçüncü nesil lideri, Batıda eğitim almış biri olarak Batı kamuoyu tarafından olumlu beklentilerle karşılandı. Nitekim dış dünyaya yönelik olarak ilk verdiği sinyaller olumluydu. Meselâ 20 Şubat 2012 tarihinde Kuzey Kore, uranyum zenginleştirme çalışmalarını, nükleer ve uzun menzilli füze denemelerini durduracağını açıkladı. Bu adım, Batının da beklediği bir adım olarak önemli bir yumuşamanın işareti olarak görüldü. Ancak işler, çok hızlı bir şekilde değişti.

Yarımadadaki son gerginliğin fitili bu yumuşama sinyalinden daha bir ay geçmeden ateşleniverdi. Mart ayında Güney Kore, uluslararası nükleer güvenlik zirvesine ev sahipliği yaptığı sırada Kuzey, uzun menzilli bir füze denemesi gerçekleştireceğini açıkladı. Bu açıklamanın tam nükleer zirve sırasında yapılmış olması tepki çekti. Tepkilere rağmen Kuzey, denemeyi Nisanda gerçekleştirdi, ancak başarısız oldu. BM, denemeyi kınadı. Böylece yeni gerginliğin fitili ateşlenmiş oldu. Günümüze kadar Kuzey Kore ile BM, ABD ve Güney Kore arasında karşılıklı bir sertleşme yaşandı.

Gerginlikteki dönüm noktalarından biri Kuzey Kore’nin Aralık 2012’de uzaya başarıyla uydu fırlatması ve yerleştirmesiydi. Böylece Kuzey Kore, 2009’da ve 2012’nin Nisanında gerçekleştiremediği şeyi gerçekleştirmiş oldu. Uluslararası kamuoyu uydu yerleştirme eylemini uzun menzilli füze denemesi olarak gördüğü için yine bir BM kararı çıktı. Kuzey, buna cevap olarak yeni nükleer denemeler ve uzun menzilli füze testleri gerçekleştireceğini açıkladı. Nitekim Şubatta bir yer altı nükleer bomba denemesi yaptı. Martta yine bir BM kararı çıktı. Bundan sonra Kuzey Kore’nin artık neredeyse her gün denebilecek sertleşme adımları gelmeye başladı. Bu adımlarla birlikte ABD ile Güney Kore de her yıl yaptıkları ortak tatbikatlarını tekrar ettiler.

Mart ayının ilk yarısından itibaren başlayan bu adımlar, ABD, Güney Kore ve Japonya’yı tehdit etmeye dayanmaktadır. Bunları şöyle özetleyebiliriz:

1.  Çeşitli kereler bu üç ülkeyi nükleer saldırı yapmakla tehdit etti.

2. Uzun menzilli füzeler de dâhil bütün topçu birliklerinin savaşa hazır pozisyona geçirilmesini emretti.

3.  Kore Savaşını bitiren ateşkes antlaşmasını sonlandırdığını açıkladı.

4.  Güney Kore ile arasındaki doğrudan telefon bağlantısını kesti.

5.  Kore Yarımadasını Nükleer Silahlardan Arındırma ortak deklarasyonunu iptal etti.

Buna karşılık ABD-Japonya-Güney Kore ve BM’nin neler yaptıklarına bakalım.

1.  BM, Kuzey Kore’nin her nükleer ve uzun menzilli denemesinden sonra bir karar aldı. Ambargoyu genişletti.

2. ABD ile Güney Kore, kuzeyden gelebilecek bir saldırıya karşı yeni bir askerî plan üzerinde anlaştı.

3. ABD füze savunma sistemini genişleteceğini, Japonya’ya ikinci antibalistik füze radarı konuşlandıracağını, Güney Kore’yi korumak için nükleer şemsiye oluşturmasına yardımcı olacağını açıkladı.

4.  ABD’den kalkan hayalet uçaklar uzun bir mesafe katederek Güney Kore’de önceden belirlenmiş uydurma hedeflere bomba attı. ABD yetkilisi “istersek uzun mesafeli, hassas vuruşlar yapabiliriz demek istedik” açıklaması yaptı.

Bugün gelinen duruma bakıldığında Kuzey Kore, sürekli açıklamalarla gerginliği tırmandıran taraf olarak görünmektedir. ABD-Güney Kore cephesi ise bu açıklamaların hepsini bir blöf olarak değerlendirmektedir. Ancak, yine de bu cephe, nasıl olsa karşıdaki blöf yapıyor, böyle bir şey yapamaz diyerek gevşemiyor. Kuzey Kore’nin bazen saçma olarak nitelendirdikleri tehditlerini dahi ciddiye alıp buna uygun bir karşılık veya gözdağı veriyorlar. Bu da Kuzey’in yeni bir açıklamasını getiriyor beraberinde.

Bölgede diğer önemli bir oyuncu olan Çin’in de tavrının önemli olduğunu belirtmekte fayda var. Çin, her ne kadar ideolojik olarak hep Kuzey Kore’nin arkasında görünse de ABD ile olan ilişkilerini bu ülke yüzünden tehlikeye atmaz. Bunu da çeşitli vesilelerle bugüne kadar gösterdi. En son Mart başında BM’de Kuzey Kore aleyhindeki kararı Çin de olumlu oy vermek suretiyle destekledi. Çin, her şeye rağmen Kuzey Kore üzerinde belli bir etkisi olabilecek tek ülke gibi görünüyor. Görüldüğü gibi Çin, Kuzey’in hareketlerini kayıtsız şartsız desteklemiyor. Hatta bu ölçüsüz gerginlikten rahatsız olduğu bile söylenebilir. Çünkü Kuzey Kore’nin gerginliği tırmandırması, Çin’in hiç istemediği bir sonucun doğmasına yol açıyor: ABD gittikçe bölgeye daha çok güç gönderiyor ve Güney Kore-Japonya ile gittikçe daha çok yakınlaşıyor. Bu sonuçlar yüzünden Çin’in Kuzey Kore yönetimine kızgın olduğu bile tahmin edilebilir.

Güney Kore, bugünkü durumu şimdiye kadar iki ülke arasındaki en kötü durum olarak değerlendiriyor. Ancak, bu durumun bir savaşa yol açmayacağından emin görünüyor. Çeşitli kaynaklardan Kuzey’in niyetinin savaş olmadığı çıkarımını yapıyor. Bu göstergelerden biri Kuzey Kore Turizm Bakanının Çin ziyareti sırasındaki demeçleri. Kuzey Kore Turizm Bakanı, Çin’deki görüşmeleri sırasında turizm mevsiminin başladığı, Çinli turistleri bekledikleri ve yarımadada bir savaş olmayacağı yönünde çeşitli demeçlerde bulundu. Güney Kore, bu ve benzeri göstergelere bakarak bir savaş olmayacağını, ama sınır boylarında küçük bir çatışmanın ihtimal dâhilinde olduğunu düşünüyor. Gündelik hayatta Güney Koreliler de bizim gibi bu gerginliği televizyonlardaki haberlerden dinliyorlar.

Gerek Güney Kore gerekse ABD tarafından Kuzey Kore’nin bu eylem ve söylemleri daha ziyade iç kamuoyuna yönelik olarak değerlendiriliyor. Bu cephenin değerlendirmelerine göre yeni başa geçen Kim Jong-ın’ın henüz yeri çok sağlam değil. Bu tip güç gösterileriyle Kuzey Kore halkının gözünde iktidarını sağlamlaştırmak istiyor. Neredeyse bütün gerginliği tamamen bu iç faktörlere bağlıyorlar.

Bu yazı 3834 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı