Hoşgeldiniz; Bugün 24 Mayıs 2017 Çarşamba
İsrail|24 Kasım 2015 Salı

İsrail ve ABD’nin Askeri ve İstihbari İttifakının Değerlendirilmesi ve Pollard Olayı

Yrd. Doç. Dr. Çağla Gül Yesevi tarafından yazıldı.

2015 yılına ait Mitvim kuruluşunun hazırladığı İsrail’in Dış Politika Endeksi’ne göre, halkın %41’i İsrail-ABD ilişkilerinin kötü olduğu yönünde görüş bildirmiştir. İsrail ve ABD arasında pek çok konuda görüş ayrılığı bulunmaktadır.

CNN televizyonunda "The Lead with Jake Tapper" programına konuk olan Kerry:

İsrail, onun güvenlik ihtiyaçlarına her zaman destek olacağımızı anlamalı. Ancak hiç kimse, barış sürecine karşı oldukları ya da iki devleti beğenmedikleri için, yaptıklarımızı ya da söylediklerimizi çarpıtmamalı. Yılmayacağım. Başkan Obama'nın Ortadoğu'da barışı sağlama çabasına gösterdiği bağlılıkta geri çekilmeyeceğim" diye konuşmuştur. (AA, 06.02.2014).

Bu konuşma, ABD’nin İsrail’in yanında olacağını, ancak artık farklı siyasal hedeflerinin bulunduğunu ortaya koymaktadır.

İsrail için başlıca tehdit İran olarak gözükmektedir. İran’ın nükleer programı ve İran’dan kaynaklanan İslami terörizm, İsrail’i tedirgin etmektedir. İsrail’in güvenliği için, İran’ın balistik füzeleri ve nükleer programı, diğer önemli bir konudur. Obama’nın Ekim 2014’te Hamaney’e yazdığı mektupta IŞİD’le mücadelede işbirliği ve nükleer müzakerelerin olumlu sonuçlanması konularını ele almıştır. (CNN Türk, 13.11.2014).

İsrail, Hizbullah’ın, İran tarafından askeri ve mali yönden desteklendiğini, belirtmektedir.  İran-ABD yakınlaşması ve İran’ın P5+1 ülkeleri ile nükleer programı konusunda anlaşması, İsrail tarafından hoş karşılanmamıştır. İsrail, İran’ın, uranyum zenginleştirmeye devam ettiğini belirtmekte ve İran üzerindeki baskının arttırılması gerektiğini, savunmaktadır.

İsrail ve ABD askeri konularda işbirliğinde bulunmakta ve istihbarat paylaşımını uzun yıllardır sürdürmektedirler. ABD ve İsrail tarafından geliştirilen Arrow 3, yukarı atmosferden gelen füzeler için tasarlanmıştır. Bu füze Arrow 2’nin gelişmiş şeklidir ve İsrail’in Patriotlarını, tamamlayacak özelliklere sahiptir (The Military Balance, 2012, s.305). İsrail’in savunma alanında işbirliği yaptığı bir numaralı ülke, ABD’dir. Böylelikle, ileri teknoloji ürünleri satın alması kolaylaşmaktadır.

1990’lı yıllar ve 2000’li yılların başında, Suriye, ana silah arz kaynağı olan Rusya’yı kaybetmiştir. 2005-2008 yılları arasında yeniden Rusya ile antlaşmalar yapılmış ve hafif silah alımı başlamıştır. Suriye, 1997-2008 yılları arasında, Rusya’da 6,1 milyar dolarlık silah satın almıştır. İsrail ise, ABD’den, 10,8 milyar dolarlık, silah alımı, yapmıştır. 2005-2008 yılları arasında, Suriye, en fazla silah alımı yapan Ortadoğu ülkeleri arasında, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’dan sonra, 4. sırada yer almıştır (Cordesman, Nerguizian, 2010).

İsrail, 2010 yılında ABD'den 2,7 milyar dolar ve 2011 yılında, 3 milyar dolar askeri yardım almıştır. 2007 yılında, iki ülke arasında yapılan antlaşma uyarınca, 2011-2018 yılları arasında,  İsrail’in 3,1 milyar dolar askerî yardım alması planlanmıştır. Buna göre, 2010 yılında, İsrail’in savunma harcamalarının % 19’u ve 2011 yılındaki savunma harcamalarının % 23’ü ABD yardımlarıyla sağlanmıştır (Cordesman, Nerguizian, 2010,s.42) ABD, 2012 yılında, Iron Dome sistemini finanse etmek için 250 milyon dolarlık ek bütçeyi onaylamıştır (MilitaryTechnology, 2013, s.254). Iron Dome ve Arrow füze savunma sistemleri, iki ülke arasındaki işbirliğinin ürünleridir. İsrail’in, bölge ülkeleri arasındaki “her şeye kadir güç” imajını güçlendirmektedir.

Defense Security Cooperation Agency, 2005-2010 yılları arasında gerçekleştirilen silah satışlarıyla ilgili olarak, ABD kongresini bilgilendirmiştir. ABD’nin ürettiği silahların, 23,1 milyar dolarlık kısmını İsrail, 3,5 milyar dolarlık kısmını Mısır ve 1,97 milyar dolarlık kısmını Ürdün satın almıştır (Cordesman, Nerguizian, 2010,s.38).

Kasım 2015’te gerçekleşen son Netanyahu-Obama görüşmesinde, Netanyahu önümüzdeki 2018 yılından başlamak üzere 10 yıllık süreçte ABD’den toplam 50 milyar dolarlık askeri yardım talep etmektedir. Bu yeni talep yıllık 3,1 milyar dolar olan Amerikan askeri yardımının, yıllık 5 milyar dolara çıkması anlamına gelmektedir. ABD, Iron Dome ve Arrow füze savunma sistemleri için 750 milyon dolar harcamaktadır. Bu yeni talep, ABD yardımını yıllık 1 miyar dolardan fazla artması anlamına gelmektedir.

İsrail ve ABD arasında askeri işbirliği yanında, istihbarat alanında da önemli bir dayanışma söz konusudur. 13 Aralık 1949 tarihinde, İsrail’in ilk Başbakanı Ben Gurion, devlet istihbarat kurumlarını koordine edecek bir teşkilat oluşturulması talimatını vermiştir. Mossad, bu talimattan, iki sene sonra kurulabilmiştir  (Bar-Zohar, Mishal, 2012, s.51). Ben Gurion, Mossad'ın kurulması görevini, Reuven Shiloach’e vermiş ve örgütün kurulduğu andan itibaren, kendisine bağlı olarak yapılandırılmasını istemiştir. Reuven Shiloach ve Isser Harel’in başkanlıkları döneminde yapılandırılan Mossad, kısa sürede dış haber alma servisine dönüşmüştür.

İsrail, kendisine yönelik tehditleri bertaraf etmek amacıyla, yabancı istihbarat örgütleri ile işbirliğinde, bulunmaktadır. CIA ve Mossad arasındaki istihbarat ilişkisinin geçmişi uzun yıllara dayanmaktadır. Önceleri, İsrail, Sovyetler Birliği’ne yakınlığı ile ABD için bir tehdit oluşturmaktaydı. İsrail liderlerinin çoğu, Sovyetler Birliği’nden İsrail’e göç etmiş kişilerdi. Bu liderler, Sosyalist Parti üyesiydiler ve İsrail’de İşçi Bayramı kutlamaları yapılmaktaydı. İsrail, Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanıyan 5 ülkeden biriydi. CIA’in, Sovyetler Birliği’ndeki istihbarat örgütleri gibi güçlü bir yapısı ve istihbarat yeteneği bulunmamaktaydı. Bu dönemde, Sovyetler Birliği, ABD’nin nükleer sırlarını çalmayı başarmıştı. İsrail’in Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa ile yakın ilişkilerinin, ABD’nin Sovyetler Birliği içinde bilgi toplamasını kolaylaştıracağı anlaşılmıştır. 1950’li yıllarda, CIA şefi James Angleton, CIA ve Mossad arasındaki işbirliğini sağlayan isim olmuştur (Kahana, 2001, s.409-410). O dönemden itibaren İsrail güçlü bir müttefik olmuş, ABD ve İsrail’in istihbarat konusundaki işbirliği sürekli artmıştır.

Son dönemde İran konusunda iki ülke arasında çıkan anlaşmazlıklar, dikkat çekmektedir. Ancak istihbarat ve askeri alandaki ortak çalışmalar sürmektedir. Ancak İsrail ve ABD arasında güçlü ve sarsılmaz bir işbirliğinin varlığı gözlemlense de milli çıkarlar konusuna gelince, ortaklığın bozulduğu konular bulunmaktadır. Bu olaylardan biri 30 yıldır iki ülkeyi etkileyen Pollard olayıdır.

Jonathan Jay Pollard, Teksas’ta doğan bir Musevi’dir. 1979 yılında, Amerikan Donanması’nda istihbarat analisti olmuştur. 1984 yılından itibaren İsrail adına gönüllü ajan olarak çalışmaya başlamıştır; elde ettiği bilgileri, Mossad’a aktarmıştır. Elektronik dinleme, gözetleme sırları, NATO’ya ait sırlar, Pollard tarafından Mossad’a aktarılmıştır. 21 Kasım 1985’te yakalanan Pollard, İsrail adına casusluk yaptığı gerekçesiyle, ABD’de tutuklanmıştır. Pollard, 30 yıldır hapishanede bulunmaktadır. 1995 yılında, Pollard’a İsrail vatandaşlığı verilmiştir.İsrail Hükümeti, Pollard’ın serbest bırakılması için büyük çaba sarf etmiştir. (Uluç, 27.02.2013).

Pollard’ın casusluğu ve sonrasında 30 sene ABD’de hapishanede tutulması iki ülke ilişkilerinin değerlendirilmesi açısından önemli bir göstergedir. ABD’nin askeri yardımları, İsrail’in bölgede teknolojik ve askeri yönden önemli bir güç haline gelmesini sağlamaktadır.  Her ne kadar uluslararası sistemde, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarında görüldüğü gibi ABD, İsrail’in hamisi rolünü oynasa da iki ülkenin kendilerine ait ideolojileri ve çıkarları olduğu açıkça görülmektedir. Pollard, İsrail’in yoğun ve ısrarlı taleplerine rağmen 30 yıl boyunca tutuklu kalmıştır ve serbest kaldıktan sonra da 5 yıl ABD’den ayrılamayacaktır. Netanyahu, Pollard’ın eşiyle birlikte olması için İsrail’e gönderilmesi isteğini Obama’ya iletmiş ancak bu istek olumlu karşılanmamıştır. Siyasal ilişkilerin yoğunluğuna rağmen, yargı kuralları uygulanmıştır. Pollard olayı, iki ülke arasındaki karşılıklı güveni sarsan bir vaka olarak değerlendirilmiştir. Pollard’ın İsrail’e gidebilmek için ABD vatandaşlığından vazgeçebileceği belirtilmektedir. Netanyahu, Pollard’la ilgili geniş çaplı kutlamaların yapılmasının önüne geçmeye çalışmaktadır. Tüm iyi ilişkilere ve İsrail’in ısrarlı taleplerine rağmen, Pollard erken serbest bırakılmamış ve cezasını gerektiği gibi çekmiştir.

Kaynaklar:

Bar- Zohar, M. &Mishal, N. (2012). Mossad. İstanbul: Koton Kitap.

CNN Türk.(13.11.2014). Hamaney ve Obama arasında gizli mektuplaşma trafiği. http://www.cnnturk.com/haber/dunya/hamaney-ile-obama-arasinda-gizli-mektuplasma-trafigi(Erişim tarihi:14.11.2014).

Cordesman, A. H.ve Nerguizian, A. (2010). CSIS Report:The Arab-Israeli Military Balance.http://csis.org/files/publication/100629_Arab-IsraeliMilBal.pdf

Kahana, E. (2001). Mossad-CIA Cooperation, International Journal of Intelligence and Counter Intelligence 14(3) 409-420.

Mitvim. (2015). 2015 Foreign Policy Index.http://mitvim.org.il/images/Press_Release_-_Mitvim_Foreign_Policy_Index_-_2015.pdf (Erişim tarihi : 01.11.2015)

New York Times (19.11.2015). After 30 Years in Prison: Jonathan Pollard to be Freed- but not to Israel. http://www.nytimes.com/2015/11/20/us/politics/after-30-years-in-prison-jonathan-pollard-to-be-freed-but-not-to-israel.html?_r=0(Erişim tarihi : 20.11.2015)

The Military Balance (2012). Chapter Seven: Middle East and North Africa, 112(1), 303-360.

Uluç, D. (27.02.2013). Amerika casus Pollard’ı Pascovich, affedebilecek mi? http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/22693028.asp(Erişim tarihi:01.12.2014).

Yesevi, Ç.G. (2015). İsrail Ordusu ve İstihbarat Örgütleri. Ankara: Kripto Yayınları.

Bu yazı 969 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı