Hoşgeldiniz; Bugün 23 Haziran 2017 Cuma
İsrail|10 Nisan 2014 Perşembe

Yeni Büyük Oyunda Yeni Perde: İsrail-Kazakistan İlişkileri Üzerine Bir İnceleme

Esme Özdaşlı tarafından yazıldı.

19. yüzyılda İngiltere ve Çarlık Rusya arasında Türkistan’a yönelik yoğun bir nüfuz mücadelesi yaşanmıştır. Çarlık Rusya’dan devraldığı imparatorluk alanı üzerinde yeni bir hâkimiyet tesis eden Bolşevik Rusya uzun süre Sovyetler Birliği adı altında bu alanı kendi bünyesinde bulundurmuştur. 1980’lerin sonlarına dek bu alan üzerinde dış güçlerin nüfuz mücadelesi sadece propaganda niteliğinde olmuştur. Zira bu alanda yer alan sözde birlik “devletleri”nin her hangi bir dış ilişkiler tesis etme yetkisi yoktu. 1990’ların başlarından itibaren bu bölgede nüfuz mücadelelerinin yeni bir boyuta geçtiği gözlemlenmektedir. Batı, ABD, İran, Türkiye gibi dış aktörler arasında İsrail de yer almaktadır.

1.      İsrail’in Çevreleme Politikası

Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte İsrail, kendisini adeta bir okyanus gibi çevreleyen Arap ülkelerinin baskısından kurtulmak, ihtiyaç duyduğu enerji kaynaklarına ulaşmak ve özellikle Filistin sorunu nedeniyle dünya kamuoyunda var olan kötü imajını[1] yıkmak için eski Sovyet ülkeleri ile ilişkilerini 1991’den bu yana geliştirmeye çalışmaktadır. Bu süreçte çoğunluğu Müslüman olan ülkeler İsrail’in İslam Dünyası ile ilişkilerini normalleştirmek için önemli fırsatlar sunmuştur. İsrailli politikacılar İsrail’in başta Azerbaycan ve Kazakistan olmak üzere yeni bağımsız olan Müslüman ülkelerle geliştireceği iş birliğinin diğer Müslüman ülkeler ile Yahudi devleti arasındaki ilişkilere bir model oluşturacağı düşünmektedir.[2] Buna ek olarak İsrail’in en büyük düşmanı olarak gördüğü İran’ı çevrelemek adına İran’ın komşusu ve yakın çevresinde bulunan ülkeler ile yakın diyaloga geçtiği son dönemlerde, sahip olduğu enerji kaynakları, bulunduğu stratejik konum itibariyle Kazakistan Tel Aviv’in ajandasında hep ön sıralarda yer almıştır. İsrail 1950’lerde Araplara yönelik uyguladığı ‘çevreleme stratejisini’ farklı aktörler ve yeni mekânlarda ‘yeni çevreleme stratejisi’ olarak adlandırabileceğimiz bir politika ile tekrar sahneye koymaya çalışmaktadır.

1950’li yıllarda İsrail Ortadoğu’da Amerikan yanlısı ve Arap karşıtı bir ittifak oluşturmaya çalışmış, bu süreçte ‘düşman Arap’ ülkelerini çevreleyebilmek için Türkiye ve İran en önemli alternatifler haline gelmiştir. Zaman içinde Etiyopya’nın da dâhil olduğu bu ittifaka Lübnanlı Falanjistler, Yemenli Royalistler, Güney Sudanlı asiler ve Iraklı Kürtler gibi çeşitli gruplar da katılmıştır.[3] Bu strateji ile ayrıca o yıllarda Arap ülkeleri ile ilişkilerini hızla geliştiren Sovyetler Birliği’nin Ortadoğu’daki nüfuzunu kırmak da hedeflenmiştir.  Nitekim Ben-Gurion’un o yıllarda yaptığı bir konuşmada çevre stratejisi ile Nasırcı-Sovyet dalgasına karşı Ortadoğu’nun dış çemberinde yer alan bazı devletlerle ilişkilerini geliştirdiklerini, Nasır yoluyla artan Sovyet yayılmasına karşı bazı ülkeleri organize ettiklerini açıkça dile getirmiştir.[4]

Ariel Cohen’e göre, İsrail genel olarak Avrasya özelde ise Kazakistan ile sürdürdüğü yakın diyalog ile laik Türk cumhuriyetleri ile ilişkilerini geliştirmenin yanı sıra yeni ‘Büyük Oyun’daki rolünü artırma imkânıda bulabilir.[5] İsrail’in enerji açısından neredeyse dışarı bağımlı olduğu düşünüldüğünde bu stratejinin İsrail için önemi daha anlaşılabilir bir hal almaktadır. Cohen ayrıca, İsrail ve Avrasya ülkelerinin ekonomik olarak birbirlerinin tamamlayıcısı olduğunu, İsrail’in bu ülkelere güneş, sulama, tarım, tıbbi ve birçok konuda teknik bilgi imkânı bulabileceğini buna karşın bu ülkelerden uygun şartlarda enerji alma imkânı alabileceğini ifade etmiştir. Buna ek olarak, ileri askeri teknolojisi, gelişmiş tarım teknolojisi, modern tıp ve eğitim olanakları ile bağımsızlığını yeni kazanmış bu ülkeler için İsrail cazip bir ülke haline gelmiştir.[6]

2.      Kazakistan-İsrail İlişkileri: Stratejik Ortaklı mı Yakın Diyalog mu?

Kazakistan’ın bağımsızlığını kazanmasından kısa süre sonra tanıyan İsrail, bu ülke ile 10 Nisan 1992’de diplomatik ilişkiye girmiştir. Ağustos 1992’de İsrail Kazakistan’da; Mayıs 1996’da ise Kazakistan İsrail’de büyükelçilik açmıştır. 1990’ların sonlarına kadar gerek Kazakistan’ın bağımsızlığını yeni kazanan ülkelerin uğraştığı bir takım sorunlarla uğraşması gerekse İsrail’in 1967’den bu yana uzak kaldığı bu coğrafyadaki nüfuz alanının sınırlı olması iki ülke ilişkilerinin ilk dönemlerde yakın olmasını engellemiştir. Altı Gün Savaşları olarak da bilinen 1967 Arap-İsrail Savaşında İsrail topraklarını dört kat genişletmiş, Arap ülkeleri ile yakın diyalog içinde bulunan SSCB tepki olarak İsrail ile bu tarihten itibaren tüm diplomatik ilişkilerini kesmiştir. 1980’lerin ortalarında SSCB’de başlayan yumuşama dönemine kadar hemen hemen İsrail’in Sovyet coğrafyası ile tüm iletişimi kesilmiştir.

İki ülke arasında özellikle savunma ve istihbarat alanında yoğun ilişki mevcuttur.[7] Kazakistan’ın İran’a yakınlığı dikkate alındığında İsrail’in bu ülke ile geliştirdiği istihbarat paylaşımı hayati önem taşımaktadır. Haziran 2009’da İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in kalabalık bir grupla Kazakistan’a gerçekleştirdiği resmi ziyaret bu ülkeden o tarihe kadar gerçekleştirilen en üst düzey ziyarettir. Ziyaret sırasında Peres; Kazakistan’da hiçbir zaman antisemitizmin olmamasından duyduğu memnuniyeti ifade etmiştir. İran’ın baskısına rağmen gerçekleşen bu ziyarette Nazarbayev üstü kapalı İran’ın nükleer çalışmalarını eleştirerek bu anlamda İsrail’e desteğini ortaya koymuştur.[8] Bilindiği gibi, SSCB’nin topraklarında stratejik nükleer silah bıraktığı dört ülkeden biri olan Kazakistan 1994’te Rusya Federasyonu ile yaptığı anlaşma ile bu silahların tamamını topraklarından çıkarmış ve bu çağrıyı değişik vesilelerle İran’a da yapmıştır.[9]

Tüm Müslüman ülkelerde olduğu gibi Kazakistan’ın da İsrail ile ilişkilerini olumsuz yönde etkileyen en önemli unsur Filistin sorunudur. 1992’de Arafat’ın Filistin’in bağımsızlığının tanınması için Kazakistan’a gerçekleştirdiği resmi ziyaret sonrasında Filistin yönetiminin en üst düzeyde temsil edilmesi konusunda iki ülkenin anlaşmaya varması İsrail’in tepkisine neden olmuştur.[10]Bu ziyaretten kısa bir süre sonra dönemin İsrail Başbakanı Yizhak Smahir Amerikan Kongresi’nin 23 üyesine mektup yazarak, Kazakistan’ı Filistinlilerle görüşmelerini azaltması konusunda ikna etmelerini istemiştir. Aynı zamanda İsrail hükümeti, Kazakistan’ın Filistin ile ilişkilerini yeniden gözden geçirmesi için zamanın ABD Dışişleri Bakanı James Baker’ı sıkıştırmaya çalışmış, bu konuda da oldukça başarılı olmuşlardır.[11] Nitekim 1992 yılında Kazakistan Başbakanı Sergei Terechenco İsrail’i ziyaret ederek ülkesinin nükleer silahları başka bir ülkeye satmasının mümkün olmayacağını ifade ederek İsrail’in kaygılarını azaltmaya çalışmıştır.[12]

Günümüzde de Filistin konusu iki ülke arasında zaman zaman soğuk rüzgârlar esmesine neden olmaktadır. Örneğin, İsrail’in 2008-2009’de gerçekleştirdiği ‘Dökme Kurşun Operasyonu’ sonrasında BM tarafından hazırlanan ve kamuoyunda Goldstone raporu olarak bilinen raporun 5 Kasım 2009’da yapılan oylamasında Kazakistan olumlu oy kullanarak bir nevi İsrail’i kınamıştır.[13] Benzer şekilde Kasım 2012’de Gazze’ye başlatılan hava saldırı sonrasında Kazakistan Dışişleri Bakanı Yerlan İdrisov ülkesinin bu saldırıyı kınadığını bildirmiştir.[14]

Sonuç

1991’den sonra İsrail sıkıştığı Ortadoğu’dan kurtulmak için çok yönlü bir dış politika stratejisi benimsemiş, bu çerçevede Batılı ülkelerden Müslüman ülkelere Arap ülkelerinden Asya’nın büyük güçleri Çin ve Hindistan’ın yanı sıra Vietnam ve Sri Lanka gibi küçük ülkelere kadar geniş bir yelpazede dış politika vizyonu belirlemiştir.[15] İsrail’in bu yeni dış politika manevrasında ekonomik beklentilerin yanı sıra Arapların tecridinden kurtulmak, özellikle Filistin sorunu nedeniyle dünya kamuoyundaki olumsuz imajını değiştirmek ve diplomatik destek alabilecek ülke sayısını artırmaktır. Buna ek olarak Tel Aviv Soğuk Savaş döneminde Arapların baskısından kurtulmak için geliştirilen çevreleme stratejisini, 1991’den sonra İran ile yaşanan mücadeleye uyarlanmış ve bu süreçte İran’ın komşuları İsrail için en önemli hedefler haline gelmiştir. ‘Yeni Çevreleme Stratejisi’ çerçevesinde 1990’lardan itibaren Türkiye ile yakın temasa geçen İsrail, İran’ın komşusu olan veya yakın bölgelerde bulunan ülkeler ile de ilişkilerini geliştirmeye başlamıştır. Bu bakımdan İsrail’in Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Gürcistan gibi eski Sovyet cumhuriyetleri ile kısa zamanda geliştirdiği ilişkileri, ekonomik beklentilerin yanında İran unsurunu da dikkate alarak değerlendirmek gerekmektedir.[16]

 

 


[1]Örneğin, BBC’nin Aralık 2012-Nisan 2013 tarihleri arasında 25 ülkede yaklaşık olarak 26 bin kişiye yaptığı ankette İsrail dünyanın en olumsuz algılanan ilk dört ülke arasında yer almaktadır. “Views of China and India Slide in Global Poll, While UK’s Ratings Climb”, (http://www.globescan.com/news-and-analysis/press-releases/press-releases-2013/277-views-of-china-and-india-slide-while-uks-ratings-climb.html), (23.02.2014).

[2]Alexander Murinson, “Israel: A Welcome New Stage in Azerbaijani-Israili Ties”, The Jerusalem Post, http://www.jpost.com/Opinion/Op-EdContributors/Article.aspx?id=144116, (11.03.2014).

[3]Benjamin Beit-Hallahmi, The Israel Connection: Whom Israel Arms and Why, İ.B Tauris&Co Ltd,, London, 1988, p. 8.

[4]Alptekin Dursunuoğlu, Stratejik İttifak: Türkiye İsrail İlişkisinin Öyküsü, Anka Yayınları, Üçüncü Basım, İstanbul, 2002, s. 35.

[5]Ariel Cohen, “Kazakhistan: Israel’s Partner in Eurasia”, Jerusalem Center for Public Affairs”, (http://jcpa.org/article/kazakhstan-israels-partner-in-eurasia/), (23.03.2014)

[6]Cohen, a.g.e.

[7]“Kazakhstan: Military Hardware Bought from Israel Flawed”, Haaraetz, (http://www.haaretz.com/news/kazakhstan-military-hardware-bought-from-israel-flawed-1.274055), (04.04.2014).

[8]Cohen, a.g.e.

[9] Utku Yapıcı, Kazakistan’ın Dış ve Güvenlik Politikasında Çok Vektörlülük. Uluslararası Sistemde Orta Asya: Dış Politika ve Güvenlik, Der. M. Turgut Demirtepe ve Güner Özkan,”, USAK, Ankara, 2013, s. 202.

[10]Leon T. Hadar, The Last Days of Likud: The American-Israeli Big Chill, Journal of Palestine Studies, Vol. 21, No. 4, Summer 1992, pp. 87-88.

[11]Bülent Aras, Post-Cold War Realities: Israel’s Staretegy in Azerbaijan and Central Asia, Middle East Policy, Vol. V, No. 4, January 1998, s. 69.

[12]Kamer Kasım, Türkiye-İsrail ilişkileri: İki Bölgesel Gücün Stratejik Ortaklığı, Der. İdris. Bal, Yirminci Yüzyılın Eşiğinde Türk Dış Politikası, Alfa Yayınları, Ankara, 2001, s. 578.

[13]UN General Assembly/10883, Sixty-fourth General Assembly, https://www.un.org/News/Press/docs/2009/ga10883.doc.htm, (01.04.2014).

[14] Ozan Örmeci, “İsrail-Kazakistan İşbirliği Derinleşiyor”,(http://politikaakademisi.org/israil-kazakistan-isbirligi-derinlesiyor/), (06.04.2014).

[15]Jacob Abadi, “Israel’s Quest for Normalization with Azerbaijan and the Muslim States of Central Asia”, Journal of Third World Studies, Vol. 19, Issue 2, Fall 2002, (http://www.qlineorientalist.com/AzerbaijanSociety/AzIs/AzIsArticle.html), (21.03.2014).

[16] Esme Özdaşlı, “Stratejik Ortaklık Kavramı ve İsrail’in Azerbaycan Politikası”, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Isparta 2012, s. 183.

Bu yazı 3423 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı