Hoşgeldiniz; Bugün 29 Mart 2017 Çarşamba
İsrail|06 Ağustos 2012 Pazartesi

Tel Aviv’in Kürt Üçgeni

Sibel Kalemdaroğlu tarafından yazıldı.

Tel Aviv Üniversitesi Moshe Dayan Merkezi Kürt Çalışmaları Programı'nın Başkanı Profesör Ofra Bengio, tarafından İsrail'in önde gelen gazetelerinden Haaretz için kaleme alınan yazıda Suriye'de yaşanan gelişmelerin Ortadoğu'nun stratejik haritasını değiştirme ve denize ulaşan bir Kürdistan'ı yaratma potansiyeli taşıdığı ifade edilmiştir.[1] Bengio Ortadoğu'da son yaşananların "Kürt üçgeni" dediği Irak, Türk ve Suriye Kürtlerinin yoğunluklu olarak yaşadığı bölgede önemli gelişmelere yol açtığını ifade etmektedir. Bengio'ya göre bu gelişmelerin sonucudenize çıkışı olmayan Irak Kürt Bölgesel Yönetiminin (IKBY) Akdeniz'e ulaşan bir koridor yaratmasını olabilecektir. Ofra Bengio'nun değinmediği Kerkük petrollerinin Türkiye'den bağımsız olarak Akdeniz'e ulaştırılması ihtimalinin Kuzey Irak üzerindeki stratejik baskıyı kaldıracağıdır.

IKBY'nin Akdeniz'e ulaşması için Suriye'deki gelişmeler büyük önem taşımaktadır. Bengio Suriye'deki Kürtlerin buradaki isyanı lehlerine çevirebildiğini ve burada oluşan güç boşluğunu bölgeyi kontrol altına alma ve özerkliktalep etme yolunda kullandıklarını ifade etmektedir. Suriye Kürtleri böylelikle tek taşla fazlaca kuş vurabilmiş, Şam ile ulusal taleplerini karşılamakta isteksiz olan Suriye muhalefetinin geri kalanı karşısında ellerini güçlendirebilecek iyi bir pazarlık pozisyonu elde etmiş, Türkiye'ye kendi Kürtleri ile ilgili gerekli mesajı göndermiş ve IKBY'ne yaklaşmışlardır.

Bengio bu gelişmelerin Türkiye'de histeri ölçüsündeki bir endişe ile izlendiğini ifade etmektedir. Türkiye'nin endişeleri başlıca üç konuda toplanmaktadır. Bunlar Suriye'deki en önemli Kürt örgütlenmesi olan ve ülkenin Kürt bölgesini kontrol altına alan, PKK ile yakın ilişkilere sahip olan PYD'nin bölgeyi Türkiye'ye karşı yapılan saldırıların merkezi haline getirmesi, Türkiye'deki Kürtlerin de Suriye Kürtlerinden etkilenerek benzer adımlar atması riski ve IKBY'nin bu gelişmeleri denize doğru genişleme yönünde fırsata çevirmesi etrafındadır. Bu tehditler karşısında Türk yetkililer ve analizciler iki çözüm önerisi sunmaktadır. Bunlar Suriye Kürt bölgesi ile olan sınırda bir tampon bölge oluşturmak ve Türkiye Kürtleri ile uzlaşmaktır.

Bengio Kürt üçgeninin bir diğer önemli unsuru olarak Türkiye'nin rolüne değinmektedir. Bengio burada AKP hükümetinin politikasını isabetli bir şekilde yorumlamaktadır. AKP döneminde Türkiye'deki Kürtlere ve IKBY'e karşı olan politikada bazı değişiklikler gerçekleşmiştir. Ancak bu yeni politika kaygan bir zemindedir ve değişkendir. Bu bağlamda AKP bir yandan Kürt sorununu çözme isteği ile PKK ile gizli görüşmeler bile gerçekleştirmek isteyen bir politika izlemiş daha sonra ise geri adım atmıştır. Bir yandan Kürt dili ve kültürü ile uzlaşma politikaları izlenirken diğer yandan binlerce Kürt eylemciye hapis cezası verilmiştir. Bengio AKP'nin bu ikili siyasetinin PKK'yı güçsüzleştireceğine canlı tuttuğuna, Kürt milliyetçiliğine de ivme kazandırdığınainanmaktadır.

Bu aynı ikili politika Ankara'nın KBY ile olan ilişkisini de şekillendirmektedir Ofra Bengio'ya göre. Bir yandan Bağdat hükümetinin onayı olmadan IKBY ile petrol ve doğalgazanlaşmaları imzalanmakta diğer yandan da Irak'ın bütünlüğüne yapılan vurgu tekrarlanmaktadır.

Kürt üçgenindeki üçüncü önemli faktör de Kürdistan'ın her üç bölgesinin birbirleriyle derinleşen ilişkileridir. Eskiden bu bölgelerin ortak sınırları neredeyse hiçbir sızmaya izin vermeyecek şekilde kapalıyken son on senede sınırların tamamen geçişken hale geldiğine ve sınırlar ötesi hareketliliğin arttığına dikkati çekmektedir.

Bütün bunların yanında bir yarı-devlet haline gelen IKBY diğer Kürt bölgelerine kendini bir model olarak sunmaktadır. IKBY Büyük Kürdistan'ın merkez üssüne dönüşme yoluna girmiştir. Diğer bölgelerdeki Kürt eylemciler sık sık IKBY'ye danışma, koordinasyon, örgütlenme ve eğitim için gitmektedir. Örneğin IKBY Suriyeli Kürt örgütlerinin üyelerine eğitim vermiştir. Bunun yanında 700 savaşçının IKBY'ne en yakın Suriyeli Kürt şehri olan Kamışlı'ya gönderildiği iddia edilmektedir.

Artık Kürt milliyetçi hareketi Kürt bölgelerinin neredeyse her yerinde iyice belirginleşmiştir. Bengio'ya göre bölgedeki tektonik sosyopolitik değişimlerin gerçekleşmesi ile bölgedeki devletlerin zayıflaması Ortadoğu'nun stratejik haritasının değişmesi ile sonuçlanabilecektir. 1. Dünya Savaşı sonrası büyük güçler tarafından şekillendirilen ve Irak, Türkiye ve Suriye Kürtlerini birbirinden ayıran sınırlar eskisi gibi kutsal ya da güvenli gözükmemektedirler.Bengio analizini sayıları 30 milyondan fazla olan Kürtlerin 20. Yüzyılın kolonyal sınırlarını ortadan kaldırarak 21. Yüzyılda bu istikrarsız durumdan fırsat yakalamaları ve hatta denize ulaşmalarının akıl almaz olmayacağı iddiası ile bitirmektedir.

Bengio'nun saptama ve öngörüleri büyük ölçüde isabetlidir. Ancak eksik olan nokta Suriye'deki Kürt oluşumları arasındaki bölünmenin 9-10 Temmuz 2012'de Mesud Barzani liderliğinde Erbil'de gerçekleştirilen toplantı ile aşıldığı ve bu bağlamda PKK'nın etkisi altındaki PYD'nin de Suriye konusundaki sürece dahil edildiğidir. Bu Türkiye'nin Barzani'den istediği PKK'nın Kuzey Suriye'deki etkinliğinin kırılmasının tam tersi bir durum yaratmıştır. Bundan Barzani Kuzey Suriye'deki PKK etkinliğini yok etme iradesine sahip olmadığı anlaşılmaktadır. Zaten bunun ardından Kuzey Suriye'deki Kürtlerin yoğunlukla yaşadığı dört bölge PYD'nin kontrolüne girmiştir.

Bunun yanında Bengio'nun atladığı bir diğer nokta da Kuzey Suriye'deki Kürt bölgelerinde Baas rejimi askerlerinin çekilmesinin Ankara'yı cezalandırmak için bilinçli olarak yapılma olasılığıdır. Bunun ardından da özellikle isyancılardan çekinen Nusayri halkın Akdeniz kıyısına doğru göç etmeleri ile Suriye gerçek bir bölünme sürecine girmiştir.

 


 

[1]http://www.haaretz.com/opinion/kurdistan-reaches-toward-the-sea.premium-1.455675#

 

 

 

Bu yazı 4453 defa okundu.
  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

comment_what_is_your_mind

google_ad_height = 240; //-->
TSK Mehmetçik Vakfı